Paragraf

590 questions

Question 581Question

23. - 24. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Friedrich Nietzsche, 'Tragedyanın Doğuşu' adlı ilk büyük felsefi eserinde sanatsal yaratım sürecini ve insan doğasını iki temel karşıt güç üzerinden temellendirir: Apolloncu ve Dionysosçu ilkeler. Yunan mitolojisinden esinlenen bu kavramsallaştırmada Apolloncu ilke; ölçüyü, uyumu, formu, rasyonaliteyi, sınırları ve bireyselleşmeyi temsil eder. Görsel sanatlar, özellikle heykelcilik ve destansı şiirler bu gücün somutlaşmış yansımalarıdır. Buna karşılık Dionysosçu ilke; sınırların aşılmasını, esrimeyi, doğayla bütünleşmeyi, kaosu, sarhoşluğu ve yaşamın ilksel, vahşi coşkusunu simgeler. Müzik ve lirik şiir ise doğrudan bu i��güdüsel kaynağın ürünüdür. Nietzsche’ye göre antik Grek tragedyasının ulaştığı o muazzam estetik zirve, bu iki zıt ilkenin birbirini yok etmek yerine aralarında kusursuz bir sentez ve gerilimli bir denge kurabildiği döneme denk gelir. Apollon’un sağladığı form ve plastik düzen olmasaydı, Dionysosçu taşkınlık biçimsiz, anlaşılmaz ve yıkıcı bir kaosa dönüşecekti. Diğer taraftan, Dionysosçu derinlik ve varoluşsal coşku olmasaydı, Apolloncu düzen soğuk, ruhsuz ve tamamen yapay bir biçimcilikten ibaret kalacaktı. Ancak Sokratesçi rasyonalizmin ve Euripidesçi gerçekçiliğin felsefe sahnesine çıkışıyla birlikte, yaşamın Dionysosçu boyutu akıldışı ilan edilerek dışlanmış; sanat yalnızca mantıksal ve ahlaki bir çerçeveye sıkıştırılmıştır. Bu durum tragedyayı öldürmüş ve modern insanın kültürel krizini başlatmıştır. Nietzsche’ye göre, kurtuluş ancak bu iki gücün yeniden uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesiyle mümkündür. Çünkü insan, ne sadece aklın soğuk sınırlarında ne de kontrolsüz içgüdülerin kör karanlığında varlığını tam anlamıyla gerçekleştirebilir.

23. Bu parçada Apolloncu ve Dionysosçu ilkelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Show answer & explanation

Answer: Apolloncu ve Dionysosçu ilkelerin antik toplumlardaki dinsel ritüellerden nasıl doğduğuna

Answer

Apolloncu ve Dionysosçu ilkelerin antik toplumlardaki dinsel ritüellerden nasıl doğduğuna
Paragrafta, Apolloncu ve Dionysosçu kavramların Yunan mitolojisinden esinlendiği belirtilse de bu ilkelerin antik toplumlardaki dinsel ritüellerden nasıl ortaya çıktığı veya nasıl şekillendiği konusunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Dolayısıyla bu yargıya parçada değinilmemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü analiz ederek olumsuz bir sorgulama ('değinilmemiştir') yapıldığını saptamak.
Paragrafta doğrudan veya dolaylı olarak bahsedilmeyen ya da doğrulanmayan ifade aranacaktır.
Yardımcı düşünce sorularında olumsuz soru kökleri, seçeneklerden birinin paragrafta bulunmadığı anlamına gelir.
2
Parçada geçen somut verileri ve açıklamaları seçeneklerle karşılaştırmak.
Görsel sanatların Apolloncu, lirik şiir ve müziğin Dionysosçu olduğu bilgisi birinci seçenekle; sentez ve denge durumu ikinci seçenekle; Sokratesçi rasyonalizm ve Euripidesçi gerçekçilik üçüncü seçenekle; tek başına kalan Apolloncu düzenin soğuk ve yapay biçimciliği beşinci seçenekle eşleşir.
Paragraftaki bilgileri seçeneklerle doğrudan eşleştirmek yanlış seçenekleri hızlıca elemeyi sağlar.
3
Eşleşmeyen, hakkında bilgi verilmeyen seçeneği tespit etmek.
Parçada bu ilkelerin antik dinsel ritüellerden nasıl doğduğuna dair hiçbir açıklama olmadığı görülür. Sadece Yunan mitolojisinden esinlenildiği söylenmiştir.
Paragrafın sınırları dışına çıkan veya parçada kanıtı bulunmayan seçenek doğru cevaptır.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları - Yardımcı Düşünce / Değinilmeyen Unsur
Question 582Question

(I) Dendrokronoloji; ağaçların yıllık büyüme halkalarının yapılarını, genişliklerini ve sıklıklarını inceleyerek geçmişe dair tarihleme yapan bilim dalıdır.
(II) Her yıl yeni bir halka oluşturan ağaçlar, çevrelerindeki iklimsel değişimleri adeta birer veri kaydedici gibi bünyelerine kaydeder.
(III) Arkeolojik kazılarda elde edilen ahşap kalıntıların analizinde bu yöntemden yararlanılarak antik yapıların inşa edildikleri kesin yıllar saptanabilmektedir.
(IV) İşte bu büyüme halkalarının kalınlığı ve hücre yapısı; yaşanılan kuraklıklar, soğuk kışlar veya bol yağışlı dönemler hakkında hassas ipuçları barındırır.
(V) Böylelikle hem tarihsel olayların kronolojisi güvenle kurulabilmekte hem de geçmiş dönemlerin iklim haritaları çıkarılabilmektedir.

Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?

Show answer & explanation

Answer: III ve IV

Answer

Üçüncü ve dördüncü cümlelerin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir.
Üçüncü ve dördüncü cümlelerin yer değiştirmesiyle, ikinci cümledeki 'halka' kavramından dördüncü cümledeki 'İşte bu büyüme halkalarının...' açıklamasına doğrudan ve kesintisiz bir geçiş sağlanır. Ardından gelen üçüncü cümledeki arkeolojik tarihlendirme uygulaması, beşinci cümledeki 'tarihsel olayların kronolojisi' ifadesiyle anlamlı bir şekilde bağlanarak parçayı mantıklı bir sonuca ulaştırır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın giriş ve gelişim cümlelerindeki kavramsal bağları analiz etmek
Birinci cümlede dendrokronolojinin tanımı yapılmış, ikinci cümlede ise ağaç halkalarının iklim verilerini kaydettiği belirtilmiştir.
Paragrafın girişini ve ana konusunu doğru tespit etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
İşaret sıfatı ve köprü ifadelerinin hangi cümleleri bağladığını tespit etmek
Dördüncü cümledeki 'İşte bu büyüme halkalarının...' ifadesinin, ikinci cümledeki halka oluşumuna doğrudan gönderme yaptığı ve bu yüzden ikinci cümleden hemen sonra gelmesi gerektiği belirlenmiştir.
Cümleler arasındaki mantıksal boşluğu ve kopukluğu gidermek için bu tahlil yapılmıştır.
3
Sonuç cümlesindeki özet ifadelerin önceki cümlelerle uyumunu kontrol etmek
Beşinci cümledeki 'Böylelikle hem tarihsel olayların kronolojisi... hem de iklim haritaları...' ifadesinin, üçüncü cümledeki arkeolojik veri ile dördüncü cümledeki iklim ipuçlarını özetlediği tespit edilmiştir. Bu durum, üçüncü cümlenin dördüncü cümleden sonra gelmesi gerektiğini kesinleştirir.
Paragrafın tutarlı bir sonuçla bitip bitmediğini doğrulamak için son cümledeki bağlayıcı ögeler incelenmiştir.

Key Concept

Paragrafta anlam akışını sağlayan anahtar kelimeler ve düşünce silsilesini takip ederek yer değiştirmesi gereken cümleleri belirleme.
Question 583Question

Eski Dostlar Hipotezi; insan bağışıklık sisteminin gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlaması ve dengeli çalışabilmesi için evrimsel süreç boyunca birlikte evrildiği, konakçıya zarar vermeyen mikrobiyal unsurlarla sürekli temas halinde olması gerektiğini ileri sürer. Sanayileşme, kontrolsüz kentleşme ve modern tıp uygulamalarıyla birlikte hayatımıza giren yüksek hijyen standartları ile antibiyotik kullanımı, insanı bu organizmalardan radikal biçimde yalıtmıştır. Geleneksel temizlik kurallarının hastalıklardan korunmadaki hayati rolünü kesinlikle yadsımayan bu teori, aşırı steril yaşam alanlarının ve doğal çevreyle azalan temasın insan fizyolojisinde yarattığı yapısal boşluğa odaklanır. Nitekim bu dost mikroorganizmalarla etkileşimin kesilmesi, bağışıklık hücrelerinin yabancı tehditler ile kendi dokusunu ayırt etme eğitimini sekteye uğratmıştır. Bu durum ise modern toplumların en yaygın kronik ��ikayetleri haline gelen astım, egzama ve MS gibi otoimmün kökenli bağışıklık sistemi bozukluklarının küresel ölçekte yaygınlaşmasını tetikleyen temel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Bu parçaya göre "Eski Dostlar Hipotezi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Hijyenik standartların artmasının ve antibiyotiklerin yaygınlaşmasının insan sağlığı üzerinde bütünüyle olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunduğuna

