Bir devlet, sınır komşusu olan diğer bir devletin diplomatik kuryelerine, aralarındaki bir antlaşma hükmü olmamasına rağmen uzun yıllardır gümrük muayenesi muafiyeti tanımaktadır. Ancak bu uygulamayı yapan devlet, söz konusu muafiyetin hukuki bir yükümlülükten değil, tamamen 'karşılıklı nezaket ve iyi niyet' (comitas gentium) çerçevesinde sağlandığını her fırsatta resmi beyanatlarla dile getirmiştir.
Bu duruma göre, söz konusu uygulamanın bir uluslararası teâmül (yapılageliş) kuralı olarak kabul edilmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
- AUygulamanın süreklilik ve istikrar (maddi unsur) şartını taşımaması
- Devletin uygulamayı bir hukuk kuralına uyma bilinciyle (opinio juris) gerçekleştirmemesiAnswer
- CDiplomatik bağışıklıkların ve muafiyetlerin sadece yazılı antlaşmalar yoluyla düzenlenebilmesi
- DUygulamayı yapan devletin süreç içerisinde 'sürekli itirazcı' (persistent objector) statüsünü kazanmış olması
- EUygulamanın genel bir nitelik taşımayıp sadece iki devlet arasında sınırlı kalması
Answer
Uygulamanın bir hukuk kuralına uyma bilinciyle (opinio juris) gerçekleştirilmemesi nedeniyle bu uygulama bir teâmül kuralı sayılamaz.
Uluslararası teâmül hukukunun oluşabilmesi için devletlerin bir uygulamayı (usus) sadece tekrarlamaları yetmez; aynı zamanda bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğuna dair bir inanca (opinio juris) sahip olmaları gerekir. Soruda verilen örnekte devletin bu uygulamayı 'nezaket ve iyi niyet' gereği yaptığını beyan etmesi, hukuki zorunluluk inancının olmadığını, dolayısıyla uygulamanın bir hukuk kuralı değil, bir nezaket kuralı (comitas gentium) niteliğinde olduğunu gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Opinio Juris sive Necessitatis
Practice More
Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı' ve 'Nikaragua' davalarında teâmül unsurlarına ilişkin yaptığı değerlendirmeleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s