Doğal Sistemler

46 questions

Question 1Question

Sucul ekosistemler; fiziksel ve kimyasal özellikleri, ışık geçirgenliği ve derinlikleri doğrultusunda farklı yaşam alanlarına (ekolojik bölgelere) ayrılır. Bu ekolojik bölgelerin her biri, barındırdığı abiyotik koşullara göre özelleşmiş canlı topluluklarına ev sahipliği yapar.

Buna göre, aşağıda verilen sucul ekosistem bölgelerini karşılarında karışık olarak verilen ekolojik özellik tanımlarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Limnetik Bölge
Abisal Bölge
Litoral Bölge
Bental Bölge

Matches

Show answer & explanation

Answer

Limnetik Bölge açık su tabakasıyla, Abisal Bölge kemosentetik derin dip kuşağıyla, Litoral Bölge köklü bitkilerin bulunduğu sığ kıyı şeridiyle, Bental Bölge ise bentik canlıların yaşadığı dip ortamıyla eşleşmelidir.
Limnetik Bölge açık su tabakasıyla, Abisal Bölge kemosentetik derin dip kuşağıyla, Litoral Bölge köklü bitkilerin bulunduğu sığ kıyı şeridiyle, Bental Bölge ise bentik canlıların yaşadığı dip ortamıyla eşleşmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Limnetik bölge tanımını analiz etmek
Bu bölge, açık deniz ve göllerin güneş ışığı alan ama kıyıdan uzak üst su sütununu ifade eder. Dolayısıyla açık su ekosistemindeki üst su tabakası tanımıyla eşleşir.
Limnetik kavramı açık su kütlelerini niteler.
2
Abisal bölge tanımını analiz etmek
Bu bölge, okyanusların 4000 metreden daha derin ve karanlık kısımlarını temsil eder. Fotosentez olmaksızın hidrotermal bacalarda kemosentez yapıldığı belirtilen derin dip kuşağı tanımıyla eşleşir.
Abis kelimesi dipsiz veya çok derin okyanus çukurlarını ifade eder.
3
Litoral bölge tanımını analiz etmek
Bu bölge, göl ve denizlerin karayla temas ettiği sığ kıyı kesimidir. Köklü makrofitlerin yaşadığı kıyı şeridi tanımıyla eşleşir.
Litoral kavramı kıyısal ekolojik bölgeleri tanımlamak için kullanılır.
4
Bental bölge tanımını analiz etmek
Bu bölge, derinliği ne olursa olsun su kütlesinin en alt zeminini (tabanını) ifade eder. Bentik organizmaların yaşadığı dip ortamı tanımıyla eşleşir.
Bentos ve bental terimleri doğrudan dip zeminle ilişkilidir.

Key Concept

Sucul Ekosistemlerin Ekolojik Bölgeleri ve Canlı Dağılımını Etkileyen Abiyotik Faktörler
Estimated Time:3m 0s
Question 2Question

Bir göl ekosisteminde yer alan beş farklı canlı türünün dokularındaki kimyasal kirletici birikim miktarı ve bu türlerin sahip olduğu toplam biyokütle değerleri aşağıdaki tabloda karışık olarak verilmiştir:

Canlı TürüDokulardaki Toksik Madde Birikimi (ppm)Toplam Biyokütle (ton)
X0020{}021500015000
Y2102{}1088
Z0400{}40120120
T285028{}50050{}5
V4545

Tablodaki V canlısı, bu ekosistemdeki ölü organizmaları ve organik atıkları parçalayarak inorganik maddelere dönüştüren ayrıştırıcılar grubunu temsil etmektedir.

Buna göre, bu canlılar ve ekosistemdeki madde ve enerji akışı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: X canlısının güneşten bağladığı enerjinin çok büyük bir kısmı ısı ve solunum yoluyla çevreye salınır ve bir sonraki trofik düzeye aktarılamaz.

Answer

Üretici canlı olan X'in güneşten bağladığı enerjinin büyük kısmının ısı ve solunum yoluyla kaybolarak bir sonraki düzeye aktarılamadığı yönündeki ifade doğrudur.
Üretici olan X canlısı tarafından fotosentez yoluyla bağlanan güneş enerjisinin sadece yaklaşık yüzde 10'luk bir kısmı bir sonraki trofik düzey olan Z canlısına aktarılabilir. Enerjinin geriye kalan yüzde 90'lık kısmı ise X canlısının kendi solunumu, yaşamsal faaliyetleri ve çevreye yayılan ısı şeklinde kaybolur. Bu durum besin zincirindeki tüm basamaklar için geçerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Tablodaki verilerden yararlanarak canlıların besin piramidindeki trofik düzeylerini belirlemek.
Biyokütlesi en fazla (1500015000 ton) ve dokularındaki toksik madde miktarı en az (0020{}02 ppm) olan X canlısı üreticidir. Besin zinciri sırasıyla X (üretici) -> Z (birincil tüketici) -> Y (ikincil tüketici) -> T (üçüncül tüketici) şeklindedir. Biyokütlesi 4545 ton olan V canlısı ise ayrıştırıcıdır.
Biyokütle üreticiden tüketiciye doğru azalırken, dokularda biriken toksik madde miktarı ise artış gösterir.
2
Enerji aktarım kurallarını (yüzde 10 kuralı) uygulamak ve seçenekleri analiz etmek.
Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe enerjinin yalnızca yaklaşık %10\%10'u bir üst düzeydeki canlıya aktarılabilir. Enerjinin yaklaşık %90\%90'ı ise solunum ve metabolik faaliyetlerle ısı olarak ekosistemde kaybolur.
Termodinamik yasalarına göre ekosistemde enerji dönüşümü sırasında enerjinin büyük bir kısmı kullanılamaz hale gelerek ısıya dönüşür.
3
Doğru seçeneği teyit etmek.
X canlısının bağladığı enerjinin büyük kısmının bir üst basamağa aktarılamadan ısı ve solunum yoluyla kaybedildiğini belirten seçeneğin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Lindeman'ın yüzde 10 kuralı, biyolojik sistemlerdeki enerjinin büyük kısmının çevreye ısı olarak salındığını doğrular.

Key Concept

Ekosistemlerde tek yönlü enerji akışı, trofik düzeyler arası enerji kaybı (yüzde 10 kuralı), biyokütle değişimi ve biyolojik birikim.
Question 3Question

Küresel iklim değişiminin doğal sistemler üzerindeki etkileri ve bu süreçlerdeki geri besleme mekanizmalarıyla ilgili aşağıdaki iklim değişikliği süreçlerini, doğal sistemdeki karbon veya enerji döngüsü karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Yüksek enlemlerdeki tundra topraklarının (permafrost) çözünerek organik maddelerin mikrobiyal yollarla ayrışması
Sıcaklık artışına bağlı olarak atmosferdeki su buharı miktarının artması ve bu durumun sera etkisini derinleştirmesi
Okyanusların ısınması ve asitlenmesi nedeniyle kalsiyum karbonat kabuklu organizmaların zarar görmesi ve karbon emiliminin azalması
Yüksek sıcaklıkların bitkisel terlemeyi artırarak bulutluluğu teşvik etmesi ve bu bulutların gelen güneş radyasyonunu geri yansıtması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki tundra topraklarının çözünmesi süreci litosferdeki karbon depolarının salınımıyla; su buharı artışı atmosferik nem artışının sera etkisini artırmasıyla; okyanus asitlenmesi hidrosfer kaynaklı karbon yutağı kapasitesinin zayıflamasıyla; terleme sonucu bulutluluk artışı ise albedoyu artırarak sıcaklığı baskılayan negatif geri beslemeyle eşleşir.
Doğru eşleştirmeler, küresel iklim değişiminin farklı doğal sistemlerde (litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer) tetiklediği pozitif ve negatif geri besleme mekanizmalarının fiziksel ve kimyasal süreçlerine dayanmaktadır. Tundra topraklarının çözülmesi litosferden karbon salınımına; su buharı artışı atmosferik sera etkisine; okyanus asitlenmesi hidrosfer kaynaklı karbon yutağı kapasitesinin zayıflamasına; bulutluluk artışı ise albedoyu artırarak negatif geri beslemeye karşılık gelir.

