Osmanl�� Devleti’nde 1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasi, anayasal düzene geçişin ilk aşamasını oluşturmasına rağmen padişahın geleneksel ve mutlak otoritesini büyük ölçüde muhafaza eden hükümler barındırmaktaydı. Örneğin; hükûmet meclise karşı değil padişaha karşı sorumluydu, padişahın meclisi açma-kapama yetkisi vardı ve padişah idari kararlarla sürgün cezası verebiliyordu.
Bu bilgilere göre, 1876 Kanun-i Esasi’nin ilanıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- APadişahın yetkileri tamamen kısıtlanarak yürütme yetkisi bütünüyle halk temsilcilerine devredilmiştir.
- BYasama yetkisi tamamen bağımsız kılınarak padişahın meclis üzerindeki vesayeti sona erdirilmiştir.
- Ulus egemenliği ilkesi tam anlamıyla hayata geçirilememiş, monarşik yapı ağırlığını korumuştur.Answer
- DHeyet-i Vükela'nın meclise karşı sorumlu kılınmasıyla millî iradeye dayalı bir yönetim kurulmuştur.
- EOsmanlı Devleti'nin teokratik yapısı tamamen tasfiye edilerek laik anayasal düzene geçilmiştir.
Answer
Ulus egemenliği ilkesinin tam anlam��yla hayata geçirilemediği ve monarşik yapının ağırlığını koruduğudur.
Doğru yanıt, ulus egemenliği ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilemediğini ve monarşik yapının ağırlığını koruduğunu ifade eden seçenektir. Çünkü 1876 Kanun-i Esasi'sinde hükûmet meclise değil padişaha sorumludur, meclisi feshetme yetkisi padişaha aittir ve padişahın sürgün yetkisi bulunur. Bu durum halk iradesinin padişahın mutlak otoritesi karşısında zayıf kaldığını gösterir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
1876 Kanun-i Esasi'nin yürütme-yasama ilişkileri ve padişahın mutlak otoritesinin korunması.
Estimated Time:2m 0s