Alacaklılar (A), (B) ve (C), borçlu (D) ile yaptıkları bir sözleşme sonucunda doğan TL tutarındaki alacak üzerinde "müteselsil alacaklılık" sıfatına sahiptirler. Alacaklılar arasında iç ilişkiye yönelik aksine bir anlaşma bulunmamaktadır. Alacaklı (A), alacağın tamamının tahsili istemiyle borçlu (D) aleyhine bir dava açmış ve bu durum (D)’ye usulüne uygun şekilde bildirilmiştir. Yargılama süreci devam ederken (B), borçlu (D) ile bir araya gelerek "borcun tamamının ibra edildiğine" dair bir sözleşme imzalamıştır.
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, bu olaydaki hukuki duruma ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A(D), (B) ile yaptığı ibra sözleşmesi sayesinde borcun tamamından kurtulur; zira müteselsil alacaklılıkta her bir alacaklı alacağın tamamı üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir.
- B(A) tarafından dava açılıp (D)’ye bildirildiği andan itibaren (D)’nin seçme hakkı sona erdiğinden, (B) ile yapılan ibra sözleşmesi (A)’ya karşı hiçbir hüküm ifade etmez ve borç miktarında bir azalma meydana gelmez.
- C(B)’nin yaptığı ibra sözleşmesi dış ilişkide tüm borcu sona erdirse de, (A) ve (C) bu durumdan dolayı uğradıkları zararı iç ilişkide rücu yoluyla (B)’den talep edebilirler.
- DMüteselsil alacaklılıkta alacaklılardan birinin dava açması diğer alacaklıların tasarruf yetkisini askıya aldığından, (B)’nin yaptığı ibra sözleşmesi ancak (A)’nın onayıyla geçerlilik kazanır.
- (B) tarafından yapılan ibra sözleşmesi, borcun tamamı için yapılmış olsa dahi yalnızca (B)’nin payı ( TL) oranında (D)’yi diğer alacaklılara karşı borçtan kurtarır; (A)’nın açtığı dava kalan TL üzerinden devam eder.Answer
Answer
Müteselsil alacaklılardan birinin yaptığı ibra sözleşmesi, borcun tamamını kapsasa bile yalnızca o alacaklının kendi payı oranında borçluyu diğer alacaklılara karşı borçtan kurtarır ve davanın kalan miktar üzerinden devam etmesini engellemez.
Türk Borçlar Kanunu'nun 171. maddesinin birinci fıkrasına göre, müteselsil alacaklılardan birinin borçluyla yaptığı ibra sözleşmesi, borçluyu diğer alacaklılara karşı sadece ibrayı yapan alacaklının payı oranında borçtan kurtarır. Olayda (A), (B) ve (C) arasında paylara ilişkin özel bir anlaşma olmadığına göre, paylar eşit kabul edilir (). Dolayısıyla (B)'nin yaptığı ibra TL'nin üçte biri olan TL için geçerlidir. Borçlu (D), (A) tarafından açılan dava kendisine bildirildiği için zaten (A)'ya ödeme yapmakla yükümlü hale gelmiştir; ancak (B)'nin ibrası nedeniyle (A) artık toplam alacağın sadece 'ünü (yani kendi ve C'nin payını) talep edebilecektir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Müteselsil Alacaklılıkta Tasarruf Yetkisinin Sınırları ve İbranın Etkisi
Practice More
Müteselsil borçlulukta alacaklının borçlulardan birini ibra etmesinin diğer borçlulara etkisini (TBK m. 166) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s