Step-by-Step Solution

1
Tundra topraklarının (permafrost) çözünmesiyle başlayan süreci analiz etmek.
Tundra topraklarının çözülmesiyle organik maddelerin ayrıştığı ve litosferde depolanan karbonun metan (CH4CH_4) ve karbondioksit (CO2CO_2) olarak salındığı görülür.
Bu süreç litosfer kaynaklı karbon depolarının atmosfere salınarak sera etkisini artıran pozitif bir geri beslemedir.
2
Atmosferik su buharı miktarındaki artışın sera etkisine olan etkisini incelemek.
Sıcaklık artışının buharlaşmayı artırdığı, artan su buharının ise sera etkisini derinleştirerek sıcaklıkları daha da yükselttiği belirlenir.
Su buharı en etkin sera gazlarından biridir ve bu döngü nem artışına bağlı doğrudan bir pozitif geri beslemedir.
3
Okyanuslardaki ısınma ve asitlenmenin karbon emilimine etkisini değerlendirmek.
Okyanus sularının ısınmasının gaz çözünürlüğünü azaltması ve kalsiyum karbonat kabuklu canlıların zarar görmesiyle karbon yutağı işlevinin zayıfladığı saptanır.
Okyanuslar hidrosferin bir parçasıdır ve karbon yutağı kapasitelerinin azalması atmosfere daha fazla karbon birikmesine yol açan pozitif bir geri besleme mekanizmasıdır.
4
Bitkisel terleme ve bulutluluk oluşumu arasındaki ilişkiyi ve bunun enerji dengesine etkisini analiz etmek.
Sıcaklıkla artan terlemenin bulutluluğu artırdığı, bulutların ise albedoyu yükselterek yeryüzünün fazla ısınmasını engellediği görülür.
Bulutların güneş radyasyonunu yansıtarak sıcaklık artışını sınırlandırması, atmosferik enerji dengesinde sıcaklığı azaltıcı yönlü negatif bir geri beslemedir.

Key Concept

Küresel iklim değişiminin doğal sistemler üzerindeki etkileri ve pozitif/negatif geri besleme mekanizmaları
Estimated Time:3m 0s
Question 4Question

Bir sucul ekosistemde biyoçeşitlilik; besin maddesi miktarı, güneş ışığın��n erişebilirliği ve suyun fiziksel-kimyasal özellikleri gibi birçok faktöre bağlı olarak dikey ve yatay doğrultuda değişkenlik gösterir. Derin bir göl ekosistemindeki ekolojik bölgeler ve su döngüsü süreçleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Su döngüsünün yüzey akışı sürecinde karalardan taşınan mineral ve besin tuzlarının akarsular vasıtasıyla göle ulaştığı ağız kesimleri, besin maddesi yoğunluğunun ve suyun havalanma oranının yüksek olması nedeniyle biyoçeşitliliğin en fazla yoğunlaştığı alanlardır.

Answer

Su döngüsünün yüzey akışı sürecinde karalardan taşınan mineral ve besin tuzlarının akarsular vasıtasıyla göle ulaştığı ağız kesimleri, besin maddesi yoğunluğunun ve suyun havalanma oranının yüksek olması nedeniyle biyoçeşitliliğin en fazla yoğunlaştığı alanlardır.
Akarsuların göllere döküldüğü ağız kısımları, yüzey akışı vasıtasıyla karalardan taşınan besin tuzları ve mineraller bakımından oldukça zengindir. Ayrıca akarsuyun göle döküldüğü bu kesimlerde su sürekli hareket halinde olduğundan havalanma oranı ve çözünmüş oksijen miktarı yüksektir. Bu durum, bu alanları son derece verimli ve biyoçeşitliliği yüksek geçiş (ekoton) bölgeleri haline getirir.

Step-by-Step Solution

1
Akarsu ağızlarının sucul ekosistemler üzerindeki etkisini belirlemek.
Akarsuların göle döküldüğü alanların (nehir ağızları) karasal yüzey akışıyla taşınan mineraller ve besin tuzları bakımından zengin olduğu, ayrıca suyun hareketliliğine bağlı olarak yüksek oksijen barındırdığı tespit edildi.
Su döngüsünün karasal akış aşaması, minerallerin göl ekosistemine taşınmasını sağlar.
2
Göl ekosisteminin dikey tabakalarındaki biyoçeşitlilik faktörlerini analiz etmek.
Derinlikle birlikte güneş ışığının ve sıcaklığın azalması nedeniyle birincil üretimin ve genel biyoçeşitliliğin derin kesimlerde (profundal ve bentik bölgeler) azaldığı ortaya kondu.
Fotosentez için güneş ışığı şarttır; bu nedenle üreticiler gölün ışık alan limnetik bölgesinde yoğunlaşır.
3
Besin piramidindeki enerji aktarım mekanizmasını değerlendirmek.
Besin zincirinde yukarı doğru çıkıldığında enerjinin her basamakta azalarak aktarıldığı (%10 kuralı) ve derin katmanlarda enerji birikiminin yüzeyden fazla olamayacağı belirlendi.
Termodinamik yasaları gereği enerjinin büyük kısmı her basamakta ısı olarak kaybedilir.
4
İklim ve buharlaşma süreçlerinin göl tuzluluğuna etkisini analiz etmek.
Akdeniz iklim bölgesindeki göllerde yaz kuraklığı ve yüksek buharlaşma nedeniyle su seviyesinin azaldığı ve tuzluluğun arttığı, bunun da genel biyoçeşitliliği sınırladığı tespit edildi.
Yaz aylarında yağışın azalması su seviyesini düşürür ve çözünmüş tuz konsantrasyonunu artırır.

Key Concept

Su ekosistemlerinde biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen fiziksel, kimyasal ve hidrolojik faktörler ile bunların su döngüsü süreçleriyle etkileşimi.
Question 5Question

