Enfeksiyon Hastalıkları

346 questions

Question 21Question

3535 yaşında erkek hasta, sanitasyon koşullarının yetersiz olduğu bir bölgeye yaptığı seyahatten 22 gün sonra başlayan, ağrısız, çok miktarda ve sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 120120 atım/dakika ve cilt turgoru azalmış olarak saptanıyor. Dışkı incelemesinde "pirinç suyu" görünümü (kansız, mukussuz, beyaz partiküllü sıvı) izleniyor. Bu hastadaki klinik tablo için en olası etken ve yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Etken Vibrio cholerae olup, tedavide en kritik adım hızlı ve agresif sıvı-elektrolit resüsitasyonudur.

Answer

En olası etken Vibrio cholerae olup, tedavide en kritik adım hızlı ve agresif sıvı-elektrolit resüsitasyonudur.
Klinik tablodaki 'pirinç suyu' (rice-water) ishal, kolera için patognomoniktir. Vibrio cholerae toksini (koleratojen), adenilat siklazı sürekli aktif tutarak cAMP artışına ve sonuçta bağırsak lümenine kontrolsüz su-elektrolit çıkışına neden olur. Bu hastada hipotansiyon ve taşikardi ile seyreden ağır bir dehidratasyon mevcuttur; bu nedenle tedavideki ilk ve en kritik adım damar yolunun açılıp agresif sıvı replasmanına başlanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Pirinç suyu ishal ve şiddetli dehidratasyon bulguları saptandı.
Vibrio cholerae enfeksiyonunda toksin etkisiyle bağırsak lümenine masif su ve elektrolit sekresyonu olur.
2
Ayırıcı tanı ve etken belirleme
Epidemiyolojik öykü ve tipik dışkı görünümüyle kolera tanısı kondu.
Diğer enterik patojenler (Salmonella, Shigella) genellikle ateş ve inflamatuar ishal (kan/mukus) ile seyreder.
3
Tedavi önceliğinin belirlenmesi
Acil intravenöz sıvı replasmanı planlandı.
Kolerada ölümün temel nedeni saatler içinde gelişen ağır hipovolemik şoktur.

Key Concept

Vibrio cholerae (Kolera) kliniği ve acil yönetim önceliği
Question 22Question

34 yaşında kadın hasta, elektif medikal abortus işleminden 4 gün sonra acil servise şiddetli halsizlik, karın ağrısı ve baygınlık hissi ile başvuruyor. Hastanın öyküsünde başka bir özellik bulunmuyor. Fizik muayenede genel durum kötü, bilinç açık ancak letarjik, kan basıncı 75/45 mmHg, nabız 135/dakika ve filiform nitelikte saptanıyor. Vücutta yaygın ödem ve pletorik bir görünüm izlenmesine rağmen, aksiller ateş ölçümü 37.0°C (afebril) bulunuyor. Ciltte döküntü, bül veya nekroz alanı gözlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 68.000/mm³ (belirgin sola kayma), hematokrit %62, trombosit sayısı 110.000/mm³ saptanıyor. Biyokimyada kreatinin 2.1 mg/dL olarak ölçülüyor.

Bu klinik tabloya neden olması en muhtemel patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Clostridium sordellii

Answer

Clostridium sordellii
Soruda tarif edilen klinik tablo Clostridium sordellii kaynaklı fulminan toksik şok sendromudur. Bu enfeksiyon özellikle doğum veya jinekolojik girişimler (medikal abortus) sonrası görülür. En ayırt edici özellikleri; derin hipotansiyon ve taşikardiye rağmen hastanın ateşsiz (afebril) olması, 'Lethal Toxin' etkisine bağlı yaygın kapiller kaçak sonucu gelişen hemokonsantrasyon (yüksek hematokrit) ve aşırı yüksek lökosit değerleridir (lökemoid reaksiyon).

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu analiz et
Jinekolojik işlem sonrası gelişen şok tablosu, ancak hasta AFEBRİL (ateşsiz).
Toksik şok sendromlarının çoğu (Staf, Strep) yüksek ateşle seyrederken, C. sordellii karakteristik olarak ateşsiz seyredebilir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Lökosit çok yüksek (Lökemoid reaksiyon) ve Hematokrit çok yüksek (%62 - Hemokonsantrasyon).
Bu bulgular 'Lethal Toxin' kaynaklı masif kapiller kaçak sendromunu işaret eder. Sıvı damar dışına kaçtığı için kan hücreleri konsantre olur (yüksek Hct).
3
Ayırıcı tanıyı yap
C. perfringens hemoliz (düşük Hct) yapar; S. aureus ve S. pyogenes ateş ve döküntü yapar.
Afebril seyir + Lökemoid reaksiyon + Hemokonsantrasyon üçlüsü C. sordellii için patognomoniktir.

Key Concept

Clostridium sordellii Toksik Şok Sendromu Triadı: Afebril seyir, Lökemoid reaksiyon, Hemokonsantrasyon (Kapiller kaçak).
Question 23Question

29 yaşında erkek hasta, son bir haftadır gövdesinde başlayıp avuç içlerine ve ayak tabanlarına yayılan döküntü, hafif ateş ve halsizlik şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede servikal, aksiller ve inguinal bölgelerde ağrısız mikropoliadenopati ve gövdede yaygın makülopapüler döküntüler saptanıyor. Hastanın öyküsünden 2 ay önce şüpheli bir cinsel temas sonrası genital bölgesinde ağrısız bir yara çıktığı ve tedavisiz iyileştiği öğreniliyor. Sekonder sifiliz klinik şüphesiyle istenen VDRL (Venereal Disease Research Laboratory) testi negatif olarak raporlanıyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar sonucu arasındaki uyumsuzluğu açıklayan en olası mekanizma ve bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni (Hook etkisi) gelişmiştir; serum dilue edilerek test tekrarlanmalıdır

Answer

Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni (Hook etkisi) gelişmiştir; serum dilue edilerek test tekrarlanmalıdır
Hastanın kliniği (palmo-plantar döküntü, lenfadenopati, şankr öyküsü) tipik Sekonder Sifiliz tablosudur. Bu dönemde bakteriyemi ve immün yanıt çok güçlüdür. VDRL ve RPR gibi nontreponemal testler, antijen-antikor komplekslerinin flokülasyonuna (çökmesine) dayanır. Ancak ortamda aşırı miktarda antikor bulunduğunda, antikorlar antijen yüzeylerini tamamen kaplayarak çapraz bağ (kafes/lattice) oluşumunu engeller. Buna 'Prozon Fenomeni' denir ve yalancı negatifliğe yol açar (yaklaşık %1-2 vakada). Serumun 1:8 veya 1:16 oranında dilue edilmesi, antikor konsantrasyonunu 'denge bölgesine' (zone of equivalence) çekerek reaksiyonun pozitifleşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Avuç içi/ayak tabanı döküntüsü, LAP ve iyileşmiş şankr öyküsü Sekonder Sifiliz ile tam uyumludur.
Tanısal yaklaşımı belirlemek için hastalığın evresini doğru saptamak gerekir.
2
Laboratuvar sonucunu yorumla
Sekonder sifilizde VDRL/RPR testlerinin %100'e yakın pozitif olması beklenir, ancak sonuç negatiftir.
Beklenen ile gözlenen arasındaki uyumsuzluk (Paradoks) teknik bir interferansı düşündürmelidir.
3
Uyumsuzluk nedenini belirle
Çok yüksek antikor titreleri antijen-antikor ağının oluşumunu engeller (Prozon Fenomeni).
İmmünolojik testlerin çalışma prensibi (denge bölgesi) hatırlanmalıdır.
4
Çözüm yolunu seç
Serumun seyreltilmesi antikor konsantrasyonunu düşürerek reaksiyonun görünür hale gelmesini sağlar.
Yalancı negatifliği doğrulamak için standart laboratuvar prosedürüdür.

