Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 241Question

II.II. Dünya Savaşı'nın sonuna yaklaşıldığı bir süreçte toplanan Yalta Konferansı'nda; 11 Mart 19451945 tarihine kadar ortak düşmana (Mihver Devletleri) savaş ilan eden devletlerin, yeni kurulacak olan Birleşmiş Milletler Teşkilatına kurucu üye olarak kabul edilmesine karar verilmiştir.

Türkiye'nin bu kararın ardından 2323 Şubat 19451945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: San Francisco Konferansı'na katılarak Birleşmiş Milletler'in asil üyeleri arasında yer almak

Answer

Türkiye'nin savaş ilan etmesinin temel amacı, San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer almaktır.
Yalta Konferansı'nda alınan karara göre, Birleşmiş Milletler'in kurucu üyesi olabilmek için Mihver Devletleri'ne (Almanya ve Japonya) savaş açmış olma zorunluluğu getirilmiştir. Türkiye, savaş sonrası uluslararası siyasette dışlanmamak ve San Francisco Konferansı'na katılarak BM kurucu üyeleri arasında yer alabilmek amacıyla 2323 Şubat 19451945'te bu savaş ilanını gerçekleştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Yalta Konferansı'nda alınan karar analiz edilir.
BM kurucu üyeliği için 11 Mart 19451945'e kadar savaş ilanı şartı getirildiği görülür.
Savaş sonrası düzenin sadece Müttefik safta yer alan devletlerce kurulması hedeflenmiştir.
2
Türkiye'nin dış politika stratejisi değerlendirilir.
Türkiye'nin savaş boyunca izlediği 'aktif tarafsızlık' politikasını, savaşın sonunda diplomatik bir hamleye dönüştürdüğü saptanır.
Uluslararası teşkilatlanmada (BM) kurucu üye statüsü kazanmak stratejik bir önceliktir.
3
Sonuç ile konferans eşleştirmesi yapılır.
Türkiye'nin ilanı sonrası San Francisco Konferansı'na davet edildiği doğrulanır.
San Francisco Konferansı, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın imzalandığı ve teşkilatın resmiyet kazandığı zirvedir.

Key Concept

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndaki Diplomatik Tutumu ve BM Kurucu Üyeliği

Hints

1
Türkiye'nin bu savaş ilanı fiili bir çatışmayı değil, diplomatik bir gerekliliği ifade eder.
2
Yalta Konferansı'nda 'kurucu üyelik' için bir son tarih (11 Mart 19451945) belirlendiğini hatırlayın.
3
Bu adım doğrudan San Francisco'da imzalanacak olan Birleşmiş Milletler Anayasası ile ilgilidir.

Practice More

Türkiye'nin savaş sırasında düzenlediği Adana ve Kahire görüşmelerindeki tutumunu bu son hamle ile karşılaştırarak analiz ediniz.
Estimated Time:50s
Question 242Question

19741974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında adada kalıcı bir çözüm için federe bir yapının kurulması hedeflenmiş ve bu doğrultuda 1313 Şubat 19751975 tarihinde yeni bir siyasi yapılanmaya gidilmiştir. Rauf Denktaş'ın başkanlığını yürüttüğü bu siyasi yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kıbrıs Türk Federe Devleti

Answer

Kıbrıs Türk Federe Devleti
Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1313 Şubat 19751975 tarihinde ilan edilmiştir. Bu yapının amacı, Rum tarafıyla eşit şartlarda federal bir devlet kurma zeminini hazırlamaktı. Rauf Denktaş bu devletin ilk başkanı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın zaman dilimini belirle.
19741974 sonrası ve 19751975 başı.
Soruda verilen tarih 1313 Şubat 19751975'dir.
2
Kıbrıs Türk siyasi tarihindeki aşamaları karşılaştır.
Geçici Yönetim (19671967), Federe Devlet (19751975), Cumhuriyet (19831983).
Seçeneklerdeki yapıların hangisinin belirtilen tarihe uygun olduğunu bulmak için kronolojik bilgi gereklidir.
3
Sonuca ulaş.
Kıbrıs Türk Federe Devleti.
19751975 yılında kurulan yapı Kıbrıs Türk Federe Devleti'dir.

Key Concept

Kıbrıs Türk Siyasi Tarihi ve Teşkilatlanma Aşamaları

Hints

1
Bu yapı, 19831983 yılında ilan edilecek olan tam bağımsız cumhuriyetten önceki aşamadır.

Practice More

Cengiz Topel ve Dr. Fazıl Küçük'ün Kıbrıs mücadelesindeki rollerini inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 243Question

1960'lı yılların başından itibaren nükleer savaş riskini azaltmak ve süper güçler arasındaki gerginliği kontrol altında tutmak amacıyla geliştirilen "Yumuşama (Detant)" sürecinin ilk somut adımlarından biri kabul edilen, 1962 Küba Krizi'nden sonra Beyaz Saray ile Kremlin arasında kurulan doğrudan haberleşme hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kırmızı Telefon

Answer

Doğru cevap, Beyaz Saray ile Kremlin arasında kurulan haberleşme hattını ifade eden Kırmızı Telefon seçeneğidir.
Doğru cevap olan ifade, 1963 yılında Washington (Beyaz Saray) ve Moskova (Kremlin) arasında kurulan ve nükleer savaş riskine karşı liderlerin doğrudan görüşmesini sağlayan mekanizmanın adıdır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen kavramın zaman dilimini ve amacını belirle.
Olay 1962 Küba Krizi sonrasıdır ve amacı nükleer savaşı önlemek için kurulan doğrudan bir iletişim hattıdır.
Yumuşama döneminin başlangıcındaki en sembolik teknolojik ve diplomatik adımı bulmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki diplomatik terimleri bu amaçla karşılaştır.
SALT-I bir silah sınırlandırma antlaşmasıdır, Helsinki bir güvenlik belgesidir, Ping-Pong ise Çin ile ilgilidir. Kırmızı Telefon ise doğrudan liderler arası iletişim hattıdır.
Süper güçlerin (ABD ve SSCB) liderleri arasındaki doğrudan bağı tanımlayan terimi ayırt etmek gerekir.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde Kriz Yönetimi ve İletişim

Hints

1
Bu hat, Küba Füze Krizi sırasında liderlerin telgrafla haberleşmesinin çok yavaş kalması nedeniyle kurulmuştur.
2
İsmi bir telefon olsa da başlangıçta sesli bir hat değil, yazılı mesajlar gönderen bir teleks cihazıydı.
3
Liderlerin birbirini 'sıcak hat' (hotline) üzerinden arayabilmesini sağlayan bu gelişme, rengiyle meşhurdur.