Aşağıda verilen olayları, küresel iklim değişimi sürecindeki kutup altı bölgelerde gerçekleşen bir pozitif geri besleme (feedback) mekanizmasının sebep-sonuç ilişkisine göre ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Antropojenik karbon salınımına bağlı olarak troposferdeki sera etkisinin yapay bir şekilde artması, kutup altı tundralarda yıl boyunca donmuş halde bulunan toprak tabakasının çözünmeye başlaması, çözünen topraktaki organik maddelerin anaerobik bakteriler tarafından ayrıştırılmasıyla atmosfere yüklü miktarda metan gazının karışması, atmosferin kızılötesi ışınları tutma kapasitesinin ekstradan kuvvetlenmesi ve küresel ısınma hızının ivme kazanarak donmuş toprakların erime sürecini daha geniş alanlarda tetiklemesi.
Pozitif geri besleme mekanizmaları, sisteme yapılan bir etkinin sistemin kendisi tarafından büyütülerek geri döndürülmesi prensibine dayanır. Bu döngüde insanların atmosfere saldığı sera gazları sıcaklıkları artırır. Sıcaklık artışı kutup altındaki donmuş toprakların erimesine yol açar. Erimeyle serbest kalan organik maddeler oksijensiz ortamda ayrışarak atmosfere güçlü bir sera gazı olan metanı salar. Metan atmosferin kızılötesi ışınları tutma kapasitesini artırarak sera etkisini daha da güçlendirir. Bu durum küresel sıcaklıkların daha da artmasına ve erimenin genişlemesine neden olarak döngüyü tamamlar ve hızlandırır. Dolayısıyla doğru sıralama bu sebep-sonuç ilişkisini takip etmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Başlangıç etkenini belirleme
Antropojenik sera gazı salın��mının artmasıyla troposferdeki sera etkisinin yapay olarak artması ilk basamak olarak seçilir.
Döngüyü başlatan dışsal tetikleyici, beşerî faaliyetlerin atmosfer kompozisyonunu bozmasıdır.
2
Sıcaklık artışının donmuş topraklar üzerindeki doğrudan etkisini saptama
Yükselen sıcaklıkların, kutup altı tundralarda binlerce yıldır donmuş halde bulunan permafrost tabakasını çözmesi ikinci basamak olarak seçilir.
Atmosferdeki sıcaklık artışı öncelikle kriyosferdeki donmuş yapıların erimesine sebep olur.
3
Çözünmenin biyojeokimyasal sonucunu analiz etme
Çözünen topraktaki organik maddelerin oksijensiz ortamda ayrışmasıyla atmosfere yüksek miktarda metan gazı salınması üçüncü basamak olarak seçilir.
Permafrost eridiğinde içinde hapsolmuş organik karbon mikrobiyal faaliyetle (anaerobik metanogenez) gaz haline dönüşür.
4
Salınan gazın atmosfere etkisini değerlendirme
Atmosfere karışan metan gazının sera etkisini daha da artırması dördüncü basamak olarak seçilir.
Metan gazı, karbondioksite kıyasla ısıyı tutma kapasitesi çok daha yüksek olan güçlü bir sera gazıdır.
5
Geri besleme döngüsünün kapanışını ve ivmelenmesini belirleme
Artan sera etkisiyle küresel sıcaklıkların daha da yükselmesi ve daha fazla permafrost alanının çözünmesi beşinci basamak olarak seçilir.
Sürecin sonucu (metan salınımı ve ek ısınma), sürecin başlangıç nedenini (sıcaklık artışı ve permafrost erimesi) daha da kuvvetlendirerek pozitif geri besleme oluşturur.

Key Concept

Küresel İklim Değişimi Sürecinde Permafrost Erimelerine Dayalı Pozitif Geri Besleme Mekanizmaları
Question 6Question

Küresel iklim değişimi sürecinde doğal sistemlerde meydana gelen geri besleme (feedback) mekanizmaları aşağıdaki şemada gösterilmiştir.

Buna göre, şemada numaralandırılarak gösterilen geri besleme döngülerinden hangileri, küresel sıcaklık artışını yavaşlatıcı veya sınırlayıcı yönde etki yapan bir negatif geri besleme (olumsuz geribildirim) mekanizmasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Yalnız I

Answer

Tayga biyomunun yayılış alanının genişlemesiyle atmosferden daha fazla karbondioksit bağlanması durumunu ifade eden Yalnız I seçeneğidir.
Tayga biyomunun (iğne yapraklı ormanların) kuzeye doğru genişlemesi, karasal fotosentez miktarını artırır. Fotosentez sürecinde bitkiler atmosferdeki karbondioksiti absorbe ederek karbon yutağı işlevi görür. Atmosferdeki karbondioksit miktarının azalması sera etkisini hafifletir ve küresel sıcaklık artışını yavaşlatır. Bu durum, başlangıçtaki değişime (sıcaklık artışına) karşıt yönde çalışan ve sistemi dengelemeye çalışan bir negatif geri besleme (olumsuz geribildirim) mekanizmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Negatif ve pozitif geri besleme kavramlarını tanımlama.
Negatif geri besleme ilk etkiyi hafifletir veya dengeler; pozitif geri besleme ise ilk etkiyi şiddetlendirir veya hızlandırır.
Geri besleme mekanizmalarının yönünü belirlemek için teorik altyapıyı kurmak.
2
Birinci döngüyü (Tayga biyomunun yayılması) analiz etme.
Sıcaklık artışı -> Ormanların kuzeye yayılması -> Fotosentezin artması -> Atmosferden CO2 çekilmesi -> Isınmanın yavaşlaması. Bu bir negatif geri beslemedir.
Birinci öncülün küresel iklim sistemi üzerindeki etkisini saptamak.
3
İkinci ve üçüncü döngüleri (Permafrost erimesi ve okyanus ısınması) analiz etme.
Her iki döngü de atmosferdeki sera gazı birikimini artırarak sıcaklık artışını daha da hızlandırır (pozitif geri besleme).
Diğer öncüllerin küresel sıcakl��k üzerindeki etkisini saptamak ve elemek.

Key Concept

Küresel iklim değişiminde pozitif ve negatif geri besleme mekanizmaları
Estimated Time:2m 30s
Question 7Question

Sucul ekosistemlerde yaşayan biyolojik topluluklar; fiziksel adaptasyonları, hareket yetenekleri ve habitat tercihlerine göre çeşitli ekolojik gruplara ayrılmaktadır. Aşağıda bu ekolojik gruplardan bazıları ve sucul ekosistemdeki yaşam alanları ile ekolojik özellikleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen ekolojik grupları, sağ sütundaki en uygun habitat ve ekolojik özellik açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Fitoplanktonlar
Zooplanktonlar
Nektonlar
Bentoslar

Matches

Show answer & explanation

Answer

Fitoplanktonlar -> Güneş ışığının ulaştığı üst su tabakalarında (fotik zon) yaşayan ve fotosentez yapabilen mikroskobik birincil üreticilerdir; Zooplanktonlar -> Işıklı ve yarı ışıklı açık su ortamlarında (pelajik zon) sürüklenen, aktif hareket yeteneği zayıf mikroskobik veya küçük tüketici organizmalardır; Nektonlar -> Akıntı yönüne bağlı kalmaksızın su kütlesi (pelajik zon) içinde aktif olarak yüzebilen ve yer değiştirebilen tüketici organizmalardır; Bentoslar -> Su derinliğinden bağımsız olarak, deniz ve göl tabanlarındaki (bentik zon) katı yüzeylerde veya tortuların içinde/üzerinde yaşayan organizmalardır.
Fitoplanktonlar ışıklı bölgedeki üreticileri, zooplanktonlar açık sudaki mikroskobik tüketicileri, nektonlar aktif yüzücüleri, bentoslar ise taban canlılarını temsil eder. Doğru eşleştirme bu ekolojik özelliklere göre yapılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Fitoplanktonlar��n ekolojik işlevini ve habitatını belirlemek.
Fitoplanktonlar klorofil içeren üreticilerdir ve su yüzeyine yakın ışıklı katmanda bulunurlar. Bu durum 'Güneş ışığının ulaştığı üst su tabakalarında (fotik zon) yaşayan ve fotosentez yapabilen mikroskobik birincil üreticilerdir' tanımıyla eşleşir.
Üretim faaliyetlerinin temelini oluşturmaları ve ışık gereksinimleri onları doğrudan ışıklı bölge ve fotosentez özellikleri ile ilişkilendirir.
2
Zooplanktonların ekolojik rolünü ve hareket tarzını incelemek.
Zooplanktonlar bitkisel planktonları tüketen pasif sürüklenen hayvansal organizmalardır. Bu durum 'Işıklı ve yarı ışıklı açık su ortamlarında (pelajik zon) sürüklenen, aktif hareket yeteneği zayıf mikroskobik veya küçük tüketici organizmalardır' açıklamasıyla eşleşir.
Planktonik yapıları gereği kendi güçleriyle akıntıya karşı yüzemezler ve pasif olarak taşınırlar.
3
Nektonların fiziksel kapasitesini ve ortamını analiz etmek.
Nektonlar aktif yüzücülerdir ve akıntılardan bağımsız hareket edebilirler. Bu durum 'Akıntı yönüne bağlı kalmaksızın su kütlesi (pelajik zon) içinde aktif olarak yüzebilen ve yer değiştirebilen tüketici organizmalardır' ifadesiyle eşleşir.
Balıklar ve deniz memelileri gibi gelişmiş lokomotor organlara sahip organizmalar bu gruptadır.
4
Bentosların yerleştiği ekolojik nişi belirlemek.
Bentoslar su tabanında yaşayan canlıları ifade eder. Bu durum 'Su derinliğinden bağımsız olarak, deniz ve göl tabanlarındaki (bentik zon) katı yüzeylerde veya tortuların içinde/üzerinde yaşayan organizmalardır' tanımıyla eşleşir.
Bentik terimi doğrudan dip veya taban bölgesini ifade ettiğinden tabana bağımlı yaşayan canlılar bentos olarak adlandırılır.

