K ve L devletleri, uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan kuvvet kullanma yasağını ihlal ederek üçüncü bir devletin topraklarını fiilen paylaşmak ve bölgedeki yerel halkı asimile etmek amacıyla gizli bir bölgesel pakt kurmuşlardır. Bu pakt, yapılışı anında uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilmiş ve kendisinden sapılmasına hiçbir şekilde izin verilmeyen üstün nitelikli kurallarla açıkça çatışmaktadır. İlerleyen dönemde L devleti, bu fiillerin sadece ikili bir mutabakat olduğunu ve üçüncü devletleri ilgilendirmediğini savunurken; K devleti ise paktın ahde vefa ilkesi gereği hukuken bağlayıcılığını ileri sürmektedir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddeleri bağlamında normlar hiyerarşisi ve 'erga omnes' (herkese karşı) yükümlülükler dikkate alındığında, bu durumun hukuki değerlendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?
- Söz konusu pakt, yapıldığı sırada mevcut olan emredici bir kurala aykırı olduğundan dolayı baştan itibaren mutlak butlan ile batıldır; üstelik ihlal edilen normun doğası gereği yarattığı erga omnes etki sebebiyle tüm uluslararası toplumun bu ihlale karşı hukuki menfaati bulunmaktadır.Answer
- BSöz konusu mutabakat yürürlüğe girdiği andan itibaren değil, yalnızca Uluslararası Adalet Divanı tarafından çatışmanın tespit edildiği andan itibaren ileriye etkili (ex nunc) olarak geçersiz hale gelir ve erga omnes yükümlülükler yaratmaz.
- CÇatışan antlaşma hükümleri doğrudan ortadan kalkmaz; uyuşmazlığın çözümü için devletlerin rızası üstün tutularak hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) ile hukukun genel ilkeleri çerçevesinde antlaşmanın yeni duruma uyarlanması beklenir.
- DEmredici normlar, devletlerin açık iradelerini yansıtan yazılı antlaşmalara kıyasla yargı kararları ve doktrin gibi yardımcı kaynak statüsünde bulunduğundan, usulüne uygun onaylanmış bir antlaşmayı kendiliğinden geçersiz kılamaz.
- EPakt baştan itibaren yok hükmünde sayılsa da, emredici kurallar ile erga omnes yükümlülükler birbirini tamamen dışlayan hukuki rejimler olduğundan, bu sözleşmenin iptalini talep etme hakkı yalnızca doğrudan zarar gören devlete aittir.