Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 401Question

II.II. Dünya Savaşı'nın sonuna yaklaşılırken, 19451945 yılında düzenlenen San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler'in "kurucu üyeleri" arasında yer alabilmek için müttefik devletler tarafından diğer devletlere koşulan nihai şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 11 Mart 19451945 tarihine kadar Almanya ve Japonya gibi Mihver devletlere karşı resmen savaş ilan etmiş olmak

Answer

San Francisco Konferansı'na kurucu üye olarak davet edilmenin temel şartı, 11 Mart 19451945 tarihine kadar Mihver devletlere (Almanya ve Japonya) resmen savaş ilan etmiş olmaktır.
Müttefik devletler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın temelini atarken sadece 'savaşa fiilen veya resmen destek veren' devletleri kurucu statüsünde görmek istemişlerdir. Yalta Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda, 11 Mart 19451945 tarihi bir sınır olarak belirlenmiş ve bu tarihe kadar Mihver devletlere savaş ilan edenlerin San Francisco Konferansı'na davet edileceği ilan edilmiştir. Türkiye de bu nedenle 2323 Şubat 19451945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Konferansın kapsamını belirle
San Francisco Konferansı (19451945), Birleşmiş Milletler'in resmen kurulduğu toplantıdır.
BM'nin kimler tarafından kurulacağını belirleyen kuralları anlamak için bu bağlam gereklidir.
2
Yalta Konferansı kararlarını hatırla
Şubat 19451945'te düzenlenen Yalta Konferansı'nda kurucu üyelik kriterleri netleştirilmiştir.
Müttefiklerin (ABD, İngiltere, SSCB) konferansa kimleri davet edeceğine dair aldığı kararı saptamak gerekir.
3
Diplomatik şartı ve tarihi saptas
Müttefikler, 11 Mart 19451945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmeyen devletlerin kurucu üye sayılmayacağını açıklamıştır.
Bu şart, Türkiye gibi savaşta tarafsız kalmaya çalışan ülkeleri sembolik de olsa savaş ilanına zorlamıştır.

Key Concept

Birleşmiş Milletler'in Kuruluş Süreci ve Yalta Konferansı Kriterleri

Hints

1
San Francisco Konferansı'na katılabilmek için her devletin müttefiklerin safında yer aldığını 'resmen' ispatlaması istenmiştir.
2
Türkiye'nin savaşın bitmesine aylar kala, Şubat 19451945'te neden aniden savaş ilan ettiğini düşünün.
3
Müttefikler, Yalta Konferansı'nda kurucu üyelik için 11 Mart 19451945 tarihini son gün olarak belirlemişlerdir.

Practice More

Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı'ndaki 'Aktif Tarafsızlık' politikasının hangi konferansla son bulduğunu araştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 402Question

II.II. Dünya Savaşı'na giden süreçte, İngiltere ve Fransa'nın Almanya'nın yayılmacı taleplerine taviz vererek savaşı önlemeye çalıştığı "Yatıştırma Politikası" (Appeasement), 19301930'lu yılların sonuna damga vurmuştur. Ancak bu politikanın Hitler'i durdurmaya yetmediği ve Avrupa'da topyekün bir savaşın kaçınılmaz olduğu kısa sürede anlaşılmıştır. İngiltere ve Fransa'nın, Almanya'ya karşı yürüttükleri bu esnek tutumdan kesin olarak vazgeçerek Polonya'nın toprak bütünlüğüne yönelik askeri güvence vermesine ve diplomatik bir kırılma yaşamasına neden olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Münih Konferansı'nın ardından Çekoslovakya'nın geri kalanının (Prag dahil) tamamen işgal edilmesi

Answer

Münih Konferansı'nın ardından Çekoslovakya'nın geri kalanının (Prag dahil) tamamen işgal edilmesi
Mart 19391939'da Almanya'nın Çekoslovakya'nın geri kalanını (Prag dahil) işgal etmesi, Hitler'in yayılmacı emellerinin sınır tanımadığını ve Münih Konferansı'ndaki sözlerin bir anlamı olmadığını göstermiştir. Bu olay, İngiltere ve Fransa'nın "Yatıştırma Politikası"ndan tamamen vazgeçerek Polonya'ya askeri güvence vermesine ve savaşa yönelik hazırlıklarını hızlandırmasına yol açan ana kırılma noktasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Yatıştırma Politikası'nın (Appeasement) temel amacını ve zirve noktasını belirleyin.
19381938 Münih Konferansı ile Südet bölgesinin Almanya'ya verilmesi bu politikanın zirvesidir.
İngiltere Başbakanı Chamberlain, bu tavizle Avrupa'da barışın sağlandığına inanmıştır.
2
Hitler'in Münih'teki sözlerini ve Mart 19391939 gelişmelerini analiz edin.
Hitler, Münih'te başka toprak talebi olmayacağını söylemesine rağmen Mart 19391939'da Çekoslovakya'nın tamamını işgal etmiştir.
Bu işgal, Hitler'in sadece Alman kökenli nüfusla yetinmeyeceğini ve bağımsız devletlerin egemenliğini hiçe saydığını kanıtlamıştır.
3
Bu gelişmenin İngiltere ve Fransa üzerindeki diplomatik etkisini değerlendirin.
Bu iki devlet, Yatıştırma Politikası'nın başarısız olduğunu kabul ederek bir sonraki hedef olan Polonya'ya askeri güvence vermiştir.
Artık sözlü güvencelerin değil, askeri hazırlıkların ve ittifakların ön plana çıktığı süreç başlamıştır.

Key Concept

Yatıştırma Politikası'nın İflası ve Savaş Öncesi Diplomatik Kırılma

Hints

1
Yatıştırma Politikası, Almanya'nın 'Hayat Alanı' politikasını durdurmak için uygulanan diplomatik bir stratejiydi.
2
Münih Konferansı bir başarı değil, Hitler'in sözlerini tutmamasıyla büyük bir hayal kırıklığına dönüşmüştür.
3
İngiltere ve Fransa'nın Polonya'ya garanti vermesi için, Hitler'in Alman olmayan bir başkente (Prag) girmesi gerekmiştir.

Practice More

Bu olayın ardından imzalanan ve Polonya'nın paylaşılmasını öngören Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı'nın sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 403Question

II.II. Dünya Savaşı'nın son yıllarında, Müttefik liderler arasında yapılan görüşmeler savaş sonrası dünya düzeninin temellerini atmıştır. 19441944 Ekim ayında Moskova’da gerçekleşen görüşmelerde Winston Churchill, Josef Stalin’e Balkanlar ve Doğu Avrupa üzerinde nüfuz paylaşımını içeren ve tarihe "Yüzdeler Antlaşması" olarak geçen gayriresmî bir teklif sunmuştur.

