Çeviri faaliyeti, bir dilden diğerine kelime aktarımı yapmanın çok ötesinde, dilin kendi sınırlarını keşfettiği ve hatta bu sınırları zorlayarak genişlettiği yaratıcı bir süreçtir. Birçok düşünür, yabancı eserlerin bir dile kazandırılmasını o dilin özgünlüğüne yönelik bir tehdit olarak görse de aslında gerçek tam tersidir. Her yeni çeviri, hedef dilin ifade olanaklarını sınar; onu daha önce hiç girilmemiş kavram dünyalarına, alışılmadık anlatım biçimlerine ve taze imge düzenlerine iter. Dil, bu zorlanma neticesinde yeni kelimeler türetir, mevcut sözcüklerine yeni anlam halkaları ekler ve sentaktik yapısını esnetir. Dolayısıyla çeviri, bir dilin statik kalmasını engelleyen, onu sürekli devinim içinde tutan ve kendi cevherini işlemesini sağlayan en önemli dinamiklerden biridir. Başka dünyaların kapısını aralayan her metin, aslında çevrildiği dilin bahçesine yeni tohumlar ekmekte ve o dilin kendi toprağından daha gür bir şekilde yeşermesine imkân tanımaktadır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Çeviri süreci, hedef dilin imkânlarını zorlayarak onun içsel gelişimine ve zenginleşmesine hizmet eder.Answer
- BDiller arasındaki kültürel etkileşimi sağlayan en etkili araç, nitelikli çeviri faaliyetleridir.
- CBir dilin özgün yapısını koruması, yabancı dillerden yapılacak çevirilerin sınırlandırılmasına bağlıdır.
- DÇevirmenlerin yaratıcılığı, çevrilen eserin başarısını ve dilin estetik değerini doğrudan belirler.
- EYabancı kavramlara karşılık bulma çabası, dildeki kelime sayısının artmasındaki temel etkendir.