Key Concept

Sifiliz Serolojisinde Prozon Fenomeni

Hints

1
Hastanın kliniği sekonder sifiliz ile tam uyumlu; bu evrede antikor düzeylerinin çok yüksek olması beklenir.
2
İmmünolojik çökelme (presipitasyon/flokülasyon) testlerinde, antijen veya antikorun aşırı fazlalığı reaksiyonun gözle görülmesini engelleyebilir.

Practice More

Primer, Sekonder ve Latan sifiliz evrelerinde kullanılan serolojik testlerin duyarlılık (sensitivite) oranlarını karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 24Question

77 yaşında erkek çocuk; yüksek ateş, boğaz ağrısı ve vücudunda yaygın döküntü şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede ateş 39.2C39.2^{\circ}C ölçülüyor. Orofarenks muayenesinde eksudatif tonsillit ve dilde parlak kırmızı "çilek dili" görünümü saptanıyor. Gövdede zımpara kağıdı hissi veren, basmakla solan yaygın eritematöz döküntüler izleniyor. Aksiller bölgede döküntülerin çizgisel bir hat oluşturduğu (Pastia çizgileri) dikkati çekiyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Streptococcus pyogenes

Answer

Streptococcus pyogenes
Doğru seçenek olan patojen, Kızıl (Scarlatina) hastalığının etkenidir. Hastalıkta görülen eksudatif tonsillit, dildeki papillaların belirginleşmesiyle oluşan çilek dili görünümü, gövdede güneş yanığı üzerine serpilmiş kum taneleri veya zımpara kağıdı hissi veren döküntü ve kıvrım yerlerinde belirginleşen Pastia çizgileri tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Eksudatif tonsillit, çilek dili, zımpara kağıdı döküntüsü ve Pastia çizgileri saptandı.
Bu bulgular klasik olarak Kızıl (Scarlatina) hastalığını tanımlar.
2
Hastalığın etkenini belirle.
Kızıl hastalığına A grubu beta hemolitik streptokokların (Streptococcus pyogenes) eritrojenik toksinleri neden olur.
Tanı ve etken eşleştirmesi yapmak için gereklidir.

Key Concept

Kızıl hastalığının (Scarlatina) tipik klinik triadını (tonsillit, döküntü, çilek dili) ve etkenini tanıma.

Practice More

Kızıl tanısı konulan hastalarda gelişebilecek nonsüpüratif komplikasyonları (Akut Romatizmal Ateş ve PSGN) gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 25Question

4242 yaşında erkek hasta, 11 haftadır devam eden yüksek ateş, üşüme, titreme ve genel durum bozukluğu şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kalp hastalığı öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde; ateş 39.2C39.2^\circ C, nabız 110/dakika110/dakika ve kan basıncı 110/60110/60 mmHg saptanıyor. Kalp oskültasyonunda aort odağında yeni saptanan 3/63/6 şiddetinde diyastolik üfürüm duyuluyor. Yapılan ekokardiyografide aort kapakta 1212 mm çapında, mobil ve destrüktif karakterde vejetasyon izleniyor. Hastadan alınan kan kültürlerinde kümelenmiş Gram pozitif koklar ürüyor; bu etkenin laboratuvar incelemesinde katalaz pozitif, tüp koagülaz testi negatif ancak lam koagülaz (clumping factor) testi pozitif olarak saptanıyor.

Bu hastada klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Staphylococcus lugdunensis

Answer

Vakada tanımlanan, nativ kapakta agresif ve destrüktif endokardit tablosu oluşturan, tüp koagülaz negatif ancak lam koagülaz (clumping factor) pozitif olan etken Staphylococcus lugdunensis'tir.
Doğru seçenek olan mikroorganizma, koagülaz negatif stafilokoklar arasında yer almasına rağmen Staphylococcus aureus gibi davranan bir etkendir. Tanısal olarak en önemli özelliği, 'clumping factor' (bağlı koagülaz) taşıması nedeniyle lam testinde pozitif sonuç vermesi, ancak serbest koagülaz üretmediği için altın standart olan tüp testinde negatif sonuç vermesidir. Klinik olarak nativ kapaklarda hızlı progresyon ve destrüksiyon ile karakterize endokardit tablosundan sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Akut infektif endokardit (yüksek ateş, yeni üfürüm, büyük vejetasyon).
Hastanın semptomları ve ekokardiyografi bulguları ciddi bir kapak tutulumunu göstermektedir.
2
Mikrobiyolojik verilerin analizi
Etkenin Staphylococcus cinsi olduğu belirlenir (Gram pozitif kok kümeleri, katalaz pozitif).
Katalaz testi stafilokokları streptokoklardan ayırmak için ilk adımdır.
3
Koagülaz test sonuçlarının yorumlanması
Tüp koagülaz (-) ve Lam koagülaz (+) kombinasyonu S. lugdunensis için karakteristiktir.
S. aureus her ikisinde de (+), diğer KNS'ler genellikle her ikisinde de (-)'dir.
4
Klinik korelasyonun kurulması
S. lugdunensis, nativ kapakta S. aureus benzeri destrüktif endokardit yapan 'aykırı' bir KNS'dir.
Bu mikroorganizma, KNS olmasına rağmen virülans faktörleri nedeniyle agresif bir seyir izler.

Key Concept

Staphylococcus lugdunensis: KNS olmasına rağmen agresif seyirli nativ kapak endokarditi yapan, lam koagülaz (+) tüp koagülaz (-) olan etkendir.

Practice More

S. lugdunensis endokarditinde erken cerrahi gereksiniminin S. aureus ile benzer şekilde yüksek olduğunu unutmayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 26Question

6262 yaşında erkek hasta, son aylarda giderek artan efor dispnesi ve göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/50165/50 mmHg ölçülüyor; oskültasyonda sternum sağ kenarı ikinci interkostal aralıkta en iyi duyulan, hastanın öne eğilmesiyle şiddetlenen diyastolik dekreşendo üfürüm saptanıyor. Akciğer grafisinde asendan aortada belirgin dilatasyon ve aortik arkta lineer kalsifikasyonlar izleniyor. Hastanın özgeçmişinden yaklaşık 3030 yıl önce kendiliğinden iyileşen ağrısız bir genital ülser öyküsü olduğu öğreniliyor. Bu klinik tablo göz önüne alındığında, hastanın durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezdeki temel mekanizma, vasa vazorumların obliteratif endarteritidir.