Answer

Hijyenik standartların artmasının ve antibiyotiklerin yaygınlaşmasının insan sağlığı üzerinde bütünüyle olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunduğuna
Doğru yanıt olan 'hijyenik standartların artmasının ve antibiyotiklerin yaygınlaşmasının insan sağlığı üzerinde bütünüyle olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunduğu' ifadesidir çünkü parçada teorinin geleneksel temizlik kurallarının hastalıklardan korunmadaki hayati rolünü yadsımadığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle teorinin modern hijyen ve tıp uygulamalarının bütünüyle olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunduğu söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafı dikkatlice okuyarak Eski Dostlar Hipotezi'nin temel savını ve çerçevesini belirlemek.
Hipotezin, insan bağışıklık sisteminin dengeli çalışması için evrimsel süreçte birlikte geliştiği yararlı mikroorganizmalarla temas etmesi gerektiğini savunduğu anlaşılır.
Soru kökündeki olumsuz ifade doğrultusunda parçada doğrudan değinilen unsurlarla değinilmeyenleri ayırt edebilmek.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri parçadaki cümlelerle karşılaştırarak eleme yapmak.
Yararlı mikroorganizmalarla temasın kesilmesinin otoimmün hastalıkları tetiklediği, modernleşmenin insanı bu mikroorganizmalardan kopardığı ve teorinin temizlik kurallarının önemini yadsımadığı bilgileri doğrulanır.
Yardımcı düşüncelerin tespiti yoluyla doğru seçeneğe ulaşmak.
3
Çelişen veya parçada yer almayan yargıyı içeren seçeneği belirlemek.
Teorinin hijyen ve tıp uygulamalarının insan sağlığına 'bütünüyle zarar verdiğini' veya 'bütünüyle olumsuz sonuçlar doğurduğunu' savunduğu iddiasının parçayla çeliştiği tespit edilir.
Olumsuz soru kökünün cevabı olan yanlış yargıyı ortaya çıkarmak.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Değinilmeyen/Ulaşılamayan Yargıyı Bulma)
Question 584Question

I. Bu keşif, insan beynindeki dil merkezlerinin, el hareketlerini kontrol eden motor bölgelerle olan evrimsel ilişkisini anlamamızda kritik bir köprü kurmuştur.
II. İtalyan araştırmacılar 1990’larda, makak maymunlarının hem kendileri bir nesneye uzandığında hem de bir başkasının aynı eylemi gerçekleştirdiğini gördüğünde ateşlenen nöronlar keşfettiler.
III. Nitekim ayna nöron sistemi olarak adlandırılan bu hücresel yapıların, sadece fiziksel hareketleri değil, jest ve mimiklere dayalı ilk iletişim biçimlerini de anlamlandırdığı düşünülmektedir.
IV. Buradan hareketle, insan konuşma dilinin doğuşunda, ses taklitlerinden ziyade el-kol hareketlerinin ve bunlara eşlik eden ayna nöron aktivitesinin birincil rol oynadığı teorisi güç kazanmıştır.
V. Zamanla ses tellerinin kontrolünün bu motor taklit mekanizmasına eklemlenmesiyle, jestsel iletişim yerini bugünkü gelişmiş sözel dile bırakmıştır.

Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında baştan üçüncü cümle hangisi olur?

Show answer & explanation

Answer: I

Answer

Sıralamada baştan üçüncü cümle I numaralı cümledir.
Doğru sıralama II - III - I - IV - V şeklindedir. I numaralı cümle 'Bu keşif' ifadesiyle kendisinden önceki bilimsel tespiti (ayna nöronların jest ve mimikleri anlamlandırması) dilin evrimine bağlar ve baştan üçüncü sırada yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Giriş cümlesinin belirlenmesi
Giriş cümlesi II numaralı cümledir.
Paragrafın ilk cümlesi bağımsız olmalı, kendinden önce bir anlatım olduğunu düşündürecek bağlayıcı unsurlar (bu keşif, nitekim, buradan hareketle, zamanla gibi) içermemelidir. II numaralı cümle 1990'lardaki keşfi tanıtarak konuya bağımsız bir giriş yapmaktadır.
2
Giriş cümlesinden sonra gelecek cümlenin belirlenmesi
İkinci cümle III numaralı cümledir.
II numaralı cümledeki 'ateşlenen nöronlar' ifadesi, III numaralı cümledeki 'bu hücresel yapılar' ve 'ayna nöron sistemi' tanımlamasıyla doğrudan ilişkilidir. Keşfedilen nöronların ne olduğu açıklanmaktadır.
3
Üçüncü cümlenin belirlenmesi
Üçüncü cümle I numaralı cümledir.
III numaralı cümlede bu sistemin jest ve mimikleri anlamlandırma işlevine değinildikten sonra, I numaralı cümlede 'Bu keşif' ifadesiyle bu bulgunun dil merkezleri ve el hareketleri arasındaki evrimsel köprü rolü ortaya konmaktadır.
4
Dördüncü ve beşinci cümlelerin belirlenmesi
Dördüncü cümle IV, beşinci cümle ise V numaralı cümledir.
I numaralı cümledeki evrimsel köprüden yola çıkılarak IV numaralı cümlede 'Buradan hareketle' ifadesiyle dilin doğuşunda el-kol hareketlerinin birincil rolü teorisi sunulmuştur. V numaralı cümlede ise 'Zamanla' ifadesiyle bu sürecin sözel dile evrilerek tamamlanışı anlatılmıştır.

