Question

Difficulty: Very hardTürk-İslam Devletlerinde Hukuk ve Ordu

Türk-İslam devletlerinde (Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu) 'adalet' mülkün temeli, 'ordu' ise bu temelin muhafızı olarak görülmüştür. Devlet teşkilatlanmasında askeri gücün sivil hukuk düzenini zedelememesi ve 'adalet dairesi' (daire-i adliye) ilkesinin korunması için çeşitli kurumsal fren ve denge mekanizmaları işletilmiştir.

Bu bilgiler ışığında, aşağıdaki uygulamalardan hangisinin Türk-İslam devletlerinde ordu ve hukuk arasındaki dengeyi koruma ve yargı bağımsızlığını sağlama amacına hizmet ettiği savunulamaz?

  1. A
    Örfi yargının başı olan Emir-i Dad'ın, gerektiğinde askeri valiler, komutanlar ve hatta vezir hakkında soruşturma açarak onları yargı önüne çıkarabilme yetkisine sahip olması
  2. B
    Taşrada görev yapan kadıların atamalarının yerel askeri valiler (şihne) yerine doğrudan merkezi otorite (Kadılkudat) tarafından yapılması ve maaşlarının hazineden karşılanması
  3. İkta sahiplerine (muktiler), sorumlu oldukları bölgelerde asayişi sağlama görevinin yanı sıra şer'i ve örfi davaları karara bağlama ve cezai müeyyideleri uygulama yetkisinin devredilmesiAnswer
  4. D
    Divan-ı Mezalim'in bizzat sultan başkanlığında toplanarak, yerel yöneticiler veya komutanlar tarafından haksızlığa uğratılan sivil tebaanın şikâyetlerini en üst merci olarak karara bağlaması
  5. E
    Kadı-i Leşkerlerin (Askeri Kadı) yetki alanının yalnızca ordunun iç disiplini ve askeri sınıfa mensup kişilerin kendi aralarındaki ihtilaflarıyla sınırlandırılmış olması

Answer

İkta sahiplerine (muktiler) yargı ve cezalandırma yetkisinin verilmesi uygulaması Türk-İslam devletlerinde mevcut değildir; bu durum adalet ilkesine aykırıdır.
Türk-İslam devletlerinde İkta sahipleri (muktiler) veya askeri valiler (şihne/subaşı), idari ve askeri yetkilere sahip olsalar da asla yargı (kaza) yetkisine sahip olmamışlardır. Bölgelerindeki davalar, doğrudan merkeze bağlı olan ve bu askeri yöneticilerden emir almayan bağımsız kadılar tarafından görülmüştür. Bu durum, askeri gücün halk üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılmasını engellemek için geliştirilen en temel 'denge' mekanizmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Görevli Analizi Yapma
Emir-i Dad (Örfi Yargı), Kadılkudat (Şer'i Yargı) ve Kadı-i Leşker (Askeri Yargı) rollerini belirlemek.
Kurumsal ayrımı anlamak için yetki sınırlarını bilmek gerekir.
2
İkta Sistemini Değerlendirme
İkta sahiplerinin (muktiler) sadece mali (vergi toplama) ve askeri (asker yetiştirme/güvenlik) yetkileri olduğunu saptamak.
Hukuki yetkinin kimde olduğunu belirlemek için idari yetki sınırlarını çizmek gerekir.
3
Yargı Bağımsızlığı İlkesini Uygulama
Kadıların yerel askeri yöneticilere (Subaşı, Şihne, Mukti) bağlı olmadığını, merkezi otoriteye bağlı olduğunu doğrulamak.
Merkeziyetçi yapı ve adalet dairesi ilkesi, yargının askerden ayrılmasını zorunlu kılar.
4
Çelişkiyi Tespit Etme
İkta sahiplerine yargı yetkisi verilmesinin sistemi bozacağını ve böyle bir uygulamanın olmadığını belirlemek.
Askeri sınıfın yargıçlık yapması, Türk-İslam devletlerindeki 'kuvvetler ayrılığı' (askeri-adli) mantığına terstir.

Key Concept

Türk-İslam devletlerinde yargı erki (Kadılar), askeri ve idari erkten (Valiler/İkta Sahipleri) kesin çizgilerle ayrılarak bağımsızlığı korunmuştur.

Hints

1
Türk-İslam devletlerinde 'Seyfiye' (askeri) ve 'İlmiye' (adli/ilmi) sınıflarının görev alanlarının birbirine karışıp karışmadığını düşünün.

Practice More

Emir-i Dad ve Kadı-i Leşker görevlerinin Büyük Selçuklu ve Osmanlı (Kazasker) sistemlerindeki farklarını inceleyerek kurumsal evrimi analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Rate this question