Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts), bir antlaşmaya dayanmaksızın tek başına hukuki sonuç doğurabilen irade beyanlarıdır. Bu işlemlerin bağlayıcılık şartları, hukuki niteliği ve geri alınması ile ilgili Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatları ve Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 2006 tarihli Rehber İlkeleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- ABir devletin tek taraflı beyanıyla üstlendiği yükümlülüğü geri alabilme yetkisi mutlak olup; beyanda bulunan devlet, işlemin diğer süjeler üzerinde yarattığı güvene (estoppel) bakılmaksızın işlemi her zaman tek taraflı bir kararla sona erdirme hakkına sahiptir.
- BTek taraflı bir irade beyanının bağlayıcı olabilmesi için mutlaka Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ne tescil edilmesi ve işlemin muhatabı olan diğer devletler tarafından açıkça bir 'tanıma' veya 'kabul' beyanıyla yanıtlanması zorunludur.
- Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla kendisini hukuken bağlama niyetinin tespitinde, beyanın içeriği ve yapıldığı koşullar bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulur; ancak devletlerin bu yolla egemenliklerini kısıtlama niyetinde oldukları kolayca varsayılamayacağından, yükümlülüğün kapsamına dair bir belirsizlik durumunda dar yorum (restrictive interpretation) esastır.Answer
- DUluslararası hukukta 'protesto' işlemi, bir devletin kendi aleyhine doğabilecek hukuki sonuçları engellemek yerine, mevcut bir hakkından kesin olarak vazgeçtiğini (feragat) ve bu durumun diğer devletlere resmi olarak bildirildiğini (tebliğ) teyit eden işlemdir.
- EDevlet adına beyanda bulunan makamın yetkisi bakımından; sadece Devlet Başkanı ve Hükümet Başkanı'nın beyanları bağlayıcı kabul edilirken, Dışişleri Bakanı veya diğer bakanların sözlü açıklamaları, yazılı bir belgeye dökülmediği sürece hiçbir koşulda devlet adına yükümlülük doğurmaz.
Answer
Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla kendisini bağlama niyetinin (animus obligandi) tespitinde, şüphe durumunda egemenliğin kısıtlanmayacağı varsayımıyla dar yorum (restrictive interpretation) ilkesinin uygulanması gerektiği ifadesi doğrudur.
Doğru olan seçenek, devletlerin tek taraflı beyanlar yoluyla egemenliklerini kısıtlama niyetinde olduklarının peşinen varsayılamayacağını ve bu nedenle belirsizlik durumunda 'dar yorum' (restrictive interpretation) ilkesinin uygulanması gerektiğini belirten ifadedir. Bu ilke, uluslararası hukukun temelinde yatan devlet egemenliği prensibinin bir sonucudur ve Uluslararası Adalet Divanı'nın yerleşik içtihadıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Tek Taraflı İşlemlerde Animus Obligandi ve Dar Yorum İlkesi
Practice More
UAD'nin 1974 tarihli Nükleer Denemeler (Nuclear Tests) davası kararındaki 'kamuya açıklık' ve 'niyet' kriterlerini tekrar gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Estimated Time:3m 0s