Question

Difficulty: Very hardGüvenlik İkilemi (Security Dilemma) Kavramı

Robert Jervis tarafından geliştirilen "saldırı-savunma dengesi" (offense-defense balance) ve "saldırı-savunma ayrımı" (offense-defense differentiation) değişkenleri, güvenlik ikileminin şiddetini ve çözülebilirliğini belirleyen temel unsurlardır. Jervis'e göre bazı sistemik konjonktürler, statüko yanlısı devletlerin bile güvenliklerini sağlama çabalarını "çift katmanlı tehlike" (double danger) olarak adlandırılan en şiddetli ikilem aşamasına taşımaktadır.

Buna göre; askeri teknolojinin saldırıya savunmadan daha fazla avantaj sağladığı ve mevcut silah sistemlerinin niteliksel olarak saldırı/savunma ayrımına izin vermediği bir yapıda, güvenlik ikileminin en yüksek risk düzeyine ulaşmasının temel mantıksal gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Saldırı ve savunma kapasitelerinin niteliksel olarak ayırt edilememesinin yarattığı niyet belirsizliğine, saldırının sağladığı stratejik avantajın eklenmesiyle devletlerin rakiplerinden önce hareket etme (pre-emption) yönünde yapısal bir baskı hissetmesi.Answer
  2. B
    Devletlerin doğuştan gelen revizyonist niyetleri ve güç maksimizasyonu arayışları nedeniyle, savunma amaçlı kapasite artırımlarını bile hegemonya kurma yolunda birer araç olarak görmeleri.
  3. C
    Uluslararası sistemdeki anarşik yapının yarattığı kaotik ortamın, rasyonel devlet aktörlerinin birbirleriyle iletişim kurmasını ve ortak güvenlik rejimleri oluşturmasını temelden imkansız kılması.
  4. D
    Sistemdeki devletlerin göreli kazanç kaygısı yerine sadece mutlak kazançlarına odaklanmaları sonucu, silahlanma yarışının ekonomik bir rekabet alanına dönüşerek istikrarı bozması.
  5. E
    Savunmanın saldırıya karşı üstün olduğu bir dengede, devletlerin silahlanma maliyetlerini rasyonel bulmayarak güvenliklerini sadece uluslararası örgütlerin normatif kurallarıyla sağlama yanılgısına düşmeleri.

Answer

Saldırı ve savunma kapasitelerinin ayırt edilememesinin yarattığı belirsizlik ile saldırının sağladığı stratejik avantajın birleşerek devletleri önleyici vuruş (pre-emption) baskısına sokması.
Robert Jervis'e göre, eğer bir devletin niyetini askeri kapasitesine bakarak anlayamıyorsak (ayrım yoksa) ve sistem saldırana büyük bir avantaj sağlıyorsa (denge saldırı lehineyse), devletler hayatta kalmak için rakiplerinin kapasite artırımını bir tehdit olarak görüp 'ilk vuruş' avantajını kaybetmemek adına saldırganlaşırlar. Bu durum, statüko yanlısı devletlerin bile istemeden savaşa sürüklenmesine yol açan en tehlikeli yapısal durumdur.

Step-by-Step Solution

1
Değişkenlerin Analizi
Saldırı-savunma ayrımı yapılamıyorsa devletler birbirlerinin silahlanmasının savunma amaçlı mı yoksa saldırı amaçlı mı olduğunu bilemezler (Belirsizlik).
Niyetlerin şeffaf olmaması güvenlik ikileminin temel yakıtıdır.
2
Stratejik Avantajın Değerlendirilmesi
Saldırı savunmadan daha avantajlı ve ucuzsa, ilk hamleyi yapan taraf savaşı kazanma veya stratejik üstünlük kurma şansına sahip olur.
Bu durum devletleri savunmada beklemek yerine 'ön almak' (pre-empt) zorunda bırakır.
3
Jervis'in Dört Dünyası ile Eşleştirme
Bu koşullar Jervis'in 'Çift Katmanlı Tehlike' (Double Danger) dediği Birinci Dünya senaryosuna karşılık gelir.
En şiddetli çatışma riski, niyetin okunamadığı ve saldırının teşvik edildiği bu ortamda oluşur.

Key Concept

Jervis'in Güvenlik İkilemi Tipolojisi ve Çift Katmanlı Tehlike
Estimated Time:2m 0s
Rate this question