Question

Difficulty: Very hardTürk Dış Politikasının Temel İlkeleri ve Dönemler

Atatürk dönemi Türk dış politikasında 19301930’lu yıllar, Türkiye’nin uluslararası sistemde "statükocu" (mevcut durumu koruyan) bir güç olarak konumlandığı ancak aynı zamanda Lozan’dan kalan kısıtlamaları lehine değiştirmeye çalıştığı bir dönemdir. Türkiye'nin bu süreçte izlediği; bir yandan bölgesel paktlarla kolektif güvenliği desteklerken diğer yandan Avrupa’daki silahlanma yarışının yarattığı konjonktürü kullanarak Montreux ve Hatay gibi konularda adım atması, dış politikanın temel ilkeleri bağlamında aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde açıklanabilir?

  1. Uluslararası hukuktaki "değişen şartlar" (rebusrebus sicsic stantibusstantibus) ilkesini gerçekçi bir diplomasiyle birleştirerek, barışçı yollarla tam bağımsızlık hedeflerini pekiştirmek.Answer
  2. B
    Batı blokuyla olan sorunları tamamen bitirmek adına "mütekabiliyet" (karşılıklılık) ilkesinden vazgeçerek, Avrupa'daki güç dengesine kayıtsız şartsız eklemlenmek.
  3. C
    "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesini "pasif bir tarafsızlık" olarak yorumlayıp, revizyonist devletlerin taleplerine karşı silahsızlanma politikasını savunmak.
  4. D
    192319301923-1930 dönemindeki "milli menfaat" odaklı çizgiyi terk ederek, tüm dış sorunları Milletler Cemiyeti’nin bağlayıcı kararlarına bırakmak suretiyle egemenlik haklarını uluslararası denetime açmak.
  5. E
    Balkan Antantı ve Sadabat Paktı’nı "yayılmacı" bir dış politika aracına dönüştürerek, Misak-ı Milli sınırlarının ötesinde yeni toprak kazanımları hedeflemek.

Answer

Uluslararası hukuktaki "değişen şartlar" ilkesini gerçekçi bir diplomasiyle birleştirerek, barışçı yollarla tam bağımsızlık hedeflerini pekiştirmek.
Doğru seçenek, Türkiye'nin 19301930'lu yıllardaki diplomasi dehasını yansıtmaktadır. Türkiye, Avrupa'da bozulan güvenlik dengesini ("değişen şartlar") bir fırsat olarak kullanmış; ancak bunu savaşarak değil, uluslararası hukuku ve konferanslar yöntemini kullanarak (Montreux gibi) lehine çevirmiştir. Bu durum "gerçekçilik" ve "barışçılık" ilkelerinin tam bağımsızlık hedefiyle harmanlanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin uluslararası konjonktürünü analiz etmek
19301930’larda Almanya ve İtalya'nın yayılmacı (revizyonist) politikaları dünya barışını tehdit etmeye başlamıştır.
Dış politika hamlelerinin gerekçesini anlamak için küresel durumun saptanması gerekir.
2
Türkiye'nin bu tehditlere karşı geliştirdiği stratejiyi belirlemek
Türkiye bir yandan barışı savunan devletlerin yanında yer almış (statükocu), diğer yandan Boğazlar ve Hatay sorununu bu güvenlik açığını öne sürerek gündeme getirmiştir.
Stratejinin barışçıl ve gerçekçi temellerini ayırmak gerekir.
3
Hukuki dayanak olan "rebus sic stantibus" kavramı ile ilişkilendirmek
Lozan'daki şartların artık değiştiğini (silahlanma yarışı) savunarak Montreux'yü imzalatmak, bu ilkenin en somut başarısıdır.
Politikanın bilimsel ve hukuki doktrinini tanımlamak için gereklidir.

Key Concept

Gerçekçilik ve Hukuka Bağlılık Sentezi

Hints

1
Türkiye'nin Montreux Boğazlar Sözleşmesi'ni hangi gerekçeyle imzalattığını ve o dönemdeki dünya durumunu hatırlayın.

Practice More

Montreux Boğazlar Sözleşmesi'nin Lozan'daki hangi egemenlik kısıtlamalarını ortadan kaldırdığını detaylıca inceleyiniz.

Alternative Method

Türkiye'nin bu dönemde 'hem masada hem sahada (paktlar yoluyla)' var olduğunu düşünerek, barışı bir araç değil, bağımsızlığı koruyan bir kalkan olarak kullandığını analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Rate this question