1924 Anayasası'nın kabul edilen ilk metninde yer alan ve TBMM'ye 'ahkâm-ı şer'iyyenin tenfizi' (şeriat hükümlerinin yerine getirilmesi) görevini yükleyen 26. maddenin 1928 yılında anayasadan çıkarılması, Türk inkılap tarihinin önemli aşamalarından biridir. Bu anayasal düzenlemenin, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve hukuki karakteri üzerindeki en doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- Yasama yetkisinin kullanımında dinsel referansların hukuki bir zorunluluk olmaktan çıkarılmasıAnswer
- BTürk devletinin laik bir kimlik kazandığına dair anayasal sürecin nihai aşamasına ulaşılması
- CDin ve devlet işlerinin ayrılmasının toplumsal alandaki uygulamalarına hukuki zemin oluşturulması
- DYargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılmasının önündeki dinsel engellerin kaldırılması
- EMilli egemenliğin halka ait olduğu ilkesinin dinsel terimlerle ifade edilmesine son verilmesi
Answer
Yasama yetkisinin kullanımında dinsel referansların hukuki bir zorunluluk olmaktan çıkarılması
Doğru yanıt olan seçenek, anayasanın 26. maddesinin çıkarılmasının hukuki özünü yansıtmaktadır. Bu madde Meclis'e dini hükümleri yürütme görevi verdiği için, maddesinin iptali TBMM'nin yasa yaparken artık şeriat kurallarına bağlı kalmayacağını, yani yasama yetkisinin tamamen laikleştiğini ifade eder.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Laiklik İlkesi ve Yasama Yetkisinin Dünyevileşmesi
Hints
1
1924 Anayasası ilk kabul edildiğinde, Meclis'in şeriat hükümlerini uygulama görevi olduğunu hatırlayın.
2
Bu görevin anayasadan çıkarılması, yasama yetkisinin kaynağını nasıl etkiler?
3
Yasama erki dinsel kurallara bağlı olmaktan kurtulursa, hukuk sisteminin meşruiyet dayanağı neye dönüşür?
Practice More
1924 Anayasası'nda 1928 ve 1937 yıllarında yapılan laikleşme adımlarını bir tablo halinde karşılaştırın.
Estimated Time:1m 30s