Bilimsel ilerlemeyi, üst üste konan tuğlalarla yükselen ve sürekli büyüyen bir duvar imgesiyle açıklamak oldukça yaygındır. Ancak bu doğrusal birikim anlatısı, bilimin gerçek serüvenini yansıtmada yetersiz kal��r. Bilim tarihi, mutlak doğruların pürüzsüzce üst üste yığılmasından ziyade, dönemin en güçlü ve ikna edici kuramlarının zamanla yetersiz kalarak yerini yeni modellerle ikame etmesi sürecidir. Bug��n evreni anlamlandırmak için kullandığımız kuramlar, gelecekte yerini daha kapsamlı açıklamalara bırakacak olan geçici haritalardan ibarettir. Bilimi güçlü kılan asıl şey de ulaştığı sonuçların sarsılmazlığı değil, kendi hatalarını sistematik bir şekilde denetleyip ayıklayabilme yeteneğidir. Dolayısıyla bilimsel bilgi, durağan bir varış noktasını değil, sürekli olarak kendisini tashih eden dinamik bir süreci temsil eder. Buradan hareketle, bilimsel teorilerin başarısı gerçeği eksiksiz ve değişmez bir biçimde yansıtmasında değil, insan zihninin doğayı anlama çabasına sunduğu işlevsel ve geliştirilebilir kılavuzlukta aranmalıdır.
Bu parçada bilimsel bilgiyle ilgili anlatılmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- ABilimi diğer disiplinlerden ayıran temel güç, kendi bünyesindeki hataları sistemli bir şekilde ayıklayabilmesidir.
- BBugün geçerli olan bilimsel kuramların tamamı, gelecekte yerini daha kapsamlı açıklamalara bırakmak zorundadır.
- Bilimsel bilginin niteliği, değişmez doğrular sunmasında değil; sürekli kendi yanlışlarını düzelten, dinamik ve işlevsel bir yol gösterici olmasında yatmaktadır.Answer
- DBilimsel gelişmelerin doğrusal bir birikimle ilerlediği yönündeki iddialar, insan zihninin doğayı anlama kapasitesini küçümsemektedir.
- EBilim tarihi boyunca geliştirilen her yeni kuram, insanlığı evrenin değişmez mutlak gerçeğine bir adım daha yaklaştırmıştır.