Answer

Patogenezdeki temel mekanizma, vasa vazorumların obliteratif endarteritidir.
Hastanın 3030 yıl önceki şankr öyküsü, mevcut asendan aort dilatasyonu, lineer kalsifikasyonlar ve aort yetmezliği bulguları 'Kardiyovasküler Sifiliz' tanısını koydurur. Bu tablonun temelindeki patolojik süreç, aort duvarını besleyen vasa vazorum damarlarının Treponema pallidum tarafından tutulması sonucu gelişen obliteratif endarterittir. Bu süreç medianın iskemisine ve anevrizma gelişimine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Geniş nabız basıncı (165/50165/50 mmHg), asendan aortada üfürüm ve lineer kalsifikasyonlar saptandı.
Bu bulgular aort yetmezliği ve aortit (özellikle asendan aorta tutulumu) lehinedir.
2
Özgeçmiş verilerini klinik tablo ile ilişkilendir.
3030 yıl önceki ağrısız genital ülser, primer sifiliz (şankr) öyküsüdür.
Tedavi edilmemiş primer sifilizden onlarca yıl sonra gelişen aortit, tersiyer sifilizin klasik bir formudur.
3
Tersiyer sifiliz patogenezini hatırla.
T. pallidum'un vasa vazorumları enfekte ederek obliteratif endarterite yol açtığı bilgisi doğrulandı.
Vasa vazorumlardaki bu tıkanıklık aortun media tabakasında iskemiye, elastik lif yıkımına ve duvarın zayıflayarak genişlemesine neden olur.
4
Tanısal ve terapötik parametreleri kontrol et.
Geç sifilizde non-treponemal testlerin duyarlılığının düşük olduğu ve tedavinin uzun süreli olması gerektiği anlaşıldı.
VDRL negatifliği tanıyı dışlamaz, treponemal testler (FTA-ABS) pozitiftir; tedavi ise 3 haftalık penisilin kürüdür.

Key Concept

Kardiyovasküler sifiliz patogenezi ve serolojik özellikleri

Practice More

Tersiyer sifilizin diğer formları olan gom (gumma) ve nörosifiliz (tabes dorsalis, genel parezi) kliniklerini karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 27Question

3535 yaşında erkek hasta, sağ alt ekstremitede ani başlayan, çok şiddetli ağrı ve hızla yayılan eritem şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede belirgin ödem ve yer yer bül oluşumu izleniyor; ağrının şiddetinin cilt bulgularıyla orantısız derecede fazla olduğu (painpain outout ofof proportionproportion) saptanıyor. Nekrotizan fasiit tanısıyla acil operasyona alınan hastanın derin doku kültürlerinde StreptococcusStreptococcus pyogenespyogenes (Grup A Streptokok) üremesi saptanıyor. Hastaya başlanan yüksek doz kristalize penisilin GG tedavisine rağmen klinik yanıtın suboptimal kalması üzerine, literatürde 'Eagle etkisi' (EagleEagle effecteffect) olarak tanımlanan fenomenin gerçekleştiği düşünülüyor.

Bu fenomene yol açan temel mikrobiyolojik mekanizma ve bu durumda tedaviye eklenmesi önerilen en uygun ajan aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Bakterilerin stasyoner faza geçmesi ve penisilin bağlayan protein (PBPPBP) ekspresyonunun azalması - Klindamisin

Answer

Bakterilerin stasyoner faza geçmesi ve penisilin bağlayan protein (PBPPBP) ekspresyonunun azalması - Klindamisin
Eagle etkisi, bakteri yükünün çok yüksek olduğu durumlarda (inokülum etkisi) bakterilerin stasyoner faza geçmesiyle karakterizedir. Bu fazda bakterilerin hücre duvarı sentezi yavaşlar ve penisilin bağlayan proteinlerin (PBPPBP 1, 2 ve 3) ekspresyonu belirgin şekilde azalır. Beta-laktam antibiyotikler bağlanacak hedef bulamadıkları için etkinlikleri düşer. Klindamisin gibi protein sentez inhibitörleri ise bakterinin bölünme hızından bağımsız olarak çalışır ve streptokokların nekrozdan sorumlu toksin üretimini baskılayarak mortaliteyi azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve etkeni tanımla
Nekrotizan fasiit ve StreptococcusStreptococcus pyogenespyogenes (Grup A Streptokok).
Tedavi stratejisini belirlemek için primer enfeksiyonun karakteristiğini anlamak gerekir.
2
Eagle Etkisini (İnokülum Etkisi) analiz et
Bakteri yükü çok yüksek olduğunda bakteriler stasyoner faza geçer.
Penisilinler aktif çoğalan bakteriler üzerinde etkilidir.
3
Moleküler mekanizmayı belirle
Stasyoner fazda penisilin bağlayan proteinlerin (PBPPBP) ekspresyonu azalır.
Beta-laktamlar bağlanacak reseptör bulamadığı için etkinlikleri düşer.
4
Tedavi modifikasyonunu seç
Klindamisin eklenmesi.
Protein sentez inhibitörleri bakterinin büyüme fazından bağımsız çalışır ve toksin üretimini (M proteini, ekzotoksinler) baskılar.

Key Concept

Eagle Etkisi ve İnokülum Bağımlı Antibiyotik Direnci
Question 28Question

5858 yaşında erkek hasta, 33 ay önce aort kapak replasmanı operasyonu geçirmiş olup son 22 haftadır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve 37.9C37.9^\circ C - 38.4C38.4^\circ C arası seyreden ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde aort odağında yeni gelişen bir diyastolik üfürüm saptanıyor. Transözofageal ekokardiyografide aort kapak komşuluğunda 0.90.9 cm boyutunda hareketli vejetasyon izleniyor. Hastadan alınan üç set kan kültürünün tamamında Gram pozitif, katalaz pozitif ve koagülaz negatif koklar ürüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizmanın protez kapak gibi yabancı yüzeylere tutunmasını sağlayan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Slime faktörü (biyofilm) üretimi

Answer

Protez kapak endokarditine en sık neden olan koagülaz negatif stafilokokların (S. epidermidis) yabancı cisimlere tutunmasını sağlayan temel mekanizma slime (biyofilm) üretimidir.
Hastada saptanan bulgular (erken dönem protez kapak endokarditi ve koagülaz negatif kok üremesi) Staphylococcus epidermidis enfeksiyonunu işaret etmektedir. Bu bakterinin protez kapak, kateter ve diğer yabancı cisim yüzeylerine yapışmasını ve kolonize olmasını sağlayan en kritik virülans faktörü hücre dışı bir polisakkarit olan slime (biyofilm) tabakasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Protez kapak replasmanından sonraki ilk 1 yıl içinde (erken dönem) gelişen endokardit tablosu mevcuttur.
Erken dönem protez kapak endokarditlerinde en sık etken koagülaz negatif stafilokoklardır.
2
Mikrobiyolojik verileri analiz et.
Gram pozitif, katalaz pozitif, koagülaz negatif koklar (KNS) saptanmıştır.
Bu bulgular en olası etkenin Staphylococcus epidermidis olduğunu doğrular.
3
Etkenin spesifik virülans faktörünü belirle.
Biyofilm (slime) tabakası.
S. epidermidis, yabancı materyallere (kateter, protez) tutunmak ve antibiyotiklerden/konak savunmasından korunmak için biyofilm oluşturur.

