Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
1930'lu yıllarda Avrupa'daki revizyonist ve yayılmacı politikalara karşı Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Balkan Antantı, bölgedeki statükoyu korumayı amaçlamıştır. Ancak bu pakt, tüm Balkan devletlerini bünyesine katarak tam bir bölgesel güvenlik kuşağı oluşturmayı başaramamıştır. Bu durumun yaşanmasında özellikle Bulgaristan’ın tutumu belirleyici olmuştur.
Bulgaristan’ın, Balkan Antantı’na katılmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Hatay Sorunu'nun diplomatik çözüm sürecinde Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen 1937 Statüsü (Sandler Raporu hükümleri) ve bu statüye dayalı olarak kurulan düzen ile 1938-1939 yılları arasındaki gelişmeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?
Atatürk Dönemi’nde Yabancı Okullar Sorunu yaşanırken Fransa ve Papalık, Türkiye’ye bir nota vererek konunun uluslararası bir konferansta veya ikili görüşmeler yoluyla müzakere edilmesini talep etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ise bu talebi; "Bu konu bizim egemenlik haklarımızla ilgilidir ve bir iç hukuk meselesidir." diyerek kesin bir dille reddetmiştir.
Türkiye’nin bu tutumuyla, aşağıdaki dış politika anlayışlarından hangisini tavizsiz bir şekilde uyguladığı söylenebilir?
Lozan Barış Konferansı’nda çözüme kavuşturulamayan Musul Sorunu, daha sonra Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) taşınmış ve Haziran tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile nihai bir sonuca bağlanmıştır.
Bu antlaşma ve öncesindeki diplomatik süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; yılları arasında Lozan'dan kalan sorunların çözümüne ve milli egemenliğin pekiştirilmesine odaklanırken, yılları arasında yaklaşan küresel savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik ve bölgesel iş birliklerine öncelik vermiştir.
Bu bilgiler doğrultusunda, aşağıdakilerden hangisi sonrasında izlenen "aktif ve barışçı" dış politika anlayışı ile kolektif güvenliğe yönelik adımlar arasında gösterilemez?
Lozan Barış Antlaşması’nda yabancı okulların "Türk hükümetinin koyacağı kanun ve yönetmeliklere uyması" esası kabul edilmiştir. yılında yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve ardından yılında çıkarılan genelge ile bu okullar üzerinde sıkı bir denetim mekanizması kurulmuştur. Fransa ve Vatikan (Papalık), Türkiye’ye diplomatik notalar vererek bu düzenlemelerin uluslararası bir komisyonda görüşülmesini talep etmiş; ancak Türkiye "bu okulların Türk okulundan farkı yoktur" diyerek bu talebi kesin bir dille reddetmiştir. Türkiye’nin bu meseleyi Milletler Cemiyeti gibi uluslararası platformlara taşımayı reddederek doğrudan "iç mesele" olarak tanımlamasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
1934 yılında Atina'da imzalanan ve Türkiye'nin Balkan coğrafyasındaki sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı amaçlayan bölgesel iş birliği antlaşması aşağıdakilerden hangisidir?
’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’ı işgali, Almanya’nın Ren bölgesini silahlandırması ve Japonya’nın Uzak Doğu’daki yayılmacı politikaları, kolektif güvenlik sistemine olan güveni sarsmış ve Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği güvenlik açıklarını Türkiye için hayati bir sorun haline getirmiştir. Türkiye’nin diplomatik girişimleri sonucunda toplanan konferansın ardından imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerinde tam Türk egemenliği sağlanmıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile getirilen yeni düzenlemeler ve bu sürecin özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Türkiye’nin yılında Milletler Cemiyetine giriş süreci, cemiyetin standart işleyişinden farklı olarak "davet edilme" usulüyle gerçekleşmiştir. Türkiye’nin üyelik için bizzat başvuruda bulunmak yerine, İspanya ve Yunanistan’ın önerisiyle gelen bu özel daveti beklemesindeki temel diplomatik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Mustafa Kemal Atatürk, bir konuşmasında dış politika anlayışını şu sözlerle ifade etmiştir:
"Biz ne yaptığımızı ve ne yapabileceğimizi bilenlerdeniz. Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekarlardan değiliz."
Atatürk’ün bu sözüyle Türk dış politikasının aşağıdaki temel ilkelerinden hangisini vurguladığı söylenebilir?
Türkiye Cumhuriyeti, yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) davet edilmiş ve bu daveti kabul ederek cemiyete üye olmuştur. Bu gelişme, Türkiye’nin Lozan sonrası dönemde takip ettiği "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin uluslararası platformdaki en somut yansımalarından biri olarak kabul edilir.
Buna göre, Türkiye’nin Milletler Cemiyetine katılım süreci ve bu üyeliğin dış politikadaki sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı politikası ve Almanya'nın hızla silahlanması üzerine Türkiye, batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla Balkan Antantı'nın (1934) kurulmasına öncülük etmiştir. Ancak bu süreçte bölge devletlerinden Bulgaristan ve Arnavutluk paktın dışında kalmıştır.
Bu devletlerin Balkan Antantı'na katılmamasının temel gerekçeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Hatay Sorunu'nun çözüm sürecinde yaşanan diplomatik aşamalar dikkate alındığında; 1937 yılında Milletler Cemiyeti tarafından onaylanan 'Sandler Raporu'nun getirdiği statü ile 1938 yılında ilan edilen 'Hatay Cumhuriyeti'nin hukuki niteliği arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
’lu yıllarda Avrupa’daki silahlanma yarışı ve revizyonist devletlerin saldırgan tutumları üzerine Türkiye; Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği kısıtlamaların ulusal güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü savunarak ilgili devletlere bir nota göndermiştir. Temmuz tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar rejimi Türkiye’nin lehine yeniden düzenlenmiştir.
Bu sözleşmenin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Boğazlar üzerindeki idari ve hukuki yetkinin uluslararası bir kurulun denetiminden çıkarılarak tamamen Türk ulusal otoritesine geçtiğinin en doğrudan kanıtıdır?
Türkiye Cumhuriyeti’nin yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde, cemiyet tüzüğünde yer alan "adaylık için resmi başvuru yapma" usulünün dışına çıkılarak İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle "davet usulüyle" üyeliğin gerçekleşmesi aşağıdakilerden hangisinin temel bir göstergesidir?
1930'lu yıllarda Almanya'nın Ren bölgesini silahlandırması ve İtalya'nın Habeşistan'ı işgali gibi revizyonist adımlar, Lozan'daki Boğazlar rejiminin Türkiye için bir güvenlik açığı oluşturduğunu kanıtlamıştır. Bu gelişmeler üzerine 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar rejimi Türkiye'nin lehine köklü bir değişikliğe uğramıştır.
Sözleşmenin hükümleri ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde, Montrö ile getirilen yeni düzenlemeler hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?