Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 161Question

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye, dış politikasında tek yönlü bir anlayıştan uzaklaşarak "çok yönlü dış politika" modeline geçiş yapmıştır. Bu süreçte özellikle 19641964 Johnson Mektubu sonrası Batılı müttefikleriyle yaşadığı güven bunalımı, Türkiye'yi İslam dünyası ve Üçüncü Dünya ülkeleriyle yakınlaşmaya itmiştir.

Bu doğrultuda Türkiye, 19691969 yılında Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenen zirveye katılarak aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisinin kuruluş sürecinde yer almış ve bu kurumla diplomatik bağlarını güçlendirmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İslam Konferansı Örgütü (İslam İşbirliği Teşkilatı)

Answer

Türkiye, 1969 Rabat Zirvesi sonrası İslam Konferansı Örgütü'nün (günümüzdeki adıyla İslam İşbirliği Teşkilatı) kuruluşunda yer almıştır.
Türkiye, Yumuşama Dönemi'nde Kıbrıs meselesinde uluslararası destek bulabilmek amacıyla İslam dünyasına yaklaşmış ve 1969'da Rabat'ta kurulan İslam Konferansı Örgütü'ne katılarak bu alandaki ilk ciddi kurumsal adımını atmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem tespiti yapmak
Soruda bahsedilen 1969 yılı, uluslararası ilişkilerde Yumuşama (Detente) Dönemi'ne denk gelmektedir.
Zaman çizelgesindeki yerini belirlemek, dönemin siyasi atmosferini anlamayı sağlar.
2
Dış politika stratejisini analiz etmek
Türkiye, 1964 Johnson Mektubu sonrasında Kıbrıs konusunda yalnız kaldığını fark etmiş ve Batı dışındaki bloklarla (özellikle İslam dünyası) ilişkilerini geliştirme kararı almıştır.
Türkiye'nin neden çok yönlü dış politikaya yöneldiğinin gerekçesini belirlemek gerekir.
3
Zirve ve örgüt eşleştirmesi yapmak
1969 yılında Fas/Rabat'ta düzenlenen İslam zirvesi, İslam Konferansı Örgütü'nün (İİT) kuruluşuna zemin hazırlamıştır.
Bilgi düzeyinde doğru tarihi olay ile kurumsal yapıyı eşleştirmek.

Key Concept

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye'nin Çok Yönlü Dış Politikası ve İslam Dünyası ile İlişkileri
Estimated Time:55s
Question 162Question

Türkiye'nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Türkiye'ye silah ambargosu uygulama kararı almıştır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin bu ambargoya karşı misilleme olarak gerçekleştirdiği temel hamle aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan Savunma İş Birliği Anlaşması'nı tek taraflı feshederek ülkedeki tüm ABD üs ve tesislerine el koyulması

Answer

Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan Savunma İş Birliği Anlaşması'nın askıya alınarak üslerin Türk kontrolüne geçirilmesi
Türkiye, ABD'nin 1975 yılında başlattığı silah ambargosuna en sert tepkiyi 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesi çerçevesinde vermiş; 1969 tarihli Savunma İş Birliği Anlaşması'nı geçersiz sayarak ülkedeki İncirlik dışındaki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri denetimine almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tespiti
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin 1975'te başlattığı silah ambargosu.
Siyasi ve askeri krizin kaynağını belirlemek gerekir.
2
Türkiye'nin tepkisini analiz etme
25 Temmuz 1975 Bakanlar Kurulu kararı ile Savunma İş Birliği Anlaşması'nın feshi.
Milli egemenlik ve karşılıklılık ilkesi gereği yapılan askeri hamleyi bulmak amaçlanır.

Key Concept

Mütekabiliyet (Karşılıklılık) ve 1975 Üsler Krizi

Practice More

Ambargonun 1978 yılında kaldırılmasından sonra imzalanan yeni Savunma ve Ekonomik İş Birliği Anlaşması'nı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 163Question

Türkiye'nin Soğuk Savaş döneminde dış tehditlere karşı güvenlik arayışına girmesi ve Batı Bloku ile yakınlaşma politikası izlemesi sonucunda, 1952 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) tam üye olarak kabul edilmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: Birleşmiş Milletler bünyesinde Kore Savaşı'na asker gönderilmesi

Answer

Türkiye'nin Kore Savaşı'na asker göndererek Batı ittifakına olan bağlılığını ve askeri gücünü kanıtlaması, NATO'ya kabul edilmesindeki en temel etkendir.
Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrası artan Sovyet tehdidine karşı NATO'ya girmek istemiş ancak Avrupalı devletlerin çekinceleri nedeniyle başlangıçta reddedilmiştir. 1950'de patlak veren Kore Savaşı'na Birleşmiş Milletler kuvvetleri dahilinde asker gönderilmesi, bu çekinceleri ortadan kaldırmış ve Türkiye'nin 1952'de Yunanistan ile birlikte NATO'ya girmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soğuk Savaş dönemindeki dış politika önceliklerini analiz etme
Türkiye'nin Sovyetler Birliği tehdidine karşı NATO'ya girme arzusunun tespiti.
Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için Batı Bloku ile entegre olması gerekiyordu.
2
NATO'ya üyelik sürecindeki engelleri ve dönüm noktalarını değerlendirme
Türkiye'nin başlangıçtaki üyelik taleplerinin reddedildiğinin ancak 1950'deki stratejik hamlenin bu durumu değiştirdiğinin görülmesi.
Sadece üyelik istemek yeterli olmamış, somut bir askeri katkı beklenmiştir.
3
Kore Savaşı'nın üyeliğe etkisini inceleme
Kore Savaşı'na asker gönderilmesinin ardından 1952'de üyeliğin gerçekleştiği sonucuna varılması.
Türk ordusunun Kore'deki başarısı, ittifakın savunma kapasitesine olan güveni artırmıştır.