Key Concept

Erken dönem protez kapak endokarditi ve S. epidermidis biyofilm ilişkisi.

Hints

1
Hastadaki protez kapak ve koagülaz negatif üreme bilgisini birleştirin.

Practice More

Koagülaz negatif stafilokokların novobiyosin duyarlılığına göre ayrımını (S. epidermidis vs S. saprophyticus) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 29Question

6565 yaşında erkek hasta, aort kapak replasmanı sonrası gelişen metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSA) endokarditi tanısıyla vankomisin (2×152 \times 15 mg/kg/gu¨nmg/kg/gün, IV) tedavisi almaktadır. Tedavinin 1010. gününde, vankomisin vadi (trough) serum konsantrasyonu 152015-20 μg/mL\mu g/mL (terapötik hedefte) olmasına rağmen hastanın yüksek ateşi devam etmekte ve kan kültürlerinde MRSA üremesi sürmektedir. Mikrobiyoloji laboratuvarı, izole edilen suşun vankomisin minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerini 1.51.5 μg/mL\mu g/mL (duyarlı) olarak raporlamıştır.

Bu hastada gözlenen klinik yanıtsızlıktan sorumlu olması en muhtemel durum ve bunu kanıtlamak için başvurulması gereken altın standart test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Heterojen vankomisin dirençli suş (hVİSA) - Populasyon analiz profili (PAP)

Answer

Heterojen vankomisin dirençli suş (hVİSA) varlığı ve bunun altın standart tanı yöntemi olan Populasyon Analiz Profili (PAP)
Hastada vankomisin vadi düzeyleri terapötik aralıkta (152015-20 μg/mL\mu g/mL) olmasına ve laboratuvar raporunda MİK değeri duyarlı (1.51.5 μg/mL\mu g/mL) görülmesine rağmen klinik ve mikrobiyolojik başarısızlık (persistans) görülmesi, tipik bir heterojen vankomisin dirençli *Staphylococcus aureus* (hVİSA) tablosudur. hVİSA suşlarında, vankomisine duyarlı görünen baskın hücrelerin yanında, vankomisin MİK değeri yüksek (genellikle 4\geq 4 μg/mL\mu g/mL) olan alt popülasyonlar bulunur. Bu durumun tanısında altın standart yöntem 'Populasyon Analiz Profili'dir (PAP).

Step-by-Step Solution

1
Klinik başarısızlığın değerlendirilmesi
Uygun doz ve serum düzeyine rağmen MRSA endokarditinde ateş ve bakteriürinin devam etmesi 'persistans' olarak tanımlanır.
Tedavi başarısızlığının altında yatan mikrobiyolojik direnç mekanizmasını belirlemek için klinik gidişatın analizi gerekir.
2
MİK değerinin yorumlanması
Vankomisin MİK değerinin 1.51.5 μg/mL\mu g/mL olması, standart testlere göre suşun duyarlı (MI˙K2MİK \leq 2 μg/mL\mu g/mL) olduğunu gösterir.
Direnç mekanizmasının VISA veya VRSA olup olmadığını anlamak için eşik değerlerin kontrolü şarttır.
3
hVİSA mekanizmasının tanımlanması
Duyarlı MİK değerine rağmen tedavi başarısızlığı görülmesi, suşun içinde dirençli bir alt popülasyonun (hVİSA) olduğunu düşündürür.
hVİSA suşları standart otomatize sistemler veya disk difüzyon ile tespit edilemezler.
4
Altın standart tanı testinin belirlenmesi
hVİSA tanısında altın standart yöntem, farklı vankomisin konsantrasyonlarında üreyen bakteri sayısının belirlendiği Populasyon Analiz Profili (PAP) ve bunun eğri altında kalan alan (AUC) hesabıdır.
PAP-AUC yöntemi, heterojen dirençli subpopülasyonları kantitatif olarak gösteren tek kesin yöntemdir.

Key Concept

Heterojen Vankomisin Dirençli Staphylococcus aureus (hVİSA)

Practice More

Vankomisin vadi düzeyinin MRSA endokarditinde neden 152015-20 μg/mL\mu g/mL hedeflendiğini ve vankomisin AUC/MİK oranının klinik önemini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 30Question

3434 yaşında erkek hasta; vücudunda yaygın döküntü, halsizlik ve hafif ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında bakır kırmızısı renginde makülopapüler döküntüler ile yaygın lenfadenopati saptanıyor. Hastanın öyküsünden yaklaşık 22 ay önce penis başında ağrısız bir yara olduğu ve kendiliğinden geçtiği öğreniliyor. İstenen RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif olarak raporlanıyor. Bu klinik tabloda RPR testinin negatif gelmesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Prozone fenomeni nedeniyle antikor titresinin çok yüksek olması

Answer

Sekonder sifilizli hastalarda görülen yaygın döküntü varlığına rağmen RPR'nin negatif gelmesi, çok yüksek antikor titrelerinin antijen-antikor kompleks oluşumunu engellediği Prozone fenomeni ile açıklanır.
Hastanın klinik tablosu (avuç içi/ayak tabanı tutan makülopapüler döküntü, şankr öyküsü, LAD) klasik sekonder sifiliz tablosudur. Bu evrede nontreponemal testlerin (VDRL/RPR) negatif gelmesi genellikle Prozone fenomeni nedeniyle oluşur. Prozone fenomeni, serumda çok yüksek konsantrasyonda antikor bulunması durumunda, antijen-antikor komplekslerinin (lattice) oluşamaması ve sonucun yalancı negatif çıkmasıdır. Tanı için serumun seyreltilerek testin tekrarlanması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik evreleme yapılması
Sekonder Sifiliz
Avuç içi/ayak tabanı döküntüsü, yaygın lenfadenopati ve geçirilmiş şankr öyküsü sekonder sifilizi işaret eder.
2
Serolojik test sonucunun değerlendirilmesi
Yalancı negatiflik şüphesi
Sekonder sifilizde nontreponemal testlerin (RPR/VDRL) negatif gelmesi beklenen bir durum değildir; bu evrede titreler genellikle çok yüksektir.
3
Biyokimyasal fenomenin tanımlanması
Prozone Fenomeni
Serum örneği seyreltilerek test tekrarlandığında, antikor konsantrasyonu 'eşdeğerlik bölgesine' iner ve test pozitifleşir.

