Paragraf
590 questions
Ringelmann Etkisi, bir gruptaki katılımcı sayısı arttıkça bireylerin giderek daha az üretken hâle gelme eğilimini açıklayan psikolojik bir olgudur. İlk olarak 1913 yılında Fransız tarım mühendisi Max Ringelmann'ın gerçekleştirdiği ip çekme deneyinde, gruba eklenen her yeni üyenin toplam performansa yaptığı katkının giderek azaldığı tespit edilmiştir. Bu durum, bireylerin kendi çabalarının grup içinde fark edilmeyeceğine inanmasından veya sorumluluğun diğer üyelerce üstlenileceği düşüncesinden kaynaklanır. Günümüzde iş yaşamından spor takımlarına kadar pek çok alanda karşılaşılan bu olumsuzluk, görevlerin net bir biçimde tanımlanması ve bireysel katkıların ölçülebilir hâle getirilmesiyle azaltılabilmektedir.
Bu parçadan hareketle Ringelmann Etkisi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Diderot etkisi, tüketicilerin edindikleri yeni bir nesnenin mevcut tüketim kalıplarıyla uyum sağlamasını istemeleri ve bu nedenle birbirini tetikleyen yeni satın almalar gerçekleştirmelerini açıklayan bir tüketici davranışı olgusudur. Bu kavram, adını Fransız filozof Denis Diderot'nun kendisine hediye edilen şık bir sabahlığın ardından evindeki diğer tüm eşyaları yeni sabahlığına uydurmak amacıyla değiştirmesini ve sonunda borca girmesini anlattığı denemesinden alır. Diderot etkisine göre, tek bir yeni alışveriş tüketici kimliğinde bir kırılma yaratır; birey, yeni edindiği prestijli nesneyle uyumlu olmayan eski eşyalarını değersiz görmeye başlar. Bu durum, ihtiyaç dışı harcamaları tetikleyerek bitmek bilmeyen bir tüketim sarmalı oluşturur.
Bu parçadan "Diderot etkisi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
(I) Antik Dönem mezarlarında sıkça rastlanan gözyaşı şişeleri, pişmiş toprak veya camdan yapılmış küçük kaplardır. (II) Bu şişelerin, ölen kişinin ardından dökülen gözyaşlarını toplamak amacıyla kullanıldığına dair yaygın bir inanış vardır. (III) Ancak arkeolojik çalışmalar, bu kapların aslında parfüm, merhem ve değerli yağları saklamak için üretildiğini ortaya koymaktadır. (IV) Roma İmparatorluğu döneminde cam işçiliğinin gelişmesiyle birlikte bu kapların tasarımı ve çeşitliliği büyük bir artış göstermiştir. (V) Üretim teknolojisindeki bu ilerleme, camın dayanıklılığını artırmış ve renkli cam tasarımlarının yaygınlaşmasını sağlamıştır. (VI) Özellikle üfleme cam tekniğinin keşfi, seri üretimi kolaylaştırarak bu kapların geniş halk kitlelerince kullanılmasının önünü açmıştır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Göz takibi teknolojisi; kullanıcının nereye, ne kadar süreyle ve hangi sırayla baktığını kızılötesi ışınlar ve kameralar yardımıyla tespit eden bir yöntemdir. Günümüzde bu teknoloji sadece tıp veya psikoloji alanında değil; web tasarımı, reklamcılık ve oyun geliştirme gibi ticari sektörlerde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Tasarımcılar, kullanıcıların ekran üzerindeki görsel hiyerarşiyi nasıl algıladığını ve hangi alanların daha fazla dikkat çektiğini bu sistem sayesinde belirlerler. Böylelikle kullanıcı deneyimi optimize edilir ve potansiyel tasarım hataları henüz prototip aşamasındayken giderilir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
Arkeoastronomi, antik uygarlıkların gökyüzü olaylarını nasıl gözlemlediklerini ve bu gözlemleri mimari yapılarına nasıl yansıttıklarını inceleyen çok disiplinli bir alandır. Geçmişteki topluluklar için gökyüzü sadece bir zaman belirteci değil, aynı zamanda kozmik bir düzenin yeryüzündeki yansımasıydı. ------- Nitekim Stonehenge’den Maya tapınaklarına kadar pek çok anıtsal yapı, ekinoks veya gündönümü gibi önemli göksel döngülerde güneş ışınlarını belirli açılardan alacak şekilde inşa edilmiştir. Bu durum, antik mimarların yalnızca yerel çevre koşullarını değil, evrensel ritimleri de tasarımlarının merkezine koyduklarını göstermektedir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Bir sporcunun ya da bilim insanının başarıya giden yolu, çoğu zaman sayısız başarısızlıkla döşelidir. Karşılaşılan her yenilgi veya yapılan her hata, hedefe giden yolda neyin işe yaramadığını gösteren değerli birer kılavuzdur. Hatalarından ders çıkarmayıp onları birer engel olarak görenler yerinde sayarken, bunları gelişim için bir basamak olarak kullananlar gerçek başarıya ulaşırlar. Dolayısıyla başarı, kusursuz bir yolculuğun değil, hatalardan öğrenerek ilerlemenin bir sonucudur.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
I. Antik Çağ'da bilimin merkezi olan İskenderiye Kütüphanesi, insanlığın o güne dek ürettiği yazılı birikimi tek bir çatı altında toplamayı hedeflemişti.
