Question

Difficulty: MediumFeminist Yaklaşımlar

Uluslararası ilişkiler teorisinde feminist yaklaşımlar, disiplinin temel kavramlarının eril bir tarihsel deneyim üzerine inşa edildiğini savunarak geleneksel varsayımlara köklü eleştiriler getirmiştir. J. Ann Tickner, Hans Morgenthau’nun realizmine yönelik eleştirisinde; nesnel olduğu iddia edilen siyasal ilkelerin aslında 'toplumsal cinsiyet' (gender) rolleriyle şekillendiğini ve gücün 'tahakküm kurmak' yerine 'ortak amaçlar doğrultusunda birlikte hareket etmek' şeklinde yeniden tanımlanması gerektiğini vurgular.

Buna göre, feminist teorinin uluslararası siyasetteki 'kamusal alan' (siyasal/uluslararası) ve 'özel alan' (ev içi/yerel) ayrımına yönelik temel eleştirisi aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Bu ayrımın; kadının deneyimlerini ve maruz kaldığı spesifik güvensizlik biçimlerini 'özel/siyasal olmayan' alana hapsederek uluslararası güvenlik gündeminin dışında bırakmasıAnswer
  2. B
    Uluslararası sistemin anarşik yapısının, devletlerin birbirlerini algılama biçimlerine göre şekillenen bir 'anarşi kültürü' olduğu ve bu sosyal inşanın toplumsal cinsiyetten bağımsız geliştiği iddiası
  3. C
    Mevcut dünya düzenindeki hegemonik yapıların rıza üretme süreçlerinin toplumsal cinsiyetten ziyade sadece sınıf çatışması ve ekonomik üretim ilişkileri üzerinden açıklanabileceği
  4. D
    Uluslararası sistemdeki güç dağılımının devletlerin davranışlarını belirleyen yegane yapısal kısıt olduğu ve bireysel/toplumsal düzeydeki analizlerin sistemik sonuçları değiştiremeyeceği
  5. E
    Uluslararası kurumların ve rejimlerin, devletlerin mutlak kazançlarını artırarak rasyonel iş birliğini kurumsallaştırması ve toplumsal cinsiyet rollerini kendiliğinden dengelemesi

Answer

Feminist teorinin temel eleştirisi, kamusal ve özel alan ayrımının kadının güvenlik deneyimlerini 'özel alan' kapsamına sokarak uluslararası politika gündeminden dışlamasıdır.
Doğru seçenek, feministlerin 'siyasal olan' ile 'kişisel/özel olan' arasındaki yapay sınırın kadının güvenliğini nasıl görünmez kıldığına dair temel argümanını yansıtmaktadır. J. Ann Tickner'a göre, ana akım teoriler uluslararası alanı 'kamusal/erkek' alanı olarak kurgulayarak, bu alanın dışındaki deneyimleri kuram dışı bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tickner'ın realizm eleştirisini analiz et
Tickner, Morgenthau'nun 'güç' ve 'çıkar' tanımlarının eril olduğunu, siyasetin 'özel' (ev içi) alandan soyutlanamayacağını saptar.
Ana akım kuramların 'kamusal alan' (devlet/siyaset) odağının neyi dışarıda bıraktığını anlamak için gereklidir.
2
Kamusal/Özel alan ikiliğini değerlendir
Geleneksel teoriler uluslararası ilişkileri 'kamusal/erkek' alanı olarak görürken, kadını ve aileyi 'özel/siyasal olmayan' alana yerleştirir.
Feminist teorinin 'kişisel olan siyasaldır' ilkesinin uluslararası ilişkilere yansımasını bulmak gerekir.
3
Güvenlik tanımı üzerindeki sonucu belirle
Bu ayrım sonucunda kadına yönelik şiddet gibi meseleler 'özel' kabul edilerek 'yüksek siyaset' (high politics) olan uluslararası güvenliğin dışına itilir.
Soruda istenen temel eleştirel sonucu netleştirmek için son adımdır.

Key Concept

Feminist Epistemoloji ve Kamusal/Özel Alan Dikotomisi
Rate this question