Günümüz dünyasında her şeyin bir an evvel sonuçlanması, eylemin hemen semeresini vermesi bekleniyor. Hızın kutsandığı bu çağda, 'beklemek' artık pasif bir zaman kaybı ya da bir beceriksizlik göstergesi olarak algılanıyor. Oysa düşüncenin ve üretimin doğası, toprağın tohumu saklaması gibi sabırlı bir kuluçka dönemi gerektirir. Bir fikrin zihne düşmesiyle onun bir esere dönüşmesi arasındaki o boşluk, aslında zihnin en yoğun çalıştığı, parçaları birbirine eklemlediği ve özü damıttığı evredir. Aceleyle kotarılan her iş, henüz çiğliği üzerinden atamamış, derinlikten yoksun birer taslak olarak kalmaya mahkumdur. Gerçek yaratıcılık, durmanın ve beklemenin yarattığı o dinginlikten beslenir; çünkü olgunlaşma, zamanın ruhuyla kurulan sessiz bir ortaklıktır. Bu yüzden sabır, yaratım sürecinin dışsal bir engeli değil, onun kurucu ve en hayati unsurudur.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AModern toplumdaki hız tutkusunun yaratıcılık üzerindeki yıkıcı etkileri
- Bir düşüncenin veya eserin olgunlaşması için geçmesi gereken sabırlı bekleme sürecinin gerekliliğiAnswer
- CYaratıcı süreçlerde karşılaşılan zaman kısıtlamalarının verimlilik üzerindeki sonuçları
- DHızlı üretimin getirdiği yüzeyselliğin modern dünyadaki kaçınılmaz bir olgu haline gelmesi
- EDüşünsel derinliğin sağlanmasında dış uyarıcıların azaltılmasının taşıdığı önem