Uluslararası sistemde 'A' devleti, 'B' devletine kıyasla çok daha büyük bir ekonomik kapasiteye ve demografik büyüklüğe sahiptir. Buna karşın, bölgedeki diğer küçük devletlerin, toplam gücü daha düşük olmasına rağmen sınır komşuları olan ve askeri doktrininde sınır ötesi taarruz yeteneklerine (saldırı kapasitesine) öncelik veren 'B' devletine karşı bir ittifak şemsiyesi altında birleştiği görülmüştür. Toplam maddi kapasitesi en yüksek aktör olan 'A' devleti ise uzak bir coğrafyada konumlanması ve dış politikasında statükocu bir tutum sergilemesi nedeniyle bölgesel bir dengeleme reaksiyonunu tetiklememiştir.
Devletlerin ittifak tercihlerinde salt maddi güç kapasitesinden ziyade coğrafi mesafe, taarruz yeteneği ve algılanan niyet gibi değişkenlerin belirleyici olduğunu vurgulayan bu durum, aşağıdaki teorik yaklaşımlardan hangisiyle en iyi açıklanır?
- AKenneth Waltz'un, sistemdeki kutupluluğun ve en yüksek maddi gücün zorunlu olarak karşılıklı ittifaklar yaratacağını öngören 'Güç Dengesi' teorisi
- BJohn Mearsheimer'ın, tüm büyük güçlerin nihai amacının bölgesel hegemonya olduğunu ve devletlerin sürekli güç maksimizasyonuna yöneldiğini iddia eden 'Saldırgan Realizm' teorisi
- CHans Morgenthau'nun, güç mücadelesini sistemin anarşik yapısından ziyade devlet adamlarının doğasındaki tahakküm kurma arzusuyla açıklayan 'Klasik Realizm' yaklaşımı
- Stephen Walt tarafından geliştirilen ve devletlerin en güçlü olana değil, en tehlikeli algılanana karşı birleştiğini savunan 'Tehdit Dengesi' teorisiAnswer
- ERandall Schweller'in, devletlerin güvenlik arayışından çok statükoyu değiştirme ve kazanç elde etme güdüsüyle hareket ettiğini vurgulayan 'Çıkar Dengesi' teorisi