ÜlkeSSCB NüfuzuBatı (İngiltere) Nüfuzu
Romanya%90\%90%10\%10
Yunanistan%10\%10%90\%90
Macaristan%50%80\%50 \rightarrow \%80%50%20\%50 \rightarrow \%20
Yugoslavya%50\%50%50\%50
Bulgaristan%75%80\%75 \rightarrow \%80%25%20\%25 \rightarrow \%20

Bu gelişmenin, savaşın bitiminden sonraki süreçte ortaya çıkan siyasi tabloda oynadığı en kritik rol aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'daki yayılmacı politikalarının Batılı devletlerce başlangıçta meşru bir zemine oturtulması

Answer

Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'daki yayılmacı politikalarının Batılı devletlerce başlangıçta meşru bir zemine oturtulması
Doğru yanıt olan seçenek, Yüzdeler Antlaşması'nın en temel tarihsel sonucunu ifade eder. Churchill, Sovyetlerin Yunanistan'daki İngiliz çıkarlarına müdahale etmemesi karşılığında Romanya ve Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinde Sovyet hakimiyetini kabul etmiştir. Bu durum, Sovyetler Birliği'nin bu bölgede ileride kuracağı komünist hegemonyanın Batılı müttefikler tarafından başlangıçta 'kabul edilebilir' görülmesine neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Yüzdeler Antlaşması'nın içeriğini analiz edin.
Churchill ve Stalin'in Balkan ülkelerini nüfuz oranlarına göre paylaştığı görülmektedir.
Bu paylaşım, savaş sonrası siyasi sınırların ve rejimlerin nasıl şekilleneceğinin ön hazırlığıdır.
2
Bu paylaşımın diplomatik sonuçlarını değerlendirin.
İngiltere'nin Yunanistan üzerindeki etkisini garantilemek karşılığında, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkeleri Sovyet etkisine bıraktığı anlaşılmaktadır.
Müttefikler arası çıkar çatışmalarını önlemek için yapılan bu hamle, Doğu Avrupa'nın kaderini belirlemiştir.
3
Savaş sonrası döneme (Soğuk Savaş) etkisini belirleyin.
Bu mutabakat, Sovyetlerin Doğu Avrupa'da komünist rejimler kurarken Batı'dan ciddi bir diplomatik itiraz görmemesinin zeminini hazırlamıştır.
Soğuk Savaş'ın başlangıcındaki nüfuz bölgeleri büyük ölçüde bu gayriresmî oranlara dayanmıştır.

Key Concept

Yüzdeler Antlaşması ve Savaş Sonrası Nüfuz Alanları

Hints

1
Bu antlaşma Churchill tarafından Stalin'e bir peçete üzerine yazılıp uzatıldığı için 'Peçete Antlaşması' olarak da anılır.
2
Antlaşmada Yunanistan'daki Batı etkisi ile Romanya'daki Sovyet etkisi birbirine zıt oranlarda dengelenmiştir.
3
Müttefikler arasındaki bu gizli pazarlık, Doğu Avrupa'nın neden 'Demir Perde' arkasında kaldığını açıklayan diplomatik zeminlerden biridir.

Practice More

Yalta ve Potsdam konferanslarında Doğu Avrupa rejimleri hakkında alınan kararların Yüzdeler Antlaşması ile nasıl çeliştiğini veya örtüştüğünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 404Question

II.II. Dünya Savaşı’nın Müttefikler lehine dönmeye başladığı bir süreçte, 19431943 yılında toplanan Adana Konferansı’nda İngiltere Başbakanı Churchill, Türkiye’nin bir an evvel savaşa girmesi konusunda baskı yapmıştır. Buna karşılık Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, Türkiye’nin fiilen savaşa katılımını ertelemek ve zaman kazanmak amacıyla ileri sürdüğü temel stratejik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk ordusunun taarruz gücü kazanması için gerekli olan modern silah ve teçhizat yardımının (Hardihood Planı) henüz tamamlanmamış olması

Answer

Türk ordusunun teknik ve donanımsal yetersizliği ile bu eksikliklerin giderilmesi için hazırlanan Hardihood Planı'nın gerçekleşmemiş olması
Türkiye, Adana Konferansı'nda Churchill'in baskılarına karşı savaşa girmeyi ilkesel olarak kabul etmiş ancak ordunun modern teçhizat bakımından tamamen yetersiz olduğunu ispatlayan raporlar sunmuştur. 'Hardihood' olarak adlandırılan bu askeri yardım planının tamamlanmasını şart koşan Türkiye, Müttefiklerin bu lojistik yükü hemen kaldıramayacağını öngörerek savaşa fiilen katılımı uzun süre ertelemeyi başarmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Konferansın bağlamını belirle
19431943 Adana Konferansı, Müttefiklerin Türkiye'yi savaşa çekmek için baskı yaptığı bir zirvedir.
Sorunun hangi diplomatik süreçle ilgili olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'nin dış politika stratejisini analiz et
İsmet İnönü liderliğindeki Türkiye, "aktif tarafsızlık" ve "denge politikası" izleyerek fiilen savaşa girmekten kaçınmıştır.
Türkiye'nin genel tutumunu belirlemek cevap şıklarını elemeye yardımcı olur.
3
Spesifik diplomatik kozu belirle
İnönü, savaşa girmeyi reddetmek yerine şartlı kabul etmiş; ordunun çıplak ve savunmasız olduğunu belirterek devasa bir yardım listesi (Hardihood Planı) sunmuştur.
Müttefiklerin bu yardımı kısa sürede sağlayamayacağını bilen Türkiye, bu yolla zaman kazanmıştır.

Key Concept

İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin İzlediği Denge Politikası ve Adana Konferansı Stratejisi

Hints

1
Türkiye'nin Adana ve Kahire görüşmelerinde savaşa girmeyi doğrudan reddetmediğini, ancak şartlar öne sürerek zaman kazandığını hatırlayın.
2
İsmet İnönü'nün Churchill'e karşı kullandığı en güçlü savunma, Türk ordusunun bir Alman saldırısına karşı koyabilecek silah ve araç gerece sahip olmadığıdır.

Practice More

Türkiye'nin BM'ye kurucu üye olabilmek için savaşın son aylarında kağıt üzerinde savaş ilan etmesi konusunu inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir; Yalta Konferansı (19451945) ve BM şartları ile Adana Konferansı (19431943) arasındaki zaman farkı fark edilmelidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 405Question

19171917 Bolşevik İhtilali sonrasında Türkistan'da bağımsızlık parolasıyla başlayan Basmacı Hareketi, başlangıçta geniş bir coğrafyaya yayılmış ve güçlü bir halk desteği kazanmıştır. Ancak Sovyet yönetimi, bu direnişi sadece askeri operasyonlarla bastıramayacağını anlayınca, hareketin toplumsal meşruiyetini sarsmaya ve tabanını bölmeye yönelik çok yönlü stratejiler geliştirmiştir.