Practice More

Yumuşama dönemini başlatan SALT-I antlaşmasının hangi iki ülke arasında imzalandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 244Question

II.II. Dünya Savaşı’nın devam ettiği 19431943 yılında, Müttefik Devletler'in Türkiye’yi kendi yanlarında savaşa çekmek amacıyla baskılarını artırdığı Adana ve I.I. Kahire Konferansları gerçekleşmiştir. Bu görüşmelerde Türkiye, ilkesel olarak Müttefiklerin yanında olduğunu belirtmesine rağmen fiilen savaşa girmeyi bir süre daha ertelemeyi başarmıştır.

Buna göre, Türkiye’nin bu diplomatik görüşmelerde savaşa katılma taleplerine karşı öne sürdüğü en temel erteleme gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk ordusunun modern silah, araç ve teknik teçhizat bakımından yetersizliği

Answer

Türkiye'nin Adana ve Kahire Konferansları'nda savaşa fiilen katılmayı ertelemek için sunduğu temel gerekçe, Türk ordusunun modern silah ve teçhizat bakımından yetersiz olduğudur.
Türkiye, 19431943 yılında gerçekleşen görüşmelerde ilkesel olarak müttefiklerin yanında olduğunu beyan etmiştir. Ancak ordusunun modern bir savaşı yürütecek teknik kapasiteye (tank, uçak, mühimmat) sahip olmadığını, bu ihtiyaçlar tam olarak karşılanmadan savaşa girilmesinin felaket olacağını belirterek süreci başarıyla uzatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Diplomatik bağlamı belirle.
1943 yılındaki Adana ve I. Kahire Konferansları'nda İngiltere (Churchill), Türkiye'yi savaşa girmeye zorlamıştır.
Müttefikler Balkanlar'da yeni bir cephe açmak istiyordu.
2
Türkiye'nin 'Denge Politikası' stratejisini analiz et.
Türkiye, savaşa girmeyi kabul etmiş görünerek müttefiklerden büyük çaplı askeri yardım talep etmiştir.
Yardım gelmeden savaşa girmenin ülkeyi işgale açık bırakacağını savunmuştur.
3
Gerekçeyi netleştir.
Temel engel olarak 'lojistik yetersizlik' ve 'modern teçhizat eksikliği' gösterilmiştir.
Bu taktik, Türkiye'nin 1945'e kadar fiilen savaş dışında kalmasını sağlamıştır.

Key Concept

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'ndaki Aktif Tarafsızlık ve Denge Politikası

Hints

1
Türkiye'nin savaş dışı kalmak için müttefiklerden sürekli 'bir şey' talep ettiğini hatırlayın.

Practice More

Adana ve Kahire Konferansları sonrasında Türkiye'nin 19451945 yılında savaşa girmesinin arkasındaki Yalta Konferansı kararlarını inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 245Question

19301930'lu yıllardan itibaren mevcut dünya düzenini değiştirmek amacıyla saldırgan politikalar izleyen Almanya, İtalya ve Japonya'nın II.II. Dünya Savaşı sürecinde oluşturduğu askeri ve siyasi blok aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mihver Devletleri

Answer

Söz konusu devletlerin oluşturduğu blok Mihver Devletleri'dir.
Almanya, İtalya ve Japonya'nın oluşturduğu, statükoyu değiştirmeyi hedefleyen askeri ve siyasi grup tarihte 'Mihver Devletleri' (Axis Powers) olarak tanımlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki devletleri analiz edin.
Almanya, İtalya ve Japonya'nın II.II. Dünya Savaşı'nın saldırgan (revizyonist) tarafında yer aldığı belirlenir.
Savaşın temel taraflarını ayırt etmek için hangi devletin hangi grupta olduğunu bilmek gerekir.
2
Tarihsel terminolojiyi uygulayın.
Almanya ve müttefiklerinin oluşturduğu grubun adı 'Mihver' (Axis), onlara karşı savaşanların ise 'Müttefik' (Allied) olduğu hatırlanır.
Savaşın blok isimlerini doğru kavramak, olayların gelişimini anlamak için temeldir.

Key Concept

II.II. Dünya Savaşı Blokları

Hints

1
Bu grubun adı Türkçede 'Eksen' anlamına da gelir; dünyayı kendi eksenleri etrafında döndürmek istediklerini ifade eder.

Practice More

Müttefik Devletler'in ana üyelerini listeleyerek iki blok arasındaki temel güç dengesini karşılaştırın.
Estimated Time:45s
Question 246Question

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin izlediği 'Aktif Tarafsızlık' siyaseti, sadece dış diplomatik temaslarla sınırlı kalmamış; savaşın gidişatındaki stratejik değişimlere paralel olarak iç politikada da önemli manevraların yapılmasını zorunlu kılmıştır. Savaşın küresel seyri ile Türkiye'nin iç politikadaki yasal ve adli tasarrufları arasındaki bu dinamik ilişki dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi 19441944 yılında müttefik devletlerin zaferinin belirginleşmesi üzerine gerçekleşen 'eksen kaymasının' iç politikadaki en somut yansımasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Dış dünyadaki demokratik blok ile uyum sağlamak amacıyla Varlık Vergisi'nin tasfiyesi ve iç politikada 'Irkçılık-Turancılık' davası gibi adli süreçlerin başlatılması

Answer

Müttefiklerin zaferinin kesinleşmeye başladığı 1944 yılında, Türkiye'nin demokratik dünyaya uyum mesajı vermek adına Varlık Vergisi'ni kaldırması ve Mihver ideolojisiyle bağdaştırılabilecek akımlara karşı adli süreç başlatması doğru cevaptır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'nin savaşın sonlarına doğru Batı dünyasıyla bütünleşme ve Birleşmiş Milletler gibi yeni kurulan sistemlere kabul edilme stratejisinin bir yansımasıdır. 1942'de çıkarılan ve müttefiklerin (özellikle İngiltere ve ABD'nin) tepkisini çeken Varlık Vergisi'nin 1944'te tasfiye edilmesi ve aynı dönemde Mihver devletleri ideolojisine yakın görülebilecek Turancı gruplara karşı operasyon yapılması, Türkiye'nin 'yönünü Batı'ya döndüğünün' en somut kanıtlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın zaman çizelgesini analiz etme
1944 yılı, Normandiya Çıkarması ve müttefiklerin üstünlüğü ele geçirdiği dönemdir.
Dış politikadaki 'aktif tarafsızlık' dengesinin müttefikler lehine bozulduğu anı saptamak için gereklidir.
2
Dış baskı ile iç yasal düzenlemeleri ilişkilendirme
Müttefikler, Türkiye'nin 'tarafsız' kalarak Almanya'ya yaptığı yardımları (krom vb.) kesmesini ve demokratik standartlara yaklaşmasını istemiştir.
Türkiye'nin neden ani bir politika değişikliğine gittiğini anlamak için gereklidir.
3
İç politikadaki somut hamleleri saptama
Mart 1944'te Varlık Vergisi kaldırılmış, Mayıs 1944'te ise Irkçılık-Turancılık davalarıyla Almanya ile ideolojik paralellik kurulabilecek gruplar tasfiye edilmiştir.
Dış politikadaki eksen kaymasının iç politikadaki hukuki karşılığını doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Aktif Tarafsızlık ve Diplomatik Uyumluluk