Key Concept

NATO Üyeliği ve Kore Savaşı İlişkisi

Hints

1
Türkiye'nin NATO'ya girişi, yurt dışına ilk kez asker gönderdiği bir olayla yakından ilişkilidir.
2
1950 yılında Uzak Doğu'da başlayan ve komünizm yayılmasını önlemeyi amaçlayan savaşı düşünün.

Practice More

Demokrat Parti döneminde Türkiye'nin üye olduğu diğer uluslararası paktları (Bağdat Paktı, Balkan Paktı 1953) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 164Question

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, bir yandan savaşın yıkıcı etkilerinden korunmak için "aktif tarafsızlık" politikası izlemiş, diğer yandan ise savaşın getirdiği ağır ekonomik ve siyasi yükleri yönetebilmek amacıyla iç politikada olağanüstü tedbirlere başvurmuştur. Savaşın sona ermesiyle birlikte de küresel yeni düzene uyum sağlama süreci başlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi II. Dünya Savaşı süreci (1939-1945) veya bu savaşın yarattığı siyasi ortamın doğrudan bir sonucu olarak Türkiye'de yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Mücadele'nin haklılığını uluslararası alanda duyurmak ve Sevr Antlaşması'nı geçersiz kılmak için Londra Konferansı'na temsilci gönderilmesi

Answer

Milli Mücadele döneminde, I. İnönü Savaşı sonrasında (1921) gerçekleştirilen Londra Konferansı süreci, II. Dünya Savaşı (1939-1945) kronolojisinin dışındadır.
Doğru yanıt olan seçenek, 1921 yılında Milli Mücadele sürecinde, TBMM'nin varlığını İtilaf Devletlerine resmen tanıtmak amacıyla katıldığı bir konferansı anlatmaktadır. Bu durum 1939-1945 yılları arasındaki II. Dünya Savaşı sürecinden tamamen bağımsızdır.

Step-by-Step Solution

1
Kronolojik Sınırlandırma
II. Dünya Savaşı 1939'da başlamış ve 1945'te sona ermiştir.
Soruda istenen gelişmelerin bu tarih aralığına veya hemen sonrasındaki sonuçlara odaklanması gerekir.
2
İç Politik Tedbirlerin Analizi
Milli Korunma Kanunu (1940) ve Varlık Vergisi (1942) doğrulanmıştır.
Savaşın yarattığı ekonomik buhranı yönetmek için bu olağanüstü kanunlar çıkarılmıştır.
3
Dış Politik Diplomasi Kontrolü
Adana ve Kahire Görüşmeleri (1943) doğrulanmıştır.
İsmet İnönü döneminde Müttefiklerle yapılan bu görüşmeler Türkiye'nin savaşa girme baskılarını yönettiği süreçlerdir.
4
Savaş Sonrası Siyasi Dönüşüm
Çok partili hayata geçiş (1945-1946) doğrulanmıştır.
Savaşın galibi olan demokratik bloka (BM) uyum sağlama ihtiyacı bu süreci tetiklemiştir.
5
Yanlış Seçeneğin Tespiti
Londra Konferansı (1921) elenmiştir.
Bu gelişme Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) dönemine aittir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Dönemi Türkiye Politikaları
Estimated Time:1m 30s
Question 165Question

1992-1995 yılları arasında Balkanlar'da süregelen şiddetli çatışmaları ve Bosna Savaşı'nı resmen sona erdiren; bölgede barışı tesis ederek bağımsız bir Bosna-Hersek devletinin anayasal ve siyasi çerçevesini belirleyen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dayton Antlaşması

Answer

Dayton Antlaşması
Dayton Antlaşması, 1995 yılında Aliya İzzetbegoviç, Slobodan Miloseviç ve Franjo Tudman tarafından imzalanarak Bosna Savaşı'nı resmen bitirmiştir. Bu antlaşma ile Bosna-Hersek toprak bütünlüğü korunmuş ancak ülke Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki entiteye bölünerek karmaşık bir siyasi yapıya kavuşturulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda belirtilen zaman aralığını ve coğrafi bölgeyi analiz etme
1992-1995 yılları arası ve Balkanlar (Bosna Savaşı) odak noktası olarak belirlendi.
Sorunun hangi tarihsel olayla ilgili olduğunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Belirtilen savaşı sona erdiren diplomatik girişimleri ve antlaşmaları değerlendirme
ABD liderliğindeki görüşmeler sonucunda 1995'te imzalanan Dayton Antlaşması'nın savaşı bitirdiği belirlendi.
Balkanlar'daki farklı çatışmaları (Kosova, Makedonya vb.) sona erdiren diğer belgeleri elemek için gereklidir.
3
Doğru seçeneği teyit etme
Bosna-Hersek'in bugünkü federal yapısını kuran belgenin Dayton Antlaşması olduğu sonucuna varıldı.
Antlaşmanın içeriği ve sonuçları sorudaki tanımla tam olarak örtüşmektedir.