Basmacı Hareketi'nin başarısızlık süreci ve Sovyet Rusya'nın bölge politikaları analiz edildiğinde, aşağıdakilerden hangisi Sovyet yönetiminin direnişin toplumsal tabanını zayıflatmak amacıyla uyguladığı, özellikle köylü sınıfının ekonomik hoşnutsuzluğunu gidererek harekete olan desteği azaltan stratejik bir hamledir?

Show answer & explanation

Answer: 19211921 yılında ilan edilen Yeni Ekonomi Politikası (NEP) ile bölge halkından alınan ağır vergilerin hafifletilmesi ve sınırlı serbest ticarete izin verilmesi

Answer

1921 yılında ilan edilen Yeni Ekonomi Politikası (NEP) ile bölge halkına sağlanan ekonomik kolaylıklar, direnişin toplumsal tabanını zayıflatan temel sosyo-ekonomik hamledir.
Basmacı Hareketi'nin toplumsal tabanını oluşturan köylü sınıfı, Sovyetlerin uyguladığı sert tarım politikaları ve ağır vergiler nedeniyle direnişi destekliyordu. Ancak 1921 yılında Lenin tarafından ilan edilen Yeni Ekonomi Politikası (NEP), köylülerin ürünlerini pazarda satmasına izin verip vergileri hafifleterek bölge halkının ekonomik memnuniyetini artırmış, bu da direnişçilere verilen yerel lojistik ve insan kaynağı desteğinin kesilmesine yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Basmacı Hareketi'nin neden başarısız olduğunu analiz et
Hareketin tek bir merkezden yönetilememesi, silah yetersizliği ve Sovyetlerin stratejik manevraları tespit edilir.
Başarısızlık nedenleri arasında askeri olmayan unsurları ayırt etmek gerekir.
2
Sovyet Rusya'nın 1921 yılındaki politika değişikliğini incele
Savaş Komünizminden vazgeçilerek NEP (Yeni Ekonomi Politikası) dönemine geçildiği görülür.
NEP, köylülerin üzerindeki baskıyı azaltarak rejimle barışmalarını hedefleyen bir 'yumuşak güç' hamlesidir.
3
NEP'in Türkistan coğrafyasındaki etkisini değerlendir
Bölge halkının (özellikle çiftçilerin) ekonomik durumunun iyileşmesi, Basmacı korbaşılarına olan desteği azaltmıştır.
Halk desteği çekilen bir gerilla hareketi uzun süre hayatta kalamaz.

Key Concept

Sovyet Rusya'nın NEP (Yeni Ekonomi Politikası) aracılığıyla Basmacı Hareketi'nin toplumsal tabanını eritmesi.

Hints

1
Direniş hareketleri, halktan aldıkları lojistik desteği kaybettiklerinde zayıflarlar.
2
Sovyet yönetimi, 1921 yılında ekonomik bir krizden çıkmak ve iç isyanları yatıştırmak için genel bir geri adım atmıştır.
3
Savaş Komünizmi'nden Yeni Ekonomi Politikası'na (NEP) geçiş, Türkistan'daki yerel çiftçilerin devlete bakışını yumuşatmıştır.

Practice More

Sovyetlerin 1924'teki sınır belirleme (delimitation) politikasının günümüz Orta Asya devlet yapısına etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 406Question

I.\text{I.} Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgeciliğin yerini alan ve "kendi kendisini idare edemeyecek kadar zayıf olan milletlerin, Milletler Cemiyeti adına büyük devletler tarafından yönetilmesi" esasına dayanan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Manda ve Himaye

Answer

Sömürgeciliğin yerini alan ve zayıf milletlerin yönetilmesini öngören sistem Manda ve Himaye sistemidir.
Manda ve himaye sistemi, I.\text{I.} Dünya Savaşı sonrası Wilson İlkeleri'nde yer alan "savaş sonrası toprak alınmaması" kuralını aşmak isteyen İngiltere ve Fransa gibi devletlerin, sömürgeciliği devam ettirmek amacıyla Milletler Cemiyeti aracılığıyla kurdukları sistemin adıdır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin etkisini değerlendir
Wilson İlkeleri, yenilen devletlerden toprak alınmasını yasaklamıştır.
Büyük devletler, sömürgeciliği devam ettirebilmek için bu ilkeye ters düşmeyecek yeni bir isim bulmak zorunda kalmışlardır.
2
Milletler Cemiyeti'nin rolünü belirle
Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) çatısı altında yeni bir yönetim modeli geliştirilmiştir.
Bu model, yasal bir kılıf uydurularak sömürgeciliğin devamını sağlamıştır.
3
Kavramı tanımla
Kendini yönetemeyenlerin yönetilmesi sistemine "Manda ve Himaye" denir.
Bu kavram, Birinci Dünya Savaşı sonrası Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi'nin temel kavramlarından biridir.

Key Concept

Manda ve Himaye Sistemi

Hints

1
Bu sistem sömürgeciliğin isim değiştirmiş halidir.

Practice More

Manda yönetimlerinin hangi konferansta (San Remo) resmileştiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 407Question

Türkiye'de 1946 yılında yapılan ilk çok partili genel seçimlerde "açık oy - gizli sayım (tasnif)" usulü uygulanmışken, 1950 seçimlerinde dünya standartlarına uygun olan "gizli oy - açık sayım" sistemine geçilmiştir. 1950 seçimlerindeki bu sistem değişikliğinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Seçimlerin dürüstlük, şeffaflık ve milli iradeye uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak

Answer

Seçimlerin dürüstlük, şeffaflık ve milli iradeye uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak amacıyla gizli oy ve açık sayım sistemine geçilmiştir.
Doğru seçenek olan ifade, demokratik seçimlerin evrensel kriterlerini yansıtmaktadır. 'Gizli oy' seçmenin özgür iradesini korurken, 'açık sayım' sonuçların manipüle edilmesini engelleyerek şeffaflığı sağlar. Bu durum milli iradenin sandığa tam olarak yansıması için temel koşuldur.

Step-by-Step Solution

1
1946 ve 1950 seçim usullerini karşılaştır.
1946'da kullanılan 'açık oy - gizli sayım' sisteminin seçim güvenliği açısından zayıf, 1950'deki 'gizli oy - açık sayım' sisteminin ise demokratik olduğu görülür.
Demokratik seçimlerde seçmen iradesinin gizli kalması ve sayımın denetlenebilir olması temel şarttır.
2
Bu değişikliğin siyasi sonucunu analiz et.
Bu değişiklik sayesinde 1950 seçimleri 'Beyaz İhtilal' olarak adlandırılan barışçıl bir iktidar değişimine imkan sağlamıştır.
Şeffaf sayım, halkın tercihinin iktidara doğrudan yansımasını sağlar.