Hints

1
Türkiye'nin 1944'teki hamlelerini, savaşın galibinin artık belli olmasıyla (müttefikler) ilişkilendirmeyi deneyin.
2
Batılı müttefiklerin en çok tepki gösterdiği iç politika uygulaması hangisiydi ve bu uygulama ne zaman kaldırıldı?
3
1944 yılında hem Varlık Vergisi'nin tasfiyesi hem de Irkçılık-Turancılık davalarının başlaması, Türkiye'nin dış dünyadaki 'demokratik-antifaşist' imajını güçlendirme çabasıdır.

Practice More

II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'de çok partili hayata geçişi hızlandıran iç ve dış dinamikleri (BM Bildirgesi, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tartışmaları) incelemek bu konuyu pekiştirecektir.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. Seçeneklerdeki olayların (Çakmak Hattı'nın iptali, Köy Enstitüleri müfredatı vb.) gerçekleşme tarihlerini 1944 yılı ile karşılaştırarak tutarsız olanları eleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 247Question

19171917 Bolşevik İhtilali'nin ardından Türkistan coğrafyasında Rus baskısına karşı başlayan Basmacı Hareketi, başlangıçta yerel direniş grupları (Korbas\cılarKorbaşılar) şeklinde ilerlemiş; ancak mücadelenin siyasi ve askeri bir disiplin altına alınması ihtiyacı doğmuştur. Bu amaçla 19211921 yılında Zeki Velidi ToganZeki\ Velidi\ Togan başkanlığında kurulan ve bağımsızlık mücadelesini merkezi bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkistan Milli Birliği

Answer

Türkistan Milli Birliği, Basmacı Hareketi'ni merkezi bir yapıya kavuşturmak amacıyla 1921'de Zeki Velidi Togan tarafından kurulan teşkilattır.
Türkistan Milli Birliği, 1921 yılında Semerkant'ta yapılan bir kongre ile Zeki Velidi Togan başkanlığında kurulmuştur. Bu teşkilat, Basmacı Hareketi'nin dağınık gruplarını askeri ve siyasi olarak tek bir çatı altında toplamayı, Türkistan'ın tam bağımsızlığını sağlamayı hedeflemiştir. Enver Paşa'nın bölgeye gelmesi de bu merkezi yapının güçlenmesine katkı sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi ortamını analiz et.
1917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'da iç karışıklık çıkmış ve Türkistan'da bağımsızlık hareketleri güçlenmiştir.
Otorite boşluğu Türkistan Türklerinin örgütlenmesine zemin hazırlamıştır.
2
Basmacı Hareketi'nin evrelerini değerlendir.
Hareket başlangıçta yerel 'Korbaşı' liderliğinde dağınık bir gerilla savaşıyken, birleşme ihtiyacı doğmuştur.
Düzenli bir ordu ve siyasi birlik olmadan Rus Kızıl Ordusu'na karşı başarı sağlanamayacağı anlaşılmıştır.
3
Teşkilat ve lider eşleştirmesini doğrula.
1921'de kurulan Türkistan Milli Birliği'nin başına Zeki Velidi Togan getirilmiştir.
Togan, hem akademik hem de siyasi kimliğiyle direnişin entelektüel ve organizasyonel temelini oluşturmuştur.

Key Concept

Basmacı Hareketi ve Türkistan Milli Birliği

Hints

1
Soruda bahsedilen teşkilat, Türkistan'daki tüm direniş gruplarını birleştirmeyi amaçlayan en geniş kapsamlı siyasi yapıdır.
2
Lideri olan kişi, Türkiye'de de önemli bir tarih profesörü olarak tanınan Zeki Velidi Togan'dır.
3
Bu teşkilat 1921'de Semerkant'ta kurulmuş ve hareketin 'Korbaşılık' evresinden merkezi bir ordu evresine geçişini simgelemiştir.

Practice More

Enver Paşa'nın 1921 yılında Türkistan'a gelişi ve Basmacı Hareketi'ne liderlik edişi ile Türkistan Milli Birliği arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 248Question

Yumuşama (Detant) sürecinin en kapsamlı diplomatik metni kabul edilen 1975 Helsinki Nihai Senedi, tarafların taban tabana zıt önceliklerini tek bir uzlaşı zemininde birleştiren bir 'paket anlaşma' niteliğindedir. Aşağıdaki tabloda belgenin temel yapı taşları olan 'dört sepet' (baskets) ve içerikleri özetlenmiştir:

Sepet (Basket)Temel Konu Başlığı
I. SepetAvrupa Güvenliği (Sınırların dokunulmazlığı, egemenliğe saygı)
II. SepetEkonomi, Bilim, Teknoloji ve Çevre Alanlarında İşbirliği
III. Sepetİnsani Haklar (Bilgi akışının serbestliği, kültürel etkileşim)
IV. SepetSenedin Uygulanması ve İzleme Konferansları

SSCB'nin 'İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırların meşruiyetini onaylatma' hedefi ile Batılı devletlerin 'bloklar arası insani etkileşimi artırarak yumuşak güç kullanma' talepleri arasındaki bu stratejik denge dikkate alındığında, Helsinki Nihai Senedi'nin uzun vadeli tarihsel etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: SSCB, Doğu Avrupa'daki jeopolitik statükoyu Batı'ya resmen tanıtmış; ancak belgenin 'insani haklar' maddeleri, ilerleyen süreçte Doğu Bloku içindeki rejim karşıtı hareketlerin uluslararası meşruiyet kazanmasına ve sistemin içten aşınmasına zemin hazırlamıştır.

