Bir idare mahkemesinde görülmekte olan bir davada, davacı şirket aleyhine tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Dava dosyası tekemmül ettikten (dilekçeler aşaması tamamlandıktan) sonra mahkeme, uyuşmazlığın maddi temelini aydınlatabilmek amacıyla, tarafların dilekçelerinde hiç değinmediği bir teknik denetim raporunun ilgili kamu kurumundan istenmesine karar vermiştir. Davacı taraf ise mahkemenin bu ara kararına itiraz ederek; dilekçeler aşamasının bittiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca delil bildirme sürelerinin hak düşürücü nitelikte olduğunu ve mahkemenin tarafların dayanmadığı bir delili kendiliğinden araştıramayacağını ileri sürmüştür.
İdari yargılama usulüne egemen olan ilkeler ve ispat kuralları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?
- İdari yargıda taraflar arasında hukuki eşitlik bulunmadığından ve maddi gerçeğe ulaşılması hedeflendiğinden 're'sen araştırma ilkesi' geçerlidir; mahkeme HMK'daki delil bildirme süreleriyle bağlı olmaksızın gerekli belgeleri kendiliğinden toplayabilir.Answer
- Bİdari yargılama usulünde boşluk bulunan hallerde HMK'nın delil sunma sürelerine ilişkin emredici kuralları kıyasen uygulandığından, dosya tekemmül ettikten sonra mahkemenin yeni bir belge getirtmesi hukuka aykırıdır.
- CMahkemenin re'sen araştırma yetkisi yalnızca ispat yükünün tamamen davalı idarede olduğu iptal davalarına özgüdür; teknik rapor gerektiren diğer dava türlerinde delil toplama inisiyatifi taraflara aittir.
- DYargılamaya hâkim olan genel ilkelere paralel olarak, davanın esasına etki edecek bir belgenin taraflar talep etmeden mahkemece istenmesi 'taleple bağlılık' ve 'tarafsızlık' ilkelerinin ihlali niteliğindedir.
- Eİdari yargılamada iddiaların ispat yükü kural olarak davacıya ait olduğu için, lehe olan delillerin HMK'da öngörülen kesin süreler içinde bizzat davacı tarafından dosyaya sunulması zorunludur.