Key Concept

Sifiliz serolojisinde Prozone Fenomeni

Practice More

Sifilizde özgül treponemal testlerin (FTA-ABS, TPPA) tedavi sonrası yaşam boyu pozitif kalma özelliğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

52 yaşında böbrek nakli öyküsü olan ve immünsüpresif tedavi gören erkek hasta, bir aydır devam eden öksürük, hafif ateş, gece terlemesi ve son üç gündür eklenen baş ağrısı ile bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Akciğer tomografisinde sağ üst lobda kavitasyon içeren nodüler lezyon, kranial MR görüntülemesinde ise sağ parietal lobda çevresel ödemin eşlik ettiği halka şeklinde kontrast tutan lezyon saptanıyor. Balgam örneğinin Gram boyamasında Gram pozitif, boncuk tarzında boyanan, dallanan ince flamanlı bakteriler görülüyor ve modifiye asit-fast boyama (Kinyoun) ile pozitif sonuç alınıyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trimetoprim-Sülfametoksazol

Answer

Trimetoprim-Sülfametoksazol
Hastada tanımlanan klinik tablo (immünsüpresyon, akciğer ve beyin tutulumu birlikteliği) ve mikrobiyolojik bulgular (Gram pozitif, dallanan, modifiye asit-fast pozitif bakteriler) Nokardiyoz tanısını koydurur. *Nocardia* türleri, toprakta bulunan aerobik aktinomisetlerdir. Özellikle hücresel immün yetmezliği olan hastalarda hematojen yayılım ile beyin apselerine neden olabilirler. Nokardiyoz tedavisinde seçilecek temel ajan sülfonamidler, özellikle de Trimetoprim-Sülfametoksazol (TMP-SMX) kombinasyonudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve risk faktörlerini analiz et
İmmünsüpresif hasta (böbrek nakli), subakut akciğer ve santral sinir sistemi (beyin apsesi) tutulumu.
Bu üçlü (immünsüpresyon + akciğer + beyin) spesifik fırsatçı patojenleri düşündürür.
2
Mikrobiyolojik bulguları değerlendir
Gram pozitif, dallanan flamanlı yapı ve 'modifiye asit-fast pozitifliği'.
Dallanan Gram pozitif çomaklar temel olarak Nocardia ve Actinomyces'i akla getirir. Ancak 'modifiye asit-fast pozitifliği' ve 'aerobik' özellik Nocardia için ayırt edicidir (Actinomyces asit-fast negatiftir ve anaerobtür).
3
Tanıya yönelik tedaviyi belirle
Tanı: Nokardiyoz (Nocardia asteroides sık etkendir). Tedavi: Sülfonamidler.
Nokardiyoz tedavisinde ilk tercih edilen ajan Trimetoprim-Sülfametoksazol'dür (TMP-SMX).

Key Concept

Nokardiyoz Tanısı ve Tedavisi

Hints

1
Mikroskopik incelemede 'modifiye asit-fast pozitifliği' (ARB benzeri boyanma) anahtar ayrımı sağlar.
2
Bu bakteri Aktinomises ile sıkça karıştırılır ancak tedavileri tamamen farklıdır (Biri antibiyotik, diğeri sülfonamid türevi).
3
Pneumocystis jirovecii (PCP) profilaksisinde de kullanılan ilaç bu enfeksiyonun asıl tedavisidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 32Question

İntraabdominal cerrahi sonrası gelişen bir abseden yapılan kültürde; safra içeren besiyerinde üreyebilen, belirgin bir kapsülü olan, Gram negatif çomak yapısında ve β\beta-laktamaz üretimi nedeniyle penisilinlere karşı dirençli olan anaerob bakteri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bacteroides fragilis

Answer

İntraabdominal abselerde en sık saptanan, safra varlığında üreyen ve β\beta-laktamaz üreten etken Bacteroides fragilis'tir.
Bacteroides fragilis, gastrointestinal kanalın normal florasında bulunur ve intraabdominal abselerden en sık izole edilen zorunlu anaerobdur. Safra varlığında üreyebilmesi (Bile Esculin Agar) ayırt edici bir laboratuvar özelliğidir. Ayrıca, kapsülü sayesinde abse oluşumunu doğrudan indükleyebilir ve β\beta-laktamaz üretimi nedeniyle penisilinlere dirençlidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik odağı ve morfolojiyi değerlendir.
İntraabdominal bölge ve Gram negatif çomak yapısı belirlendi.
Vakadaki abse lokalizasyonu ve mikroskobik görünüm etkeni daraltır.
2
Kültür ve direnç özelliklerini incele.
Safra varlığında üreme (BBE agar) ve β\beta-laktamaz üretimi saptandı.
Bacteroides fragilis grubu bakteriler safralı ortamda üreyebilmeleriyle diğer anaeroblardan ayrılır.
3
Tanıyı kesinleştir.
Etkenin Bacteroides fragilis olduğu sonucuna varıldı.
Verilen tüm özellikler bu mikroorganizma ile tam uyumludur.

Key Concept

Bacteroides fragilis Grubu Bakterilerin Tanısal Özellikleri

Practice More

Bacteroides fragilis grubunun tedavisi için metronidazol, karbapenemler veya β\beta-laktam/β\beta-laktamaz inhibitörü kombinasyonlarını tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 33Question

2424 yaşında kadın hasta; günde 1515 kez tekrarlayan, az miktarda, kanlı ve mukuslu dışkılama, şiddetli karın ağrısı ve tenesmus (sürekli ıkınma hissi) şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın acil servisteki takibinde ateşi 39.839.8^\circ C olarak saptanıyor ve kısa süreli jeneralize tonik-klonik bir nöbet gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum düzeyi 123123 mEq/LmEq/L ve lökosit sayısı 32.000/mm332.000/mm^3 (%88 nötrofil hakimiyeti) bulunuyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastalık oluşturması için çok düşük bir inokülum miktarı (1010010-100 bakteri) yeterlidir.

Answer

En olası etken olan Shigella için karakteristik özellik, çok düşük bir inokülum miktarı (1010010-100 bakteri) ile hastalık oluşturabilmesidir.
Vakadaki dizanteri tablosu, yüksek ateş, belirgin lökositoz, hiponatremi ve nöbet birlikteliği en tipik olarak Shigella enfeksiyonlarında görülür. Shigella türlerinin en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, mide asidinden etkilenmeyerek çok düşük sayıda bakteri (1010010-100 adet) ile enfeksiyon başlatabilmeleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Dizanteri (kanlı-mukuslu ishal), yüksek ateş, tenesmus, belirgin lökositoz ve nörolojik bulgular (nöbet) mevcut.
Bu tablo tipik olarak invaziv enterik enfeksiyonları, özellikle Shigella'yı düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Hiponatremi (123123 mEq/LmEq/L) ve nöbet birlikteliği saptandı.
Shigellozda (özellikle S.dysenteriaeS. dysenteriae ve S.sonneiS. sonnei) hiponatremi ve 'Ekiri sendromu' olarak bilinen toksik ensefalopati/nöbetler sık görülen ekstra-intestinal bulgulardır.
3
Mikroorganizmanın ayırt edici özelliklerini hatırla
Shigella, mide asidine dirençli olduğu için çok düşük dozlarda (1010010-100 CFU) bulaşabilir.
Bu özellik, kreş ve kışla gibi toplu yaşam alanlarındaki yüksek atak hızını açıklar.