Answer

SSCB'nin Doğu Avrupa'daki statükoyu tescil ettirmesine karşın, belgedeki insan hakları maddelerinin Doğu Bloku içindeki muhalif hareketlere meşruiyet kazandırarak sistemin içten aşınmasına neden olduğu seçeneği doğrudur.
Helsinki Nihai Senedi (1975), SSCB için İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırların (jeopolitik statüko) Batı tarafından tanınması anlamına geliyordu. Ancak Batı'nın ısrarıyla eklenen 'İnsan Hakları' (III. Sepet) maddeleri, Doğu Bloku ülkelerinde 'Helsinki İzleme Grupları'nın kurulmasına yol açmış, bu da komünist rejimlerin meşruiyetini sarsarak 1989-1991 çöküş sürecini hızlandırmıştır. Bu durum diplomasideki 'truva atı' etkisi olarak da nitelendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Belgenin çift taraflı doğasını analiz etme
I. Sepet (Güvenlik/Sınırlar) SSCB'nin, III. Sepet (İnsan Hakları) Batı'nın önceliğidir.
Yumuşama diplomasisinin 'quid pro quo' (al-ver) mantığını anlamak için gereklidir.
2
SSCB'nin stratejik kazancını değerlendirme
SSCB, II. Dünya Savaşı sonunda oluşan sınırların (Örn: Doğu Almanya) Batı tarafından resmen tanınmasını sağlamıştır.
Belgenin SSCB açısından neden bir başarı olarak görüldüğünü açıklar.
3
Batı'nın stratejik hamlesini ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme
İnsan hakları maddeleri, Demir Perde arkasındaki muhaliflere (Charter 77, Solidarity vb.) uluslararası dayanak sağlamıştır.
Belgenin beklenmedik veya planlanmış uzun vadeli yıkıcı etkisini gösterir.
4
Sentez yaparak doğru yargıya ulaşma
Helsinki Senedi, statükoyu dondurmak için imzalanmış olsa da aslında değişimin (çöküşün) katalizörü olmuştur.
Soruda sorulan 'uzun vadeli tarihsel etki' sonucuna ulaştırır.

Key Concept

Helsinki Nihai Senedi'nin Stratejik Dengesi (Güvenlik vs. İnsan Hakları)

Hints

1
Helsinki Nihai Senedi'nde SSCB'nin en çok istediği şey sınırların onaylanmasıydı. Peki, karşılığında neyi kabul etmek zorunda kaldı?
2
Belgenin 'III. Sepet' olarak bilinen kısmı, fikir özgürlüğü ve insan haklarına odaklanır. Bu durum Demir Perde arkasındaki rejim muhaliflerini nasıl etkilemiş olabilir?
3
Diplomatik bir 'al-ver' süreci olan Helsinki'de SSCB kağıt üzerinde (toprak bütünlüğü) kazanmış görünse de, sosyal ve siyasi olarak (insan hakları baskısı) uzun vadede kaybetmiştir.

Practice More

Bu antlaşmanın sonucunda kurulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nın (AGİK) 1994 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na (AGİT) dönüşme sürecini inceleyiniz.

Alternative Method

Soruyu 'yumuşak güç' (soft power) kavramı üzerinden de çözebilirsiniz. SSCB askeri/toprak kazanımına (sert güç) odaklanırken, Batı insani değerler ve bilgi akışı (yumuşak güç) üzerinden blok içindeki ideolojik birliği bozmayı hedeflemiştir.
Estimated Time:3m 0s
Question 249Question

19171917 yılında Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali'nin hemen ardından yayımlanan "Rusya Halklarının Hakları Deklarasyonu", Çarlık rejiminin geleneksel "Ruslaştırma" ve merkeziyetçi politikalarından radikal bir kopuşu temsil etmiştir. Bu belge ile Rusya sınırları içindeki halklara, kendi kaderlerini tayin etme (self-determinasyon) ve hatta bağımsız devlet kurarak ayrılma hakkı tanınmıştır.

Bolşevik yönetiminin, devrimin bu ilk aşamasında böyle bir politikayı benimsemesindeki temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Emperyalist ve merkeziyetçi Çarlık yapısını reddederek, devrim sürecinde azınlıkların desteğini kazanmak ve onları gönüllülük esasına dayalı bir ideolojik birlikteliğe çekmek

Answer

Bolşeviklerin bu stratejik hamlesinin temel amacı, Çarlık düzeninin baskıcı mirasını reddederek azınlıkların güvenini kazanmak ve onları ortak bir ideolojik (sosyalist) çatı altında toplamaktır.
Bolşevikler, Çarlık Rusyası'nın baskıcı merkeziyetçi yapısını yıkarak, devrim sürecinde azınlık toplulukların desteğini kazanmayı ve onları ortak bir sınıfsal ideal etrafında gönüllü bir birlikteliğe (federasyona) çekmeyi amaçlamışlardır. Bu durum, devrimin hayatta kalması için hayati bir stratejik adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz etme
19171917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'da hem bir iç savaş başlamış hem de I.I. Dünya Savaşı devam etmektedir.
Yeni kurulan rejimin hem içerde meşruiyet kazanması hem de dış tehditlere karşı ayakta kalması gerekmektedir.
2
Deklarasyonun içeriğini değerlendirme
Halklara "kendi kaderini tayin etme" ve "ayrılma" hakkı verilmiştir.
Çarlık döneminde baskı gören (Ruslaştırma politikasına maruz kalan) halkların devrime karşı çıkmasını engellemek hedeflenmiştir.
3
Stratejik niyetin belirlenmesi
Bu hak, halkları Rusya'dan tamamen koparmak için değil, gönüllü bir birliktelik (Sovyet Federasyonu) oluşturmak için bir taktik olarak kullanılmıştır.
Bolşevik ideolojisi, ulusal bağların yerine sınıfsal bağların geçmesini öngörür ve bu deklarasyon halklar arasındaki güvensizliği kırmak için bir araçtır.

Key Concept

Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı (Self-Determinasyon) ve Bolşevik Stratejisi

Hints

1
Bolşevikler, Çarlık Rusyası'nın halklar üzerindeki baskıcı imajını silmek istiyordu.
2
Devrim sürecinde azınlıkların desteğini almadan merkezi otoriteyi korumak imkansızdı.
3
Kendi kaderini tayin hakkı, halkları zorla değil, ideolojik olarak devrime bağlamak için kullanılan stratejik bir araçtı.

Practice More

SSCB'nin kuruluşu ve Lenin'in ölümü sonrası Stalin dönemindeki merkeziyetçi politikalara geçiş sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 250Question

II.II. Dünya Savaşı'nın getirdiği olağanüstü sosyal ve ekonomik şartlar altında Türkiye, kırsal kesimdeki kalkınmayı hızlandırmak ve eğitimli bir toplum inşa etmek amacıyla 19401940 yılında Köy Enstitüleri'ni kurmuştur. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in öncülüğünde hayata geçirilen bu projenin temel felsefesini oluşturan ve enstitülerin kurucusu kabul edilen İlköğretim Genel Müdürü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İsmail Hakkı Tonguç