Key Concept

Demokratik Seçim İlkeleri ve 1950 Seçimleri

Hints

1
1946 seçimleri sonrasında 'şeffaflık' konusunda ciddi tartışmalar yaşanmıştı.
2
Demokratik bir seçimde oyun kimin tarafından verildiği gizli, verilen oyların kaç tane olduğu ise herkesin önünde (açık) sayılmalıdır.
3
Bu sistem değişikliği, milli iradenin manipülasyon olmadan sandığa yansımasını sağlar.

Practice More

1950 seçimleri sonucunda iktidara gelen partiyi ve bu dönemin genel özelliklerini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Süreci 'Beyaz İhtilal' kavramı üzerinden düşünerek, iktidarın el değiştirmesine zemin hazırlayan hukuki güvencenin ne olabileceğini sorgulayabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 408Question

II.Du¨nyaSavas\cıII. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’de çok partili siyasal hayata geçiş süreci, iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile muhalefetteki Demokrat Parti (DP) arasında sert tartışmaların ve gerilimin yaşandığı bir döneme sahne olmuştur. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 1212 Temmuz 19471947’de yayımladığı bir beyanname ile bu gerginliği yumuşatmayı ve rejimin tıkanmasını önlemeyi amaçlamıştır.

Bu beyannamenin Türk siyasi hayatındaki en temel işlevi ve sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cumhurbaşkanının partiler üstü tarafsızlığını ilan ederek muhalefetin varlığını meşru kabul etmesi ve çok partili sistemi güvence altına alması

Answer

Cumhurbaşkanının tarafsızlığını ilan ederek muhalefetin varlığını meşru kabul etmesi
Doğru seçenek, beyannamenin en temel amacını ifade etmektedir. 1212 Temmuz Beyannamesi ile İsmet İnönü, devletin partiler karşısında tarafsız olduğunu ve muhalefetin de en az iktidar kadar meşru bir hakka sahip olduğunu ilan ederek Türkiye'de çok partili demokrasinin kalıcı hale gelmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
19461946 seçimleri sonrası siyasi ortamı analiz etme
CHP ve DP arasındaki gerginlik, özellikle Başbakan Recep Peker'in sert tutumu nedeniyle rejimi krizin eşiğine getirmiştir.
Çok partili hayata geçişin sancılı sürecindeki en büyük engel, iktidarın muhalefeti kabullenememesidir.
2
İsmet İnönü'nün 'hakem' rolünü değerlendirme
İnönü, hem iktidar hem de muhalefet liderleriyle görüşerek 1212 Temmuz Beyannamesi'ni yayımlamış ve devletin tüm partilere eşit mesafede olduğunu belirtmiştir.
Demokrasinin işlemesi için devlet başkanının partizan bir tutumdan uzaklaşması ve muhalefete güvence vermesi gerekiyordu.
3
Beyannamenin tarihsel sonucunu belirleme
Sertlik yanlısı Recep Peker istifa etmek zorunda kalmış, daha ılımlı bir hükümet kurulmuş ve çok partili sistemin geri dönülemez olduğu tescillenmiştir.
Bu belge, Türk siyasi tarihinde 'yumuşama ve uzlaşma'nın en önemli yazılı örneğidir.

Key Concept

1212 Temmuz Beyannamesi ve Siyasi Uzlaşı

Hints

1
Bu belgeyi yayımlayan kişi, hem iktidar partisinin genel başkanı hem de devletin başıdır.
2
Beyanname, iktidar ve muhalefet arasındaki sertleşen 'şahsi' kavgaları bitirip demokratik bir zemin oluşturmayı amaçlar.
3
İsmet İnönü'nün bu belgesi, muhalefetteki Demokrat Parti'nin varlığını resmen meşrulaştırmış ve siyasi gerginliği dindirmiştir.

Practice More

Demokrat Parti'nin kuruluş süreci ve 'Hürriyet Misakı' gibi belgelerin içeriğini inceleyerek bu uzlaşı sürecinin diğer tarafını da analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 409Question

19621962 yılında yaşanan Küba Füze Krizi, dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getirmiş; ancak krizin barışçıl yollarla çözülmesi süper güçler arasında diyaloğun önemini ortaya koymuştur. Bu krizin hemen ardından, benzer gerginliklerde yanlış anlamaları önlemek ve ABD ile SSCB liderleri arasında doğrudan, hızlı bir haberleşme imkanı sağlamak amacıyla Washington ile Moskova arasında kurulan düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kırmızı Telefon (Teleks) Hattı

Answer

Küba Füze Krizi sonrasında ABD ve SSCB liderleri arasında kurulan doğrudan iletişim mekanizması Kırmızı Telefon (Teleks) Hattı'dır.
Kırmızı Telefon Hattı, 19621962 Küba Füze Krizi'nde yaşanan iletişim kopukluklarının bir daha tekrarlanmaması için 19631963 yılında ABD ve SSCB arasında kurulan, liderlerin acil durumlarda doğrudan konuşabilmesini sağlayan teleks hattıdır. Bu gelişme, uluslararası gerginliğin azaltılmasına yönelik atılan en önemli teknik adımlardan biri kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Krizin dönemini belirle
19621962 Küba Füze Krizi, Soğuk Savaş'ın en gergin anıdır.
Soruda verilen zaman dilimi ve taraflar (ABD-SSCB) bizi bu döneme yönlendirir.
2
Krizin diplomatik sonucunu analiz et
Liderlerin birbirine ulaşamaması nükleer riskin artmasına neden olmuştur.
Doğrudan iletişimin eksikliği, yanlış kararlar alınmasına yol açabilirdi.
3
Kurulan mekanizmayı tanımla
Washington-Moskova hattı (19631963) kurulmuştur.
Bu hat tarihe "Kırmızı Telefon" olarak geçmiş ve Yumuşama sürecinin ilk somut adımı olmuştur.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'ne geçişte doğrudan iletişimin (Hot Line) önemi.

Hints

1
Bu düzenek, nükleer savaş riskini azaltmak için Moskova ve Washington'ı birbirine bağlamıştır.
2
Genellikle bir telefon olarak hayal edilse de aslında başlangıçta bir teleks (yazılı mesaj) sistemidir.
3
Küba Füze Krizi'nden sonra 19631963'te kurulan bu hat, 'Sıcak Hat' olarak da isimlendirilir.

