Parça:
Bilim tarihine dönüp baktığımızda, büyük keşiflerin ardında genellikle kusursuz bir doğrusal ilerleme değil, büyük sapmalar ve yöntemsel hatalar görürüz. Bugün ders kitaplarında nihai birer zafer olarak sunulan kuramlar, aslında yüzlerce yanlış varsayımın, hatalı hesaplamanın ve başarısız deneyin elenmesiyle şekillenmiştir. Bilim insanı, hipotezinin geçersizliğini kanıtlayan her veriyle aslında doğruya bir adım daha yaklaşır. Çünkü yanlışın tespiti, araştırma alanının sınırlarını daraltarak gerçeğin sakland��ğı patikayı belirginleştirir. Ne var ki günümüzün akademi dünyası, başarı odaklı yayın politikaları nedeniyle olumsuz sonuçlanan bilimsel araştırmaları genellikle görünmez kılma eğilimindedir. Bu dışlayıcı tutum, bilimin doğasında var olan deneme-yanılma döngüsünü sekteye uğratmakta ve yeni kuşak araştırmacıları risk almaktan, bilinmeyene yönelmekten alıkoymaktadır. Oysa hataların bilimsel bilginin inşasındaki kurucu ve yol gösterici rolünü yadsımak, bilimi sadece ulaşılmış sonuçlar yığınına indirgemek demektir; bilim, her şeyden önce dinamik bir yöntem ve bitimsiz bir arayış sürecidir.
İfade:
Bilimin dinamik ve sürekli bir arayış süreci olabilmesi, sonuçsuz kalan veya hatalı sonuç veren bilimsel çalışmaların da sürecin kurucu birer parçası olarak kabul edilmesine bağlıdır.
Answer: Answer