1923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri için öngörülen "etabli" (yerleşik) statüsünün kapsamı, 1930 yılına kadar Türk ve Yunan diplomasisinin en sancılı konusunu oluşturmuştur. Türk tarafı yerleşikliği Türk yasalarına göre "ikametgah" (domicile) şartına bağlarken, Yunan tarafı bunu sadece "bulunma" (establishment) olarak yorumlamış; uyuşmazlık Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmasına rağmen hukuki bir sonuç alınamamıştır.
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu uyuşmazlığın siyasi bir çözüme kavuşturulmasında esas alınan temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
- AYerleşiklik uyuşmazlığının Lahey Adalet Divanı'nın 1926 tarihli tavsiye kararı doğrultusunda tamamen hukuki bir zeminde tescil edilmesi
- İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine ve yerleşme amaçlarına bakılmaksızın "yerleşik" kabul edilerek sorunun fiilen tasfiye edilmesiAnswer
- CMübadeleden muaf tutulacak kişilerin belirlenmesinde "din" kriterinin terk edilerek yerine "dil" ve "etnik köken" kriterlerinin getirilmesi
- DKarma Komisyonun yetkilerinin dondurularak yerleşiklik tespitinin Milletler Cemiyeti denetimindeki yerel nüfus idarelerine bırakılması
- EYerleşiklik hakkının sadece 30 Ekim 1918 tarihinden önce gayrimenkul sahibi olduğunu kanıtlayan kişilerle sınırlandırılması
Answer
İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine ve yerleşme amaçlarına bakılmaksızın "yerleşik" kabul edilerek sorunun fiilen tasfiye edilmesi
Doğru yanıt olan seçenek, 1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği en köklü değişikliği ifade eder. Taraflar, yerleşiklik (etabli) konusundaki hukuki tartışmaları (kimin ne zaman geldiği, niyetinin ne olduğu vb.) bir kenara bırakarak, İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin tamamını oldukları yerde yerleşik kabul etmişlerdir. Bu durum, teknik bir uyuşmazlığın siyasi bir uzlaşıyla (tasfiye yoluyla) sonuçlandırılmasıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile Etabli sorununun siyasi çözümü
Hints
1
Türkiye ile Yunanistan arasındaki bu sorun 1930'da Atatürk ve Venizelos arasındaki dostluk havasıyla çözülmüştür.
2
Sorun hukuki yollarla (mahkeme kararlarıyla) değil, iki ülkenin karşılıklı taviz verdiği siyasi bir mutabakatla bitirilmiştir.
3
Çözümde 'Mondros öncesi ikamet' gibi kronolojik şartlar terk edilerek, o an mevcut olan nüfusun durumu olduğu gibi kabul edilmiştir.
Practice More
1930 çözümünden sonra başlayan Türk-Yunan dostluğunun 1934'te hangi bölgesel paktın kurulmasına zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s