II. Oysa parşömenlerin kopyalanması ve korunması gibi lojistik zorluklar, kütüphanenin bilgi üzerindeki tekelini sürdürmesini zorlaştırıyordu.
III. Bu devasa arşivde, felsefe yazmalarından tıp metinlerine kadar binlerce parşömen rulosu titizlikle sınıflandırılmıştı.
IV. Nitekim kütüphane bünyesinde çalışan çevirmenler ve kâtipler, farklı dillerdeki eserleri sistematik bir biçimde Yunancaya kazandırıyordu.
V. Tüm bu engellere rağmen kurum, döneminin en parlak zihinlerini kendine çekerek adeta bir akademi görevi üstlenmiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
Tarihçiler uzun yıllar boyunca arşiv belgelerini geçmişin tarafsız ve nesnel tanıkları olarak kabul etmiş, adeta onlara mutlak bir doğruluk atfetmişlerdir. Oysa modern tarih metodolojisi, her yazılı belgenin belirli bir amaç doğrultusunda, belirli bir kişi tarafından ve yine belirli bir güç odağının gözetiminde üretildiğini önemle hatırlatır. Dolayısıyla hiçbir arşiv vesikası, bize geçmişin yalın gerçekliğini doğrudan sunmaz; aksine onu üreten iradenin gerçeği nasıl yansıtmak istediğini gösterir. Bu durum, tarih araştırmacısının belgedeki verileri doğrudan doğruya kabullenmek yerine, metinlerin arkasındaki güç ilişkilerini, üretildikleri bağlamı ve satır aralarındaki ideolojik yönlendirmeleri eleştirel bir süzgeçten geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde tarih yazımı, geçmişin kendisini değil, yalnızca egemen güçlerin kurgulanmış anlatılarını tekrarlamaktan öteye gidemez.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Çay, Türk kültüründe sadece bir içecek değil, aynı zamanda bir sosyalleşme aracıdır. Günün her saatinde tüketilebilen bu içecek; dost sohbetlerinin, aile toplantılarının ve iş görüşmelerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Misafire çay ikram etmek, ona verilen değerin ve konukseverliğin en somut göstergesi kabul edilir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
I. Bu durum da şehirlerin sadece beton yığınları haline gelmesine değil, aynı zamanda orada yaşayan insanların doğayla olan bağlarının tamamen kopmasına yol açmaktadır.
II. Ancak son yıllarda kontrolsüz nüfus artışı ve plansız yapılaşma, bu yeşil alanların hızla yok olmasına neden olmuştur.
III. Geçmişten günümüze kentler, insanların bir arada güvenle yaşayabileceği ve doğayla iç içe olabileceği sosyal alanlar olarak tasarlanmıştır.
IV. Dolayısıyla modern şehircilik anlayışında, çevreyle dost mimari projelerin ve korunan yeşil kuşakların önemi her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır.
V. Özellikle parklar, bahçeler ve yürüyüş yolları gibi ortak kullanım alanları, şehir sakinlerinin nefes alabileceği yegane sığınaklar olmuştur.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında, baştan üçüncü cümle hangisi olur?
