Uluslararası siyaseti analiz ederken salt maddi güç dağılımına odaklanan rasyonalist teorileri yetersiz bulan sosyal inşacılık (konstrüktivizm), aktörlerin kimlik ve çıkarlarının önceden belirlenmiş (verili) olmadığını savunur. Buna göre sosyal inşacılığın, fail (devlet) ve yapı (uluslararası sistem) arasındaki ontolojik ilişkiye dair temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?
- Fail ve yapı birbirlerini karşılıklı olarak inşa eder; aktörlerin etkileşimleri yapıyı oluştururken, paylaşılan öznellikler arası normlar da devletlerin kimliklerini belirler.Answer
- BUluslararası sistemin anarşik doğası, aktörlerin kimliklerinden tamamen bağımsız olarak güvenlik politikalarını ve hayatta kalma reflekslerini tek yönlü bir zorunlulukla dikte eder.
- CSistemin yapısı anarşik kalsa da devletlerin ortak çıkarları etrafında birleşerek oluşturdukları uluslararası toplum, rasyonel kurallar bütünüyle failin eylemlerini sınırlandırır.
- DMerkezi otorite eksikliği uluslararası sistemde sürekli bir kaos hali yarattığı için, yapısal kısıtlamalar aktörlerin barışçıl ve iş birliğine dayalı kimlikler geliştirmesini kesin olarak engeller.
- EAnalizin merkezine devletin güvenliği yerine bireyin özgürleşmesi yerleştirilmeli, yapısal kısıtlamalar küresel sosyo-ekonomik eşitsizlikler üzerinden aşılmalıdır.
Answer
Fail ve yapının birbirlerini karşılıklı olarak inşa ettiğini, etkileşimlerin yapıyı oluştururken paylaşılan normların da kimlikleri belirlediğini ifade eden seçenektir.
Doğru olan ifade, sosyal inşacılığın ontolojik merkezini oluşturan 'karşılıklı kuruluş' (co-constitution) argümanını yansıtır. Sosyal inşacılık, maddi faktörlerin ancak paylaşılan öznellikler arası (intersubjektif) anlamlar ve normlar aracılığıyla bir etkiye sahip olduğunu ileri sürer. Devletlerin kimlikleri bu sosyal etkileşimler sonucunda inşa edilir ve bu kimlikler de devletlerin çıkarlarını tanımlar. Yapı ve fail birbirini var eder.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Ajan-Yapı Karşılıklı İnşası (Co-constitution) ve Öznellikler Arası Anlamlar