Answer

İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitüleri'nin kuruluş sürecinde İlköğretim Genel Müdürü olarak görev yapmış ve sistemin kuramsal çerçevesini çizmiştir.
Doğru cevap olan şahıs, 'İş içinde, iş vasıtasıyla eğitim' ilkesini savunan ve Köy Enstitüleri'nin müfredatından fiziksel yapısına kadar her detayda emeği olan İlköğretim Genel Müdürü'dür.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
II.II. Dünya Savaşı yılları (193919451939-1945) arasındaki iç politika gelişmelerine odaklanılır.
Köy Enstitüleri 19401940 yılında, savaşın en yoğun olduğu dönemde kurulmuştur.
2
Kurumsal kadronun belirlenmesi
Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile birlikte çalışan teknik ve idari ismin İsmail Hakkı Tonguç olduğu tespit edilir.
Köy Enstitüleri denilince akla gelen iki ana isim Yücel ve Tonguç'tur.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'de Sosyal ve Eğitim Politikaları

Hints

1
Enstitülerin kurulduğu 19401940 yılındaki Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile en çok anılan ismi düşünün.
2
Bu isim, 'Canlandırılacak Köy' adlı eserin de yazarıdır ve ilköğretim seferberliğinin mimarıdır.
3
İlköğretim Genel Müdürlüğü yapmış, köy çocuklarının eğitimi için 'İş Eğitimi' modelini geliştiren kişidir.

Practice More

Köy Enstitüleri'nin kapatılma sürecini ve bu sürecin çok partili hayata geçişle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 251Question

1975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi, Yumuşama (Detant) Dönemi'nin en kapsamlı diplomatik metni olarak kabul edilir. Bu belgede Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırların dokunulmazlığını (status quo) resmen onaylatarak en önemli dış politika hedefine ulaşmış; buna karşılık Batı Bloku'nun ısrarıyla 'Üçüncü Sepet' olarak adlandırılan ve bireysel haklar, özgürlükler ile bilgi akışını kapsayan maddeler metne dahil edilmiştir. Sovyetler Birliği'nin dış politikadaki bu diplomatik başarısının, Doğu Bloku'nun iç yapısında yarattığı en önemli 'paradoksal' sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Bloku ülkelerindeki rejim muhaliflerinin, imzalanan bu resmi belgeyi dayanak göstererek 'Helsinki İzleme Grupları' gibi meşru denetim mekanizmaları kurması ve rejimi içten sarsması

Answer

Doğu Bloku ülkelerindeki rejim muhaliflerinin, imzalanan bu resmi belgeyi dayanak göstererek meşru denetim mekanizmaları kurması
Helsinki Nihai Senedi'nde yer alan 'Üçüncü Sepet' maddeleri, insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alıyordu. Sovyetler Birliği bu maddeleri Avrupa sınırlarının tanınması karşılığında kabul etse de, bu durum Doğu Bloku'ndaki rejim muhaliflerinin (örneğin Çekoslovakya'daki Charter 77 grubu) kendi hükümetlerine karşı bu uluslararası metni dayanak göstererek örgütlenmesine ve sistemin meşruiyetinin sorgulanmasına zemin hazırlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Helsinki Nihai Senedi'nin yapısını analiz et.
Belge dört temel 'sepet'ten oluşur: Güvenlik, Ekonomi, İnsan Hakları ve Takip.
Tarafların zıt önceliklerini anlamak için belgenin içeriğini bilmek gerekir.
2
Sovyetlerin (SSCB) stratejik hedefini değerlendir.
SSCB, II. Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa'daki sınırlarının Batı tarafından resmen tanınmasını (1. Sepet) istemiştir.
Bu, SSCB'nin en büyük diplomatik başarısıdır.
3
Batı Bloku'nun bu başarıya karşı koyduğu şartı incele.
Batı, sınırların tanınması karşılığında SSCB'nin bireysel özgürlüklere ve insan haklarına saygı duymasını (3. Sepet) şart koşmuştur.
Bu bir 'quid pro quo' (ver-kurtul) diplomatik taktiğidir.
4
Sonucu sentezle (Paradoks).
Dışarıda sınırlarını koruyan SSCB, içeride kendi imzaladığı belgeyi dayanak gösteren muhaliflerin baskısıyla karşılaşmıştır.
Muhaliflerin 'Helsinki İzleme Grupları' kurarak rejimi denetlemeye çalışması, sistemin içten çöküşünü hızlandırmıştır.

Key Concept

Helsinki Nihai Senedi'nin Üçüncü Sepeti (İnsan Hakları) ve Doğu Bloku'ndaki etkileri

Hints

1
Sovyetlerin dışarıda sınırlarını koruma altına alırken, içerideki özgürlükleri neden kağıt üzerinde kabul etmek zorunda kaldığını düşünün.
2
Helsinki Nihai Senedi'ndeki 'Üçüncü Sepet' maddeleri özellikle insan hakları ve bilgi akışını kapsıyordu.
3
Sovyet rejimi altındaki muhalifler, kendi devletlerinin imzaladığı bu belgeyi 'bizim de bu haklarımız var' demek için bir kalkan olarak kullanmış olabilirler mi?

Practice More

Yumuşama dönemindeki silahlanma karşıtı görüşmeleri (SALT-I ve SALT-II) Helsinki süreciyle karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 252Question

1941 yılında ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill tarafından imzalanan ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulacak yeni dünya düzeninin temel ilkelerini belirleyen Atlantik Bildirisi (Atlantic Charter), Birleşmiş Milletler'in fikri temeli olarak kabul edilir.

Bu bildirinin içeriğinde yer alan aşağıdaki kararlardan hangisi, I. Dünya Savaşı sonrasında yayımlanan Wilson İlkeleri ile en büyük benzerliği göstermektedir?

Show answer & explanation

Answer: Ulusların kendi kaderlerini tayin etme (self-determination) hakkına saygı gösterilmesi

Answer

Ulusların kendi kaderlerini tayin etme (self-determination) hakkına saygı gösterilmesi ilkesi, Atlantik Bildirisi ile Wilson İlkeleri arasındaki en temel ortak noktadır.
Ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı (self-determination), her iki dünya savaşı sırasında da ABD'nin savaş amaçlarını meşrulaştırmak ve kalıcı barışı sağlamak için sunduğu en temel demokratik ilkedir.

Step-by-Step Solution

1
Belgeyi Analiz Etme
Atlantik Bildirisi (1941), savaş sonrasındaki demokratik düzenin çerçevesini çizer.
Soruda istenen Wilson İlkeleri ile benzerlik, belgenin demokratik ve self-determinasyon vurgusunda gizlidir.
2
Wilson İlkeleri ile Karşılaştırma
Her iki belge de toprak ilhakına karşı çıkar ve ulusların kendi yönetimlerini seçme hakkını savunur.
Bu benzerlik, ABD'nin dış politikadaki idealist yaklaşımının bir devamıdır.
3
Uluslararası Teşkilatlanma Bağlantısını Kurma
Bildiri, Birleşmiş Milletler'in (BM) kurulmasına giden süreci başlatmıştır.
Türkiye de bu bildirideki ilkeleri kabul ederek ve ardından savaş ilan ederek BM'nin kurucu üyeleri arasında yer almayı hedeflemiştir.

