Uluslararası ilişkiler teorisinde Klasik Realizm'in felsefi temellerini atan Thucydides'in *Peloponnesos Savaşları* (Milos Diyaloğu), Machiavelli'nin *Hükümdar* ve Hobbes'un *Leviathan* gibi eserlerinde ortak olan temel varsayım; siyasal çatışmanın kaynağının dışsal/sistemik faktörlerden ziyade insanın değişmeyen özüyle ilgili olduğudur.
Buna göre Klasik Realist düşünürlerin, uluslararası politikadaki güç mücadelesini açıklarken dayandıkları temel ontolojik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
- AUluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun (anarşik) yapısı
- İnsan doğasının doğuştan gelen bencilliği ve hükmetme arzusu (animus dominandi)Answer
- CDevletlerin iç siyasal rejimlerinin ve demokratik kurumlarının niteliği
- DUluslararası hukuk ve örgütlerin yaptırım gücünün yetersiz kalması
- ESistemdeki güç dağılımının (kutupluluk) yarattığı yapısal baskılar
Answer
Klasik Realist düşüncede çatışmanın nihai kaynağı, insan doğasının doğuştan gelen bencilliği ve hükmetme tutkusudur.
Klasik Realist gelenek (Thucydides'ten Morgenthau'ya kadar), uluslararası politikadaki çatışmayı insanın biyolojik ve psikolojik doğasındaki kusurlara, bencil çıkarlarına ve güç elde etme tutkusuna (animus dominandi) dayandırır. Bu yaklaşımda devletlerin davranışı, insan davranışının makro düzeydeki bir izdüşümüdür.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Animus Dominandi (Hükmetme Arzusu) ve Antropolojik Karamsarlık