Key Concept

Dayton Antlaşması ve Balkan Barış Süreci
Estimated Time:1m 0s
Question 166Question

Türkiye’de 1945-1955 yılları arası, hem çok partili siyasal hayata geçişin yaşandığı hem de dış politikada Batı Bloku ile stratejik ortaklıkların kurulduğu bir dönemdir. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yaşanan siyasi veya diplomatik gelişmelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: ABD ile yaşanan 'Haşhaş Krizi' nedeniyle askeri ve ekonomik ambargolara maruz kalınması

Answer

ABD ile yaşanan 'Haşhaş Krizi' ve buna bağlı ambargolar, 1970'li yıllarda (Yumuşama Dönemi) gerçekleştiği için 1945-1955 dönemine ait değildir.
Türkiye'nin ABD ile yaşadığı 'Haşhaş Krizi' ve buna bağlı olarak 1975 yılında uygulanan askeri ambargo, Soğuk Savaş'ın 'Yumuşama' (Detant) dönemi gelişmelerindendir. 1945-1955 yılları arasındaki erken Soğuk Savaş döneminde ise Türkiye ve ABD ilişkileri, Truman Doktrini ve Marshall Planı ekseninde en üst seviyededir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki tarih aralığını (1945-1955) analiz etme.
Bu dönemin II. Dünya Savaşı sonrasından Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarına kadar olan süreci kapsadığı belirlenir.
Gelişmelerin kronolojik olarak bu on yıllık dilime uygun olup olmadığını denetlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini ve dönemlerini karşılaştırma.
1946 seçimleri, 1950 Kore Savaşı, 1952 NATO üyeliği, 1948 Marshall Planı ve 1955 Bağdat Paktı'nın bu aralıkta olduğu teyit edilir.
Doğru dönem analizi yaparak yabancı (dönem dışı) unsuru tespit etmek amaçlanır.

Key Concept

Soğuk Savaş Başlangıcı ve Türkiye'nin Batı Bloku Entegrasyonu
Estimated Time:1m 30s
Question 167Question

19601960’lı yıllarda Kıbrıs Meselesi ekseninde yaşanan 19641964 Johnson Mektubu krizi ve sonrasında ortaya çıkan Haşhaş ekimi sorunu, Türkiye’nin dış politikasında Batı bloku ile olan ilişkilerini sorgulamasına ve "çok yönlü dış politika" arayışına girmesine neden olmuştur.

Türkiye’nin bu dönemde izlediği yeni strateji kapsamında, dış politikadaki bağımlılığı azaltmak amacıyla attığı somut adımlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sovyetler Birliği ile ekonomik iş birliği anlaşmaları imzalayarak İskenderun Demir-Çelik ve Seydişehir Alüminyum gibi ağır sanayi tesislerinin inşası için kredi ve teknik destek alınması

Answer

Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile ekonomik iş birliği yaparak ağır sanayi yatırımları için kredi ve teknik destek alması
Doğru seçenek, Yumuşama Dönemi'nde Türkiye'nin Batı ile yaşadığı hayal kırıklıkları sonucu SSCB ile geliştirdiği pragmatik ekonomik ilişkileri tam olarak yansıtmaktadır. Bu dönemde alınan Sovyet kredileri, Türkiye'nin ağır sanayi hamlesinin temel taşlarını oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Krizlerin etkisini analiz etme
Johnson Mektubu (1964) ve Haşhaş krizi, Türkiye'nin ABD'ye olan tek taraflı bağımlılığının risklerini ortaya koymuştur.
Dış politikada seçenekleri artırma (çok yönlü politika) ihtiyacı doğmuştur.
2
SSCB ile yakınlaşmayı değerlendirme
Türkiye, bölgesel dengeleri korumak için Sovyetler Birliği ile diplomatik ve ekonomik temasları artırmıştır.
Batı ile yaşanan gerilimi dengelemek ve ekonomik kalkınma için alternatif kaynak bulmak.
3
Ekonomik çıktıyı tespit etme
1967'de imzalanan Ekonomik İş Birliği Anlaşması ile İskenderun Demir-Çelik, Seydişehir Alüminyum ve Aliağa Rafinerisi gibi dev tesislerin temelleri atılmıştır.
Sovyetler Birliği'nin sağladığı düşük faizli krediler ve teknik uzmanlık bu projelerin hayata geçmesini sağlamıştır.

