Lidya ve Karya devletleri arasında uzun süredir devam eden bir kıta sahanlığı sınırlandırması uyuşmazlığı bulunmaktadır. Taraflar, diplomatik müzakerelerden sonuç alamamaları üzerine uyuşmazlığın çözümü için bir 'tahkimname' (compromis) imzalayarak konuyu uluslararası tahkime götürmeye karar vermişlerdir. Tahkimnamede, mahkemenin üç hakemden oluşacağı (tarafların birer hakem seçeceği, bu iki hakemin ise üçüncü hakemi belirleyeceği) ve heyetin uyuşmazlığı katı uluslararası hukuk kurallarına bağlı kalmadan 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) temelinde çözmeye yetkili kılındığı açıkça düzenlenmiştir. Yargılama süreci tamamlanmış ve hakem heyeti nihai kararını taraflara tebliğ etmiştir.
Bu senaryoya göre, işletilen uluslararası tahkim süreci ve verilen hakem kararıyla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- AHakem heyeti uyuşmazlığı katı uluslararası hukuk kuralları yerine 'hakkaniyet ve nisfet' ilkesine göre çözdüğü için, verilen karar uzlaştırma komisyonu raporlarında olduğu gibi taraflar açısından bağlayıcı olmayan bir tavsiye niteliği taşır.
- B'Hakkaniyet ve nisfet', uluslararası hukukun genel ilkeleri kapsamında asli bir hukuk kaynağı kabul edildiğinden, tahkimnamede açıkça yetki verilmese dahi hakem heyeti bu ilkeye dayanarak re'sen karar verme hakkına sahip olurdu.
- CUluslararası uyuşmazlıklarda Uluslararası Adalet Divanının (UAD) genel ve zorunlu yargı yetkisi asıl olduğundan, tahkim kararının geçerliliği ancak Divan'ın bu kararı onamasına bağlıdır.
- Hakem heyetinin verdiği karar Lidya ve Karya için hukuken bağlayıcı ve nihaidir; heyetin uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' temelinde karara bağlayabilmesi ise ancak tahkimnamede tarafların bu yönde açık rızalarının bulunmasıyla mümkündür.Answer
- ETarafların uyuşmazlığı inceleyecek hakemleri bizzat kendilerinin seçmesi, tahkim sürecini uluslararası yargısal bir çözüm olmaktan çıkarıp bağlayıcılığı bulunmayan siyasi bir uzlaştırma faaliyetine dönüştürmüştür.