Key Concept

Sucul ekosistemlerde yaşayan organizmaların (fitoplankton, zooplankton, nekton, bentos) habitat ve hareket adaptasyonlarına göre sınıflandırılması
Question 8Question

A��ağıdaki karasal biyomları, Ekvator'dan kutuplara doğru genel olarak görüldükleri enlemlere göre (Ekvator'a en yakın olandan en uzak olana doğru) sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sıralama sırasıyla Savan biyomu, İğne yapraklı orman (Tayga) biyomu ve Tundra biyomu şeklinde olmalıdır.
Karasal biyomların yeryüzündeki dağılışı büyük oranda iklim kuşaklarına (sıcaklık ve yağış koşullarına) yani enleme bağlıdır. Bu doğrultuda Ekvator'dan kutuplara doğru gidildiğinde sıcaklığın azalmasına paralel olarak sırasıyla Savan biyomu (sıcak kuşak, 10°-20° enlemleri), İğne yapraklı orman/Tayga biyomu (soğuk-nemli karasal kuşak, 50°-60° enlemleri) ve Tundra biyomu (soğuk kutup altı kuşak, 60°-70° enlemleri) sıralanır.

Step-by-Step Solution

1
Biyomların dünya üzerindeki yaklaşık enlem sınırlarını tespit etmek.
Savan biyomu yaklaşık 10°-20° enlemlerinde, İ��ne yapraklı orman (Tayga) biyomu yaklaşık 50°-60° enlemlerinde ve Tundra biyomu yaklaşık 60°-70° enlemlerinde bulunur.
Sıralamayı doğru yapabilmek için her biyomun yayılış gösterdiği iklim tipinin enlem aralıkları bilinmelidir.
2
Ekvator'dan (0°) kutuplara (90°) doğru artan enlem derecelerine göre biyomları dizmek.
Sıralama en düşük enlemden en yüksek enleme doğru Savan, Tayga ve Tundra şeklinde gerçekleşir.
Enleme bağlı olarak sıcaklık Ekvator'dan kutuplara doğru azaldığı için biyomların dağılışı da bu sıcaklık kuşaklarına uyum sağlar.

Key Concept

Klimatik kuşaklara ve enleme bağlı olarak biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralanışı.
Estimated Time:45s
Question 9Question

Yeryüzünde sıcaklık ve yağış koşullarının enlem derecelerine bağlı olarak değişmesi, karasal biyomların ekvatordan kutuplara doğru belirli bir düzen içinde sıralanmasına neden olur. Buna göre, aşağıda verilen karasal biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru coğrafi yayılış alanlarını dikkate alarak sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Karasal biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralanışı sırasıyla Ekvatoral Yağmur Ormanları Biyomu, Savan Biyomu, Çöl Biyomu ve Tundra Biyomu şeklindedir.
Sıralama Ekvator'dan kutuplara doğru yapıldığında enleme bağlı sıcaklık ve yağış koşulları belirleyicidir. Ekvator çizgisi üzerinde (0100^\circ - 10^\circ) Ekvatoral Yağmur Ormanları yer alır. Ekvatoral kuşağın hemen dışında (102010^\circ - 20^\circ) Savan biyomu bulunur. Savan kuşağından sonra dönenceler çevresinde (203020^\circ - 30^\circ) Çöl biyomu yer alırken, kutup altı enlemlerde (607060^\circ - 70^\circ) Tundra biyomu bulunur.

Step-by-Step Solution

1
Ekvatoral kuşağa en yakın olan biyomun belirlenmesi.
Ekvatoral Yağmur Ormanları Biyomu (0100^\circ - 10^\circ enlemleri) ilk sıraya yerleştirilir.
Sıralama Ekvator'dan kutuplara doğru istendiği için başlangıç noktası Ekvator çizgisi üzerindeki biyom olmalıdır.
2
Tropikal kuşağın dışındaki ve dönencelere doğru olan geçiş biyomunun belirlenmesi.
Savan Biyomu (102010^\circ - 20^\circ enlemleri) ikinci sıraya yerleştirilir.
Savan iklimi, ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında bir geçiş kuşağı oluşturur.
3
Dönenceler çevresindeki kurak b��lgelerin konumlandırılması.
Çöl Biyomu (203020^\circ - 30^\circ enlemleri) üçüncü sıraya yerleştirilir.
30 derece enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanları, savan kuşağının kutup yönündeki sınırını oluşturur.
4
Kutup altı kuşağındaki soğuk biyomun belirlenmesi.
Tundra Biyomu (607060^\circ - 70^\circ enlemleri) son sıraya yerleştirilir.
Tundra biyomu, kutup kuşağından hemen önce yer alan en soğuk karasal biyomdur.

Key Concept

Karasal biyomların enlemsel dağılışı ve iklim kuşaklarıyla ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

Deniz ve okyanus ekosistemlerinde biyoçeşitliliğin ve canlı yoğunluğunun büyük bir kısmı, güneş ışınlarının erişebildiği ilk 200 metrelik derinlikte (fotik bölge) toplanmıştır.

Bu durumun ortaya çıkmasında aşağıdakilerden hangisi temel etkendir?

Show answer & explanation

Answer: Güneş ışığının etkisiyle fotosentez yapan üretici canlıların bu derinlikte yaşayabilmesi

Answer

Güneş ışığının etkisiyle fotosentez yapan üretici canlıların bu derinlikte yaşayabilmesi
Doğru yanıt, güneş ışığının etkisiyle fotosentez yapan üretici canlıların bu derinlikte yaşayabilmesidir. Denizel ekosistemlerde besin zincirinin en alt basamağında yer alan fitoplanktonlar, fotosentez yapabilmek için güneş ışığına gereksinim duyarlar. Güneş ışınları denizlerde ilk 200 metreye kadar ulaşabildiğinden, üretici canlılar ve dolayısıyla onlarla beslenen tüketiciler bu ışıklı (fotik) bölgede yoğunlaşmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sucul ekosistemlerdeki birincil üretimin kaynağını belirleme
Sucul biyomlarda yaşamın temeli, karasal biyomlarda olduğu gibi fotosentez yoluyla organik madde üreten üretici canlılardır (fitoplanktonlar).
Biyoçeşitliliğin yoğunlaştığı alanları belirlemek için öncelikle besin zincirinin başlangıç noktasına bakılması gerekir.
2
Işık geçirgenliğinin dikey sınırını analiz etme
Güneş ışınları denizlerde ortalama ilk 200 metreye kadar ulaşabilir (fotik/ışıklı bölge). Bu sınırın altında fotosentez durur.
Üretici canlıların fotosentez yapabilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyması, onları ışıklı olan ilk 200 metrelik katmana bağımlı kılar.
3
Canlı yoğunluğu ile besin kaynağı ilişkisini kurma
Üreticilerin ilk 200 metrede yaşaması, onlarla beslenen otçul ve etçil tüketicilerin de bu derinlikte toplanmasına neden olur. Bu durum derinlikle birlikte biyoçeşitliliğin azalmasının temel nedenidir.
Fotosentez ve ışık ilişkisini kurarak denizel biyoçeşitliliğin dikey dağılışındaki temel etken tespit edilmiş olur.