Practice More

Yumuşama Dönemi'nin diğer önemli adımı olan SALT-I ve SALT-II antlaşmalarının farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 410Question

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi'nde, Federal Almanya Başbakanı WillyWilly BrandtBrandt tarafından uygulamaya konulan ve Doğu Bloku ülkeleriyle olan gerginliği azaltarak diplomatik ilişkileri normalleştirmeyi amaçlayan "Doğu Politikası" stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ostpolitik

Answer

Willy Brandt öncülüğünde başlatılan Doğu Bloku ile ilişkileri normalleştirme politikası Ostpolitik'tir.
Ostpolitik (Doğu Politikası), Batı Almanya'nın (Federal Almanya) özellikle SSCB ve Doğu Almanya ile olan ilişkilerini barışçıl bir zemine oturtmak amacıyla başlattığı diplomatik süreçtir. Willy Brandt bu başarısından dolayı Nobel Barış Ödülü almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki anahtar kelimeleri (Federal Almanya, Willy Brandt, Doğu Bloku, normalleşme) analiz edin.
Bu ipuçları bizi doğrudan Almanya'nın dış politika stratejisine yönlendirir.
Soruda sorulan kişinin ve devletin spesifik politikasını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramları kronolojik ve içerik bakımından eleyin.
Ostpolitik kavramı, sorudaki tanıma tam olarak uymaktadır.
Doğu politikası anlamına gelen bu terim, Detant döneminin Avrupa'daki en önemli yansımasıdır.

Key Concept

Ostpolitik (Doğu Politikası)

Hints

1
Bu kavram Almancada "Doğu Politikası" anlamına gelir ve Batı Almanya'nın Doğu'ya açılmasını ifade eder.

Practice More

Bu dönemde imzalanan ve Avrupa'da sınırların dokunulmazlığını teyit eden Helsinki Nihai Senedi konusuna göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 411Question

1962 yılında yaşanan Küba Füze Krizi, dünyayı nükleer bir felaketin eşiğine getirmiş; ancak bu krizden sonra liderlerin nükleer savaş riskini azaltma kararlılığı "Yumuşama" (Detant) sürecini başlatmıştır. Bu sürecin ilk somut adımı olarak kabul edilen, 1963 yılında atmosferde, uzayda ve su altında nükleer denemeleri yasaklayan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Moskova Antlaşması (Nükleer Silah Denemelerinin Kısmen Yasaklanması)

Answer

1963 yılında imzalanan ve nükleer denemeleri kısıtlayan Moskova Antlaşması'dır.
Küba Füze Krizi'nin (1962) ardından 1963 yılında ABD, SSCB ve İngiltere arasında imzalanan Moskova Antlaşması, nükleer denemeleri sınırlandırarak Yumuşama Dönemi'ne geçişin en erken ve en önemli somut adımı olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Kriz ve sonuç ilişkisini analiz edin.
1962 Küba Füze Krizi'nin hemen sonrasındaki diplomatik gelişmeler hedeflenmektedir.
Yumuşama süreci bu krizden sonra hız kazanmıştır.
2
1963 tarihli nükleer deneme yasağını belirleyen antlaşmayı seçin.
Moskova Antlaşması (Partial Test Ban Treaty - PTBT) doğru cevaptır.
Bu antlaşma, nükleer denemeleri belirli alanlarda yasaklayan ilk uluslararası belgedir.

Key Concept

Yumuşama (Detant) Dönemi'nin başlangıcı ve silahsızlanma çabaları.

Hints

1
Soruda 1962 Küba Krizi'nden hemen sonraki ilk adımı arıyoruz.
2
Bu antlaşma 1963 yılında imzalanmış ve nükleer denemeleri kısıtlamıştır.
3
Bu belge, SALT ve Helsinki antlaşmalarından çok daha önce hayata geçirilmiştir.

Practice More

Yumuşama Dönemi'ni başlatan liderler olan Kennedy ve Kruşçev'in Viyana Görüşmesi'ni inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 412Question

19601960’lı yılların sonundan itibaren nükleer savaş riskini azaltmak ve bloklar arası gerginliği düşürmek amacıyla başlayan "Yumuşama (Detant) Dönemi"ne dair aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

Show answer & explanation

Answer: Bu dönem, SSCB'nin Macaristan'ı işgal ederek nükleer dengeyi bozması sonucunda resmen sona ermiştir.

Answer

Dönemin Macaristan'ın işgaliyle sona erdiğini belirten ifade yanlıştır; çünkü bu olay 19561956 yılında, yani Soğuk Savaş'ın sert döneminde yaşanmıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü SSCB'nin Macaristan'ı işgal etmesi 19561956 yılında gerçekleşmiştir. Yumuşama (Detant) Dönemi ise 19601960'lı yılların sonundan itibaren olgunlaşmış ve 19791979 yılında SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle resmen sona ermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Yumuşama Dönemi'nin genel kronolojik çerçevesini hatırla.
Dönem 19621962 Küba Füze Krizi ile başlayıp 19791979 Afganistan'ın İşgali ile sona ermiştir.
Olayların hangi tarihsel dilime ait olduğunu belirlemek doğru seçeneği bulmak için ön koşuldur.
2
Seçeneklerdeki kavramların (SALT, Ostpolitik, Helsinki, Kıbrıs) döneme uygunluğunu kontrol et.
SALT-I (19721972), SALT-II (19791979), Helsinki (19751975), Kıbrıs Harekatı (19741974) ve Ping-Pong Diplomasisi (19711971) bu dönem içindedir.
Dönemin anahtar kelimelerini ve Türkiye üzerindeki etkilerini doğrulamak gerekir.
3
Dönemi bitiren olayı ve Macaristan İşgali'nin tarihini karşılaştır.
Macaristan İşgali 19561956 yılında gerçekleşmiştir, bu nedenle 19601960'larda başlayan Yumuşama Dönemi'ni bitiren olay olamaz.
Afganistan'ın işgali (19791979) detant sürecini resmen bitiren ve 'İkinci Soğuk Savaş'ı başlatan gelişmedir.

Key Concept

Yumuşama (Detant) Dönemi'nin kronolojisi ve temel diplomatik gelişmeleri

Hints

1
Yumuşama Dönemi'nin ne zaman başladığını ve hangi olayla sona erdiğini düşünün.
2
SALT-I, SALT-II ve Helsinki gibi belgelerin hepsi 19701970'li yıllarda imzalanmıştır.
3
Seçeneklerde verilen işgal olaylarından hangisi 19791979 yılına aittir? Macaristan mı yoksa Afganistan mı?

Practice More

SSCB'nin Afganistan'ı işgalinden sonra ABD'nin hangi politikayı izlediğini (Carter Doktrini) ve 19801980 Moskova Olimpiyatları'nın neden boykot edildiğini araştırın.

