Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların başından itibaren Avrupa'da tırmanan savaş tehdidine ve yayılmacı politikalara karşı 'kolektif güvenlik' odaklı bir diplomasiyi ön plana çıkarmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 1932-1939 yılları arasında yürüttüğü dünya barışına katkı sağlama ve güvenlik arayışları kapsamındaki faaliyetlerinden biri değildir?
- AMilletler Cemiyeti'ne davet üzerine üye olunması
- BBalkan devletleriyle sınır güvenliğini korumaya yönelik iş birliği paktı kurulması
- Bozkurt-Lotus davasının Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na taşınmasıAnswer
- DMontrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak tam egemenliğin sağlanması
- ESadabat Paktı ile Orta Doğu'daki komşu ülkelerle bölgesel bir dayanışma hattı oluşturulması
Answer
Bozkurt-Lotus davasının Uluslararası Adalet Divanı'na taşınması, 1927 yılına ait bir gelişme olup 1932-1939 arasındaki kolektif güvenlik dönemi kapsamında yer almaz.
Türk dış politikası 1932 yılına kadar daha çok Lozan'dan sarkan sorunların (Nüfus mübadelesi, Musul, Dış borçlar, Yabancı okullar) çözümüne odaklanmıştır. Bozkurt-Lotus davası da bu kapsamda 1927 yılında kazanılan bir hukuk zaferidir. 1932 sonrasında ise yükselen savaş tehdidi nedeniyle kolektif güvenlik (Milletler Cemiyeti, Balkan ve Sadabat paktları) öncelik kazanmıştır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Atatürk dönemi dış politikasının safhaları ve kolektif güvenlik anlayışı
Estimated Time:1m 15s