Key Concept

Yumuşama Dönemi Çok Yönlü Türk Dış Politikası
Estimated Time:1m 30s
Question 168Question

II. Dünya Savaşı'nın getirdiği ekonomik baskıları hafifletmek, karaborsayı önlemek ve temel tüketim maddelerinin üretim ve dağıtım süreçlerini kontrol altına almak amacıyla 1940 yılında çıkarılan; hükümete fiyatları belirleme, iş gücüne el koyma ve üretim tesislerini denetleme gibi olağanüstü yetkiler tanıyan yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Korunma Kanunu

Answer

Milli Korunma Kanunu
Milli Korunma Kanunu, 1940 yılında çıkarılarak devletin ekonomiye doğrudan müdahale etmesinin hukuki zeminini hazırlamıştır. Bu yasa ile hükümet, fiyatları kontrol etme, fabrikalara el koyma ve zorunlu çalışma (mükellefiyet) gibi olağanüstü yetkilere sahip olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda belirtilen tarihin (1940) ve amacın (ekonomiye kapsamlı müdahale) belirlenmesi.
Dönemin II. Dünya Savaşı yılları olduğu ve devletin 'Müdahaleci/Devletçi' bir politika izlediği saptandı.
Doğru yasal düzenlemeyi bulmak için kronolojik ve işlevsel bir eşleştirme gereklidir.
2
Seçeneklerdeki yasal düzenlemelerin amaçlarının karşılaştırılması.
Milli Korunma Kanunu'nun çerçeve bir yetki kanunu olduğu, diğerlerinin (Varlık ve Toprak Mahsulleri Vergisi) ise spesifik vergi kalemleri olduğu görüldü.
Spesifik vergiler ile genel yetki yasalarını birbirinden ayırmak gerekir.
3
Doğru yanıtın teyit edilmesi.
1940 tarihli ve hükümete geniş ekonomik müdahale yetkisi veren yasanın Milli Korunma Kanunu olduğu kesinleşti.
Milli Korunma Kanunu, savaş yıllarında Türkiye'deki ekonomik ve toplumsal hayatı şekillendiren en temel belgedir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Savaş Ekonomisi ve Milli Korunma Kanunu

Hints

1
Bu kanun, Türkiye'de ekmek karnesi uygulamasının ve Petrol Ofisi gibi kurumların temellerini atmıştır.
2
1940 yılında Refik Saydam hükümeti tarafından hazırlanan, devletin 'ekonomik diktatörlük' yetkilerine sahip olduğu yasayı düşünün.

Practice More

Milli Korunma Kanunu kapsamında uygulanan 'İş Mükellefiyeti' ve 'Ekmek Karnesi' gibi uygulamaların toplumsal sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 169Question

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye; Adana ve Kahire Konferansları'nda Müttefiklerin savaşa girme yönündeki yoğun diplomatik baskılarına karşı "aktif tarafsızlık" politikasıyla direnmiş, içte ise Millî Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi gibi olağanüstü ekonomik tedbirleri hayata geçirmiştir. Savaşın son aşamasında Yalta Konferansı kararları doğrultusunda sembolik olarak Mihver Devletlere savaş ilan eden Türkiye, Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olmuş ve hemen ardından iç siyasette köklü bir değişim sürecine girmiştir.

Buna göre, II. Dünya Savaşı sürecinin Türkiye üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeninde (Birleşmiş Milletler) yer alma ihtiyacı, iç politikada çok partili demokratik hayata geçiş sürecini hızlandırmıştır.

Answer

Savaş sonrası dönemde Birleşmiş Milletler gibi uluslararası organizasyonlarda yer alma hedefi ve Batı dünyasının demokratik değerleri, Türkiye'nin çok partili siyasal sisteme geçiş kararında belirleyici bir rol oynamıştır.
II. Dünya Savaşı'nın ardından dünya genelinde faşist rejimlerin yenilmesi ve demokratik değerlerin yükselmesiyle birlikte Türkiye, yeni kurulan Birleşmiş Milletler bünyesinde saygın bir yer edinmek istemiştir. Bu dış siyasi hedef, içeride tek parti rejiminden taviz verilmesini ve 1945'ten itibaren çok partili siyasal hayata geçiş sürecinin başlatılmasını doğrudan etkilemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dış politika analiz edilir.
Türkiye'nin Yalta Konferansı kararlarına uyarak sembolik savaş ilanı ve BM kurucu üyeliği belirlenir.
Dış dünyadaki demokratik bloğa dahil olma isteği iç siyaseti etkilemiştir.
2
İç politika ve ekonomi önlemleri değerlendirilir.
Millî Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi'nin savaş dönemi olağanüstü müdahaleleri olduğu saptanır.
Bu önlemler savaşın ekonomik ağırlığını ve devletin otoriterleşen müdahalesini gösterir.
3
Süreçlerin sentezi yapılır.
Savaş bittiğinde, uluslararası konjonktürün (demokrasinin zaferi) Türkiye'yi tek parti yönetiminden çok partili hayata yönlendirdiği sonucuna varılır.
BM kurucu üyeliği için demokratik kriterlerin önem kazanması, iç siyasetteki dönüşümün temel nedenidir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye'nin Siyasi ve Ekonomik Yapısına Etkileri

Practice More

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tartışmalarının ve Dörtlü Takrir olayının Demokrat Parti'nin kuruluşuna giden yoldaki etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 170Question

1929 yılında ABD'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan ve 'Kara Perşembe' olarak bilinen Büyük Buhran, XX. yüzyılın en büyük küresel ekonomik sarsıntısı olarak kabul edilir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu ekonomik krizin dünya genelinde ortaya çıkardığı sonuçlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) dünya barışını korumak amacıyla ilk kez kurulması