Key Concept

Paragraf oluştururken cümleler arasındaki anlamsal bağlar, anahtar kelime takipleri ve geçiş-bağlantı ifadeleri (zamansal süreçler, işaret sıfatları, gerekçe bildiren zarflar) yönlendirici olur.
Estimated Time:2m 30s
Question 585Question

Nöromimari, mekân tasarımının insan beyni, bilişsel süreçleri ve genel psikolojisi üzerindeki derin etkilerini nörobilimsel yöntemlerle inceleyen disiplinler arası öncü bir alandır. Bu disiplin; yapıların tavan yüksekliğinden aydınlatma açılarına, kullanılan malzemelerin dokusundan mekânsal düzenlemelere kadar her fiziksel detayın insan deneyimini nasıl şekillendirdiğini gösterir. Estetik ve işlevsellik odaklı geleneksel mimari yaklaş��mlardan farklı olarak nöromimari, çevre ile sinir sistemi arasındaki etkileşimin biyolojik karşılıklarını bulmaya odaklanır. Yapılan çalışmalar; yüksek tavanların soyut düşünme ve yaratıcılığı tetiklerken alçak tavanların ise odaklanmayı ve analitik faaliyetleri kolaylaştırdığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, doğal ışık alan alanların sirkadiyen ritim üzerindeki düzenleyici etkisi, mekândaki bireysel stres seviyesini düşürür. Dolayısıyla mimari, sadece fiziksel bir barınak değil; bilişsel performansı ve ruh sağlığını doğrudan inşa eden aktif bir çevresel uyarandır. Gelecekte hastanelerin, okulların ve çalışma ofislerinin bu veriler doğrultusunda yeniden tasarlanması, sadece bireysel yaşam kalitesini artırmakla kalmayıp toplumsal düzeyde üretkenlik ve esenlik artışını da beraberinde getirecektir.

Bu parçadan hareketle nöromimari ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Mekânlardaki tavan yüksekliğinin azaltılmasının, bireyin soyut düşünme ve yaratıcı fikir geliştirme süreçlerini hızlandırdığına

Answer

Mekânlardaki tavan yüksekliğinin azaltılmasının, bireyin soyut düşünme ve yaratıcı fikir geliştirme süreçlerini hızlandırdığına
Parçada yüksek tavanların soyut düşünmeyi ve yaratıcılığı tetiklediği, alçak tavanların ise odaklanmayı ve analitik çalışmaları kolaylaştırdığı belirtilmiştir. Dolayısıyla tavan yüksekliğinin azaltılmasının soyut düşünme ve yaratıcılığı hızlandırdığı yargısı parçadaki bilgilerle çelişmektedir ve ulaşılamaz bir yargıdır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana konusu ve nöromimarinin genel tanımı analiz edilir.
Nöromimarinin fiziksel mekân ile insan beyni ve psikolojisi arasındaki ilişkiyi inceleyen disiplinler arası bir alan olduğu anlaşılır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye göre seçenekleri değerlendirmek için paragrafın genel çerçevesini çizmek gerekir.
2
Parçada geçen detaylı yargılar ile seçenekler eşleştirilir.
Geleneksel mimariden farkı, doğal ışığın etkisi ve gelecekteki toplumsal katkılarıyla ilgili ifadelerin paragrafta yer aldığı görülür.
Yardımcı düşünce sorularında her seçeneğin paragraftaki bir cümleyle veya çıkarımla eşleşmesi beklenir.
3
Tavan yüksekliği ve etkileriyle ilgili bölüm incelenir.
Parçada yüksek tavanın soyut düşünmeyi, alçak tavanın ise odaklanmayı ve analitik çalışmaları kolaylaştırdığı belirtilmişken, seçenekte tavan yüksekliğinin azaltılmasının soyut düşünmeyi hızlandırdığı iddia edilmiştir.
Parçadaki bilginin tam tersi bir mantıkla sunulan hatalı yargıyı tespit ederek doğru seçeneğe ulaşılır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce Sorularında Olumsuz Soru Kökü ve Bilgi Eşleştirme
Estimated Time:2m 0s
Question 586Question

