Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, yargı kararlarını "hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç" (subsidiary means) olarak tanımlarken, bu tanımı Statü’nün 59. maddesi hükmüne saklı tutmuştur. 59. madde ise kararların sadece davanın tarafları ve o dava konusu için bağlayıcı olduğunu (relative effect) belirtmektedir.
Bu iki hükmün birlikte değerlendirilmesi ve uluslararası hukuk pratiği ışığında, yargı kararlarının hukuki karakterine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi bu kaynakların "yardımcı" niteliğini ve sistemdeki normatif etkisini en isabetli şekilde yansıtır?
- AYargı kararları ve doktrin, Madde 38’de "yardımcı araç" olarak nitelendirildiği için, bu kaynaklar ancak antlaşma ve teâmül kurallarının bulunmadığı (non-liquet) durumlarda hukuk boşluklarını doldurmak amacıyla asli kaynakların yerine ikame edilebilir.
- BUluslararası hukukta "stare decisis" ilkesi geçerli olduğundan, Divan'ın bir uyuşmazlıkta benimsediği hukuki yorum, Madde 38 uyarınca doğrudan doğruya genel bağlayıcı bir "asli hukuk kuralı" statüsüne evrilir.
- Yargı kararları, biçimsel olarak (formal) yeni bir hukuk kuralı ihdas etme yetkisine sahip olmasa da; mevcut teâmül kurallarının içeriğini ve sınırlarını otoriter bir biçimde saptayarak (norm-determination) kuralların kristalleşmesini sağlayan maddi bir kaynak işlevi görür.Answer
- DStatü’nün 59. maddesi gereği kararların nispi olması, bu kararlarda tespit edilen genel hukuk ilkelerinin veya teâmül kurallarının davanın tarafı olmayan diğer devletler tarafından bir hukuk kuralının kanıtı olarak ileri sürülmesini hukuken engeller.
- EUluslararası Adalet Divanı Statüsü'nde zikredilen "yargı kararları" ifadesi sadece sürekli uluslararası mahkemelerin kararlarını kapsar; ulusal mahkemelerin uluslararası hukuka ilişkin kararları yardımcı kaynak kategorisinde değerlendirilemez.
Answer
Yargı kararlarının teknik olarak yeni bir kural yaratmadığı, ancak mevcut kuralları otoriter bir şekilde saptayarak kristalleşmesini sağladığı ve maddi bir kaynak işlevi gördüğü ifadesi doğrudur.
Yargı kararları, uluslararası hukukta doğrudan kural koyucu (norm-creating) bir güç değildir. Ancak, bir kuralın varlığını, içeriğini ve kapsamını otoriter bir şekilde belirleyerek (norm-determination) teâmül hukukunun gelişiminde ve netleşmesinde (kristalleşme) belirleyici bir rol oynarlar. Bu durum, onların biçimsel olarak yardımcı, ancak maddi olarak son derece etkili bir kaynak olduğunu gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Hukuku Tespit Edici İşlev (Law-Determining Agency) ve Kristalleşme
Practice More
Teâmül hukukunun kristalleşmesi sürecinde yargı kararları ile 'opinio juris' arasındaki ilişkiyi inceleyen 'Nicaragua Kararı' gibi örnek vakaları gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s