Birleşmiş Milletler (BM) gündemini meşgul eden küresel bir çevre felaketi sonrasında, kirliliğin kaynağı olduğu iddia edilen R Devleti ile uluslararası toplum arasında hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. Bu sürecin hukuki boyutlarını netleştirmek amacıyla BM Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanından (UAD) bir "danışma görüşü" (tavsiye kararı) vermesini talep etmiştir. R Devleti ise Divan'ın yargı yetkisini tanıyan hiçbir sözleşmeye taraf olmadığını ve açık rızası bulunmadığı için Divan'ın bu konuda görüş bildiremeyeceğini iddia etmiştir. Eş zamanlı olarak, felaketten doğrudan etkilenen uluslararası bir şirket de R Devleti'ne karşı maddi zararlarının tazmini talebiyle Divan'da dava açmak istemiştir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü bağlamında bu olay değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- AŞirket, uluslararası hukukta hak ehliyetine sahip bir tüzel kişi olduğundan, zararının tazmini için doğrudan R Devletine karşı Divan'da dava açma hakkını mutlak surette kullanabilir.
- BBM Genel Kurulu, Divan'dan danışma görüşü talep edebilmek için öncelikle uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından asli sorumlu olan BM Güvenlik Konseyinin onayını almak zorundadır.
- UAD önündeki çekişmeli yargı süreçlerinde yalnızca devletlerin taraf ehliyetine sahip olması kuralı gereğince, şirketin R Devletine karşı açtığı davanın esasa girilmeden taraf ehliyeti yokluğundan reddedilmesi gerekir.Answer
- DDivan'ın yargı yetkisi uluslararası barışı ilgilendiren konularda re'sen zorunlu hale geldiğinden, R Devletinin Statü Madde 36/2 uyarınca bir "ihtiyari şart beyanı" bulunmasa dahi uyuşmazlığın esası incelenebilir.
- ER Devleti aleyhine açılan bu davanın görülebilmesi için ön şart, şirketin kendi vatandaşı olduğu devletin diplomatik koruma mekanizmasını işletmeden önce R Devletindeki iç hukuk yollarını tüketmiş olmasıdır.