Sofistler yasa (nomos) ile doğa (physis) arasında aşılmaz bir ayrım yaparak devletin ve toplumsal kuralların, insanların kendi çıkarlarını korumak adına sonradan uzlaşarak oluşturdukları yapay sözleşmelere dayandığını savunmuşlardır. Buna karşın Aristoteles, *Politika* adlı eserinde insanın doğası gereği toplumsal bir canlı (zoon politikon) olduğunu ve devletin de bu doğal gelişimin en üst, kendi kendine yeten (autarkeia) aşaması olduğunu ileri sürer. Ona göre aile ve köy gibi küçük topluluklar insanın yalnızca biyolojik ve gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilirken, insan ancak devletin adaletle yönetilen ahlaki ortamında tam anlamıyla bir 'insan' olabilir ve iyi yaşama (eudaimonia) ulaşabilir.
Bu parçadan yola çıkılarak Aristoteles’in insan ve devlet anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Devlet, insanın ahlaki potansiyelini gerçekleştirmesini ve erdemli bir yaşama ulaşmasını sağlayan doğal ve zorunlu bir kurumdur.Answer
- BDevletin varlığı, zihindeki doğruluk kriterlerinin dış dünyadaki nesnel gerçeklikle tam olarak örtüşmesiyle temellenen zihinsel bir tasarımdır.
- Cİnsanın devlet içindeki ahlaki eylemleri, dış dünyadan edinilen tüm deneyimlerden bağımsız olarak yalnızca doğuştan getirilen rasyonel ilkelerle belirlenir.
- DToplumsal yaşamın kuralları, bireylerin kendi aralarında yaptıkları mantıksal tümdengelimsel çıkarımlarla kurulan ve çelişki barındırmayan argümanların bir ürünüdür.
- EDevletin nihai amacı, felsefi sorgulamanın ötesine geçerek tüm vatandaşlarını eksiksiz ve mutlak bir bilgi durumu olan hikmet düzeyine ulaştırmaktır.