Answer

Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) kurulması, 1929 Büyük Buhranı'nın bir sonucu değil, I. Dünya Savaşı'nı bitiren süreçte 1920 yılında gerçekleşmiş bir gelişmedir.
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), Paris Barış Konferansı'nda alınan kararlar doğrultusunda 1920 yılında kurulmuştur. Dolayısıyla 1929'da başlayan Büyük Buhran'ın bir sonucu olması kronolojik olarak mümkün değildir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tarihini ve temel niteliğini belirleme.
Büyük Buhran 1929 yılında başlayan küresel bir ekonomik krizdir.
Soruda istenen 'sonuç olmayan' maddeyi bulmak için krizin zaman dilimi ve etkileri netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerdeki ekonomik ve siyasi etkileri kronolojik olarak değerlendirme.
Ticaret hacmindeki daralma, işsizlik, tarımsal çöküş ve totaliter rejimlerin yükselişi krizin doğrudan sonuçlarıdır.
Ekonomik krizlerin genellikle sosyal (işsizlik) ve siyasi (radikal rejimler) yansımaları olur.
3
Kurumsal ve diplomatik tarihlerin kontrol edilmesi.
Milletler Cemiyeti'nin 10 Ocak 1920'de faaliyete geçtiği saptanmıştır.
Kuruluş tarihi krizden 9 yıl öncesine dayandığı için bu seçenek yanlış (yani aranan doğru) cevaptır.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem: 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Etkileri

Alternative Method

Soruya 'kronoloji' yöntemiyle yaklaşılabilir. Eğer bir seçenek krizin başlangıç yılı olan 1929'dan daha önceki bir tarihe aitse, o seçenek sonuç olamaz.
Estimated Time:50s
Question 171Question

I. Dünya Savaşı'ndan sonra dünya barışını sürekli kılmak amacıyla 1928 yılında Paris'te imzalanan, 'savunmaya dayanmayan savaşı bir milli politika aracı olarak kullanmayı' yasaklayan uluslararası belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kellogg-Briand Paktı

Answer

Savaşı bir milli politika aracı olarak yasaklayan belge Kellogg-Briand Paktı'dır.
Doğru cevap olan belge, 1928 yılında Fransa ve ABD dışişleri bakanlarının öncülüğünde imzalanmıştır. Bu paktın en önemli özelliği, savunmaya dayanmayan savaşı kanun dışı ilan etmesi ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde sadece barışçıl yolların kullanılmasını şart koşmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
İki savaş arası dönemdeki barış girişimlerini kronolojik olarak incele.
1920-1930 yılları arasında Locarno, Milletler Cemiyeti ve Kellogg-Briand gibi girişimler öne çıkar.
Soruda belirtilen 1928 tarihine odaklanmak için genel çerçeveyi belirlemek gerekir.
2
Sözleşmenin içeriğindeki 'savaşın yasaklanması' maddesini analiz et.
Fransa Dışişleri Bakanı Briand ve ABD Dışişleri Bakanı Kellogg tarafından hazırlanan metinde savaşın bir politika aracı olamayacağı vurgulanır.
Soruda istenen temel ayırt edici özellik bu maddedir.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem Barış Çabaları

Alternative Method

Paktın ismindeki 'Kellogg' (ABD) ve 'Briand' (Fransa) isimlerinden yola çıkarak bu iki büyük gücün liderliğindeki küresel barış girişimini hatırlayabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 172Question

II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan Soğuk Savaş sürecinde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) liderliğindeki Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik iş birliğini ve dayanışmayı sağlamak amacıyla 1949 yılında kurulan uluslararası teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: COMECON

Answer

Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), Doğu Bloku ülkelerinin ekonomik entegrasyonu için 1949'da kurulmuştur.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), 1949 yılında Marshall Planı'na karşılık olarak Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik planlama ve hammadde paylaşımını koordine etmek amacıyla kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönem ve aktör analizi yapılması
Soğuk Savaş dönemi ve SSCB liderliğindeki Doğu Bloku hedeflenmektedir.
Soruda belirtilen 'Doğu Bloku' ve '1949' ifadeleri seçenekleri daraltmamızı sağlar.
2
Kuruluş amacının belirlenmesi
İstenen kurumun 'ekonomik iş birliği' odaklı olması gerekmektedir.
Bloklar içerisinde askeri, siyasi ve ekonomik amaçlı farklı teşkilatlanmalar bulunmaktadır.
3
Kavramların elenmesi
Varşova Paktı (Askeri), Kominform (Siyasi), NATO ve Marshall Planı (Batı Bloku) elenir.
Geriye kalan COMECON, ekonomik iş birliğini simgeleyen doğru kurumdur.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşmaları ve Teşkilatları

Hints

1
Bu teşkilat, ABD'nin Marshall Planı ile Batı Avrupa'da sağladığı ekonomik nüfuza karşı bir tepki olarak doğmuştur.
2
Kurumun adı Türkçeye 'Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi' olarak çevrilmektedir.