Key Concept

Shigella enfeksiyonlarında düşük infektif doz ve karakteristik ekstra-intestinal bulgular (nöbet, hiponatremi).
Question 34Question

72 yaşında bilinen konjestif kalp yetersizliği ve evre 4 kronik böbrek hastalığı (bazal kreatinin: 2.52.5 mg/dL) olan bir hasta, huzurevinden konfüzyon ve yüksek ateş nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede; kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 115/dakika115/\text{dakika}, solunum sayısı 26/dakika26/\text{dakika} ve GCS 13 olarak saptanıyor. Yapılan ilk tetkiklerde PaO2/FiO2\text{PaO}_2/\text{FiO}_2 oranı 240, kreatinin 3.23.2 mg/dL, trombosit sayısı 110.000/mm3110.000/\text{mm}^3 ve total bilirubin 1.51.5 mg/dL bulunuyor. Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Konsensus Tanımları) kılavuzuna göre bu hastanın klinik durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bazal duruma göre SOFA skorundaki artış 2 veya daha fazla olduğu için hasta 'sepsis' tanısı alır.

Answer

Hastanın bazal durumuna kıyasla SOFA skorundaki artışın 2 veya daha fazla olması nedeniyle sepsis tanısı alması doğrudur.
Sepsis-3 konsensusuna göre sepsis tanısı, enfeksiyon şüphesi olan bir hastada başlangıç (bazal) SOFA skoruna göre 2 veya daha fazla puanlık bir artış saptanmasıyla konur. Bu vakada hastanın kronik böbrek hastalığı nedeniyle bazal SOFA puanı 2'dir (kreatinin 2.52.5 mg/dL). Mevcut klinik tabloda ise solunum, dolaşım, nörolojik, hepatik ve koagülasyon sistemlerindeki bozulmalarla toplam SOFA puanı 8'e yükselmiştir. Skor artışı 6 olduğu için hasta net olarak sepsis tanısı alır.

Step-by-Step Solution

1
qSOFA (hızlı SOFA) kriterlerini değerlendir
Solunum hızı 26 (+1+1), GCS 13 (+1+1), Sistolik Kan Basıncı 85 mmHg (+1+1). Toplam qSOFA = 3.
Yüksek riskli hastaları belirlemek için yatak başı tarama aracıdır.
2
Bazal SOFA skorunu hesapla
Hastanın bazal kreatinini 2.52.5 mg/dL olduğu için renal puanı 2'dir. Diğer sistemler normal varsayıldığında bazal SOFA = 2.
Sepsis tanısı için mevcut skordan bazal skor çıkarılarak 'delta' (artış) bulunmalıdır.
3
Mevcut SOFA skorunu hesapla
Solunum: P/F 240 (+2), Koagülasyon: Trombosit 110k (+1), Karaciğer: Bilirubin 1.5 (+1), Kardiyovasküler: OAB 65 mmHg (+1), MSS: GCS 13 (+1), Renal: Kreatinin 3.2 (Puan 2, artış 0). Toplam SOFA = 8.
Farklı organ sistemlerindeki disfonksiyon düzeyini objektif olarak belirlemek için gereklidir.
4
Skor değişimini (Delta SOFA) karşılaştır
Mevcut SOFA (8) - Bazal SOFA (2) = 6. Artış 2\geq 2 kriterini karşılar.
Sepsis-3 kriterlerine göre sepsis tanısı için en az 2 puanlık artış şarttır.

Key Concept

Sepsis-3 tanımına göre sepsis; enfeksiyona bağlı oluşan, bazal SOFA skorunda 2\geq 2 puanlık artışla karakterize, hayatı tehdit eden organ disfonksiyonudur.
Estimated Time:2m 30s
Question 35Question

Yüksek ateş ve bilinç durumunda bozulma şikayetleriyle acil servise başvuran 7070 yaşındaki diyabetik erkek hastanın fizik muayenesinde ense sertliği saptanmıştır. Yapılan beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesine ait veriler aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Lökosit950/mm3950/mm^3 (%85 PNL)
Glukoz25mg/dL25 mg/dL
Protein145mg/dL145 mg/dL
Gram BoyamaGram pozitif kokobasiller

Bu klinik tabloya göre, hastanın ampirik tedavi rejimine eklenmesi gereken en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ampisilin

Answer

Ampisilin, bu hastada olası etken olan Listeria monocytogenes'e yönelik tedavi rejimine eklenmesi gereken ajandır.
Doğru yanıt olan Ampisilin, Listeria monocytogenes'e karşı primer etkinlik gösteren antibiyotiktir. Bakteriyel menenjit ön tanılı bir hastada Gram boyamada Gram pozitif kokobasil görülmesi ve hastanın 5050 yaş üzerinde olması, Listeria kapsama gerekliliğini ortaya koyar. Sefalosporinlerin bu etkene karşı hiçbir etkinliği yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendirin.
BOS bulguları (yüksek PNL, düşük glukoz, yüksek protein) akut bakteriyel menenjiti desteklemektedir.
Tedaviye başlamadan önce enfeksiyonun tipini belirlemek gerekir.
2
Gram boyama sonucunu ve hasta risk faktörlerini analiz edin.
İleri yaş (>50>50) ve diyabet varlığında saptanan 'Gram pozitif kokobasil' görünümü Listeria monocytogenes'i işaret eder.
Listeria, tipik olarak kısa çomakçıklar veya kokobasiller şeklinde görülür.
3
Etkene yönelik uygun antibiyotiği belirleyin.
Listeria tedavisinde altın standart ampisilin veya penisilin G'dir.
Listeria tüm sefalosporinlere doğal olarak dirençlidir.

Key Concept

İleri yaş, immünsupresyon veya alkolizm gibi durumlarda gelişen menenjitlerde Listeria monocytogenes olasılığı nedeniyle ampirik tedaviye Ampisilin eklenmelidir.

Alternative Method

Eğer hastanın penisilin alerjisi olsaydı, Listeria tedavisi için Trimethoprim-Sulfamethoxazole (TMP-SMX) alternatif olarak tercih edilebilirdi.
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question

3535 yaşında, HIVHIV pozitif erkek hasta; son bir haftadır devam eden şiddetli baş ağrısı ve her iki gözde görme bulanıklığı şikayetiyle başvuruyor. Oftalmolojik muayenede bilateral posterior üveit saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serumda RPR 1:64RPR \ 1:64 pozitif, TPPATPPA pozitif saptanıyor. Yapılan lomber ponksiyonda (LPLP) beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) bulguları; protein 75 mg/dL75 \ mg/dL, glukoz 55 mg/dL55 \ mg/dL (eş zamanlı kan glukozu: 100 mg/dL100 \ mg/dL), lökosit 35/mm335/mm^3 (lenfosit hakimiyeti), BOSVDRLBOS-VDRL negatif ve BOSFTAABSBOS-FTA-ABS pozitif olarak saptanıyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, en olası tanı ve uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut klinik şüphe ve BOSBOS pleositozu/protein yüksekliği nörosifiliz tanısını destekler; IVIV kristalize penisilin GG tedavisi başlanmalıdır.