Key Concept

Atlantik Bildirisi ve Wilson İlkeleri Arasındaki Süreklilik

Hints

1
Atlantik Bildirisi, ABD henüz savaşa girmeden (Pearl Harbor öncesi) müttefiklerin ortak hedeflerini belirlemiştir.
2
İstediğimiz ilke, imparatorlukların dağılmasına ve bağımsız devletlerin kurulmasına zemin hazırlayan kavramdır.
3
Cevap, Wilson'ın 14 maddesinden biri olan 'her milletin kendi geleceğini belirleme' ilkesinin aynısıdır.

Practice More

Türkiye'nin Yalta Konferansı kararları doğrultusunda neden 1945'te Almanya'ya savaş ilan ettiğini ve bu durumun BM üyeliğiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 253Question

II.II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Türkiye, hem Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku ile bütünleşme çabası içerisine girmiş hem de bu doğrultuda iç siyasi yapısını çok partili hayata geçecek şekilde yeniden yapılandırmıştır.

Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki (19451945-19601960) iç ve dış politik gelişmeleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sürece dair *yanlış* bir bilgidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Paktı (19531953), Türkiye'nin Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla Irak ile imzaladığı bölgesel bir güvenlik ve iş birliği antlaşmasıdır.

Answer

Balkan Paktı'nın Türkiye'nin Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını önlemek amacıyla Irak ile imzaladığı bir antlaşma olduğu bilgisi yanlıştır; bu özellik Bağdat Paktı'na aittir.
Balkan Paktı (19531953), Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır ve amacı Balkanlar'da olası bir Sovyet tehdidine karşı savunma hattı oluşturmaktır. Seçenekte belirtilen 'Irak ile imzalanma' ve 'Orta Doğu'da komünizmi engelleme' özellikleri 19551955 yılında kurulan Bağdat Paktı'na aittir. Bu nedenle ifade hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapma
19451945-19601960 arası Soğuk Savaş'ın ilk dönemi belirlendi.
Soruda istenen zaman dilimindeki gelişmelerin sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Dış politika ittifaklarını inceleme
NATO, Balkan Paktı ve Bağdat Paktı gibi oluşumlar değerlendirildi.
Türkiye'nin bölgesel güvenlik stratejilerini doğrulamak için gereklidir.
3
Bölgesel paktların amaç ve üyelerini ayrıştırma
Balkan Paktı'nın (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya) ve Bağdat Paktı'nın (Türkiye, Irak, İngiltere, Pakistan, İran) farkı ortaya kondu.
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını tespit etmek için temel adımdır.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel İttifaklar ve İç Siyasi Dönüşüm

Hints

1
Türkiye'nin kurduğu paktların coğrafi isimlerine (Balkan, Bağdat) ve bu bölgelerdeki komşularına odaklanın.

Practice More

Demokrat Parti döneminde Türkiye'nin NATO'ya girişi sonrası kurulan Bağdat Paktı'nın zamanla CENTO'ya dönüşme sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 254Question

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi'nde, nükleer savaş riskini azaltmak ve stratejik dengeleri korumak amacıyla 19721972 yılında Moskova'da imzalanan SALTISALT-I (Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri) Anlaşması, aşağıdaki lider çiftlerinden hangisi tarafından imzalanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Richard Nixon - Leonid Brejnev

Answer

Richard Nixon ve Leonid Brejnev
Doğru seçenek olan liderler, 19721972 yılında Moskova'da bir araya gelerek nükleer silahların niceliksel olarak sınırlandırılmasını öngören SALTISALT-I anlaşmasını imzalamış ve Yumuşama Dönemi'ni kurumsallaştırmışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarih (19721972) ve olayı (SALTISALT-I) belirle.
1972 yılında imzalanan ilk stratejik silah sınırlandırma anlaşması kastedilmektedir.
Yumuşama Dönemi'nin başlangıç evresindeki temel diplomatik gelişmeyi saptamak gerekir.
2
O dönemdeki ABD ve SSCB liderlerini hatırla.
ABD'de Richard Nixon, SSCB'de ise Leonid Brejnev iktidardadır.
SALT-I süreci Nixon'ın 'bağlantı' politikası ve Brejnev'in ekonomik gereklilikleri doğrultusunda şekillenmiştir.

Key Concept

SALT-I Anlaşması ve Aktörleri

Hints

1
19721972 tarihi, ABD'de Cumhuriyetçi bir başkanın görevde olduğu döneme işaret eder.

Practice More

SALT-II anlaşmasının neden yürürlüğe girmediğini ve bu durumun Yumuşama Dönemi'ne etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 255Question

II. Dünya Savaşı’nın yarattığı ağır ekonomik koşullar altında, savaşın tetiklediği yüksek enflasyonu dizginlemek ve 'savaş zenginleri' olarak adlandırılan kesimin haksız kazançlarını vergilendirerek devlet hazinesine kaynak sağlamak amacıyla 1942 yılında yürürlüğe konulan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Varlık Vergisi

Answer

Savaş dönemindeki haksız kazançları vergilendirmeyi amaçlayan uygulama Varlık Vergisi'dir.
Varlık Vergisi, 11 Kasım 1942 tarihinde yürürlüğe girmiş ve temel olarak savaşın yarattığı enflasyonu düşürmeyi, karaborsacılıkla elde edilen servetleri vergilendirmeyi hedeflemiştir. Bu yasa, dönemin 'aktif tarafsızlık' politikası gereği artan savunma harcamalarını karşılamak için devlet hazinesine önemli bir gelir sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
Soruda 1942 yılı ve II. Dünya Savaşı koşulları vurgulanmaktadır.
Zaman çizelgesi, döneme özgü yasaları ayırt etmek için temel veridir.
2
Uygulamanın amacının değerlendirilmesi
Enflasyonla mücadele ve savaş zenginlerinin haksız kazançlarının vergilendirilmesi hedefi belirlenmiştir.
Bu amaç, genel ekonomik müdahale yasaları ile vergi yasalarını birbirinden ayırır.
3
Kavram eşleştirmesi yapılması
1942 tarihli servet odaklı vergi yasasının Varlık Vergisi olduğu saptanmıştır.
Toprak Mahsulleri Vergisi (1944) veya Milli Korunma Kanunu (1940) gibi diğer düzenlemeler farklı tarihlerde ve amaçlarda yürürlüğe girmiştir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Dönemi Ekonomik Tedbirleri

Hints

1
Bu uygulama, özellikle ticaretle uğraşanların savaş sırasındaki servet artışlarını hedef almıştır.
2
Yasaya uymayanların Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderilmesi gibi sert uygulamalarıyla tarihe geçmiştir.
3
1942 yılında çıkarılan ve doğrudan serveti vergilendiren bu kanun, Şükrü Saraçoğlu hükümeti döneminde kabul edilmiştir.