38. - 39. soruları a��ağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Walter Benjamin, 'Teknik Çoğaltılabilirlik Çağında Sanat Yapıtı' adlı çığır açıcı makalesinde, modern teknolojik gelişmelerin sanat üzerindeki dönüştürücü etkisini felsefi bir boyutta inceler. Benjamin’e göre, geleneksel bir sanat eseri, üretim teknolojilerinden önceki dönemde kendine özgü bir 'aura'ya (hale) sahiptir. Aura; eserin biricikliğini, özgünlüğünü, belirli bir zamanda ve mekanda bulunma durumunu ve tüm tarihselliğini ifade eder. Klasik bir tablo ya da heykel, yapıldığı andan itibaren yaşadığı tüm geçmişin fiziksel ve tarihsel izlerini üzerinde taşır; bu da ona seküler ya da kutsal bir ritüel değeri kazandırır. Ancak fotoğraf ve sinema gibi teknik araçlarla eserin aslına sad��k kalarak sınırsızca çoğaltılması, sanat yapıtını bu biricik ve tarihsel bağlamından koparır. Çoğaltılan nesne, alımlayıcının kendi güncel durumuna ve mekanına taşınırken, eserin o özgün tarihsel ve coğrafi uzaklığı yok olur. Benjamin, bu durumu 'auranın gerilemesi' olarak adlandırır. Teknik çoğaltma, sanat eserini ritüelistik işlevinden sıyırarak ona politik ve sergileme değeri kazandırır. Sanat, tapınaklardaki gizemli konumundan çıkıp kitlesel olarak erişilebilir ve tartışılabilir hale gelir. Bu süreç, bir yandan sanatı elitlerin tekelinden kurtarıp demokratikleştirirken diğer yandan da onun geleneksel estetik değerini aşındırır. Sonuç olarak Benjamin, auranın kaybını tamamen olumsuz bir gerileme olarak değil, sanatın toplumsal işlevinde köklü bir demokratikleşme ve politikleşme potansiyeli taşıyan diyalektik bir dönüşüm olarak değerlendirir.

38. Bu parçadan hareketle Walter Benjamin'in 'aura' kavramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Sanat eserlerinin teknik yöntemlerle çoğaltılmasının, yapıtın özgün zaman ve mekan sınırlarını aşarak onun aurasını güçlendirdiğine

Answer

Sanat eserlerinin teknik yöntemlerle çoğaltılmasının, yapıtın özgün zaman ve mekan sınırlarını aşarak onun aurasını güçlendirdiğine
Sanat eserlerinin teknik yöntemlerle çoğaltılmasının auranın gerilemesine ve kaybına neden olduğu parçada açıkça belirtilmektedir. Bu yüzden çoğaltmanın aurayı güçlendirdiğini öne süren seçenek parçayla doğrudan çelişmektedir ve ulaşılamaz olan doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın genelinde ele alınan ana konuyu ve 'aura' kavramının tanımını belirlemek.
Paragrafta Walter Benjamin'in 'aura' kavramını geleneksel eserin biricikliği, özgünlüğü ve tarihsel bağlamı olarak tanımladığı görülür.
Soruda aura kavramına dair ulaşılamayacak olan yargıyı bulmak için öncelikle kavramın metindeki tanımını kavramak gerekir.
2
Teknik çoğaltmanın (fotoğraf, sinema vb.) aura üzerindeki etkisini paragraftan incelemek.
Teknik çoğaltmanın auranın gerilemesine ve kaybına yol açtığı tespit edilir.
Çoğaltılabilirlik ve aura ilişkisini belirleyerek seçeneklerdeki iddiaları sınamak için bu adım gereklidir.
3
Seçeneklerde verilen iddiaları paragraftaki ifadelerle tek tek karşılaştırmak.
Çoğaltmanın aurayı güçlendirdiğini iddia eden seçeneğin, metindeki 'auranın gerilemesi' ve 'auranın kaybı' ifadeleriyle çeliştiği ve bu yargıya ulaşılamayacağı belirlenir.
Metinle çelişen veya metinde yer almayan seçeneği doğru yanıt olarak işaretlemek gerekir.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Analizi
Estimated Time:2m 30s
Question 587Question

1. - 2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Gaston Bachelard, bilim tarihinin doğrusal, birikimsel ve kesintisiz bir çizgide ilerlediği yönündeki klasik pozitivist kabulü kökten sarsarak 'epistemolojik kopuş' kuramını ortaya atar. Bachelard’a göre bilimsel ilerleme, eski doğruların üzerine yenilerinin eklenmesiyle oluşan pürüzsüz bir süreç değildir; tam aksine geçmişin kabulleriyle, gündelik deneyimin sağduyusal algısıyla ve yerleşik zihinsel alışkanlıklarla radikal bir biçimde bağların koparılmasıyla gerçekleşir. Bilimsel zihin, nesnesine yönelirken öncelikle kendi ön yargılarını ve gündelik dilin dayattığı yanılsamaları aşmak zorundadır. Bu bağlamda, gündelik yaşamın ve sağduyunun sunduğu dolaysız bilgi, yeni bilimsel kavrayışların önündeki en büyük engeli teşkil eder; çünkü bu bilgi, sorgulanmadan kabul edilen hazır pratik şablonlar sunar. Dolayısıyla bilimsel bilgi, verili olanın pasif bir kaydı değil, aksine onun aktif bir inşası ve sürekli yapı sökümüdür. Bachelard, bilimsel gelişmenin önündeki bu tür zihinsel engelleri 'epistemolojik engeller' olarak adlandırır ve gerçek bilimin ancak bu engelleri aşan bir kopuşla başlayabileceğini savunur. Yeni bir teorinin doğuşu, eski teorinin eksikliklerinin basitçe yamalanmasından ziyade, o teoriye zemin hazırlayan temel kavramsal çerçevenin tamamen terk edilmesini gerektirir. Bu durum, bilim insanının nesnesiyle kurduğu ilişkiyi sıfırlamasını ve dünyaya yeni bir kavramsal dizgeyle bakmasını zorunlu kılar. Sonuç olarak, epistemolojik kopuş, bilimsel düşüncenin kendi ge��mişine, alışkanlıklarına ve doğrularına karşı giriştiği kesintisiz bir arınma, sorgulama ve özeleştiri mücadelesidir.