Key Concept

Deniz ekosistemlerinde biyoçeşitliliğin dikey dağılışında güneş ışığı ve fotosentezin rolü
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

Orta kuşağın nemli bir dağ yamacında yükseltiye bağlı olarak sıcaklık ve yağış koşullarının değişmesi, karasal biyomların ve bitki örtüsünün dikey doğrultuda kuşaklar oluşturmasına neden olur.

Buna göre, aşağıda özellikleri belirtilen dikey bitki kuşaklarını deniz seviyesinden (en alçaktan) dağ zirvesine (en yükseğe) doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama deniz seviyesinden zirveye doğru şu şekildedir: Kışın yaprağını döken geniş yapraklı ormanlar, geçiş bölgesinde yer alan karışık yapraklı ormanlar, soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ormanlar ve en üst sınırda yer alan dağ çayırları.
Sıcaklığın her 200 metrede yaklaşık 1 °C azalmasına bağlı olarak bitki toplulukları nemli dağ yamaçlarında tabandan zirveye doğru geniş yapraklı, karışık yapraklı, iğne yapraklı ormanlar ve alpin çayırlar şeklinde kuşak oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Sıcaklığın yükseltiye bağlı olarak nasıl değiştiğini analiz edin.
Yükseldikçe sıcaklık düşer; dolayısıyla en sıcak kuşağın en altta, en soğuk kuşağın ise en üstte yer alması gerekir.
Dikey doğrultudaki bitki kuşaklarının temel belirleyicisi yükseltiye bağlı sıcaklık azalışıdır.
2
Verilen bitki kuşağı özelliklerini sıcaklık toleranslarına göre sınıflandırın.
Geniş yapraklı ağaçlar ılıman/sıcak koşulları sever; karışık yapraklılar geçiş bölgesidir; iğne yapraklılar soğuğa dayanıklıdır; alpin çayırlar ise ağaç sınırının üstündeki aşırı soğuk koşullara uyum sağlamıştır.
Farklı bitki formasyonlarının sıcaklık istekleri dikey sıralamadaki yerlerini belirler.
3
Biyomları en alçaktan (deniz seviyesinden) en yükseğe (zirveye) doğru sıralayarak nihai sırayı belirleyin.
Sıralama: Geniş yapraklı ormanlar -> Karışık yapraklı ormanlar -> İğne yapraklı ormanlar -> Dağ çayırları şeklindedir.
Soruda deniz seviyesinden zirveye doğru sıralama yapılması istenmiştir.

Key Concept

Yükseltiye bağlı sıcaklık değişimi ve biyomların dikey zonation (kuşaklar) oluşturması
Estimated Time:2m 0s
Question 12Question

Akarsu biyomları; akış hızı, suyun sıcaklığı, çözünmüş oksijen miktarı, derinlik ve sediment yükü gibi özelliklerin kaynağından ağzına doğru (boylamsal gradyan boyunca) değiştiği dinamik su ekosistemleridir. Bu fiziksel ve kimyasal değişimler, akarsu yatağı boyunca biyoçeşitliliğin dağılışını doğrudan etkiler.

Buna göre akarsu biyomlarında gerçekleşen;

I. Yukarı çığırda eğim ve akış hızının yüksek olmasına bağlı olarak yaşanan güçlü aşındırma ve akıntı faaliyetleri,
II. Aşağı çığırda sediment taşınımının artmasıyla suyun bulanıklaşmasının, güneş ışığı geçirgenliğini azaltarak klorofilli üreticilerin yaşam alanını daraltması,
III. Delta veya haliç gibi akarsu ağızlarında tatlı su ile deniz suyunun karışması sonucu besin tuzlarının birikmesiyle ekoton alanlarının oluşması

durumlarından hangileri sucul ekosistemlerde biyoçeşitliliği sınırlandıran olumsuz etkenler arasında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Yukarı çığırdaki güçlü akıntı ve aşındırma ile aşağı çığırdaki sediment birikimine bağlı bulanıklık ve ışık yetersizliği biyoçeşitliliği sınırlandırırken; akarsu ağızlarındaki besin tuzu zenginliği biyoçeşitliliği artıran olumlu bir etkendir. Dolayısıyla doğru yanıt birinci ve ikinci öncüllerin birlikte yer aldığı seçenektir.
Doğru cevap, yukarı çığırdaki yüksek akış hızının ve aşağı çığırdaki sediment birikimine bağlı bulanıklığın biyoçeşitliliği sınırlandıran olumsuz etkenler olduğunu belirten seçenektir. Akarsuların yukarı çığırında eğim ve akış hızı fazla olduğundan güçlü aşındırma canlıların tutunmasını zorlaştırır. Aşağı çığırda ise biriken sedimentler suyun bulanıklığını artırarak ışık geçirgenliğini azaltır, bu da fotosentezi dolayısıyla biyoçeşitliliği sınırlandırır. Akarsu ağızlarında tatlı ve tuzlu suyun karışması ise biyoçeşitliliği sınırlandırmayan, aksine artıran olumlu bir etkendir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülün (akarsuyun yukarı çığırındaki aşındırma ve akış hızı) biyoçeşitlilik üzerindeki etkisini analiz etme
Yukarı ��ığırda eğim fazla olduğundan akış hızı yüksektir. Bu durum canlıların tutunmasını ve barınmasını zorlaştırarak biyoçeşitliliği sınırlandıran olumsuz bir faktördür.
Akarsuların yukarı çığırındaki yüksek fiziksel enerji, canlılar için mekanik bir engel oluşturur.
2
İkinci öncülün (aşağı çığırda bulanıklık ve sediment miktarı) ışık geçirgenliği ve üreticiler üzerindeki etkisini değerlendirme
Aşağı çığırda biriken ince boyutlu sedimentler suyun bulanıklığını artırır. Bulanık sular ışık geçirgenliğini azalttığı için klorofilli canlıların fotosentez yapmasını zorlaştırarak derinlik boyunca yaşam alanını daraltır ve çeşitliliği sınırlandırır.
Sucul biyomlarda birincil üretim ışık varlığına bağlıdır; bulanıklık ise ışığın derinlere ulaşmasını engelleyen olumsuz bir faktördür.
3
Üçüncü öncülün (akarsu ağızlarındaki ekoton etkisi) biyoçeşitlilik üzerindeki etkisini belirleme
Akarsuların deniz veya göllerle buluştuğu ağız kısımları, karadan gelen besin minerallerinin biriktiği tatlı su-tuzlu su ekotonlarıdır. Bu karışım alanları biyoçeşitliliği sınırlandırmaz, aksine canlı yoğunluğunu ve tür çeşitliliğini en üst seviyeye çıkarır.
Ekotonlar çevre şartlarının çeşitlendiği ve besin tuzlarının bollaştığı, biyoçeşitlilik açısından en zengin sucul alanlardır.
4
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru öncülleri tespit etme
Birinci ve ikinci durumlar biyoçeşitliliği sınırlandıran olumsuz etkenler iken, üçüncü durum biyoçeşitliliği destekleyen olumlu bir etkendir. Bu nedenle sınırlandırıcı etkenler birinci ve ikinci öncüllerdir.
Soruda biyoçeşitliliği sınırlandıran olumsuz etkenlerin hangileri olduğu sorulduğu için sadece olumsuz sonuç doğuran durumlar seçilmelidir.