Answer

Mevcut klinik şüphe ve BOSBOS pleositozu/protein yüksekliği nörosifiliz tanısını destekler; IVIV kristalize penisilin GG tedavisi başlanmalıdır.
Nörosifiliz tanısında BOSVDRLBOS-VDRL altın standarttır ancak duyarlılığı kısıtlıdır. HIVHIV pozitif bir hastada üveit (oküler sifiliz) varlığında BOSBOS'ta pleositoz (>5/mm3>5/mm^3) veya protein artışı (>45 mg/dL>45 \ mg/dL) saptanması, BOSVDRLBOS-VDRL negatif olsa dahi nörosifiliz tanısı koymak için yeterlidir. Bu hastaların tedavisi 101410-14 gün IVIV kristalize penisilin GG ile yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve serum serolojisinin değerlendirilmesi
Hasta HIVHIV pozitif, bilateral posterior üveit ve baş ağrısı var. Serum RPRRPR ve TPPATPPA pozitifliği aktif sifiliz enfeksiyonunu doğrular.
Sifilizde nörolojik veya oküler semptomlar varsa nörosifiliz açısından ileri inceleme (LPLP) zorunludur.
2
BOSBOS biyokimyasal ve hücresel bulgularının analizi
Protein 75 mg/dL75 \ mg/dL (Normal < 4545) ve lökosit 35/mm335/mm^3 (Normal < 55).
BOSBOS pleositozu ve protein artışı, santral sinir sistemi tutulumunu gösteren non-spesifik ama önemli parametrelerdir.
3
BOSBOS serolojik testlerinin duyarlılık ve özgüllük açısından yorumlanması
BOSVDRLBOS-VDRL negatif (Düşük duyarlılık), BOSFTAABSBOS-FTA-ABS pozitif (Yüksek duyarlılık).
BOSVDRLBOS-VDRL negatifliği nörosifilizi dışlamaz. BOSFTAABSBOS-FTA-ABS negatif olsaydı nörosifiliz dışlanabilirdi (yüksek negatif prediktif değer). Ancak pozitifliği, BOSBOS parametreleri anormalliği ile birleşince tanıyı destekler.
4
Tedavi planının oluşturulması
101410-14 gün boyunca 182418-24 milyon ünite/gün IVIV kristalize penisilin GG.
Oküler ve nörosifiliz vakalarında santral sinir sistemine yüksek geçiş sağlayan parenteral tedavi zorunludur.

Key Concept

BOSVDRLBOS-VDRL testinin duyarlılığının düşük olması nedeniyle, klinik ve rutin BOSBOS bulguları anormal olan hastalarda negatif sonuç nörosifiliz tanısını dışlatmaz.

Practice More

Nörosifiliz tedavisinden sonra BOSBOS pleositozunun gerilemesini izlemek amacıyla 66 ayda bir LPLP takibi yapılması gerektiğini unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 37Question

5252 yaşında erkek hasta, 22 aydır devam eden subfebril ateş, halsizlik ve 6 kg6\text{ kg} zayıflama şikayetleri ile başvuruyor. Özgeçmişinde 33 yıl önce biyoprotez aort kapak replasmanı yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde aort odağında yeni duyulan 2/62/6 şiddetinde diyastolik üfürüm ve splenomegali saptanıyor. Hastanede yatırılarak alınan 33 set kan kültüründe 10.10. günde henüz üreme saptanmıyor. Hastanın kırsal alanda yaşadığı ve çiğ süt tüketimi öyküsü olduğu biliniyor.

Bu hastada en olası tanıyı doğrulamak için beklenen serolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Faz 11 IgGIgG titresi 1:1024\geq 1:1024 ve Faz 1>1 > Faz 22 olması

Answer

Kronik Q ateşi endokarditini doğrulamak için Faz 11 IgGIgG titresinin 1:1024\geq 1:1024 olması ve Faz 11 titresinin Faz 22 titresinden yüksek bulunması gerekir.
Hastanın klinik tablosu (protez kapak, subakut seyir, splenomegali, üreme olmayan kan kültürleri) kültür negatif endokarditin en önemli nedenlerinden biri olan kronik Q ateşini (Coxiella burnetii) düşündürmektedir. Kronik Q ateşi endokarditinde Faz 11 IgGIgG antikorları belirgin derecede yükselir (genellikle 1:1024\geq 1:1024) ve Faz 22 IgGIgG düzeylerini aşar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analizi
Protez kapaklı hastada uzun süreli ateş ve kültür negatifliği (kültür negatif endokardit).
Zoonotik maruziyet (çiğ süt) ve endokardit bulguları en çok Coxiella burnetii enfeksiyonunu düşündürür.
2
Akut ve kronik Q ateşi ayrımı
Hastalığın 22 aydır sürmesi ve kapak tutulumu kronik formu işaret eder.
Akut Q ateşi genellikle kendini sınırlayan grip benzeri bir tablo veya pnömoni ile seyrederken, kronik form en sık endokardit olarak karşımıza çıkar.
3
Serolojik profilin belirlenmesi
Kronik formda Faz 11 antikorları baskındır.
Coxiella burnetii faz varyasyonu gösterir. Akut enfeksiyonda Faz 22 antikorları yükselirken, kronik enfeksiyonda Faz 11 antikorları tanısal eşiği (1:1024\geq 1:1024) geçer.

Key Concept

Kronik Q Ateşi (Coxiella burnetii) endokarditinde serolojik tanı kriteri: Faz 11 IgG1:1024IgG \geq 1:1024.
Question 38Question

7878 yaşında erkek hasta, pnömoni nedeniyle 22 haftadır piperasilin-tazobaktam tedavisi almaktadır. Tedavisinin 1414. gününde hastada karın ağrısı, şiddetli distansiyon, günde 1212 kez sulu dışkılama ve ateş (39.2C39.2^{\circ}C) gelişiyor. Fizik muayenede kan basıncı 85/5085/50 mmHgmmHg, nabız 120/dk120/dk, batın distandü ve rebound (+) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 42.000/mm342.000/mm^3, serum laktat düzeyi 4.24.2 mmol/Lmmol/L ve serum kreatinin 2.42.4 mg/dLmg/dL ölçülüyor. Batın grafisinde transvers kolon çapı 88 cmcm saptanıyor. Bu hasta için en uygun başlangıç antibiyotik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral vankomisin (500500 mgmg, günde 44 kez) + İntravenöz metronidazol (500500 mgmg, 88 saatte bir) + Rektal vankomisin

Answer

Fulminan Clostridioides difficile enfeksiyonunda (şok, hipotansiyon, ileus veya toksik megakolon varlığı), tedavi yüksek doz (500500 mgmg) oral vankomisin ile intravenöz metronidazol kombinasyonundan oluşmalı ve ileus durumunda rektal vankomisin eklenmelidir.
Hastada saptanan şok tablosu ve toksik megakolon, enfeksiyonun fulminan olduğunu kanıtlar. Bu durumda standart oral vankomisin dozu yetersiz kalır. Rehberlere göre fulminan CDI tedavisinde oral vankomisin 500500 mgmg (günde 44 kez) ile intravenöz metronidazol (500500 mgmg 88 saatte bir) birlikte uygulanmalıdır. Ayrıca ileus veya megakolon varlığında, antibiyotiğin kolona ulaşmasını sağlamak amacıyla vankomisin rektal yolla (lavman şeklinde) tedaviye eklenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ciddiyetin değerlendirilmesi
Hastada hipotansiyon (85/5085/50 mmHgmmHg), yüksek lökositoz (42.00042.000) ve toksik megakolon (88 cmcm kolon çapı) mevcuttur.
Bu bulgular hastanın Clostridioides difficile enfeksiyonunun 'fulminan' kategorisinde olduğunu gösterir.
2
Tedavi protokolünün seçilmesi
Fulminan CDI için önerilen üçlü yaklaşım (Yüksek doz oral vanko + IV metro + Rektal vanko) saptanmıştır.
Toksik megakolon veya ileus durumunda oral ilaçların kolonun distal kısımlarına ulaşması güçleştiği için rektal uygulama ve sistemik etki için IV metronidazol kritiktir.

