Peçeleme
16 questions
Bir işletme, mülkiyetindeki binanın dış cephesini bir reklam ajansına kiralamak yerine, vergi yükünü azaltmak amacıyla ilgili ajansı işletmeye 'kâr payı imtiyazlı ortak' olarak kaydetmiş ve kira bedelini 'kâr dağıtımı' adı altında ödemeye başlamıştır. Yapılan vergi incelemesinde, bu ortaklık yapısının iktisadi ve ticari bir gereklilik taşımadığı, asıl amacın kira stopajı ve katma değer vergisinden kaçınmak için kurgulandığı tespit edilmiştir. Vergilendirmede 'özün önceliği' ilkesi gereği, iktisadi bir amaca ulaşmak için özel hukuk biçimlerinin olağan dışı şekilde kullanılması yoluyla gerçekleştirilen bu durum aşağıdakilerden hangisidir?
Bir anonim şirket, yönetim kurulu başkanına sağladığı yüksek tutarlı maddi menfaati 'ücret' olarak vergilendirmemek amacıyla; ilgili tutarı, başkanın şahsi mülkiyetinde olan ve şirket faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan bir konutun 'şirket konuk evi' olarak fahiş bir bedelle kiralanması şeklinde ödemektedir. Görünüşteki bu kira sözleşmesi ile aslında vergiye tabi bir gelir unsuru olan ücret ödemesi gizlenmek istenmektedir.
Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan 'vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti' ilkesi çerçevesinde, vergi avantajı sağlamak amacıyla olağan dışı hukuksal yolların seçilmesi olarak tanımlanan bu durum aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mükellef, mülkiyetinde bulunan bir binayı ortağı olduğu şirkete 'ariyet sözleşmesi' ile bedelsiz olarak tahsis etmiş ve bu işlem için herhangi bir kira beyanında bulunmamıştır. Ancak yapılan vergi incelemesi sonucunda, şirketin binayı kullanımı karşılığında ortağın şahsi kredi kartı borçlarını ve özel harcamalarını 'genel yönetim gideri' olarak kaydettiği, tarafların stopaj ödememek amacıyla kira sözleşmesi yerine hukuken alışılagelmişin dışında bir yol olan ariyet sözleşmesini tercih ettiği saptanmıştır. Vergi Usul Kanunu'nun . maddesinde yer alan 'vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin esas alınması' ilkesi uyarınca, olağan dışı hukuk yolları kullanılarak vergi yükünün azaltılmaya çalışıldığı bu durum aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde düzenlenen 'vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esastır' ilkesi çerçevesinde; mükelleflerin vergi kanunlarının öngördüğü olağan hukuki biçimlerin dışına çıkarak, ekonomik amaçlarına ulaşmak için 'olağan dışı ve dolambaçlı' hukuki yollara başvurması ve bu yolla vergi yükünü azaltmaya çalışması durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Bir işletmenin, ortaklarına kâr dağıtımı yapmak yerine, vergi yükünü azaltmak amacıyla onlara yüksek faizli borç veriyormuş gibi bir hukuki görünüm yaratması ve bu işlemin iktisadi gerçeklikle örtüşmeyen, alışılagelmişin dışında bir yol olması durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Mükelleflerin, vergi kanunlarının öngördüğü vergi yükünden kurtulmak veya bu yükü azaltmak amacıyla, ulaşmak istedikleri ekonomik gayeyi gizleyerek bu gaye için normalde tercih edilmeyen, dolambaçlı ve olağan dışı özel hukuk formlarına bürünmeleri aşağıdakilerden hangisidir?
Maliye literatüründe mükelleflerin, vergi ödememek veya daha az vergi ödemek amacıyla, iktisadi ve teknik icaplara uygun olmayan "olağan dışı" hukuki yolları kullanarak asıl amaçlarını gizlemeleri durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mükellef, yüksek değerli bir taşınmazını devretmek istemesine rağmen, doğrudan satışın getireceği yüksek tapu harcı yükünden kurtulmak amacıyla; sadece bu taşınmazı aktifinde barındıran ve hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan bir şirketin hisselerini alıcıya devretmiştir. Bu olayda, ulaşılmak istenen asıl iktisadi gaye ile kullanılan hukuki biçim arasındaki uyumsuzluk ve vergi avantajı sağlama amacı, vergi literatüründe aşağıdaki kavramlardan hangisi ile tanımlanmaktadır?
Mükellefin, aslında bir ticari malı satmak istemesine rağmen, bu işlemden doğacak vergi yükünden kurtulmak amacıyla malı önce bir yakınına bağışlaması, ardından o yakınının malı asıl alıcıya devretmesi şeklinde izlenen dolambaçlı ve iktisadi icaplara aykırı yol aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mükellef, sahibi olduğu işletmeye ait ticari araç filosunu üçüncü bir kişiye satmak istemektedir. Ancak doğrudan satış yapması durumunda ortaya çıkacak yüksek kâr üzerinden ödeyeceği vergiyi azaltmak amacıyla; araçları önce yeni kurduğu ve hiçbir faaliyeti olmayan bir paravan şirkete maliyet bedeliyle satmış, bu şirket ise araçları bir gün sonra gerçek alıcıya piyasa değerinden devretmiştir. Vergi idaresi, bu işlemler zincirinin iktisadi ve teknik icaplara uygun olmayan, dolambaçlı bir yol olduğunu ve tek amacın vergi yükünü dolanmak olduğunu ileri sürmektedir.
