Maliye politikası literatüründe, kamu müdahalelerinin makroekonomik sonuçları değerlendirilirken nicel ve nitel göstergeler arasındaki ayrım büyük önem taşır. Bir ekonomide, uygulanan genişletici maliye politikaları ve yatırım teşvikleri sonucunda üretim olanakları eğrisi belirgin biçimde sağa kaymış ve kişi başına düşen reel milli gelirde istikrarlı bir artış trendi yakalanmıştır. Buna karşın, aynı dönemde sanayi sektörünün toplam katma değer içindeki payı sabit kalmış, yüksek teknoloji gerektiren üretim süreçlerine geçilememiş ve Gini katsayısı seviyesinden 'ye yükselerek gelir dağılımı adaleti kötüleşmiştir.
Bu makroekonomik tablo göz önüne alındığında, söz konusu ekonominin durumu ile ilgili aşağıdaki kavramsal değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?
- AKişi başına düşen gelir artarken Gini katsayısının yükselmesi durumu, modern maliye politikasının makroekonomik amaçları arasında yer alan 'büyüme' ile 'gelir dağılımında adalet' hedeflerinin birbiriyle tam uyumlu çalıştığını yansıtmaktadır.
- BGelir dağılımındaki bozulmaya rağmen sağlanan reel gelir artışı, bu ekonomide beşeri sermaye ve AR-GE harcamalarına dayalı 'içsel büyüme' dinamiklerinin başarıyla çalıştığını göstermektedir.
- Uygulanan mali araçlar yalnızca niceliksel bir üretim kapasitesi artışı sağlayarak 'ekonomik büyüme' yaratmış, ancak sosyo-ekonomik yapıda ve bölüşüm ilişkilerinde gerekli niteliksel dönüşümü sağlayamadığı için süreç 'ekonomik kalkınma' aşamasına geçememiştir.Answer
- DGeleneksel üretim ve sektörel yapının değişmeden kalması, sağlanan gelir artışlarının dış borçlanma yerine bütçe içi zorunlu tasarruflar gibi 'iç finansman' yöntemleriyle elde edildiğinin kesin bir göstergesidir.
- EÜretim olanakları eğrisinin sağa kayması ve kişi başına düşen milli gelirin artış göstermesi, ülkenin yapısal dar boğazları aştığını ve 'ekonomik kalkınma' hedefine tam anlamıyla ulaştığını kanıtlamaktadır.