Anayasası'nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) kabul ettiği hak ve özgürlükler rejiminde; bireylerin sahip olduğu doğal haklar tanınmış, ancak bu hakların sınırları ve kullanılma şartlarının belirlenmesi münhasıran 'kanun' koyucunun takdirine bırakılmıştır. 'Hürriyet, başkasına zarar vermeyecek her türlü tasarrufta bulunmaktır' tanımıyla ferdiyetçi bir yaklaşım sergileyen bu anayasa, hakların korunmasını bağımsız bir yargısal denetimden ziyade meclisin siyasi sorumluluğuna emanet etmiştir.
Bu özellikler dikkate alındığında, Anayasası'nın temel haklar konusundaki yaklaşımı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
- Hakların kanunla sınırlanabildiği 'kamu hürriyetleri' anlayışı ve yargısal güvencenin eksikliğiAnswer
- BSosyal ve ekonomik hakların devlet tarafından aktif olarak desteklendiği 'sosyal devlet' modeli
- CTemel hakların Anayasa Mahkemesi aracılığıyla yasama organına karşı korunduğu 'hukuk devleti' ilkesi
- DKişi haklarının dokunulmazlığını mutlaklaştıran 'yumuşak ve çerçeve' anayasa yapısı
- EAzınlık haklarının uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca yargı muafiyetine sahip olması
Answer
Hakların kanunla sınırlanabildiği 'kamu hürriyetleri' anlayışı ve yargısal güvencenin eksikliği
Doğru seçenek, Anayasası'nın 'Meclis Üstünlüğü' ilkesine dayanan yapısını doğru analiz eder. Bu anayasada haklar 'doğal haklar' olarak tanımlanmış olsa da, bu hakların kullanılma sınırları kanun koyucuya bırakılmıştır. Bağımsız bir mahkemenin meclis kanunlarını denetleyememesi, hakların yargısal değil, siyasi bir koruma altında olduğunu gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
1924 Anayasası'nın Sert Yapısı ve Kanun Üstünlüğü Anlayışı