Practice More

Soğuk Savaş döneminde Batı Bloku'nda ekonomik iş birliğini koordine eden OEEC (Avrupa Ekonomik İş Birliği Örgütü) kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 173Question

Türkiye'de 19611961 Anayasası'nın sağladığı özgürlük ortamının toplumsal olayları kontrol etmeyi zorlaştırdığı ve devlet otoritesinin zayıfladığı gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, 1212 Mart 19711971 tarihinde bir muhtıra yayımlayarak hükümetin istifasını istemiştir. Bu muhtıra sonrasında Süleyman Demirel'in istifasıyla boşalan başbakanlık makamına, "partiler üstü bir reform hükümeti" kurmak amacıyla atanan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nihat Erim

Answer

Nihat Erim, 1212 Mart 19711971 askeri muhtırası sonrasında partiler üstü reform hükümetini kurmakla görevlendirilen başbakandır.
Nihat Erim, 1212 Mart 19711971 askeri muhtırası sonrasında ordunun talebi doğrultusunda partiler üstü bir kabine oluşturmak amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmiş ve cumhurbaşkanı tarafından başbakan olarak atanmıştır. Bu hükümet "birinci Erim hükümeti" olarak tarihe geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tespiti
1212 Mart 19711971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin muhtıra vermesi.
Artan toplumsal olaylar ve siyasi istikrarsızlık gerekçe gösterilmiştir.
2
Hükümet değişikliğinin analizi
Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi hükümetinin istifası.
Askeri müdahale sivil hükümetin çekilmesine neden olmuştur.
3
Yeni atamanın belirlenmesi
Nihat Erim'in tarafsız bir başbakan olarak atanması.
Askeri kanadın "partiler üstü ve reformcu" bir hükümet kurulması talebi Nihat Erim ismiyle somutlaşmıştır.

Key Concept

12 Mart Muhtırası ve Nihat Erim Hükümetleri

Alternative Method

Kronolojik olarak ara rejim başbakanlarını (Erim, Melen, Talu) sıralayarak muhtırayı takip eden ilk ismi bulmak.
Estimated Time:50s
Question 174Question

1990’lı yıllarda Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde patlak veren Bosna Savaşı’nda halkına liderlik eden, sergilediği entelektüel ve siyasi duruşu nedeniyle "Bilge Kral" lakabıyla tanınan Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alija Izetbegović

Answer

Alija Izetbegović
Alija Izetbegović, Bosna Savaşı sırasında Boşnak halkının bağımsızlık mücadelesini yönetmiş, entelektüel kişiliği ve kaleme aldığı eserler sayesinde "Bilge Kral" lakabıyla tarihe geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Yugoslavya'nın dağılma sürecini ve Bosna-Hersek'in bağımsızlık mücadelesini belirleme
1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı'nın bağımsızlık odaklı bir süreç olduğu anlaşılır.
Süreçteki kilit ismin hangi devlet çatısı altında görev yaptığını saptamak için gereklidir.
2
"Bilge Kral" lakabıyla özdeşleşen tarihsel figürü saptama
Hem bir hukukçu ve düşünür olması hem de savaş sırasındaki liderliğiyle bu unvanın Alija Izetbegović'e ait olduğu belirlenir.
Liderin unvanı en belirleyici ayırt edici özelliktir.

Key Concept

Bosna Savaşı ve Alija Izetbegović
Estimated Time:30s
Question 175Question

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri tarafından Batı Bloku ülkelerini ekonomik olarak desteklemek amacıyla Marshall Planı devreye sokulmuştur. Sovyet Rusya ise buna karşılık olarak sosyalist ülkeler arasındaki ekonomik iş birliğini ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla bir teşkilat kurmuştur.

Bu amaç doğrultusunda 1949 yılında Moskova'da kurulan bu kuruluş aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: COMECON

Answer

Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), Soğuk Savaş döneminde Marshall Planı'na cevap olarak kurulan ekonomik iş birliği teşkilatıdır.
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), 1949 yılında SSCB liderliğinde Marshall Planı'na karşı bir misilleme olarak, Doğu Bloku ülkelerinin ekonomik kalkınmasını ve ticaretini koordine etmek amacıyla kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki anahtar kavramları (Marshall Planı, ekonomik iş birliği, 1949) belirleyin.
ABD'nin Marshall Planı'na karşılık SSCB'nin ekonomik bir hamle yaptığı anlaşılır.
Doğu ve Batı blokları arasındaki rekabetin ekonomik boyutunu kavramak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki kuruluşların görev alanlarını (siyasi, askeri, ekonomik) sınıflandırın.
COMINFORM (Siyasi), NATO (Askeri), Varşova Paktı (Askeri), CENTO (Güvenlik/Askeri), COMECON (Ekonomik).
Yanlış çeldiricileri elemek ve doğru uzmanlık alanını bulmak için gereklidir.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşmaları ve Ekonomik Entegrasyon

Hints

1
Bu kuruluş, Batı'nın Marshall Planı'na karşı Doğu'nun cevabıdır.
2
Seçenekler arasında sadece ekonomik amaçlarla kurulan yapıyı arayın.

Practice More

Doğu Bloku'nun askeri kanadını temsil eden Varşova Paktı'nın kuruluş nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 176Question

II.II. Dünya Savaşı'nın (193919451939-1945) sonlarına doğru Türkiye; San Francisco Konferansı'na davet edilmek ve Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer alabilmek amacıyla müttefiklerin yanında yer almıştır. Savaşın demokratik blok lehine sonuçlanması, Türkiye'nin hem dış politikadaki konumunu hem de iç siyasetteki demokratikleşme eğilimlerini doğrudan etkilemiştir.

