Question

Difficulty: HardGelir Dağılımında Adalet Amacı

Kamu finansman açığının derinleştiği bir konjonktürde, siyasi otorite artan harcamaları finanse edebilmek için yüksek reel faiz garantili devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) ihracına ağırlık vermiştir. Aynı dönemde, artan borç servisi yükünü karşılayabilmek amacıyla doğrudan vergilerin payı azaltılırken, geniş tabanlı ve zorunlu tüketim mallarını da kapsayan harcama üzerinden alınan vergilerin (dolaylı vergiler) oranlarında genel bir artışa gidilmiştir.

Uygulanan bu maliye politikası bileşiminin, bölüşüm ilişkileri üzerindeki beklenen net etkisi ve niteliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?

  1. Sermaye sahiplerine faiz mekanizmasıyla kaynak aktarılırken, dar gelirlilerin toplam vergi yükü içindeki payı artacağından dikey adaletin ve kişisel gelir dağılımının bozulmasıAnswer
  2. B
    Piyasa faiz oranlarındaki artışın tüketimi kısmasıyla fiyat istikrarının sağlanması ve kaynak tahsisinde etkinliğin artması
  3. C
    Geniş tabanlı dolaylı vergilerin uygulanmasıyla ödeme gücüne göre vergileme ilkesinin hayata geçirilerek yatay adaletin güçlenmesi
  4. D
    Yüksek faizli iç borçlanmanın otomatik istikrar sağlayıcı işlev görerek Lorenz eğrisini mutlak eşitlik doğrusuna yaklaştırması
  5. E
    Kamu harcamalarının finansman biçiminin değişmesiyle fonksiyonel gelir dağılımında ücretlilerin aldığı payın sermaye lehine oransal olarak korunması

Answer

Bu politika bileşimi, iç borçlanma yoluyla yüksek gelirlilere faiz transferi yaparken, finansmanını düşük gelirliler üzerinde ağır yük oluşturan dolaylı vergilerle sağladığı için gelir dağılımında dikey adaleti bozmaktadır.
Doğru seçenek, uygulanan iki mali aracın (iç borçlanma ve dolaylı vergiler) bölüşüm üzerindeki bileşik etkisini doğru analiz etmektedir. Yüksek faizli borçlanma, bütçe aracılığıyla toplumun genelinden rantiye kesimine (sermaye sahiplerine) kaynak aktarır. Bu borcun ve faizinin finansmanı için dolaylı vergilere (özellikle zorunlu tüketime) ağırlık verilmesi ise, marjinal tüketim eğilimi yüksek olan düşük gelirli grupların vergi yükünü oransal olarak artırır. Sonuç olarak, farklı ödeme güçlerine sahip kesimler arasındaki uçurum büyür ve dikey adalet kesin olarak bozulur.

Step-by-Step Solution

1
İç borçlanma politikasının bölüşüm etkisinin analizi
Yüksek reel faizli iç borçlanma, vergi mükelleflerinden (geniş halk kitleleri) DİBS sahibi olan sermaye kesimine doğru doğrudan bir gelir transferi yaratır.
Borç faizleri genel bütçeden ödenirken, bu geliri elde edenler halihazırda tasarruf fazlası olan yüksek gelirli gruplardır.
2
Dolaylı vergi artışlarının bölüşüm etkisinin analizi
Zorunlu tüketim malları üzerindeki dolaylı vergiler (KDV, ÖTV vb.), düşük gelirlilerin harcanabilir gelirinde yüksek gelirlilere kıyasla oransal olarak daha büyük bir kayba yol açar.
Düşük gelirlilerin marjinal tüketim eğilimi yüksektir ve gelirlerinin çok büyük bir kısmını tüketime ayırmak zorundadırlar (regresif etki).
3
İki politikanın birleşik net etkisinin değerlendirilmesi
Sermaye sahipleri faiz geliriyle zenginleşirken, dar gelirlilerin vergi yükü artar. Bu durum ödeme gücü farklı olanların farklı vergilendirilmesi ilkesini (dikey adalet) ihlal eder.
Gelir eşitsizliği derinleşir ve devletin maliye politikası aracılığıyla gelir dağılımını düzeltme amacı tam tersi bir sonuç verir.

Key Concept

Maliye Politikası Araçlarının Gelir Dağılımına Etkisi (Dikey Adalet ve Regresif Vergi Etkisi)
Rate this question