Practice More

Varlık Vergisi'nin toplumsal ve siyasi sonuçlarını (Aşkale çalışma kampları gibi) inceleyerek konuyu derinleştirebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. Aşar Vergisi (1925) ve Teşvik-i Sanayi (1927) erken dönemdir; Milli Korunma Kanunu (1940) ve Toprak Mahsulleri (1944) tarihlerinden 1942 olanı seçilmelidir.
Estimated Time:50s
Question 256Question

İtilaf Devletleri'nin, Paris Barış Konferansı'nda sonuca bağlayamadıkları Osmanlı topraklarının paylaşımı ve Orta Doğu'daki manda yönetimlerinin sınırlarını resmen belirlemek amacıyla 19201920 yılında İtalya'da toplandıkları konferans aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: San Remo Konferansı

Answer

San Remo Konferansı
San Remo Konferansı, 19201920 yılında İngiltere, Fransa ve İtalya'nın katılımıyla düzenlenmiştir. Bu konferansta Orta Doğu'da İngiltere'ye Irak, Filistin ve Ürdün; Fransa'ya ise Suriye ve Lübnan mandası verilmiş, ayrıca Sevr Antlaşması'nın ana taslağı oluşturulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
II. Dünya Savaşı sonrasındaki diplomatik süreci ve antlaşma takvimini analiz etmek
Paris Barış Konferansı'nın (19191919) Osmanlı Devleti hariç diğer yenilen devletlerle barışı sağladığı tespit edildi.
Osmanlı topraklarının paylaşımına dair yaşanan fikir ayrılıklarının süreci uzattığını anlamak için.
2
Orta Doğu manda yönetimlerinin (Irak, Suriye, Filistin) nerede kararlaştırıldığını sorgulamak
19201920 yılında İtalya'da düzenlenen özel bir konferansın bu sınırları çizdiği belirlendi.
Manda sisteminin hukuki ve coğrafi dağılımının yapıldığı noktayı bulmak için.
3
Verilen konferansları kronolojik ve içerik bakımından karşılaştırmak
Londra ve Locarno gibi konferansların daha geç tarihlerde farklı amaçlarla toplandığı görülerek San Remo seçeneğine ulaşıldı.
Kronolojik ve içeriksel hataya düşmemek için.

Key Concept

Orta Doğu Manda Yönetimlerinin Belirlenmesi ve San Remo Konferansı

Hints

1
Bu konferans, Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan Sevr Antlaşması'nın da temelini oluşturmuştur.
2
19201920 yılında İtalya'da düzenlenen bir diplomatik toplantıdır.
3
İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'daki paylarını resmileştirdikleri konferans ismini buradan alır.

Practice More

Milletler Cemiyeti Misakı'nın 2222. maddesi ile manda sisteminin hukuki altyapısını tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 257Question

Soğuk Savaş'ın gerginliğini azaltma çabalarının arttığı 19601960'lı yılların sonundan itibaren Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt liderliğinde yürütülen; Doğu Bloku ülkeleriyle barışçıl ilişkiler kurmayı ve iki Almanya arasındaki diyaloğu geliştirmeyi amaçlayan stratejik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ostpolitik (Doğu Politikası)

Answer

Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt tarafından yürütülen Doğu Bloku ile normalleşme süreci Ostpolitik (Doğu Politikası) olarak adlandırılır.
Doğru cevap olan ifade, Batı Almanya'nın 196919741969-1974 yılları arasında Doğu Avrupa ülkeleriyle yürüttüğü normalleşme sürecini tanımlayan özel bir terimdir. Bu politika sayesinde Batı Almanya; SSCB, Polonya ve Doğu Almanya ile çeşitli antlaşmalar imzalayarak Avrupa'daki gerginliği azaltmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve aktörü analiz etme
Soruda belirtilen 19601960'lı yılların sonu ve Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt bilgileri Avrupa'daki detant sürecine işaret eder.
Yumuşama Dönemi'nin Avrupa ayağındaki en önemli figürlerden biri Willy Brandt'tır.
2
Politikanın hedefini belirleme
Doğu Bloku (SSCB, Polonya, Doğu Almanya) ile ilişkilerin iyileştirilmesi hedeflenmiştir.
Almanya'nın bölünmüşlüğü ve sınır sorunlarının çözülmesi Yumuşama Dönemi için hayati önem taşır.
3
Terimi eşleştirme
Almanca 'Doğu Politikası' anlamına gelen Ostpolitik kavramına ulaşılır.
Willy Brandt'ın bu girişimi ona 19711971 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazandırmıştır.

Key Concept

Yumuşama Dönemi Avrupa Diplomasisi ve Ostpolitik

Hints

1
Bu politika Batı Almanya'nın kendi içinden başlattığı bir dış açılımdır.
2
Sürecin mimarı olan Willy Brandt, bu çabalarıyla Nobel Barış Ödülü almıştır.
3
Kelime anlamı 'Doğu Politikası'dır ve özellikle iki Almanya arasındaki ilişkileri yumuşatmıştır.

Practice More

Willy Brandt'ın bu politikası ile Helsinki Nihai Senedi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 258Question

19401940 yılında yürürlüğe giren Milli Korunma Kanunu, hükümete ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda müdahale yetkisi tanıyarak Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı sürecindeki iç politika stratejisinin temelini oluşturmuştur. Bu kanun ve beraberinde getirilen düzenlemeler dikkate alındığında, kapsam dışında kalan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Liberal ekonomi politikalarını savunmak amacıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın faaliyet göstermesi

Answer

Liberal ekonomi politikalarını savunmak amacıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın faaliyet göstermesi
Doğru cevap, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın faaliyet göstermesidir. Çünkü bu parti 19301930 yılında kurulmuş ve kısa süre sonra kapanmıştır. Milli Korunma Kanunu ise 19401940 yılında, II.II. Dünya Savaşı'nın olağanüstü koşullarında çıkarılmıştır. Kronolojik olarak bu iki olay arasında doğrudan bir bağ yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde belirtilen Milli Korunma Kanunu'nun tarihsel çerçevesini analiz edin.
Kanun 19401940 yılında, yani II.II. Dünya Savaşı'nın (193919451939-1945) başlangıç evresinde çıkarılmıştır.
Zaman dilimini belirlemek, kronolojik çeldiricileri elemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların bu tarihsel çerçeveye (193919451939-1945) uygunluğunu kontrol edin.
İaşe Müsteşarlığı, mükellefiyet, narh uygulaması ve Petrol Ofisi gibi kurumlar savaş ekonomisinin doğrudan parçalarıdır.
Savaş dönemi iç politika önlemlerini ayırt etmek için içerik analizi yapılır.
3
Dönem dışı olan (anakronistik) gelişmeyi tespit edin.
Serbest Cumhuriyet Fırkası 19301930 yılında, savaşın başlamasından 99 yıl önce kurulmuş ve kapanmıştır.
KPSS sorularında 'savaş dönemi' ile 'Atatürk dönemi inkılapları/siyasi olayları' sıklıkla birbirine çeldirici olarak kullanılır.

