Yirmi dokuz yaşında, hiç doğum yapmamış bir kadın hasta, 3 yıldır devam eden ani işeme isteği ve bu isteği erteleyemeden kaçırma şikayetiyle ürojinekoloji polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde 2 yıl önce geçirilmiş pelvik nöropati tanısı mevcut. Ürodinami değerlendirmesinde dolum sistometrisi yapılıyor; dolum hızı 50 mL/dk olarak ayarlanıyor. İlk işeme hissi 90 mL'de, güçlü işeme isteği 160 mL'de kaydediliyor. Sistometrik kapasite 230 mL olarak saptanıyor. Pdet izinde 8'inci dakikada 32 cmH₂O'lık ani yükselme ardından inkontinans izleniyor; bu pik sırasında hastanın sıkışma hissi tanımladığı ve eş zamanlı abdominal basınç değişimi olmadığı görülüyor. Detrüsor dolum basıncı 4 cmH₂O/100 mL ile normal sınırda. Üretra basınç profili çalışmasında maksimal üretral kapanma basıncı (MUCP) 58 cmH₂O olarak ölçülüyor. Valsalva kaçırma nokta basıncı (VLPP) ise 78 cmH₂O bulunuyor. Bu hastanın ürodinami bulgularının birlikte değerlendirilmesi ile aşağıdaki yorumlardan hangisi en doğrudur?
- ASistometrik kapasite 230 mL ve dolum kompliyansının normal sınırda olması, bu hastada yapısal pelvik taban bütünlüğünün korunduğunu göstermekte olup gözlenen detrüsor kontraksiyonu artefakt kökenlidir.
- BVLPP'nin 78 cmH₂O olması gerçek stres üriner inkontinansın eşlik ettiğini ve primer tedavi hedefinin intrinsik sfinkter yetmezliğine yönelik olması gerektiğini gösterir.
- Sistometrinin en kritik bulgusu olan istemsiz detrüsor kontraksiyonu, hastanın geçirdiği pelvik nöropati öyküsüyle birlikte değerlendirildiğinde nörojenik detrüsor aşırı aktivitesini (nDAA) düşündürmekte; MUCP ve VLPP değerleri bu hastada ek stres inkontinans bileşeninin klinik olarak anlamsız olduğunu ortaya koymaktadır.Answer
- DDolum hızının 50 mL/dk olarak seçilmiş olması sistometrik bulguları geçersiz kılmaktadır; ICS standartlarına göre fizyolojik dolgum hızı ≤10 mL/dk olmalıdır ve bu hızda yapılmayan çalışma artefakt detrüsor kontraksiyonu üretir.
- EGüçlü işeme isteğinin sistometrik kapasitenin %70'inden önce (160/230 mL) ortaya çıkması, primer olarak düşük mesane kompliyansını düşündürmekte olup bu hastanın tedavisinde antikolinerjikler kontrendikedir.