Question

Difficulty: Very hardMS 2. Yüzyıl - MS 15. Yüzyıl Felsefesi: Hristiyan Felsefesi ve Temel Problemleri

Hristiyan felsefesinin erken dönemi olan Patristik felsefede, akıl ve iman ilişkisi Platoncu/Yeni Platoncu bir çerçevede ele alınmış; felsefe, teolojinin doğrudan bir hizmetkârı ve inanç doğrularını açıklamanın bir aracı kılınmıştır. Augustine'in 'Anlamak için inanıyorum' düsturuyla özetlenen bu yaklaşımda akıl, imanın sınırları içinde ve ona tabi olarak iş görür. Ancak Skolastik döneme, özellikle de Thomas Aquinas'ın Aristotelesçi sentezine geçildiğinde, akıl ve iman arasındaki ilişki yeni bir boyut kazanır. Aquinas, aklı kendi alanında özerk kılarak inanç doğruları ile akıl doğrularının birbirini tamamladığını savunur. Ona göre, Tanrı'nın varlığı gibi bazı hakikatler akılla kavranabilirken (akli doğrular), Üçleme (Teslis) gibi gizemler ancak vahiy yoluyla (iman doğruları) kabul edilebilir.

Bu parçada ele alınan dönüşüm dikkate alındığında, Patristik ve Skolastik dönemlerin akıl-iman ilişkisine yaklaşımları arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Patristik dönemde akıl imanın sınırları içinde ve ona tabi bir araç olarak konumlandırılmışken, Skolastik dönemde akla kendi sınırları içinde özerklik tanınarak inanç doğrularıyla çelişmeyen bağımsız bir meşruiyet alanı sağlanmıştır.Answer
  2. B
    Patristik dönem felsefi sorgulamayı tamamen dışlayarak sadece dogmatik inancı savunurken, Skolastik dönem aklı imanın da üstünde konumlandırarak tamamen rasyonalist bir teoloji inşa etmiştir.
  3. C
    Patristik dönemde inanç doğrularının tamamının akıl yoluyla kanıtlanabileceği savunulurken, Skolastik dönemde aklın mutlak yetersizliği vurgulanarak yalnızca iman doğrularına yönelinmiştir.
  4. D
    Patristik felsefe Aristotelesçi mantığı inanç dogmalarını temellendirmek için kullanırken, Skolastik felsefe Platon'un idealar kuramını temel alarak aklı mistik bir aydınlanma aracı olarak görmüştür.
  5. E
    Patristik dönem akıl ile imanı tamamen özdeşleştirerek aralarındaki tüm sınırları ortadan kaldırırken, Skolastik dönem akıl ile imanı birbiriyle sürekli çatışan iki uzlaşmaz alan olarak tanımlamıştır.

Answer

Patristik dönemde akıl imanın sınırları içinde ve ona tabi bir araç olarak konumlandırılmışken, Skolastik dönemde akla kendi sınırları içinde özerklik tanınarak inanç doğrularıyla çelişmeyen bağımsız bir meşruiyet alanı sağlanmıştır.
Doğru yanıt, parçada sunulan tarihsel dönüşümü en iyi özetleyen ifadedir. Parçaya göre Patristik dönemde akıl imanın sınırları içinde ve ona tabi bir araç iken, Skolastik dönemde akla özerk bir alan tanınmış ve iman doğrularıyla çelişmeyen bağımsız bir meşruiyet alanı sağlanarak iki alanın birbirini tamamladığı savunulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki Patristik dönem akıl-iman ilişkisi analiz edilir.
Patristik dönemde felsefenin (aklın) teolojinin hizmetinde olduğu ve inanca tabi olduğu belirlenir.
Patristik felsefenin akla biçtiği rolü doğru tespit etmek için.
2
Paragraftaki Skolastik dönem akıl-iman ilişkisi analiz edilir.
Skolastik dönemde aklın kendi alanında özerk kılındığı ve inanç doğrularıyla akıl doğrularının birbirini tamamladığı tespiti yapılır.
Skolastik felsefenin akıl ile iman arasında kurduğu yeni dengeyi anlamak için.
3
İki dönem arasındaki temel farkı belirten seçenek aranır.
Patristik felsefede aklın imanın sınırları içinde ikincil bir araç olduğu, Skolastik felsefede ise aklın özerkleşerek imanla uyumlu bağımsız bir alan kazandığı seçenek doğru yanıt olarak tespit edilir.
Verilen bilgileri karşılaştırarak çıkarımda bulunmak için.

Key Concept

Patristik ve Skolastik dönem felsefesinde akıl-iman ilişkisinin gelişimi ve dönüşümü
Estimated Time:2m 30s
Rate this question