Key Concept

Akarsu biyomlarında boylamsal gradyan boyunca değişen fiziksel ve kimyasal faktörlerin (akış hızı, sediment yükü, ışık geçirgenliği ve mineral zenginliği) biyoçeşitlilik üzerindeki sınırlayıcı ve zenginleştirici etkileri.
Question 13Question

Atmosferin yaklaşık %78\%78'ini oluşturan serbest azot gazı (N2N_2), bitkiler ve hayvanlar tarafından doğrudan havadan alınamaz. Bu azotun bitkiler tarafından kullanılabilmesi için ��ncelikle azot fiksasyonu (bağlanması) adı verilen süreçlerle topraktaki amonyum veya nitrat gibi bileşiklere dönüştürülmesi gerekir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi azotun biyotik (canlılar aracılığıyla) fiksasyonunu sağlayan temel unsurdur?

Show answer & explanation

Answer: Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyeti

Answer

Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyeti
Doğru cevap baklagil köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakterilerin faaliyetidir. Atmosferdeki serbest azotun canlılar tarafından toprağa bağlanması sürecine biyotik fiksasyon denir. Baklagillerin (fasulye, bezelye, yonca vb.) köklerinde ortak yaşam süren bakteriler (Rhizobium cinsi), atmosferdeki serbest azotu doğrudan bağlayarak bitkilerin kullanabileceği nitrat formuna dönüştürür. Bu süreç biyolojik bir faaliyet olduğu için biyotik fiksasyon kapsamında yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Biyotik fiksasyon kavramını tanımlama
Biyotik fiksasyon, atmosferdeki serbest azotun mikroorganizmalar gibi canlılar aracılığıyla toprağa bağlanmasıdır.
Soruda azotun canlılar tarafından (biyotik) bağlanması mekanizması sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki biyotik ve abiyotik faktörleri ayırt etme
Yıldırım, şimşek ve volkanizma abiyotik (fiziksel/kimyasal) yollardır. Bitki ve hayvanların atmosferdeki azotu doğrudan soluyarak alabilmesi ise biyolojik olarak imkansız olan kavram yanılgılarıdır. Baklagil köklerinde yaşayan Rhizobium bakterileri ise canlılar eliyle gerçekleştirilen fiksasyondur.
Her seçeneğin biyotik fiksasyon tanımına uyup uymadığını kontrol etmek gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Baklagil köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakteriler biyotik fiksasyonu sağlayan temel unsurdur.
Bu canlılar azot döngüsünde serbest azotu doğrudan organik/inorganik bileşiklere dönüştürerek ekosisteme kazandırır.

Key Concept

Biyotik Azot Fiksasyonu
Estimated Time:1m 0s
Question 14Question

Bir karasal biyoma ait bazı özellikler şunlardır:

I. Yıllık sıcaklık ortalaması 20C20^\circ\text{C} civarında olup yıllık yağış miktarı oldukça azdır ve belirli bir yağış rejimi yoktur.
II. Bünyesinde su depolayabilen kaktüsler ile dikenli çalılar en yaygın bitki topluluklarıdır.
III. Yeryüzündeki dağılışı incelendiğinde dinamik yüksek basınç alanları ile deniz etkisine kapalı iç kesimlerde yoğunlaştığı görülür.

Bu özelliklere sahip karasal biyom ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Avustralya'nın iç kesimleri, Kuzey Afrika'daki Sahra ve Orta Asya'daki çöller bu biyomun yayılış alanları arasında yer alır.

Answer

Avustralya'nın iç kesimleri, Kuzey Afrika'daki Sahra ve Orta Asya'daki çöller bu biyomun yayılış alanları arasında yer alır.
Soruda özellikleri açıklanan biyom çöl biyomudur. Avustralya'nın iç kısımları, Kuzey Afrika'daki Sahra bölgesi ve Orta Asya'nın iç kesimleri dünyadaki en belirgin çöl alanları olduğu için bu biyomun yayılış alanını ifade eden seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki öncülleri analiz ederek sözü edilen biyom türünü belirlemek.
Yıllık sıcaklık ortalamasının yüksek olması, yağışın son derece yetersiz olması, kaktüslerin varlığı ve 30 derece enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarında bulunması özellikleri bu ekosistemin çöl biyomu olduğunu gösterir.
Çözüme ulaşmak için öncelikle bahsedilen karasal biyomun doğru şekilde teşhis edilmesi gerekir.
2
Çöl biyomunun dünya üzerindeki coğrafi dağılış alanlarını gözden geçirmek.
Kuzey Afrika'da Sahra, Avustralya'nın iç kesimlerindeki Victoria ve Gibson çölleri ile Orta Asya'nın iç kesimlerindeki karasal çöllerin bu biyoma dahil olduğu tespit edilir.
Çöl biyomunun en karakteristik dağılış alanlarını hatırlayarak seçeneklerdeki coğrafi eşleştirmeleri doğrulamak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru yargıyı doğrulamak.
Geniş yapraklı ormanların ılıman okyanusal iklimde görülmesi, çöllerde nem azlığından dolayı sıcaklık farklarının fazla olması ve Sibirya gibi soğuk bölgelerin tayga/tundra alanları olması nedeniyle diğer seçenekler elenir.
Seçeneklerin biyom-iklim ilişkisi çerçevesinde elenmesi doğru yanıta kesin olarak ulaşılmasını sağlar.

Key Concept

Çöl Biyomunun Özellikleri ve Dağılışı
Question 15Question

Su döngüsü (hidrolojik döngü), suyun litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer arasındaki sürekli hareketini ifade eden dinamik bir süreçtir. Bu döngü içinde su, farklı fiziksel hâllere geçer ve çeşitli aşamalardan oluşur. Buna göre, sol sütunda verilen su döngüsü süreçlerini sağ sütunda yer alan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Terleme (Transpirasyon)
Sızma (İnfiltrasyon)
Yoğunlaşma (Kondansasyon)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Terleme süreci bitkilerin havaya su buharı vermesiyle, sızma süreci yüzey sularının yeraltına süzülmesiyle, yoğunlaşma süreci ise su buharının sıvı/katı hâle geçmesiyle eşleşir.
Eşleştirmede terleme bitkisel su kaybını, sızma yeraltı suyu beslenmesini, yoğunlaşma ise bulut ve yağış oluşumuna zemin hazırlayan fiziksel hâl değişimini doğru şekilde açıklamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Terleme kavramının tanımını belirlemek
Terleme biyolojik kaynaklı bir süreç olup bitkilerin atmosfere su buharı vermesidir, dolayısıyla bitki faaliyetleriyle ilgili açıklamayla eşleşir.
Terleme (transpirasyon) bitkilerin stomalardan su buharı vermesidir.
2
Sızma kavramının tanımını belirlemek
Sızma suyun yeraltına geçmesidir, dolayısıyla yeraltı sularını besleyen süzülme açıklamasıyla eşleşir.
Sızma (infiltrasyon) suyun toprak ve kayaç gözeneklerinden yeraltı akiferlerine ulaşmasıdır.
3
Yoğunlaşma kavramının tanımını belirlemek
Yoğunlaşma su buharının sıvı/katı forma geçmesiyle bulut oluşumudur, dolayısıyla fiziksel hâl değişimi açıklamasıyla eşleşir.
Yoğunlaşma (kondansasyon) gaz hâlindeki suyun soğuyarak sıvılaşması veya katılaşmasıdır.

Key Concept

Su Döngüsü Süreçleri
Question 16Question

Akarsu ekosistemlerinde canlıların dağılışını ve çeşitliliğini etkileyen faktörler akarsuyun yukarı, orta ve aşağı çığırlarında farklılık gösterir.