Bu parçadan hareketle Gaston Bachelard'ın 'epistemolojik kopuş' kuramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Eski kuramların eksikliklerinin giderilmesinin ve bu kuramların geliştirilmesinin yeni teorilerin ortaya çıkması için kâfi geldiği

Answer

Eski kuramların eksikliklerinin giderilmesinin ve bu kuramların geliştirilmesinin yeni teorilerin ortaya çıkması için kâfi geldiği yargısına ulaşılamaz.
Doğru cevap olan yargıya parçadan ulaşılamaz çünkü metinde yeni bir teorinin doğuşu için eski teorinin eksikliklerinin basitçe giderilmesinin yeterli olmadığı, aksine o teoriye zemin hazırlayan temel kavramsal çerçevenin tamamen terk edilmesinin gerektiği belirtilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavramları ve yazarın ana savını belirlemek üzere metni analiz etmek.
Bachelard'ın bilimsel ilerlemeyi doğrusal bir birikim olarak değil, epistemolojik engellerin ve sağduyunun aşılmasıyla gerçekleşen bir kopuş olarak tanımladığı saptanmıştır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi yanıtlayabilmek için parçanın ana fikrini ve kavramsal altyapısını kavramak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yargıları parçadaki ifadelerle karşılaştırarak doğruluklarını sınamak.
Seçeneklerde yer alan ve bilimsel ilerlemenin doğrusal olmadığı, sağduyunun engel teşkil ettiği, bilimsel bilginin edilgen olmadığı ve zihnin arınması gerektiği yönündeki yargıların parçadaki açıklamalarla doğrudan örtüştüğü görülmüştür.
Ulaşılabilecek yargıları eleyerek ulaşılamayacak olan tek yargıyı tespit etmek hedeflenmektedir.
3
Ulaşılamayan seçeneğin parçayla çelişen yönünü ortaya koyarak doğru cevabı netleştirmek.
Eski kuramların geliştirilmesinin yeni teoriler için yeterli olduğu yargısının, parçada vurgulanan 'temel kavramsal çerçevenin tamamen terk edilmesi' gerekliliğiyle çeliştiği tespit edilmiştir.
Doğru cevabın parçadaki hangi bilgiyle çeliştiğini gerekçelendirerek doğrulamak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Analizi
Question 588Question

Kessler Sendromu, alçak Dünya yörüngesindeki uzay çöplerinin yoğunluğunun, nesnelerin birbiriyle çarpışarak yeni enkazlar ürettiği ve bu döngünün kendi kendini besleyen kontrolsüz bir zincirleme reaksiyona dönüştüğü teorik bir senaryoyu ifade eder. 1978 yılında NASA bilim insanı Donald J. Kessler tarafından ortaya konan bu öngörü, yörüngedeki aktif uyduların yanı sıra işlevini yitirmiş roket gövdelerini ve ömrünü tamamlamış uzay araçlarını da potansiyel birer tehdit hâline getirmektedir. Çarpışmalar sonucu ortaya çıkan ve boyutları milimetrelerle ölçülen mikro enkazlar bile yörüngede mermi hızında hareket ettiklerinden, aktif uzay araçlarında ve astronot koruma kalkanlarında telafisi imkânsız hasarlar yaratabilmektedir. Günümüzde yörüngeyi temizlemeye yönelik aktif enkaz kaldırma teknolojileri üzerinde çalışılsa da bu girişimlerin yüksek maliyeti ve uluslararası uzay hukukundaki boşluklar çözümü geciktirmektedir. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde bu sendrom, insanlığın uzay keşiflerini ve yörünge tabanlı iletişim altyapısını gelecekte tamamen çökertebilir.

