Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), geleneksel realizmin 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) kavramını yapısal bir zorunluluktan ziyade, kuramcıların ve karar alıcıların dünyayı kurgulama biçimlerinin bir sonucu olarak görür. Ken Booth ve Richard Wyn Jones'un öncülük ettiği bu yaklaşımda, güvenliğin 'ne olduğu' (ontoloji) ile 'nasıl sağlandığı' (pratik) arasındaki ilişki normatif bir temelde yeniden kurgulanır.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenliğe yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu okulun geleneksel yaklaşımlardan koptuğu temel ontolojik ve normatif kırılmayı en kapsamlı şekilde ifade eder?
- Güvenlik, statükoyu korumaya yönelik bir 'durum' değil, bireylerin ve grupların kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen yapısal baskılardan kurtulma süreci olan 'özgürleşme' ile özdeşleştirilmelidir; bu bağlamda devlet, ancak bu sürece hizmet ettiği ölçüde geçici bir araçsal meşruiyete sahiptir.Answer
- BGüvenlik, bir konunun siyasetin normal işleyişinden çıkarılarak acil durum bölgesine taşınmasını sağlayan bir 'söz-eylem' (speech act) olarak tanımlanmalı ve bu sürecin toplum üzerindeki otoriterleştirici etkileri analiz edilerek demokratik süreçlere geri dönülmelidir.
- CUluslararası sistemin anarşik yapısı verili bir gerçeklik olsa da, devletler arasındaki güvenlik ancak askeri güç biriktirmek yerine uluslararası rejimler ve karşılıklı bağımlılık ağları aracılığıyla sağlanan 'mutlak kazanç' odaklı bir iş birliğiyle mümkün olabilir.
- DGüvenlik çalışmaları, küresel kapitalist sistemin hegemonik yapısını ve bu yapının ürettiği sınıf temelli güvensizlikleri deşifre etmeli; devletin sadece egemen sınıfların güvenliğini sağlayan bir baskı aygıtı olduğu gerçeğinden hareketle sınıfsız bir dünya düzenini hedeflemelidir.
- EGaller Okulu'na göre devlet, uluslararası anarşinin yarattığı güvensizlik ortamında bireyleri dış tehditlere karşı koruyan yegâne meşru aktör olduğu için, güvenliğin tanımı devletin bekası ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde yeniden yapılandırılmalıdır.
Answer
Güvenliğin bir statüko koruma durumu değil, bireylerin baskılardan kurtulma süreci olan 'özgürleşme' ile özdeşleştirilmesi ve devletin bu süreçte sadece bir 'araç' olarak görülmesi doğru yaklaşımdır.
Doğru ifade, Galler Okulu'nun güvenliği 'özgürleşme' (emancipation) süreci olarak tanımladığını ve devleti bu sürece hizmet ettiği sürece meşru kabul edilen geçici bir araç olarak gördüğünü belirtir. Bu, realizmin statükocu ve devlet merkezli ontolojisinden en köklü kopuşu temsil eder.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Güvenlik-Özgürleşme Özdeşliği ve Devletin Araçsallığı
Hints
1
Galler Okulu'nun kurucusu Ken Booth'un en ünlü kavramı olan 'özgürleşme' (emancipation) ile güvenlik arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Realizmde devlet bir 'amaç' iken, Galler Okulu'nda devletin bireye hizmet etmesi gereken bir 'araç' olduğunu hatırlayın.
3
Galler Okulu, güvenliği bir durum (status quo) olarak değil, sürekli bir baskılardan kurtulma 'süreci' olarak görür.
Practice More
Ken Booth'un 'Security and Emancipation' makalesindeki temel argümanları ve 'statism' (devletçilik) eleştirisini inceleyin.
Estimated Time:3m 0s