Question

Difficulty: MediumKlasik Realizm'in Kökenleri ve Temel Düşünürleri

Uluslararası ilişkiler teorisinde Klasik Realizm'in felsefi temellerini atan Thucydides'in *Peloponnesos Savaşları* (Milos Diyaloğu), Machiavelli'nin *Hükümdar* ve Hobbes'un *Leviathan* gibi eserlerinde ortak olan temel varsayım; siyasal çatışmanın kaynağının dışsal/sistemik faktörlerden ziyade insanın değişmeyen özüyle ilgili olduğudur.

Buna göre Klasik Realist düşünürlerin, uluslararası politikadaki güç mücadelesini açıklarken dayandıkları temel ontolojik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A
    Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun (anarşik) yapısı
  2. İnsan doğasının doğuştan gelen bencilliği ve hükmetme arzusu (animus dominandi)Answer
  3. C
    Devletlerin iç siyasal rejimlerinin ve demokratik kurumlarının niteliği
  4. D
    Uluslararası hukuk ve örgütlerin yaptırım gücünün yetersiz kalması
  5. E
    Sistemdeki güç dağılımının (kutupluluk) yarattığı yapısal baskılar

Answer

Klasik Realist düşüncede çatışmanın nihai kaynağı, insan doğasının doğuştan gelen bencilliği ve hükmetme tutkusudur.
Klasik Realist gelenek (Thucydides'ten Morgenthau'ya kadar), uluslararası politikadaki çatışmayı insanın biyolojik ve psikolojik doğasındaki kusurlara, bencil çıkarlarına ve güç elde etme tutkusuna (animus dominandi) dayandırır. Bu yaklaşımda devletlerin davranışı, insan davranışının makro düzeydeki bir izdüşümüdür.

Step-by-Step Solution

1
Düşünürlerin eserlerini analiz etme
Thucydides, Machiavelli ve Hobbes'un ortak noktasının insan psikolojisi olduğu görülür.
Klasik Realizm, siyaseti insan doğasının bir yansıması olarak görür.
2
Klasik Realizm ve Neorealizm ayrımını yapma
Nedenselliğin 'sistem yapısı' (anarşi) değil, 'insan doğası' olduğu netleştirilir.
Öncü düşünürlerin eserleri (Leviathan, Hükümdar) birey ve doğa vurgusu yapar.

Key Concept

Animus Dominandi (Hükmetme Arzusu) ve Antropolojik Karamsarlık
Rate this question