Alternative Method

Olayları kronolojik sıraya koyarak hangisinin Yumuşama Dönemi (19621962-19791979) dışında kaldığını bularak cevaba ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 413Question

1990'lı yılların başında Yugoslavya'nın dağılma sürecinde yaşanan Bosna Savaşı'nda halkına önderlik eden, bağımsız Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan ve hem fikir adamı kimliği hem de mücadelesi nedeniyle "Bilge Kral" lakabıyla anılan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aliya İzzetbegoviç

Answer

Bosna-Hersek'in bağımsızlık mücadelesinin sembol ismi ve 'Bilge Kral' olarak bilinen lider Aliya İzzetbegoviç'tir.
Aliya İzzetbegoviç, Bosna-Hersek'in bağımsızlığını kazanmasında en büyük pay sahibi olan, 'Demokratik Eylem Partisi'ni kuran ve fikir adamı kimliği dolayısıyla dünya genelinde 'Bilge Kral' olarak tanınan devlet adamıdır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen coğrafi bölgeyi ve tarihsel süreci belirle.
Bölge Balkanlar (Bosna-Hersek), süreç Yugoslavya'nın dağılması ve Bosna Savaşı'dır.
Sorunun hangi tarihsel bağlamda sorulduğunu anlamak için gereklidir.
2
"Bilge Kral" lakabını ve bu lakabın hangi lidere ait olduğunu hatırla.
"Bilge Kral" lakabı Aliya İzzetbegoviç ile özdeşleşmiştir.
KPSS tarih müfredatında kişilere verilen lakaplar önemli bir ayırt edicidir.
3
Seçeneklerdeki diğer liderlerin hangi ülkelerin kurucu liderleri olduğunu kontrol et.
Diğer seçeneklerin tamamı Orta Asya ve Kafkasya'daki Türk Cumhuriyetleri'nin liderleridir.
Çeldiricileri elemek ve cevabı doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Küreselleşen Dünya ve Bölgesel Çatışmalar (Bosna Savaşı ve Liderleri)

Hints

1
Bu lider, Balkanlar'da yaşanan Yugoslavya'nın parçalanma sürecinde halkına önderlik etmiştir.
2
Hukukçu ve felsefeci kimliğiyle tanınan bu lider, Bosna-Hersek'in ilk cumhurbaşkanıdır.

Practice More

Dayton Antlaşması'nın maddelerini ve Bosna Savaşı'nı sona erdiren sürecin detaylarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri'nin (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan) liderlerini ezberlemek, Balkanlardaki Bosna liderini ayırt etmenizi kolaylaştırır.
Estimated Time:35s
Question 414Question

II.II. Dünya Savaşı’nın ağır ekonomik baskıları altında, 19401940 yılında yürürlüğe giren Milli Korunma Kanunu hükümete ekonomiye doğrudan müdahale edebilmesi için çok geniş yetkiler tanımıştır. Bu kanun kapsamında, özellikle enerji üretimi için hayati önem taşıyan Zonguldak taş kömürü havzasında üretim sürekliliğini sağlamak ve iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla halka yönelik "zorunlu çalışma" esasına dayalı bir uygulama başlatılmıştır.

Bu uygulamaya verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mükellefiyet-i İktisadiye

Answer

Milli Korunma Kanunu kapsamında Zonguldak madenlerinde uygulanan zorunlu çalışma sistemi Mükellefiyet-i İktisadiye olarak adlandırılır.
Mükellefiyet-i İktisadiye uygulaması, Milli Korunma Kanunu'nun tanıdığı yetkiyle 19401940 yılında başlatılmış ve özellikle Zonguldak'taki maden işçileri ile bölge halkına üretim sürekliliği için zorunlu çalışma yükümlülüğü getirmiştir. Bu uygulama, savaş yıllarında Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılamada kritik bir rol oynamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem ve yasal çerçeve analizi
II.II. Dünya Savaşı döneminde (19401940) çıkarılan Milli Korunma Kanunu belirlendi.
Soruda belirtilen "zorunlu çalışma" yetkisinin kaynağını anlamak için yasal zemin tespit edilmelidir.
2
Uygulama alanı ve yöntem eşleştirmesi
Zonguldak kömür havzası ve "mükellefiyet" (yükümlülük) kavramı ilişkilendirildi.
Madenlerdeki iş gücü açığını kapatmak için hükümetin kullandığı özel yetkiyi tanımlayan kavramı bulmak gerekir.
3
Kavramsal ayrıştırma
Ekonomik bir yükümlülük olan "Mükellefiyet-i İktisadiye" ismi belirlendi.
Diğer seçeneklerin vergi (Varlık, Toprak Mahsulleri) veya farklı dönem yasası (Men-i İsrafat) olduğu saptandı.

Key Concept

Milli Korunma Kanunu ve İktisadi Mükellefiyet

Hints

1
Bu uygulama bir para vergisi değil, bir 'iş gücü' yükümlülüğüdür.
2
İsmi, 'ekonomik yükümlülük' anlamına gelen Osmanlıca kökenli bir tamlamadır.
3
Zonguldak maden ocaklarında 1919. yüzyıldaki Dilaver Paşa Nizamnamesi'ne benzer şekilde halkın zorunlu olarak çalıştırılmasını ifade eder.

Practice More

Milli Korunma Kanunu ile kurulan 'Petrol Ofisi' ve 'Et ve Balık Kurumu' gibi kurumların kuruluş amaçlarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 415Question

19181918 yılında Hokand'da başlayan Basmacı Hareketi, Enver Paşa'nın bölgeye gelişiyle geniş bir alana yayılmış ve Rus kuvvetlerine karşı önemli başarılar kazanmıştır. Ancak Sovyet yönetimi, askeri baskının yanı sıra bölge halkını hareketten koparmaya yönelik birtakım taviz politikaları da uygulamıştır.

Buna göre, Sovyet yönetiminin Basmacı Hareketi'nin toplumsal tabanını zayıflatmak amacıyla uyguladığı, bölgedeki ağır vergileri hafifleten ve köylülere serbest pazar imkânı tanıyan ekonomik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeni Ekonomik Politika (NEP) uygulamasına geçilmesi

Answer

Yeni Ekonomik Politika (NEP) uygulamasına geçilmesi
Yeni Ekonomik Politika (NEP), Sovyet yönetiminin 19211921 yılında iç savaştan kaynaklanan ekonomik yıkımı durdurmak ve köylülerin desteğini geri kazanmak için başlattığı bir uygulamadır. Türkistan coğrafyasında Basmacı Hareketi'ne destek veren halkın büyük bir kısmının köylü olduğu düşünülürse; ağır vergilerin kaldırılması, ayni vergi sistemine geçilmesi ve ürünlerin serbestçe satılabilmesi, halkın direnişe olan ihtiyacını azaltmış ve hareketin toplumsal tabanını zayıflatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Basmacı Hareketi'nin zayıflama nedenlerini analiz et
Hareket sadece askeri baskıyla değil, Sovyetlerin halka yönelik tavizleriyle de güç kaybetmiştir.
Halk desteği olmadan gerilla tipi direnişlerin sürdürülmesi zordur.
2
1921 yılındaki Sovyet ekonomik politikalarını değerlendir
Lenin liderliğindeki Sovyetlerin NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika) ilan ettiği görülür.
Savaş Komünizmi dönemindeki ağır baskılar köylüleri isyana teşvik ettiği için bu politika değişikliğine gidilmiştir.
3
NEP'in Türkistan üzerindeki etkisini yorumla
Vergilerin düşmesi ve serbest ticaret imkanı, geçim sıkıntısı çeken bölge köylüsünün direnişten çekilmesine yol açmıştır.
Ekonomik rahatlama, Basmacı Hareketi'nin insan kaynağını ve yerel lojistik desteğini zayıflatmıştır.