Arşivler, geçmişin nesnel ve eksiksiz birer aynası olmaktan ziyade, belirli güç ilişkileri ve ideolojik seçicilikler doğrultusunda inşa edilmiş kurgusal depolardır. 'Arşivsel sessizlik' olarak adlandırılan kavram, resmî belgelerin neleri kaydettiğinden ziyade, neleri dışarıda bıraktığına, kimlerin sesini bastırdığına odaklanır. Tarihsel bilginin üretimi, bu sessizliklerin bilinçli bir biçimde çözümlenmesini ve hegemonik anlatının dışına itilmiş marjinal grupların izlerinin bu boşluklarda aranmasını gerektirir. Dolayısıyla arşiv belgeleriyle çalışan bir araştırmacının temel uğraşı, mevcut verileri tasnif etmek değil; aksine, arşivin suskun kaldığı gri alanları sorunsallaştırarak tarih yazımındaki yapısal boşlukları görünür kılmaktır.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Edebiyat eserlerinin farklı dillere tercüme edilmesi sürecinde karşılaşılan 'çevrilemezlik' olgusu, genellikle aşılması gereken teknik bir engel veya bir başarısızlık göstergesi olarak sunulur. Oysa diller arasındaki bu geçişsizlik alanları, bir dilin dünyaya bakışındaki kendine özgü bilişsel sınırları ve kültürel hafızayı ele verir. Çevirmen, bu aşılmaz gibi görünen duvarlarla karşılaştığında sadece kelimeleri eşleştirmekle kalmaz, hedef dili yeni anlam haritaları üretmeye zorlar. Dolayısıyla çevrilemeyen unsurlar, iki kültürün birbirini asimile etmesini engelleyen birer güvence ve dilin kendi sınırlarını aşarak zenginleşmesini sağlayan dinamik eşiklerdir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Bauhaus tasarım okulu, mimaride ve endüstriyel tasarımda süsleme ile dekorasyonu bir kenara bırakarak işlevselliği en üst seviyeye taşımayı amaçlamıştır. Bu yaklaşıma göre bir nesnenin estetik değeri, dış görünüşündeki yapay gösterişten değil, kullanım amacına ne kadar iyi hizmet ettiğinden kaynaklanır. Günümüzde hızla değişen tüketim alışkanlıkları ve 'kullan-at' kültürü karşısında Bauhaus ilkeleri, dayanıklı ve amaca yönelik tasarımların sadece ekonomik değil, sürdürülebilir bir gelecek için de ne kadar hayati oldu��unu yeniden hatırlatmaktadır. Sadece görsel beğeniye hitap eden geçici trendlerin aksine, işlev ile biçim arasında kurulan bu organik bağ, tasarımların ömrünü uzatmakta ve insan ile eşya arasındaki ilişkiyi daha nitelikli kılmaktadır. Bu parçada Bauhaus tasarım felsefesiyle ilgili olarak vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Bilim dalları arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği günümüzde, disiplinler arası çalışmalar sıklıkla bir zorunluluk olarak sunulmaktadır. Ancak farklı disiplinlerin yöntemlerini gelişigüzel bir araya getirmek, derinlikli bir sentez oluşturmak yerine genellikle her iki alanın da y��zeysel birer kopyasını üretmekle sonuçlanmaktadır. Gerçek bir disiplinler arası başarı, araştırmacının öncelikle kendi uzmanlık alanının yöntembilimsel sınırlarına ve derinliğine tam olarak vakıf olmasını, ardından diğer alanın kavramsal araçlarını bu yetkinlikle süzebilmesini gerektirir. Kendi zeminini sağlamlaştırmadan başka alanların sularında yüzmeye çalışmak, bilimsel üretkenliği artırmaktan ziyade yöntemsel bir karmaşaya yol açmaktadır.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel müzecilik anlayışı, ziyaretçiyi nesnelerin karşısında pasif bir gözlemci konumunda tutarak tek yönlü bir bilgi aktarımını benimser. Ancak çağdaş dünyada bu durağan yapı yerini, ziyaretçinin sergi kurgusuna doğrudan dahil olduğu, kendi anlam dünyasını müzeye taşıdığı 'katılımcı müzecilik' modeline bırakmaktadır. Katılımcı müze, nesneleri sadece sergilenen birer yapıt olmaktan çıkarıp onları toplumsal bellek ve diyalog için birer aracı kılmayı amaçlar. Ziyaretçi artık küratörün çizdiği sınırların dışına çıkarak sergiyi yorumlar, kendi hikâyeleriyle zenginleştirir ve böylece müze alanını canlı bir sosyal foruma dönüştürür. Bu dönüşüm, kültürel mirasın korunmasını ve aktarılmasını daha demokratik ve dinamik bir zemine taşımaktadır.
Bu parçada üzerinde durulan temel konu aşağıdakilerden hangisidir?
Gazeteci:
(I) --------------------------------------
Yönetmen:
- Klasik metinleri günümüz seyircisine sunarken onları kelimesi kelimesine sahneye taşımak yerine, bugünün toplumsal dinamikleriyle yeniden yorumlamayı tercih ediyorum. Çünkü yüz yıl önce yazılmış bir metnin sorduğu sorular ile bugünün insanının aradığı cevaplar aynı olsa da bunları ifade ediş biçimlerimiz çok farklı. Seyircinin sahnedeki karakterle sahici bir bağ kurabilmesi için oyunun dilini ve atmosferini güncellemek kaçınılmazdır.