Buna göre, akarsuların hidrografik özellikleri ve canlı çeşitliliği ile ilgili;

I. Akarsuyun yukarı çığırında yatak eğimi ve akış hızının fazla olması, plankton gelişimini zorlaştırarak biyoçeşitliliğin bu bölümde sınırlı kalmasına neden olur.
II. Akarsuyun aşağı çığırında akış hızının azalması, su sıcaklığının artması ve taşınan besin maddesi miktarının fazlalığı sayesinde tür çeşitliliği ve canlı sayısı genellikle en yüksektir.
III. Akarsuların denize döküldüğü ağız kısımlarında tatlı su ile tuzlu suyun karışması (ekoton), biyoçeşitliliğin azalmasına ve sadece tuzlu su canlılarının yaşamasına neden olur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

I ve II öncüllerinin doğru olduğunu belirten seçenek
Akarsu ekosistemlerinde canlı çeşitliliği akış hızı, yatak eğimi, sıcaklık ve besin miktarı ile doğrudan ilişkilidir. Yukarı çığırda yüksek akış hızı planktonların tutunmasını engelleyerek biyoçeşitliliği sınırlandırırken (birinci öncül doğru); aşağı çığırda azalan akış hızı, artan sıcaklık ve besin birikimi biyoçeşitliliğin en yüksek seviyeye ulaşmasını sağlar (ikinci öncül doğru). Bu nedenle bu iki yargıyı içeren seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Yukarı çığırın hidrografik özelliklerini analiz etme
Akarsuların kaynak kısmını oluşturan yukarı çığırda eğim, akış hızı ve aş��ndırma gücü fazladır. Bu durum plankton gibi mikroskobik canlıların tutunmasını ve üremesini zorlaştırır, dolayısıyla biyoçeşitlilik azdır. Birinci öncül doğrudur.
Akarsuyun kaynak kısmındaki fiziksel koşulların canlı yaşamı üzerindeki etkisini belirlemek için.
2
Aşağı çığırın hidrografik özelliklerini analiz etme
Akarsuların aşağı çığırında yatak eğimi ve akış hızı azalır, biriktirme faaliyetleri artar. Suyun sıcaklığı ve bulanıklığı artarken, akarsuyun taşıdığı mineral ve organik besin maddeleri birikir. Bu durgun ve besince zengin ortam canlı çeşitliliğinin en fazla olduğu bölümdür. İkinci öncül doğrudur.
Akarsuyun yatak profili boyunca canlı dağılışının en yoğun olduğu kesimi belirlemek için.
3
Ağız kısmındaki ekoton özelliğini ve tuzluluk durumunu analiz etme
Akarsuların deniz veya okyanuslara döküldüğü ağız kısımları, tatlı su ve tuzlu su ekosistemlerinin karşılaştığı geçiş alanlarıdır (ekoton). Bu karışım bölgelerinde hem tatlı su hem de tuzlu su özelliklerine uyum sağlayabilen canlılar bulunur ve besin maddesi yönünden zengin oldukları için biyoçeşitlilik azalmaz, aksine oldukça yüksektir. Üçüncü öncül yanlıştır.
Geçiş bölgelerindeki (ekoton) ekolojik özelliklerin canlı çeşitliliği üzerindeki etkisini değerlendirmek için.

Key Concept

Akarsu ekosistemlerinde çığırlara göre hidrografik özelliklerin değişimi ve ekoton alanlarında biyoçeşitlilik
Question 17Question

Ekosistemlerdeki enerji akışı ve besin zincirinde görev alan bazı canlı türleri ile bu canlıların ekolojik özellikleri aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki canlı türleri ile sağ sütundaki ekolojik özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Fitoplankton
Zooplankton
Katil Balina (Orka)
Ayrıştırıcı Bakteriler

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki canlıların sağ sütundaki ekolojik özellikleriyle doğru eşleşmesi şu şekildedir: Fitoplankton - Fotosentez süreciyle güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürüp besin zincirinin ilk halkasını oluşturan birincil üretici; Zooplankton - Üreticileri tüketerek bünyelerindeki enerjiyi ikinci trofik düzeye aktaran ve otçul beslenen birincil tüketici; Katil Balina - Besin zincirinin en üst basamağında yer alan ve dokularında biyobirikim oranı en yüksek düzeye ulaşan canlı grubu; Ayrıştırıcı Bakteriler - Besin piramidinin her basamağında faaliyet göstererek organik atıkları inorganik bileşiklere dönüştüren ve madde döngüsünü tamamlayan grup.
Doğru eşleştirmede; üretici konumundaki tek hücreli su bitkileri olan fitoplanktonlar fotosentez yoluyla güneş enerjisini bağlayan özellik ile eşleşir. Zooplanktonlar, üreticilerle beslenen hayvansal tüketiciler olduğundan birincil tüketici özelliğiyle eşleşir. Katil balina gibi üst düzey tüketiciler, besin zincirinde yukarı çıkıldıkça biriken toksik maddelerin (biyobirikim) en yüksek olduğu gruptur. Ayrıştırıcı bakteriler ise besin zincirinin her basamağındaki organik atıkları parçalayıp inorganik maddelere dönüştürerek madde döngüsünü tamamlar.

Step-by-Step Solution

1
Üretici basamağındaki canlının belirlenmesi
Fitoplankton, klorofil taşıyan mikroskobik bir üreticidir. Güneş ışığını fotosentezle kimyasal enerjiye çeviren özellik ile eşleşir.
Su ekosistemlerinde besin zincirinin ilk halkasını üretici organizmalar oluşturur.
2
Birincil tüketici basamağındaki canlının belirlenmesi
Zooplankton, fitoplanktonla beslenen otçul mikroskobik hayvansaldır. Üreticileri doğrudan tüketerek enerjiyi aktarma özelliğiyle eşleşir.
Üreticilerden doğrudan beslenen organizmalar birincil tüketici (otçullar) sınıfına girer.
3
Biyobirikim (toksik madde birikimi) özelliğine göre üst düzey tüketicinin belirlenmesi
Katil balina (Orka), besin zincirinin en tepesinde yer alır. Enerji piramidinde yukarı doğru çıkıldıkça biyobirikim arttığı için bu canlıda biyobirikim en fazladır.
Besin zincirinde yukarı çıkıldıkça enerji miktarı %90\%90 oranında azalırken, kimyasal kirleticilerin vücutta birikme oranı (biyobirikim) katlanarak artar.
4
Ayrıştırıcı canlı rolünün belirlenmesi
Ayrıştırıcı bakteriler organik maddeleri parçalayarak inorganik bileşiklere dönüştürür ve piramidin tüm basamaklarında yer alır.
Ayrıştırıcılar besin zincirinin belirli bir basamağıyla sınırlı kalmayıp tüm seviyelerde madde döngüsüne katkı sunarlar.

Key Concept

Ekosistemlerde enerji akışı ve besin zincirindeki trofik düzeyler, enerji aktarımı ve biyobirikim ilişkileri
Question 18Question

Doğa olayları, oluştukları ortamlara ve kökenlerine göre jeolojik-jeomorfolojik kökenli ile meteorolojik-klimatolojik kökenli gibi farklı sınıflara ayrılır.

Aşağıdaki dünya haritasında, yeryüzünde farklı dönemlerde ekstrem düzeyde gerçekleşmiş beş doğa olayı ve yaşandığı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir:

- I: Meksika Körfezi çevresinde etkili olan Katrina Kasırgası
- II: İzlanda'da gerçekleşen Eyjafjallajökull volkanik patlaması
- III: Akdeniz Havzası'nda meydana gelen büyük bir deprem
- IV: Hint Okyanusu'nda dev dalgalara yol açan tsunami
- V: Himalayalar'ın yamaçlarında görülen büyük heyelanlar

Buna göre, haritada numaraland��rılan alanların hangisinde gerçekleşen ekstrem olay, oluşum kökeni yönüyle diğer dördünden farklı bir grupta yer alır?