Key Concept

Sovyetlerin Basmacı Hareketi'ni zayıflatmak için kullandığı ekonomik taviz politikası (NEP).

Hints

1
Sovyetlerin askeri baskı yerine halkın gönlünü kazanarak direnişi bitirmeye çalıştığı 'ekonomik taviz' dönemini hatırlayın.
2
19211921 yılında Lenin tarafından ilan edilen ve kapitalist bazı unsurların geçici olarak geri dönmesine izin veren politikayı düşünün.
3
Basmacı Hareketi'nin en büyük darbeyi Enver Paşa'nın şehadetinden sonra bu ekonomik yumuşama nedeniyle halk desteğinin kesilmesiyle aldığını unutmayın. Bu politika NEP olarak adlandırılır.

Practice More

Basmacı Hareketi'nin diğer siyasi nedenlerini (Cedidçilik ve Kadimcilik arasındaki görüş ayrılıkları gibi) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemini kullanabilirsiniz. Kolektifleştirme 19291929 sonrası (Stalin), Cumhuriyetlerin kurulması 19241924 ve sonrası iken, direnişin en güçlü olduğu 19211921 yılında gerçekleşen tek büyük ekonomik hamle NEP'tir.
Estimated Time:1m 30s
Question 416Question

II.II. Dünya Savaşı devam ederken 19431943 yılında toplanan ve Müttefik Devletler'in Mihver Devletleri karşısında izleyeceği stratejiyi belirlediği görüşmelerde; savaşın ancak düşmanın "kayıtsız şartsız teslim olması" ile sona ereceği kararı alınmıştır. ABDABD Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill'in katıldığı bu diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Casablanca Konferansı

Answer

Casablanca Konferansı
Casablanca Konferansı (142414-24 Ocak 19431943), Müttefik liderlerin Mihver devletlerinin (Almanya, İtalya, Japonya) ancak hiçbir şart öne sürmeden teslim olmaları durumunda savaşın biteceğini ilan ettikleri kritik bir diplomatik olaydır. Bu karar, Mihver devletlerinin içindeki barış arayışlarını engellemeyi ve müttefikler arası dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Konferansın tarihini ve katılımcılarını analiz edin.
19431943 yılındaki Casablanca buluşmasına Roosevelt ve Churchill katılmıştır.
Konferansları birbirinden ayıran en önemli özelliklerden biri tarih ve temel katılımcı kadrosudur.
2
Konferansta alınan temel kararı (anahtar kavramı) tespit edin.
"Kayıtsız şartsız teslim" (unconditional surrender) ilkesinin kabul edildiği görülür.
Her diplomatik görüşmenin kendine has bir sembol kararı vardır; bu ilke Casablanca ile özdeşleşmiştir.

Key Concept

Casablanca Konferansı ve Kayıtsız Şartsız Teslim İlkesi

Hints

1
19431943 yılında gerçekleşen ve Roosevelt ile Churchill'in bir araya geldiği diplomatik buluşmaları hatırlayın.
2
Bu konferansın en belirgin özelliği, savaşın bitiş şartı olarak Mihver devletlerine hiçbir taviz verilmeyeceğinin duyurulmasıdır.
3
"Kayıtsız şartsız teslim" ifadesi bu konferansın anahtar sloganıdır.

Practice More

Diğer konferansların (Tahran, Yalta, Potsdam) en önemli birer kararını karşılaştırmalı bir tablo halinde inceleyerek kalıcılığı artırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 417Question

19601960’lı yıllarda Kıbrıs Meselesi'nin şiddetlendiği süreçte, Rum tarafının adadaki Türk toplumunu ani bir baskınla etkisiz hale getirerek Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını (EnosisEnosis) gerçekleştirmek amacıyla hazırladığı gizli imha planı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akritas Planı

Answer

Kıbrıs Türklerini imha ederek adayı Yunanistan'a bağlamayı hedefleyen gizli plan Akritas Planı'dır.
Akritas Planı, 19631963 yılında Rum İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis ve Rum liderliği tarafından Kıbrıs Anayasası'nı silah zoruyla değiştirip Türkleri adadan temizlemek ve 'Enosis'i gerçekleştirmek üzere hazırlanmıştır. Bu planın uygulamaya konulması, tarihe 'Kanlı Noel' olarak geçen olaylara yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve ana konuyu belirle.
Soru 19601960’lı yıllar Kıbrıs Meselesi ve Rumların stratejileri hakkındadır.
Soruda geçen 'Enosis' ve 'gizli imha planı' ifadeleri bu döneme özgü kavramlardır.
2
Kavramları eşleştir.
Enosis idealine ulaşmak için Kıbrıs Türklerini hedef alan plan Akritas Planı olarak adlandırılır.
Akritas Planı, 19631963 Kanlı Noel olaylarının da temelini oluşturan saldırı stratejisidir.

Key Concept

Kıbrıs Meselesi ve Akritas Planı

Hints

1
Kıbrıs Türklerinin can güvenliğini doğrudan tehdit eden ve 19631963 olaylarını tetikleyen planı hatırlayın.
2
Bu plan, Rumların adayı tamamen Yunanistan'a bağlama hedefi olan 'Enosis'e giden yolu temizlemeyi amaçlıyordu.
3
İsmi Rumların İçişleri Bakanı'nın kod adıyla (Akritas) anılan bu plan, Türklerin imhasını öngörüyordu.

