Question

Difficulty: MediumYargısal Çözüm ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD)

Sınırı aşan çevresel kirlilik nedeniyle komşu X Devleti ile Y Devleti arasında hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. Y Devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen 'ihtiyari yetki şartını' (optional clause) kabul etmemiştir. Bu süreçte, kirlilikten doğrudan zarar gören X Devleti vatandaşları, ihlallerin durdurulması için Y Devleti'ne karşı UAD'de dava açmak istemektedir. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) söz konusu çevre felaketinin uluslararası hukuktaki sonuçlarına ilişkin Divan'dan danışma görüşü (tavsiye kararı) talep etmiştir. Y Devleti ise Divan'ın zorunlu yargı yetkisini tanımadığını belirterek, UAD'nin bu konuda hiçbir işlem yapamayacağını ileri sürmektedir.

Bu senaryoya göre, Uluslararası Adalet Divanının yetkisi ve işleyişi dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

  1. UAD önündeki çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabileceğinden bireyler dava açamaz; ancak BM Genel Kurulunun danışma görüşü talep etmesi için uyuşmazlık tarafı olan Y Devleti'nin rızasına gerek yoktur.Answer
  2. B
    Çevre hukuku ihlalleri tüm uluslararası toplumu ilgilendiren kurallar (erga omnes) kapsamında olduğundan, Y Devleti'nin rızası bulunmasa dahi UAD uyuşmazlıkta resen (kendiliğinden) yargı yetkisi kullanabilir.
  3. C
    Divanın bir uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı bir konuda danışma görüşü verebilmesi için, tıpkı çekişmeli davalarda olduğu gibi uyuşmazlığın tarafı olan Y Devleti'nin önceden açık rızasını bildirmesi zorunludur.
  4. D
    Kirlilikten zarar gören X Devleti vatandaşları, güncel uluslararası hukukta sınırsız süje ehliyetine sahip olduklarından, iç hukuk yollarını tüketmek şartıyla UAD'de Y Devleti'ne karşı kendi adlarına dava açabilirler.
  5. E
    UAD'nin çekişmeli davada yargı yetkisinin bulunmadığı bu durumda taraflar uzlaştırma yöntemine başvurursa, uzlaştırma komisyonunun hazırlayacağı rapor tıpkı uluslararası tahkim kararları gibi taraflar açısından kesin ve hukuken bağlayıcı olur.

Answer

Uluslararası Adalet Divanı önündeki çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabileceğinden bireylerin doğrudan dava açma hakkı yoktur; öte yandan BM Genel Kurulunun danışma görüşü talep etmesi hususu, devletlerin zorunlu yargı yetkisine dair rızasından bağımsızdır.
Doğru ifade, UAD'nin yetki sınırlarını Statü'ye uygun olarak iki yönüyle kusursuz açıklamaktadır. İlk olarak, Statü'nün 34/1. maddesi 'Divan'ın bakacağı davalarda ancak devletler taraf olabilirler' hükmünü amirdir; bu nedenle zarar gören bireylerin dava açması hukuken imkânsızdır. İkinci olarak, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi, BM Şartı'nın 96. maddesi uyarınca hukuki bir meselede Divan'dan danışma görüşü isteyebilir. Danışma görüşleri, uyuşmazlığa dair kesin ve bağlayıcı bir karar (hüküm) oluşturmadığı için, çekişmeli davalarda (contentious cases) aranan tarafların rızası kuralı bu süreçte mutlak bir şart değildir.

Step-by-Step Solution

1
UAD'de kimlerin taraf olabileceğini değerlendirme
Bireylerin veya STK'lerin çekişmeli davalarda taraf olamayacağı tespit edilir.
UAD Statüsü Madde 34 gereğince, Divan önündeki davalarda yalnızca devletler taraf olabilmektedir.
2
UAD'nin yargı yetkisinin dayanağını (rıza ilkesini) analiz etme
Devletlerin Divan yargısını önceden veya sonradan açıkça kabul etmemiş olması durumunda Divan'ın zorunlu yargı yetkisi kullanamayacağı belirlenir.
Uluslararası yargı ihtiyari olup mutlak surette ilgili devletin rızasına dayanmaktadır.
3
Danışma Görüşü (Advisory Opinion) müessesesinin şartlarını inceleme
BMGK'nin, devletin rızası olmadan da Divan'dan hukuki bir mesele hakkında tavsiye niteliğinde danışma görüşü isteyebileceği doğrulanır.
Danışma görüşleri hukuken bağlayıcı bir hüküm kurmadığı için, çekişmeli yargılamada aranan rıza şartı burada aranmaz.

Key Concept

Uluslararası Adalet Divanı: Çekişmeli Davalar ve Danışma Görüşü Yetkisi
Rate this question