Bu bilgiler ışığında, II.II. Dünya Savaşı sürecinde ve sonrasında Türkiye'de yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi *yanlıştır*?

Show answer & explanation

Answer: Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlanarak ordunun ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanması ve topyekûn bir ekonomik seferberlik ile savaşın finansmanı sağlanmıştır.

Answer

Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması II. Dünya Savaşı sürecine değil, Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) dönemine aittir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Tekalif-i Milliye Emirleri, 193919451939-1945 yılları arasındaki II.II. Dünya Savaşı sırasında değil, 19211921 yılında Milli Mücadele sürecinde ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yayımlanmıştır. II.II. Dünya Savaşı yıllarında ise ekonomiyi düzenlemek için Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi gibi farklı yasal düzenlemeler kullanılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
Soruda bahsedilen gelişmeler 1939-1945 yıllarını (II. Dünya Savaşı) kapsamaktadır.
Olayların doğru kronolojik bağlama yerleştirilmesi gerekir.
2
Ekonomik ve diplomatik önlemlerin sınıflandırılması
Varlık Vergisi, Milli Korunma Kanunu, Adana ve Kahire Konferansları II. Dünya Savaşı dönemi gelişmeleri olarak teyit edilir.
Seçeneklerin dönemsel doğruluğunun kontrol edilmesi gerekir.
3
Kavramsal çelişkinin tespit edilmesi
Tekalif-i Milliye Emirleri'nin 1921 yılında, Sakarya Savaşı öncesi yayımlandığı belirlenir.
Farklı savaş dönemlerine ait benzer isimli veya amaçlı uygulamaların ayrıştırılması gerekir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Dönemi Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Question 177Question

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı’nın ardından İtalya’da yaşanan ekonomik ve toplumsal istikrarsızlıktan yararlanarak "Kara Gömlekliler" adı verilen milis gücüyle birlikte 19221922 yılında "Roma Yürüyüşü"nü gerçekleştiren ve iktidarı ele geçiren faşist lider aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Benito Mussolini

Answer

İtalya'da iktidarı ele geçiren ve Akdeniz'i "Bizim Deniz" olarak tanımlayan lider Benito Mussolini'dir.
Benito Mussolini, 19221922 yılında gerçekleştirdiği Roma Yürüyüşü ile İtalya kralı tarafından başbakan olarak atanmış ve ülkede faşist bir rejim kurmuştur. Akdeniz'i İtalya'nın egemenlik alanı olarak görüp "Mare Nostrum" (Bizim Deniz) ifadesini kullanması onun yayılmacı politikasının bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Coğrafi ve siyasi bağlamın tespiti
Soruda belirtilen "Roma Yürüyüşü" ve "Kara Gömlekliler" kavramları I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonrası İtalya tarihine işaret etmektedir.
Savaş sonrası İtalya, galip devletler arasında yer almasına rağmen umduğunu bulamamış ve ciddi bir iç karışıklık dönemine girmiştir.
2
Lider ve eylem eşleştirmesi
Benito Mussolini önderliğindeki Ulusal Faşist Parti, 19221922 yılında Napoli'den Roma'ya yürüyerek hükümetin istifasını sağlamıştır.
Bu olay tarihe "Roma Yürüyüşü" olarak geçmiş ve Mussolini'nin diktatörlük sürecini başlatmıştır.

Key Concept

İtalya'da Faşizmin Yükselişi ve Benito Mussolini
Estimated Time:45s
Question 178Question

II.II. Dünya Savaşı'ndan sonra Batı Bloku'nun Marshall Planı ile sağladığı ekonomik dayanışmaya karşı, 19491949 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik iş birliğini koordine etmek amacıyla kurulan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: COMECON

Answer

Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku'nun ekonomik yardımlaşma teşkilatı COMECON'dur.
Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik dayanışmayı sağlamak amacıyla 19491949 yılında kurulan teşkilat COMECON'dur (Council for Mutual Economic Assistance). Marshall Planı'na karşılık olarak oluşturulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönem ve blok tespiti yapılması
Soru II.II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş dönemi ve Doğu Bloku (SSCB önderliği) ile ilgilidir.
Soru kökündeki 'Marshall Planı'na karşı' ve 'SSCB' ifadeleri bizi Doğu Bloku'na yönlendirir.
2
Kuruluş amacının belirlenmesi
Hedeflenen yapı 'ekonomik iş birliği ve koordinasyon' sağlamaktır.
Batı'nın ekonomik hamlesi olan Marshall Planı'na cevap verildiği belirtilmiştir.
3
Teşkilat isminin netleştirilmesi
Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi anlamına gelen COMECON (19491949) doğru cevaptır.
COMINFORM siyasi, Varşova Paktı ise askeri iş birliği içindir.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşmaları ve Örgütleri

Hints

1
Marshall Planı'na karşı Doğu Bloku'nun 'ekonomik' cevabını düşünün.
2
Bu teşkilatın adı İngilizce 'Council for Mutual Economic Assistance' kelimelerinin kısaltmasıdır.