Practice More

Kıbrıs Sorunu'ndaki dönüm noktalarını (1959 Londra-Zürih, 1964 Johnson Mektubu, 1974 Harekat) kronolojik olarak çalışmak faydalı olacaktır.
Estimated Time:50s
Question 418Question

II.II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Türkiye'de ekonomiyi savaş koşullarına göre düzenlemek, temel tüketim mallarının fiyatlarını belirlemek ve hükümete olağanüstü ekonomik yetkiler tanımak amacıyla 19401940 yılında çıkarılan kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Korunma Kanunu

Answer

1940 yılında savaşın ekonomik etkilerini yönetmek için çıkarılan düzenleme Milli Korunma Kanunu'dur.
Doğru cevap olan Milli Korunma Kanunu, 1940 yılında kabul edilmiş ve hükümete ekonomiye doğrudan müdahale etme, fiyatları denetleme ve zorunlu çalışma (mükellefiyet) getirme gibi geniş yetkiler vermiştir. Bu kanun, savaş yıllarında karaborsayla mücadele ve temel ihtiyaçların karşılanmasında temel araç olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarih (19401940) ve amaç (ekonomiyi savaş koşullarına göre düzenleme) analiz edilir.
Bu kriterlere uyan kanun belirlenir.
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı boyunca izlediği ekonomi politikasının yasal çerçevesini belirlemek için.
2
Seçeneklerdeki diğer kanunların tarihleri ve amaçları ile karşılaştırma yapılır.
Milli Korunma Kanunu'nun (1940) doğru cevap olduğu teyit edilir.
Varlık Vergisi (1942) ve Toprak Mahsulleri Vergisi (1944) gibi diğer düzenlemelerin daha sonraki yıllara ait olduğunu ayırmak için.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Dönemi Türkiye Ekonomisi

Hints

1
Bu kanun, savaşın başlamasından hemen sonra (1940) hükümete ekonomiyi kontrol etme yetkisi vermiştir.

Practice More

Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi'nin hangi amaçlarla ve hangi tarihlerde çıkarıldığını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 419Question

1964 yılında ABD Başkanı Johnson tarafından gönderilen ve Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini engelleyen sert üsluplu mektup, Türk dış politikasında Batı merkezli anlayışın sorgulanmasına ve "çok yönlü" bir diplomasiye geçilmesine neden olmuştur. Bu sürece bağlı olarak, 1930'lu yıllardan sonra Sovyetler Birliği'ne başbakan düzeyinde ilk resmi ziyareti gerçekleştirerek ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Suat Hayri Ürgüplü

Answer

Suat Hayri Ürgüplü, 1965 yılında Sovyetler Birliği'ne başbakan düzeyinde ilk resmi ziyareti gerçekleştirerek çok yönlü dış politikanın ilk somut adımını atmıştır.
Johnson Mektubu sonrasında Türkiye'nin yalnızlaşması üzerine, Suat Hayri Ürgüplü 1965 Ağustos ayında Moskova'ya giderek uzun süren soğukluk dönemini sona erdirmiş ve Türkiye'nin dış politikada seçeneklerini artırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Johnson Mektubu'nun Türk dış politikasındaki etkisini analiz etme
Türkiye'nin sadece ABD/NATO eksenli değil, alternatifli bir dış politika izleme gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Müttefiklerin Türkiye'nin milli çıkarlarını (Kıbrıs) korumada yetersiz kalması.
2
1965 yılındaki siyasi gelişmeleri ve hükümet yapısını değerlendirme
İsmet İnönü hükümetinin düşmesiyle Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında bir koalisyon hükümetinin kurulması.
Ziyareti gerçekleştiren başbakanın belirlenmesi için kronolojik doğruluk gereklidir.
3
Suat Hayri Ürgüplü'nün Moskova ziyaretinin önemini belirleme
1930'lu yıllardaki Atatürk dönemi dostluğundan sonra SSCB ile en üst düzey diplomatik temasın kurulması.
Yumuşama dönemindeki bu adım, ilerleyen yıllardaki sanayi yardımlarının temelini oluşturmuştur.

Key Concept

Johnson Mektubu sonrası Türkiye'nin 'Çok Yönlü Dış Politika' arayışı ve Türk-Sovyet yakınlaşması.

Hints

1
Türkiye, 1964 Johnson Mektubu'ndan sonra dış politikada Batı dışında da müttefikler ve ortaklıklar aramaya başlamıştır.
2
Bahsi geçen devlet adamı, 1965 yılında bir geçiş/koalisyon hükümetine başkanlık etmiştir.
3
Bu ziyaret, 1930'lu yıllardaki Türk-Sovyet dostluk döneminden sonra gerçekleşen en üst düzey diplomatik temastır.

Practice More

SSCB'nin Türkiye'de inşa ettiği İskenderun Demir-Çelik ve Aliağa Rafinerisi gibi tesislerin hangi paktlar ve yardımlar kapsamında yapıldığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 420Question

II. Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye'de çok partili siyasal hayata geçiş sürecinde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde muhalefetin belirginleşmesine ve Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ile Refik Koraltan'ın 'Dörtlü Takrir'i sunmasına zemin hazırlayan temel iç gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun görüşülmesi

Answer

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun görüşülmesi, CHP içindeki muhaliflerin 'Dörtlü Takrir'i vermesine ve ardından Demokrat Parti'nin kurulmasına yol açan temel gelişmedir.
Doğru yanıt olan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, 1945 yılında CHP içerisinde Adnan Menderes ve Celal Bayar gibi isimlerin ilk kez organize bir muhalefet yürütmesine ve parti içi demokrasi taleplerini içeren Dörtlü Takrir'i vermelerine yol açan temel olaydır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi atmosferini analiz etme
1945 yılı, II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği ve Türkiye'nin Batı demokrasilerine uyum sağlama çabasına girdiği bir dönemdir.
Siyasal değişimin hem dış (BM, Batı ittifakı) hem de iç dinamiklerini anlamak gerekir.
2
CHP içi muhalefetin kaynağını belirleme
Meclise sunulan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun özellikle 17. maddesi (topraksız köylüye toprak dağıtılması amacıyla büyük arazilerin kamulaştırılması) büyük toprak sahipleri ve liberal görüşlü vekillerin tepkisini çekmiştir.
Ekonomik mülkiyet tartışmaları, siyasi ayrışmanın temelini oluşturmuştur.
3
Sonuçları değerlendirme
Tartışmaların ardından sunulan Dörtlü Takrir reddedilmiş, imzacıların ihraç veya istifasıyla 1946'da Demokrat Parti kurulmuştur.
Bu süreç, Türkiye'de gerçek anlamda çok partili dönemin kapısını açmıştır.

Key Concept

Çok Partili Hayata Geçiş ve Demokrat Parti'nin Doğuşu

Hints

1
Bu gelişme, II. Dünya Savaşı bittikten hemen sonra CHP içinde yaşanan bir mülkiyet tartışmasıyla ilgilidir.
2
Adnan Menderes ve arkadaşlarının parti tüzüğüne karşı verdikleri 'Dörtlü Takrir' önergesinin fitilini ateşleyen yasa tasarısını hatırlayın.
3
1945 yılında gündeme gelen, özellikle büyük arazi sahiplerinin tepkisini çeken ve kamulaştırma öngören tarım reformu yasası bu süreci başlatmıştır.

Practice More

Demokrat Parti'nin kurulmasından sonra 1946 yılında yapılan ilk çok partili seçimlerin hangi usulle (açık oy - gizli sayım) yapıldığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 21 / 24Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 21 | Examkin