Bu parçaya göre Kessler Sendromu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Kessler Sendromu'nun yalnızca aktif durumdaki uyduların kendi aralarında çarpışması sonucu ortaya çıktığı

Answer

Kessler Sendromu'nun yalnızca aktif durumdaki uyduların kendi aralarında çarpışması sonucu ortaya çıktığı
Doğru cevap, Kessler Sendromu'nun yalnızca aktif durumdaki uyduların kendi aralarında çarpışması sonucu ortaya çıktığı yönündeki yargıdır. Çünkü parçada bu sendromun yalnızca aktif uyduların çarpışmasıyla değil, aynı zamanda işlevini yitirmiş roket gövdeleri ve ömrünü tamamlamış uzay araçları gibi pasif nesnelerin de sürece dahil olmasıyla gerçekleştiği açıkça ifade edilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak ana konuyu ve yardımcı düşünceleri belirleme.
Parçanın alçak Dünya yörüngesindeki uzay çöplerinin (aktif ve pasif tüm nesnelerin) çarpışarak kontrolsüz bir zincirleme reaksiyona yol açması (Kessler Sendromu) hakkında olduğunu tespit etme.
Parçanın kapsamını ve sınırlarını belirlemek, yanlış seçenekleri elemeyi kolaylaştırır.
2
Seçenekleri parça ile tek tek karşılaştırarak eşleştirme yapma.
Kendi kendini besleyen zincirleme reaksiyon (A seçeneği), işlevsiz nesnelerin ve roket parçalarının tehdit oluşturması (B seçeneği), temizlik girişimlerinin mali ve yasal engelleri (D seçeneği) ve uzay keşifleri ile iletişim altyapısının zarar göreceği (E seçeneği) yargılarının parçada doğrudan yer aldığını görme.
Yardımcı düşünce sorularında doğrudan parçada yer alan ifadeleri eleyerek parçayla çelişen yargıyı bulmak gerekir.
3
Kessler Sendromu'nun sadece aktif uydularla sınırlı olup olmadığını parçadan kontrol etme.
Parçada 'aktif uyduların yanı sıra işlevini yitirmiş roket gövdelerini ve ömrünü tamamlamış uzay araçlarını da potansiyel birer tehdit hâline getirmektedir' denilmektedir. Dolayısıyla, sendromun yalnızca aktif durumdaki uyduların çarpışmasıyla ortaya çıktığı yargısı yanlıştır ve parçadan çıkarılamaz.
Parçadaki 'yanı sıra' ifadesi, olayın yalnızca aktif uydularla sınırlı olmadığını, pasif enkazların da sürece katıldığını gösterir.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce
Estimated Time:2m 0s
Question 589Question

1. - 2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Zygmunt Bauman, modernitenin geçirdiği yapısal dönüşümü açıklamak amacıyla 'akışkan modernite' kavramını ortaya atar. Bauman’a göre klasik ya da katı modernite dönemi; yerleşik toplumsal kurumlar, öngörülebilir mesleki kariyerler ve uzun vadeli bağlılıklarla karakterize edilirken akışkan modernite, her şeyin sürekli bir değişim ve geçicilik girdabında eridiği yeni bir evreyi temsil eder. Bu yeni dönemde bireyler; iş gücü piyasalarındaki esneklikten özel yaşamlarındaki kırılgan ortaklıklara kadar hayatın her alanında köksüzlük ve belirsizlik hissiyle karşı karşıyadır. Katı dönemin dayanıklı sınıfsal ve kurumsal yapıları zamanla aşınarak yerini şekilsiz, akıcı ve anlık çıkarlara göre yeniden müzakere edilen ağ tipi ilişkilere bırakmıştır. Bu yapı çözülmesi bireye ilk bakışta eşsiz bir özerklik ve seçim özgürlüğü sunuyor gibi görünse de aslında onu sürekli bir güvencesizlik ve ontolojik kaygı sarmalına sürükler. Çünkü akışkan dünyada birey, kendi yaşam öyküsünün yegane tasarımcısı ilan edilirken aynı zamanda karşılaştığı sistemik başarısızlıkların da tek sorumlusu haline getirilir. Devletin ve kolektif mekanizmaların sunduğu koruma kalkanlarının zayıflaması, insanı kendi sorunlarını bireysel olarak çözmeye zorlarken onu derin bir yalnızlığın içine iter. Dolayısıyla akışkan modernitede özgürlük, yapısal desteklerden ve kolektif güvencelerden yoksun bırakılmış, bireyin omuzlarına ağır bir yük bindiren trajik bir serbestlik halidir.