Madde (İspat) hükümleri ve "peçeleme" müessesesi dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Bir mükellef, sahibi olduğu yüksek pazar değerli bir ticari markayı rakip bir firmaya devretmek istemektedir. Ancak doğrudan satış sözleşmesi yapılması durumunda doğacak vergi yükünden kurtulmak amacıyla; alıcı firma ile sembolik bedelli bir 'eğitim danışmanlığı sözleşmesi' imzalamış ve bu sözleşmeye 'danışmanlık ücretinin ödenmesinde bir günlük dahi gecikme olması halinde, markanın mülkiyetinin tazminat olarak alıcıya geçeceği' şeklinde bir cezai şart eklemiştir. Ödeme planlı olarak geciktirilmiş ve marka mülkiyeti bu özel hukuk kılıfı aracılığıyla devredilmiştir.
Vergi hukukundaki 'özün önceliği' ilkesi çerçevesinde, mükellefin ulaşmak istediği ekonomik gayeyi gizlemek amacıyla iktisadi ve teknik icaplara uymayan bu dolambaçlı hukuk yolunu kullanması aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
Bay (A), yıllık kira geliri oldukça yüksek olan bir iş merkezine ilişkin vergi yükünü hafifletmek amacıyla; mülkiyetini kendisinde tuttuğu taşınmaz üzerinde, hiçbir geliri bulunmayan üniversite öğrencisi oğlu lehine tapuda 5 yıl süreli ve bedelsiz bir 'intifa hakkı' tesis etmiştir. Bu işlem sonucunda kira geliri, vergi tarifesinin en alt diliminde yer alan oğlu adına beyan edilmeye başlanmıştır. Vergi incelemesi sırasında, söz konusu hakkın tesis edilmesinin hiçbir makul iktisadi gerekçesinin bulunmadığı, mülkiyet sahibinin rasyonel bir sebep olmaksızın gelirden vazgeçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu yolun sadece vergi matrahını bölerek daha az vergi ödemek amacıyla seçildiği tespit edilmiştir. Buna göre, vergi kanunlarının arkasından dolanmak amacıyla özel hukuk biçimlerinin 'olağan dışı ve dolambaçlı' bir biçimde maske olarak kullanılması durumu maliye literatüründe aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?
Bay (S), yurt dışında eğitim gören oğluna TL tutarında nakit para göndermek istemektedir. Ancak bu işlemin 'ivazsız intikal' olarak değerlendirilip Veraset ve İntikal Vergisi'ne tabi tutulmasını önlemek amacıyla; söz konusu tutarı bir bankaya bloke mevduat olarak yatırmış ve bankanın bu mevduatı teminat kabul ederek oğluna aynı tutarda 'eğitim kredisi' açmasını sağlamıştır. Kredinin tüm ana para ve faiz ödemeleri ise Bay (S) tarafından bankaya yapılmaktadır.
Vergi idaresi yaptığı incelemede, bu işlemler bütününün aslında bir bağışlama olduğunu, ancak vergi yükünden kurtulmak için 'kredi sözleşmesi' görüntüsü altında gizlendiğini ve kullanılan yöntemin ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığını ileri sürmektedir.
Buna göre, vergi hukukunda 'özün önceliği' ilkesi kapsamında değerlendirilen ve bir ekonomik amacı gerçekleştirmek için hukuk düzeninin öngördüğü olağan hukuki kalıpların dışına çıkılarak yapay ve dolambaçlı yolların kullanılması durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mükellef, yüksek pazar değerine sahip olan bir ticari malı doğrudan satmak yerine; alıcı firma ile kısa süreli bir 'iş ortaklığı' kurmuş, söz konusu malı sermaye olarak bu ortaklığa devretmiş ve ortaklık tasfiye edilirken malın mülkiyetinin alıcıda kalmasını sağlamıştır. Bu yolla mükellef, doğrudan satış durumunda ortaya çıkacak olan vergi yükümlülüklerinden kurtulmayı amaçlamıştır.
Vergi hukukunda, özel hukuk araçlarının iktisadi icaplara uygun olmayan, dolambaçlı ve olağan dışı bir biçimde kullanılarak vergi avantajı sağlanması durumu aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mükellef, sahibi olduğu yüksek değerli bir sanayi makinesini bir başka işletmeye devretmek istemektedir. Taraflar, doğrudan satış sözleşmesi yapmak yerine, söz konusu makine için bir 'ariyet' (ücretsiz ödünç verme) sözleşmesi imzalamış; ancak eş zamanlı olarak alıcı taraf, mükellefe 'geçmiş bir hizmet borcunun tasfiyesi' adı altında makinenin piyasa bedeline denk bir ödeme yapmıştır. Yapılan vergi incelemesinde, taraflar arasında aslında bir satış iradesinin bulunduğu ve bu yöntemin yalnızca satış kazancı üzerinden doğacak vergi yükünü bertaraf etmek amacıyla seçildiği tespit edilmiştir.
Vergi hukukunda 'olayın gerçek mahiyetinin esas alınması' ilkesi gereğince, mükellefin bu davranışı aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
Mükellef (S), aktifine kayıtlı bir ticari gemiyi (T) şirketine devretmek istemektedir. Ancak satış kazancı üzerinden vergi ödememek amacıyla; gemiyi (T) şirketine kısa süreliğine kiralamış, ardından gemide yapay bir 'hasar' kurgulayarak (T) şirketinden geminin piyasa değeri tutarında 'tazminat' tahsil etmiştir. Tazminat ödemesi karşılığında ise geminin mülkiyeti (T) şirketine bırakılmıştır. Vergi idaresi, bu kurgunun aslında bir satış işlemini gizlemeye yönelik olduğunu ve vergi yükünü azaltmak için olağan dışı bir hukuki yol seçildiğini tespit etmiştir.
Buna göre, vergilendirmede hukuki biçimin değil, işlemin gerçek mahiyetinin esas alınmasını ifade eden bu durum aşağıdakilerden hangisidir?