Key Concept

Milli Korunma Kanunu ve Savaş Ekonomisi Tedbirleri

Hints

1
Milli Korunma Kanunu 19401940 yılında çıkarılmıştır; seçeneklerde bu tarihten çok önce gerçekleşmiş bir olay olup olmadığını kontrol edin.
2
Türkiye'de çok partili hayata geçiş denemeleri genellikle iki ana döneme ayrılır: 192419301924-1930 arası (erken dönem) ve 19451945 sonrası.
3
Seçeneklerdeki Serbest Cumhuriyet Fırkası, Atatürk döneminde liberalizmi denemek için kurulmuş bir partidir ve savaş yıllarından önce tarihteki yerini almıştır.

Practice More

Milli Korunma Kanunu ile birlikte çıkarılan Varlık Vergisi (19421942) ve Toprak Mahsulleri Vergisi (19441944) gibi diğer ekonomik düzenlemeleri de incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:50s
Question 259Question

19171917 Bolşevik İhtilali'nin ardından Çarlık Rusyası'nın otoritesinin sarsılmasıyla Türkistan coğrafyasında bağımsızlık hareketleri hız kazanmıştır. Bu süreçte hem siyasi bir lider olarak görev yapan hem de hareketin fikri altyapısını güçlendiren isimler ön plana çıkmıştır. Türkistan Milli Birliği'nin kurucusu ve ilk başkanı olan, Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nin kurulmasına liderlik eden ve Sovyetler tarafından kullanılan "Basmacı" ifadesini reddederek bu süreci "Türkistan İstiklal Mücadelesi" olarak tanımlayan, Türkiye Cumhuriyeti'nde de önemli tarih çalışmaları yürüten şahsiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zeki Velidi Togan

Answer

Türkistan Milli Birliği'nin kurucusu, Başkurdistan'ın ilk başkanı ve ünlü tarihçi Zeki Velidi Togan'dır.
Zeki Velidi Togan, Bolşevik İhtilali sonrasında Başkurdistan Hükümeti'nin başkanlığını yürütmüş, ardından Türkistan'a geçerek Basmacı Hareketi'ne katılan unsurları birleştirmek amacıyla Türkistan Milli Birliği'ni kurmuştur. Sovyetlerin "Basmacı" küçümsemesine karşı bu direnişi akademik ve siyasi literatürde "Türkistan İstiklal Mücadelesi" olarak savunmuş, Türkiye'de ise İstanbul Üniversitesi'nde Umumi Türk Tarihi Kürsüsü'nü kurarak dünya çapında bir tarihçi olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları (Başkurdistan, Türkistan Milli Birliği, tarihçilik) analiz etmek.
Sorulan kişinin hem siyasi hem de akademik bir kimliğe sahip olduğu belirlendi.
Bu özellikler adayları ayırt etmek için en belirleyici unsurlardır.
2
Basmacı ifadesine karşı çıkan ismin terminolojisini değerlendirmek.
Zeki Velidi Togan'ın bu mücadeleyi "Türkistan İstiklal Mücadelesi" olarak adlandırdığı bilgisine ulaşıldı.
Sovyet terminolojisine karşı milli bir duruş sergileyen lideri bulmak amaçlanmıştır.
3
Seçeneklerdeki diğer Türkçü aydınların biyografileriyle karşılaştırmak.
Diğer isimlerin (Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı vb.) farklı coğrafyalarda veya dönemlerde aktif olduğu teyit edildi.
Hatalı seçenekleri eleyerek kesin sonuca ulaşılmasını sağlar.

Key Concept

Basmacı Hareketi'nin entelektüel liderliği ve Zeki Velidi Togan'ın faaliyetleri

Hints

1
Bu kişi sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda Türkiye'de üniversitelerde ders vermiş çok önemli bir tarihçidir.
2
Başkurdistan'ın bağımsızlığı için çalışmış ve 'Türkistan Milli Birliği' adlı örgütün başına geçmiştir.
3
Sovyetlerin bu direnişçilere 'akıncı/haydut' anlamında verdiği 'Basmacı' ismine şiddetle karşı çıkarak bunu bir istiklal mücadelesi olarak nitelendirmiştir.

Practice More

Basmacı Hareketi'nin başarısız olma nedenleri ve Enver Paşa'nın hareket içindeki rolü üzerine çalışılması konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 260Question

Rusya'da 19171917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali'nin ardından, iç savaşın yarattığı ekonomik yıkımı durdurmak ve üretimi yeniden canlandırmak amacıyla Lenin tarafından uygulamaya konulan, küçük esnaf ve köylüye bazı serbest piyasa hakları tanıyan ekonomik program aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: NEP (Yeni Ekonomi Politikası)

Answer

Rusya'da devrim sonrası ekonomik krizi aşmak için uygulanan program NEP (Yeni Ekonomi Politikası) sistemidir.
Yeni Ekonomi Politikası (NEP), Lenin tarafından 19211921 yılında iç savaşın ardından ekonomiyi toparlamak için başlatılmıştır. Bu politika kapsamında köylülerin ürünlerini pazarda satmasına izin verilmiş ve küçük işletmelerin özel mülkiyeti korunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
19171917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'daki ekonomik ve sosyal durumu değerlendir.
İç savaşın ekonomiyi çökme noktasına getirdiği tespit edilir.
Sorunun tarihsel arka planını anlamak için devrim sonrası sürece bakılmalıdır.
2
Lenin'in bu krize karşı geliştirdiği esnek ekonomik stratejiyi hatırla.
Küçük işletmelere ve çiftçilere kısıtlı serbest piyasa imkanı tanındığı görülür.
Savaş Komünizmi'nin başarısızlığı üzerine daha yumuşak bir geçiş planı yapılmıştır.
3
Bu stratejinin ismini belirle.
Politikanın ismi NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika) yani Yeni Ekonomi Politikası'dır.
Kavramsal eşleştirme yaparak doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Lenin Dönemi Ekonomik Politikaları

Hints

1
Bu politika 'Savaş Komünizmi'nin başarısızlığı üzerine Lenin tarafından ilan edilmiştir.

Practice More

NEP döneminin neden Stalin tarafından sona erdirildiğini ve yerine hangi ekonomik modelin getirildiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
PreviousPage 13 / 24Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 13 | Examkin