Bu parçaya göre akışkan modernite döneminde yaşayan bir bireyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Kendisine sunulan geniş seçim özgürlüğünü kaygı ve güvensizlikten uzak bir biçimde deneyimlediği

Answer

Kendisine sunulan geniş seçim özgürlüğünü kaygı ve güvensizlikten uzak bir biçimde deneyimlediği
Parçada akışkan modernitedeki bireyin sahip olduğu özgürlüğün sanal bir durum olduğu, arka planda bireyi sürekli bir güvencesizlik ve ontolojik kaygı sarmalına sürüklediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle bireyin bu özgürlüğü kaygı ve güvensizlikten uzak bir biçimde yaşadığı ifadesi parçayla çelişmektedir ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak akışkan modernitenin birey üzerindeki etkilerini belirlemek.
Akışkan modernitenin esneklik, geçicilik, güvencesizlik, bireyselleşme ve kurumsal korumaların zayıflaması gibi özelliklerle karakterize edildiği tespit edilir.
Parçadaki temel argümanları ve kavramsal çerçeveyi anlamak için ilk analiz adımıdır.
2
Seçeneklerde verilen yargıları parçadaki ifadelerle karşılaştırmak ve doğruluğunu sorgulamak.
Bireyin uzun vadeli plan yapmakta zorlanması, başarısızlığın tek sorumlusu olması, koruyucu mekanizmaların yokluğunda yalnız kalması ve ilişkilerinin geçici çıkarlara dayanması yargılarının parçada doğrudan veya dolaylı olarak desteklendiği görülür.
Olumsuz soru köküne göre elenebilecek doğru yargıları belirlemek için gereklidir.
3
Parçada çelişen veya parçada yer almayan yanlış yargıyı tespit etmek.
Parçada özgürlüğün bireye kaygı ve güvensizlik getirdiği açıkça belirtilmişken, ilgili seçenekte bireyin bu özgürlüğü kaygı ve güvensizlikten uzak yaşadığı iddia edilmektedir. Bu yargının parçayla doğrudan çeliştiği belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve soruyu çözümlemek için son adımdır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Question 590Question

Roland Barthes'ın 1967 yılında yayımlanan 'Yazarın Ölümü' adlı makalesi, edebiyat eleştirisinde devrimsel bir dönüşümü simgeler. Barthes, metnin anlamının kaynağını yazarda arayan geleneksel eleştiri yöntemlerine karşı çıkar. Ona göre yazar, metni var eden yegane otorite değil, yalnızca dili bir araya getiren bir 'yazıcı'dır. Bir metin tek bir kaynaktan çıkan tekil bir anlama sahip olamaz; aksine, farklı kültürlerden gelen binlerce sesin bir araya geldiği, harmanlandığı çok boyutlu bir alandır. Dolayısıyla metne nihai bir anlam atfetmek, ona bir sınır çizmek ve okumayı sonlandırmaktır. Anlamın gerçek yeri yazarın zihni değil, metnin tüm bu çok sesliliğini kendinde birleştiren okurun alımlama dünyasıdır. Bu bağlamda, metnin birliği kökeninde değil, varış noktasında yani okurda yatar. Barthes, bu düşüncesini okurun doğumunun yazarın ölümüyle mümkün olabileceği teziyle noktalar.

Bu parçadan hareketle Roland Barthes'ın edebiyat kuramı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Metnin nihai anlamına ulaşabilmek için okurun, yazarın kültürel ve tarihsel arka planını analiz etmesi gerekti��i

Answer

Metnin nihai anlamına ulaşabilmek için okurun, yazarın kültürel ve tarihsel arka planını analiz etmesi gerektiği yönündeki yargı
Metnin nihai anlamına ulaşmak için yazarın tarihsel ve kültürel arka planının analiz edilmesi gerektiği yönündeki yargı, parçada anlatılanlarla doğrudan çelişir. Barthes, metnin anlamının kaynağını yazarda arayan geleneksel yöntemlere karşı çıkmakta, yazarın otoritesini reddetmekte ve metne nihai bir anlam atfetmenin okumayı sınırlayacağını savunmaktadır. Bu nedenle bu yargıya ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın genel konusunu ve ana düşüncesini belirlemek.
Metinde Roland Barthes'ın geleneksel, yazar odaklı edebiyat eleştirisine karşı çıkışı ve anlamın merkezine okuru yerleştiren kuramı ele alınmaktadır.
Seçeneklerdeki yargıların paragrafın bütünüyle olan ilişkisini kurabilmek için temel konunun anlaşılması gerekir.
2
Ulaşılabilir olan yargıları belirlemek için metindeki ifadelerle seçenekleri eşleştirmek.
Yazarın otorite olmaması (C seçeneği), metnin çoğulcu yapısı (B seçeneği), okurun anlamın kurulmasındaki rolü (E seçeneği) ve yazarın niyetinden bağımsızlık (A seçeneği) metinde doğrudan desteklenen yargılardır.
Olumsuz soru köklerinde, metinden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerin elenmesi gerekir.
3
Metinle çelişen veya metinden çıkarılamayacak yargıyı saptamak.
Yazarın kültürel ve tarihsel arka planının analiz edilmesi gerektiği düşüncesi, yazarın niyetini ve otoritesini reddeden Barthes'ın kuramıyla tamamen çelişmektedir. Metinde nihai bir anlama karşı çıkılmaktadır.
Doğru cevaba ulaşmak için parçanın savunduğu ana düşünceyle taban tabana zıt olan yargıyı bulmak gerekir.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Analizi
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 30 / 30
Paragraf Practice Questions — ALES — Page 30 | Examkin