Atatürk döneminde laikleşme süreci; siyasi, hukuki, toplumsal ve eğitim gibi farklı alanlarda gerçekleştirilen köklü değişimleri kapsamaktadır. Bu süreçte hukuk sisteminin dinsel referanslardan arındırılarak çağdaş ve akılcı bir yapıya kavuşturulması temel önceliklerden biri olmuştur.
Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin doğrudan hukuk sisteminin laikleşmesi amacına yönelik olduğu savunulamaz?
- ATürk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi
- BŞer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması
- C1928 yılında "Devletin dini İslam'dır" ibaresinin anayasadan çıkarılması
- Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yürürlüğe konulmasıAnswer
- EŞer'iyye mahkemelerinin kapatılması
Answer
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yürürlüğe konulması, ekonomik kalkınma ve sanayileşmeyi hedefleyen bir düzenleme olup hukuk sisteminin laikleşmesiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik kalkınma hamleleri çerçevesinde özel teşebbüsü sanayi yatırımları yapmaya teşvik etmek için çıkarılmıştır. Bu düzenleme doğrudan ekonomik alanla ve Devletçilik ilkesiyle ilgilidir; hukuk kurallarının dinsel esaslardan arındırılması süreciyle bir bağı yoktur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Laiklik ilkesinin hukuk sistemindeki uygulamaları ve diğer ilkelerden (Devletçilik) farkı.
Hints
1
Laiklik, hukuk kurallarının din yerine akla ve bilime dayanmasıdır. Seçeneklerden hangisi hukukla değil, üretim ve ekonomiyle ilgilidir?
2
Hukuk alanındaki laikleşme; mahkemeler, anayasa ve yasalarla ilgilidir. Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun isminden yola çıkarak hangi alana ait olduğunu düşünün.
3
Medeni Kanun ve Şer'iyye mahkemeleri doğrudan adalet ve hukuk sistemini ilgilendirirken, sanayi teşviki bir devlet ekonomi politikasıdır.
Practice More
Laiklik ilkesinin siyasi, eğitim ve toplumsal alanlardaki uygulamalarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak kavramları pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s