Küreselleşme süreci; sermaye, bilgi ve insan gücünün sınır ötesi hareketliliğini hızlandırarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını ve geleneksel toplumsal yapıları önemli ölçüde dönüştürmüştür. Bu süreçte devletin hem 'yukarıdan' (ulusüstü kuruluşlar) hem de 'aşağıdan' (yerel hareketler) bir sıkıştırma altında kaldığı savunulmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi küreselleşmenin ulus-devlet yapısı ve toplumsal kurumlar üzerindeki dönüştürücü etkilerinden biri olarak gösterilemez?
- AUlusal sınırların ekonomik ve kültürel akışlara karşı daha geçirgen hale gelmesi
- BSiyasal karar alma yetkilerinin Avrupa Birliği veya Birleşmiş Milletler gibi ulusüstü kuruluşlara devredilmesi
- CYerel ve bölgesel kimliklerin, küresel ağlar aracılığıyla ulusal kimliğe alternatif olarak güçlenmesi
- Devletin ekonomik müdahaleciliğinin artarak tam istihdam ve kapsamlı refah devleti politikalarını mutlaklaştırmasıAnswer
- EHükümetlerin politikalarının küresel sivil toplum örgütleri ve insan hakları ağları tarafından denetlenmeye başlanması
Answer
Devletin ekonomik müdahaleciliğinin artarak tam istihdam ve kapsamlı refah devleti politikalarını mutlaklaştırması
Küreselleşme süreci ekonomik olarak neoliberal yaklaşımları beraberinde getirmiştir. Bu yaklaşım, devletin piyasalara müdahalesinin azaltılmasını, kamu harcamalarının kısıtlanmasını ve refah devleti uygulamalarının esnetilmesini öngörür. Dolayısıyla, devletin ekonomik müdahaleciliğinin artması ve tam istihdam politikalarının mutlaklaşması küreselleşmenin bir sonucu değil, aksine bu süreçte terk edilen veya zayıflayan bir modeldir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Küreselleşmenin Ulus-Devlet Üzerindeki Aşındırıcı ve Dönüştürücü Etkisi