20. yüzyılda, özellikle Joseph Schumpeter ve Anthony Downs gibi düşünürlerin geliştirdiği ana akım siyaset bilimi yaklaşımları, demokratik süreci piyasa ekonomisi mantığıyla açıklamıştır. Bu 'ekonomik/elitist demokrasi' modelinde siyasal partiler ve liderler 'girişimci', seçmenler ise sunulan politika paketleri arasından tercih yapan edilgen 'tüketiciler' olarak konumlandırılır.
Aşağıdakilerden hangisi, katılımcı demokrasi teorisinin bu piyasa odaklı demokrasi kavrayışına yönelttiği temel eleştiriyi ifade etmektedir?
- AGirişimci liderlerin yalnızca oy çokluğuna odaklanması, toplumdaki farklı çıkar gruplarının siyasal kararlara etki etmesini engelleyerek güç dengesini sağlayan çoğulcu yapıyı zedeler.
- BSeçmenlerin bireysel çıkarlarını maksimize eden tüketiciler olarak görülmesi, ortak iyiye ulaşmayı hedefleyen akılcı ve karşılıklı müzakere süreçlerini imkânsız kılar.
- Vatandaşın siyasal pazarda salt bir tüketici konumuna indirgenmesi, onun kamusal karar alma süreçlerine doğrudan katılım yoluyla edineceği siyasal yetkinliği ve öz-yönetim kapasitesini dışlar.Answer
- DSiyasetin kitlelere pazarlanan bir nesne hâline gelmesi, devlet yönetiminin gerektirdiği uzmanlığın ve elitist rasyonelliğin popülizme feda edilmesine yol açar.
- EDemokratik rekabetin seçim dönemlerine sıkıştırılması, bürokratik otoritenin anayasal meşruiyet alanından çıkarak kitlelerde geri döndürülemez bir siyasal apati yaratmasına neden olur.
Answer
Katılımcı demokrasi teorisinin temel eleştirisi, piyasa modelinin vatandaşı salt bir tüketici konumuna indirgemesinin, insanın kamusal kararlara bizzat katılarak kazanacağı öz-yönetim ve siyasal yetkinlik becerilerini yok saydığı yönündeki seçenektir.
Doğru seçenek, katılımcı demokrasi teorisinin (özellikle Macpherson ve Pateman) elitist/piyasa odaklı modele getirdiği temel itirazı ifade eder. Katılımcı kurama göre demokrasi bir pazar yeri değil, gelişimsel bir süreçtir. Elitist model vatandaşı sadece seçimlerde oy veren, siyasete yabancılaşmış pasif bir müşteriye dönüştürür. Oysa gerçek demokrasi, bireylerin kendi hayatlarını etkileyen kararlara (örneğin iş yerinde, yerel düzeyde) bizzat ve doğrudan katıldığı, bu sayede 'siyasal yetkinlik' (political efficacy) ve öz-yönetim becerilerini geliştirdikleri bir pratik olmak zorundadır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Katılımcı Demokrasinin Birey Anlayışı ve Eğitsel İşlevi