Show answer & explanation

Answer: I

Answer

I numaralı alanda gerçekleşen Katrina Kasırgası (Meteorolojik/Klimatolojik kökenlidir; diğer ekstrem olaylar ise jeolojik ve jeomorfolojik kökenlidir).
Meksika Körfezi'nde gerçekleşen kasırga, atmosferdeki basınç farkları ve sıcaklık koşullarına bağlı olarak geliştiğinden meteorolojik/klimatolojik kökenlidir. Diğer tüm seçeneklerdeki olaylar (volkanizma, deprem, tsunami, heyelan) ise doğrudan yer kabuğu hareketleri ya da yeryüzü şekillerine bağlı olarak ortaya çıkan jeolojik-jeomorfolojik ekstrem olaylar grubundadır.

Step-by-Step Solution

1
Haritada verilen ekstrem doğa olaylarının kökenlerini belirleme.
Katrina Kasırgası atmosfer kökenlidir (meteorolojik/klimatolojik). Volkanizma, deprem ve tsunami yer kabuğu kökenlidir (jeolojik). Heyelan ise yer şekilleri ve kütle hareketi kökenlidir (jeomorfolojik).
Olayların köken farklılıklarını ortaya koyarak sınıflandırma yapabilmek i��in.
2
Elde edilen sınıfları karşılaştırarak farklı grupta olanı tespit etme.
Meteorolojik kökenli olan I numaralı olay tek kalırken; II, III, IV ve V numaralı olaylar jeolojik-jeomorfolojik (yer kökenli) başlığı altında toplanır.
Soruda istenen 'farklı kökene sahip' seçeneğe ulaşmak için.

Key Concept

Ekstrem doğa olaylarının oluşum kökenlerine göre jeolojik-jeomorfolojik ve meteorolojik-klimatolojik şeklinde sınıflandırılması.
Estimated Time:1m 30s
Question 19Question

Jeolojik zamanlar boyunca meydana gelen iklim değişimleri ve kıtaların kayma hareketleri (paleocoğrafya faktörleri), canlıların yeryüzündeki dağılışını ve biyoçeşitliliği derinden etkilemiştir. G��nümüzde aralarında aşılması zor okyanuslar bulunan farklı kıtalardaki benzer iklim bölgelerinde, ortak kökene sahip akraba türlerin (kesintili/disjant dağılış gösteren canlılar) bulunması bu durumun en önemli kanıtlarından biridir.

Buna göre, aşağıda belirtilen canlı dağılış özelliklerinden hangisi, günümüz iklim koşullarının benzerliğinden ziyade doğrudan kıtaların kayması ve paleocoğrafik süreçlerin bir sonucu olarak açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Güney Amerika'nın güney uçları ile Avustralya ve Yeni Zelanda'da ortak genetik kökene sahip yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak yayılış göstermesi

Answer

Güney Amerika'nın güney uçları ile Avustralya ve Yeni Zelanda'da ortak genetik kökene sahip yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak yayılış göstermesi
Doğru yanıt, yalancı kayın ağaçlarının Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki kesintili dağılışını belirten seçenektir. Bu durum, bu karaların jeolojik geçmişte Gondwana süper kıtası altında birleşik olduğunu ve kıtaların kayması (levha tektoniği) sonucu birbirinden ayrıldığını kanıtlar. Bu dağılış günümüzdeki iklim koşullarının benzerliğinden ziyade doğrudan paleocoğrafik süreçlerin bir ürünüdür.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen bitki ve hayvan dağılışlarının nedenlerini analiz etmek.
Akdeniz Havzası-Avustralya, Kuzey Amerika-Orta Asya, Kuzey Afrika-Avustralya içleri ve yüksek enlemlerdeki tayga ormanları örneklerinin tamamında günümüzdeki iklim koşullarının (sırasıyla Akdeniz, karasal step, çöl ve sert karasal) benzerli��ine bağlı olarak gelişen biyom benzerlikleri görülmektedir.
Günümüz iklim koşullarının doğrudan kontrol ettiği biyom kuşaklarını belirlemek.
2
Paleocoğrafya (kıtaların kayması ve jeolojik geçmişteki iklim değişimleri) etkisini yansıtan örneği belirlemek.
Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda günümüzde birbirine çok uzak ve aralarında devasa okyanuslar bulunan kara parçalarıdır. Bu alanlarda yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak bulunması, bu karaların Mesozoik ve Erken Tersiyer'de Gondwana adlı tek bir kıta iken üzerinde bu bitkinin yayılış gösterdiğini, kıtaların parçalanıp uzaklaşmasıyla da bu canlı grubunun farklı kıtalarda izole olarak kaldığını (disjant dağılış) gösterir.
Okyanuslarla ayrılmış uzak kıtalardaki ortak genetik kökenli türlerin varlığının jeolojik süreçlerle açıklanması.

Key Concept

Biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri (kıtaların kayması ve jeolojik iklim değişimleri)
Estimated Time:2m 0s
Question 20Question

Doğa olayları, alışılmışın dışında veya o güne kadar görülmemiş sıklıkta ve büyüklükte gerçekleştiğinde "ekstrem olaylar" olarak tanımlanır. Bu olaylar oluşum kökenlerine göre; astronomik, jeolojik-jeomorfolojik ve meteorolojik-klimatolojik olmak üzere üç gruba ayrılır.

Buna göre, aşağıda verilen ekstrem doğa olaylarından hangisi oluşum kökeni bakımından diğerlerinden farklıdır?

Show answer & explanation

Answer: Tropikal siklonlar

Answer

Tropikal siklonlar
Tropikal siklonlar, sıcak kuşak okyanuslarında ani basınç değişimleri ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle ortaya çıkan çok şiddetli rüzgarlardır ve atmosferik (meteorolojik-klimatolojik) kökenlidir. Diğer tüm seçenekler (heyelanlar, tsunamiler, volkanik püskürmeler ve depremler) ise doğrudan yer kabuğu hareketleri veya jeolojik yapıyla ilişkili olan jeolojik-jeomorfolojik kökenli ekstrem olaylardır. Bu nedenle farklı kökene sahip olan olay tropikal siklonlardır.

Step-by-Step Solution

1
Ekstrem doğa olaylarının kökenlerine göre nasıl sınıflandırıldığı analiz edilir.
Ekstrem olayların astronomik, jeolojik-jeomorfolojik (yer kökenli) ve meteorolojik-klimatolojik (atmosfer kökenli) olarak ü�� ana gruba ayrıldığı görülür.
Soru kökündeki köken farkını ayırt edebilmek için temel teorik bilgiye ihtiyaç vardır.
2
Seçeneklerde verilen olayların hangi kökene ait olduğu belirlenir.
Heyelanlar, tsunamiler, volkanik püskürmeler ve depremlerin yer kabuğu ve yerin derinliklerindeki süreçlerle (jeolojik-jeomorfolojik) ilişkili olduğu; tropikal siklonların ise sıcaklık ve basınç farkı gibi atmosferik süreçlerle (meteorolojik-klimatolojik) ilişkili olduğu tespit edilir.
Her bir doğa olayının tetikleyici unsurunu ve gerçekleştiği ortamı belirleyerek doğru gruplandırma yapılması amaçlanır.
3
Farklı kökene sahip ekstrem olay seçilir.
Dört seçeneğin jeolojik-jeomorfolojik kökenli olduğu, tropikal siklonların ise meteorolojik-klimatolojik kökenli olduğu için farklı grupta yer aldığı sonucuna varılır.
Soru kökündeki yönergeye göre farklı olan olay belirlenmiş olur.

Key Concept

Ekstrem doğa olaylarının oluşum kökenlerine göre sınıflandırılması
Estimated Time:45s
Page 1 / 3Next