Practice More

Soğuk Savaş dönemindeki Batı ve Doğu bloklarının askeri, siyasi ve ekonomik yapılarını bir tablo halinde karşılaştırarak çalışmanız akılda kalıcılığı artıracaktır.
Estimated Time:45s
Question 179Question

II. Dünya Savaşı (1939-1945) yıllarında Türkiye, sıcak çatışmalara fiilen girmemiş olsa da savaşın getirdiği siyasi, ekonomik ve diplomatik zorunluluklar doğrultusunda stratejik kararlar almıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde Türkiye'de yaşanan gelişmelerden veya savaşın doğrudan sonuçlarından biri *değildir*?

Show answer & explanation

Answer: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasıyla ordunun terhis edilmesi ve Anadolu'nun işgaline zemin hazırlanması

Answer

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasıyla ordunun terhis edilmesi ve Anadolu'nun işgaline zemin hazırlanması
Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918 tarihinde I. Dünya Savaşı'nı Osmanlı Devleti adına bitiren belgedir. Bu olay kronolojik olarak II. Dünya Savaşı'ndan yaklaşık 20 yıl önce gerçekleşmiştir. Bu nedenle II. Dünya Savaşı döneminin bir gelişmesi veya sonucu olarak değerlendirilemez.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki zaman aralığını belirle
Zaman aralığı 1939-1945 (II. Dünya Savaşı) yıllarıdır.
Sorunun hangi tarihsel süreci kapsadığını anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik tarihlerini karşılaştır
A, B, C ve E seçenekleri 1939-1946 yılları arasını kapsarken, Mondros Ateşkesi 1918 yılına aittir.
Mevcut seçenekler arasında dönemsel olarak uyuşmayan tek ifadeyi bulmak gerekir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin İç ve Dış Politikası

Hints

1
Seçeneklerdeki olayların hangi yüzyıla veya hangi büyük savaşa ait olduğunu kontrol edin.

Practice More

II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler ve Türkiye'nin bu süreçteki rolünü tekrar edin.
Estimated Time:50s
Question 180Question

II.II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de uygulanan bazı ekonomik düzenlemeler ve bu düzenlemelerin temel özellikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

NoDüzenleme Özelliği / Amacı
IHükümete ekonomiye doğrudan müdahale etme, fiyatları belirleme (narh koyma) ve ürünlere el koyma yetkisi vermiştir.
IISavaş sırasında ortaya çıkan aşırı kazançları ve büyük sermaye birikimlerini vergilendirmeyi hedeflemiştir.
IIITarımsal üretimi vergilendirerek ordunun iaşe ihtiyacını karşılamayı ve bütçeye kaynak sağlamayı amaçlamıştır.

Buna göre; I, II ve III numaralı alanlara getirilmesi gereken düzenlemeler aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Korunma Kanunu - Varlık Vergisi - Toprak Mahsulleri Vergisi

Answer

Tablodaki özelliklere göre I numaralı düzenleme Milli Korunma Kanunu, II numaralı düzenleme Varlık Vergisi ve III numaralı düzenleme Toprak Mahsulleri Vergisi'dir.
Tablodaki özellikler incelendiğinde; devletin fiyatlara müdahale ve el koyma gibi geniş yetkiler alması Milli Korunma Kanunu'nun (1940) temel özelliğidir. Savaş zenginlerinden alınan yüksek sermaye vergisi Varlık Vergisi'ne (1942), tarımsal ürünlerin belli bir oranının vergi olarak alınması ise Toprak Mahsulleri Vergisi'ne (1944) aittir.

Step-by-Step Solution

1
I numaralı özelliğin kapsamını analiz etmek
Ekonomiye müdahale, fiyat kontrolü (narh) ve ürünlere el koyma yetkileri 19401940 yılında çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile verilmiştir.
Savaş döneminde karaborsayı engellemek ve devlet denetimini artırmak için kapsamlı bir yetki yasasına ihtiyaç duyulmuştur.
2
II numaralı özelliğin hedef kitlesini belirlemek
Aşırı kazançların ve büyük sermayenin vergilendirilmesi 19421942 yılında yürürlüğe giren Varlık Vergisi ile sağlanmıştır.
Özellikle büyük şehirlerdeki ticaret erbabının ve savaş zenginlerinin biriken sermayesinin kamu yararına vergilendirilmesi amaçlanmıştır.
3
III numaralı özelliğin sektörel odağını tespit etmek
Tarımsal üretimin vergilendirilmesi ve ordunun gıda ihtiyacının karşılanması 19441944 yılında uygulanan Toprak Mahsulleri Vergisi ile gerçekleştirilmiştir.
Savaş yıllarında üretimin düşmesi ve ordunun silah altında olması nedeniyle temel gıda maddelerinin temini için tarımsal kazanç vergilendirilmiştir.
4
Kavramları doğru seçenekle eşleştirmek
I: Milli Korunma Kanunu, II: Varlık Vergisi, III: Toprak Mahsulleri Vergisi sıralamasına ulaşılır.
Her üç düzenleme de II.II. Dünya Savaşı Türkiye'sinin karakteristik ekonomik politikalarıdır.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'nin Ekonomik Politikaları
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 9 / 24Next