Question

Difficulty: HardDevletin Yargı Bağışıklığı Teorileri (Mutlak ve Sınırlı)

A Devleti, B Devleti'nde yerleşik bir özel siber güvenlik firmasından, kendi ulusal hava savunma sisteminin dijital altyapısını korumak ve güncel tutmak amacıyla kapsamlı bir yazılım lisansı ve teknik destek hizmeti satın almıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede ödemelerin gecikmesi üzerine firma, B Devleti yerel mahkemelerinde A Devleti aleyhine alacak davası açmıştır. A Devleti mahkemede, söz konusu yazılımın doğrudan "milli savunma" ve "ulusal güvenlik" gibi devletin en temel egemenlik yetkileriyle ilgili olduğunu, dolayısıyla yargı bağışıklığından yararlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Günümüz uluslararası hukukunda genel kabul gören "sınırlı yargı bağışıklığı" (restrictive immunity) teorisi ve işlemin niteliği-amacı ayrımı dikkate alındığında, B Devleti mahkemesinin bu uyuşmazlıktaki tutumu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

  1. İşlemin nihai amacı milli savunma olsa da işlemin hukuki niteliği bir özel hukuk sözleşmesi olduğundan, bu bir "jure gestionis" tasarrufu kabul edilmeli ve yargı bağışıklığı tanınmamalıdır.Answer
  2. B
    Yazılımın kullanım alanı devletin bekası ve savunmasıyla ilgili olduğundan, işlem bir "acta jure imperii" (egemenlik tasarrufu) sayılmalı ve A Devleti'ne mutlak bağışıklık tanınmalıdır.
  3. C
    Devletlerin egemen eşitliği ilkesi gereği, yabancı bir devletin başka bir devletin mahkemesinde rızası olmaksızın yargılanması mümkün olmadığından davanın usulden reddine karar verilmelidir.
  4. D
    Yargı bağışıklığı kural olarak tanınmalı; ancak dava konusu olan yazılımın B Devleti topraklarında geliştirilmiş olması nedeniyle "ülkesellik ilkesi" uyarınca yargılama yapılmalıdır.
  5. E
    A Devleti'nin yargı bağışıklığı tanınmalı; ancak firmanın mağduriyetini önlemek adına icra aşamasında A Devleti'nin B Devleti'ndeki tüm taşınmazları üzerine haciz konulabilmelidir.

Answer

İşlemin amacına (milli savunma) değil, hukuki niteliğine (ticari sözleşme) odaklanılarak işlemin bir 'jure gestionis' tasarrufu olarak kabul edilmesi ve yargı bağışıklığının reddedilmesidir.
Sınırlı yargı bağışıklığı (restrictive immunity) teorisine göre, devletlerin yabancı mahkemelerdeki dokunulmazlığı mutlak değildir. Bu teori uyarınca devletin tasarrufları ikiye ayrılır: Egemenlik yetkisine dayanan 'acta jure imperii' ve özel hukuk/ticari nitelikteki 'acta jure gestionis'. Bir işlemin hangisine girdiğini belirlerken işlemin 'amacına' (ne için yapıldığına) değil, 'niteliğine' (hukuki karakterine) bakılır. Bir teknoloji firmasından yazılım satın alınması ve teknik destek sözleşmesi yapılması, niteliği itibarıyla özel hukuk sözleşmesidir. Dolayısıyla devlet, bu işlem nedeniyle yargı bağışıklığından yararlanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlık konusunun hukuki temelini belirle.
Bir devlet ile özel şirket arasında imzalanmış bir ticari hizmet ve satın alma sözleşmesi mevcuttur.
Yargı bağışıklığı teorilerinin uygulanabilmesi için işlemin türünün netleştirilmesi gerekir.
2
Sınırlı yargı bağışıklığı teorisinin test kriterlerini uygula.
Teori, işlemin amacına (Purpose) değil, niteliğine (Nature) bakılmasını öngörür.
Amacın (milli savunma) esas alınması, devletlerin her türlü ticari işlemi 'kamu yararı' kılıfı altında bağışıklık kapsamına almasına yol açabilir.
3
Acta jure imperii ve acta jure gestionis ayrımını yap.
Hizmet ve lisans sözleşmesi, özel kişilerin de kendi aralarında yapabileceği nitelikte bir işlem olduğundan 'jure gestionis' (ticari/özel hukuk tasarrufu) kapsamındadır.
Egemen yetkilerin kullanımıyla ilgili olmayan, piyasa koşullarında gerçekleşen işlemler bağışıklık korumasından yararlanamaz.

Key Concept

Sınırlı Yargı Bağışıklığı ve İşlemin Niteliği Testi
Estimated Time:2m 30s
Rate this question