Gazeteci:
(II) --------------------------------------
Yönetmen:
- Aslında tam aksine, bu yaklaşım metnin özüne ve yazarına saygı duymanın en samimi yoludur. Klasiği müzeleşmiş, dokunulmaz bir nesne olarak saklamak onu yaşayan tiyatrodan koparıp öldürür. Biz metni g��ncelleyerek onun zamana direnen, evrensel çekirdeğini açığa çıkarıyoruz ve yazarı bugünün dünyasıyla yeniden buluşturuyoruz.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Klasik eserleri günümüz koşullarına göre uyarlarken yazarın hayatta olmaması işinizi zorlaştırıyor mu?
II. Klasik bir eserin özgün yapısını bozmadan, modern sahne teknolojilerinden nasıl yararlanabiliriz?
II. Yapılan bu köklü değişikliklerin, eserin aslına ve yazarına zarar verdiğini iddia eden eleştirilere nasıl cevap verirsiniz?
II. Bir yönetmen olarak, klasik metinleri kendi sanatsal üslubunuza uydurmak adına değiştirmeyi doğru buluyor musunuz?
II. Klasik eserlerin zamanla popülerliğini yitirmesi ve tiyatrodan uzaklaşması riskini nasıl değerlendiriyorsunuz?
I. Bu kimyasal değişiklikler, gen diziliminde herhangi bir farklılık yaratmadan genlerin aktif ya da pasif duruma gelmesini kontrol eder.
II. Çevresel faktörlerin ve yaşam tarzının gen ifadesi üzerindeki bu denetimi, epigenetik adı verilen bilim dalının temel çalışma alanını oluşturur.
III. Canlıların gelişim sürecinde, çevreden gelen uyarılar DNA sarmalına belirli moleküllerin eklenmesine yol açar.
IV. Dolayısıyla bireyin maruz kaldığı stres veya beslenme alışkanlıkları, kalıtsal yapıyı bozmadan sonraki nesillere aktarılabilecek biyolojik izler bırakabilir.
V. Bu moleküler eklentilerin en bilineni ise DNA'daki sitozin bazlarına metil gruplarının bağlanmasıyla gerçekleşen metilasyondur.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü cümle hangisi olur?
Kintsugi, kırılmış seramik veya porselen eşyaların, altın, gümüş ya da platin tozuyla karıştırılmış özel bir reçine kullanılarak birleştirilmesi sanatıdır. Japon felsefesinde bu yöntem, kırılan nesnenin kusurlarını gizlemek yerine onları öne çıkararak eserin yaşanmışlığını ve benzersizliğini vurgulamayı amaçlar. Kintsugi felsefesine göre, hasar görmüş bir nesne ömrünü tamamlamamış, aksine kırılma noktalarıyla yeni bir değer kazanmıştır. Bu sanat dalı, sadece fiziksel eşyaların tamir edilmesini değil, aynı zamanda insanın hayatındaki zorlukları ve yaraları kabul edip onlardan güç alarak yaşamına devam etmesi gerektiğini de sembolize eder. Dolayısıyla Kintsugi uygulanan bir kap, kırılmadan önceki halinden daha kıymetli ve estetik kabul edilir.
Bu parçada Kintsugi sanatı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Bilişsel çelişki kuramı, bireyin birbiriyle çelişen inanç, bilgi ya da tutumlara aynı anda sahip olduğunda yaşadığı zihinsel rahatsızlık durumunu ifade eder. (II) Teoriye göre bu uyumsuzluk, bireyde içsel bir gerilime yol açar ve insan zihni bu gerilimi ortadan kaldırmak için doğal bir eğilim gösterir. (III) Yaşanılan bu zihinsel çatışmayı çözmek amacıyla birey ya mevcut inancını değiştirir ya da yeni durumla uyumlu bahaneler üretir. (IV) Günümüzün dijital medya ortamlarında bireylerin kendi görüşlerini destekleyen yankı odalarına sığınması ise sosyal kutuplaşmayı artıran en önemli unsurdur. (V) Söz konusu uyum sağlama çabası, bireyin kendisini tutarlı görme ve psikolojik dengesini yeniden kurma ihtiyacından kaynaklanır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Epistemik balonlar ve yankı odaları, modern dijital bilgi ağlarında sıklıkla birbirinin yerine kullanılan fakat yapısal ve dinamik açıdan tamamen farklı olan iki iletişim olgusudur. Epistemik balonlarda, bilgi ağının tek taraflı tasarımı gereği, bireyler karşıt görüşteki argümanlara ve kanıtlara fiziksel olarak ulaşamaz; bu durum genellikle algoritmik filtrelerin veya kapalı sosyal çevrelerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yankı odalarında ise bireyler karşıt görüşlerin ve bu görüşleri savunanların varlığından tamamen haberdardır. ---- Başka bir deyişle, epistemik balonlarda temel sorun bilgiye erişim eksikliğiyken, yankı odalarında asıl sorun karşıt bilgi kaynaklarının güvenilirliğine yönelik sistemik bir inançsızlık ve aktif dirençtir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?