Key Concept

Fulminan Clostridioides difficile enfeksiyonu yönetimi

Practice More

Clostridioides difficile nükslerinde bezlotoksumab kullanımı ve endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 39Question

7474 yaşında erkek hasta, metastatik prostat kanseri ve bilinen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAHKOAH) nedeniyle takip edilmektedir. Son 2424 saattir devam eden yüksek ateş ve nefes darlığı artışı nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde; ateş 39,2C39,2^\circ C, nabız 122/dak122/dak, solunum sayısı 28/dak28/dak, kan basıncı 80/5080/50 mmHg olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde; lökosit 18.500/mm318.500/mm^3, laktat 1,81,8 mmol/L, PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 220220 mmHg, kreatinin 1,91,9 mg/dL (bazal: 1,11,1 mg/dL) saptanıyor. Hastaya 3030 mL/kg intravenöz izotonik kristaloid resüsitasyonu uygulanmasına rağmen ortalama arter basıncı (OABOAB) 6060 mmHg düzeyinde seyrediyor. Bunun üzerine norepinefrin infüzyonu başlanarak OABOAB 6868 mmHg düzeyine çıkarılıyor. Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Konsensüs Tanımları) kriterlerine göre, bu hastanın klinik tablosu için en uygun tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sepsis

Answer

Sepsis
Sepsis-3 kriterlerine göre bir hastaya sepsis tanısı koymak için enfeksiyona yanıt olarak gelişen organ disfonksiyonu (bazal SOFA skorunda 2\geq 2 artış) yeterlidir. Hastada PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı, kreatinin artışı ve kan basıncı düşüklüğü ile bu kriter fazlasıyla karşılanmaktadır. Ancak septik şok tanısı için; uygun sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını 65\geq 65 mmHg tutmak için vazopresör ihtiyacı OLMALI VE serum laktat düzeyi >2> 2 mmol/L olmalıdır. Bu hastada laktat düzeyinin 1,81,8 mmol/L olması (yani 22 mmol/L'nin altında kalması), vazopresör başlanmış olsa bile tabloyu septik şok yerine sepsis kategorisinde tutmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın organ disfonksiyonu durumunu SOFA kriterlerine göre hesapla.
Respiratuar (PaO2/FiO2=220PaO_2/FiO_2 = 220) için +2+2 puan, Renal (kreatinin artışı) için +1+1 puan ve Kardiyovasküler (hipotansiyon) için en az +1+1 puan olmak üzere Δ\Delta SOFA 4\geq 4 olarak hesaplanır.
Sepsis tanısı için enfeksiyon varlığında bazal duruma göre SOFA skorunda 2\geq 2 artış gereklidir.
2
Septik şok kriterlerini mevcut klinik tablo ile karşılaştır.
Hastada sıvıya dirençli hipotansiyon nedeniyle vazopresör (norepinefrin) ihtiyacı vardır, ancak serum laktat düzeyi 1,81,8 mmol/L'dir.
Septik şok tanısı için vazopresör ihtiyacı VE laktat >2> 2 mmol/L kriterlerinin her ikisinin de aynı anda karşılanması şarttır.
3
Eski terminolojiyi ve tanımlayıcı ifadeleri eleyerek güncel sınıflandırmayı belirle.
Ciddi sepsis terimi artık kullanılmamaktadır; laktat eşiği aşılmadığı için tablo sepsis olarak tanımlanır.
Sepsis-3 kriterlerine göre şok kriterlerini tam karşılamayan organ yetmezlikli enfeksiyon tabloları sepsis kategorisinde değerlendirilir.

Key Concept

Sepsis-3 Septik Şok Tanımındaki 'VE' Kuralı

Practice More

Sepsis-3 ile qSOFA kriterlerinin yerini ve güncel kullanım endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 40Question

6464 yaşında erkek hasta, perfore apandisit nedeniyle opere edildikten sonra ampirik olarak günde tek doz 11 gram Ertapenem tedavisi başlanmıştır. Ertapenem'in, imipenem ve meropenem gibi diğer karbapenemlerden farklı olarak günde tek doz kullanımına imkan tanıyan temel farmakokinetik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanması

Answer

Ertapenem'in plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanması, ilacın yarı ömrünü uzatarak günde tek doz kullanımına imkan tanır.
Ertapenem, farmakokinetik olarak plazma proteinlerine (özellikle albümine) %90'ın üzerinde bir oranla bağlanır. Bu yüksek bağlanma kapasitesi, ilacın renal eliminasyonunu yavaşlatarak yarı ömrünü yaklaşık 44 saate çıkarır. İmipenem ve meropenem gibi diğer karbapenemlerin protein bağlanma oranları çok düşük olduğu için yarı ömürleri kısa (11 saat) olup günde 3-4 kez uygulama gerektirirler.

Step-by-Step Solution

1
Antibiyotik sınıfını ve öldürme kinetiğini belirle.
Ertapenem bir karbapenemdir (beta-laktam) ve zamana bağımlı (T>MI˙KT > MİK) öldürme aktivitesi gösterir.
Dozlama stratejisi ilacın farmakodinamik özelliklerine (zamana karşı konsantrasyon) dayanır.
2
Ertapenem'i diğer karbapenemlerle (imipenem, meropenem) farmakokinetik açıdan kıyasla.
İmipenem ve meropenemin protein bağlanma oranları düşüktür (<%20), Ertapenem ise %90-95 oranında proteinlere bağlanır.
Yüksek protein bağlanması, ilacın serbest formunun yavaş salınmasına ve eliminasyon yarı ömrünün uzamasına neden olur.
3
Yarı ömür ve doz sıklığı arasındaki ilişkiyi kur.
Ertapenem'in yarı ömrü yaklaşık 44 saattir (diğerlerinde 11 saat). Bu özellik günde bir kez dozlamayı mümkün kılar.
Zamana bağımlı antibiyotiklerde konsantrasyonun MİK değerinin üzerinde kalma süresini optimize etmek için yarı ömür kritiktir.

Key Concept

Ertapenem, yüksek protein bağlanma kapasitesi sayesinde diğer karbapenemlerden daha uzun bir yarı ömre sahiptir ve bu durum klinik kullanımda günde tek doz avantajı sağlar.
PreviousPage 2 / 18Next
Enfeksiyon Hastalıkları Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin