Yıllar önce, kentin silüetine yön verecek o büyük projeye başladığımda içimde adeta fırtınalar kopuyordu. ��izdiğim her çizgi, yerleştirdiğim her taş, benim adıma konuşacak, beni geleceğe taşıyacak birer abide olmalıydı. Kusursuzluğu ararken şantiyede sabahladığım, kendimi dış dünyadan tamamen soyutladığım o günlerde, başarının yalnızca kendi standartlarıma ulaşmak olduğunu sanıyordum. Bugün, o devasa yapının önünden geçerken hissettiğim şey ne gurur ne de hayal kırıklığı. Sadece, o dönem kendime ne kadar acımasız davrandığımı, mükemmelin peşinde koşarken hayatın sunduğu o ufak ama canlı renkleri nasıl da ıskaladığımı görüyorum. Şimdi o taş yığınına bakınca, insanın kendi elleriyle ördüğü duvarların arkasında nasıl da yalnızlaşabileceğini çok daha iyi anlıyorum. Keşke o günlerde başarının, bitmiş bir eserden ziyade o eseri üretirken aldığım nefeste saklı olduğunu fısıldayacak biri olsaydı yanımda.
Bu parçanın anlatıcısı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- AToplumun sanata ve mimariye olan ilgisizliğini görünce ideallerinden vazgeçmiş ve toplumsal kabullenilme arzusuyla hareket etmeye başlamıştır.
- BEserini inşa ederken çevresindeki insanlardan destek alamadığı için insan ilişkilerinde güvensiz ve şüpheci bir karakter yapısı geliştirmiştir.
- Geçmişte başarıyı hedeflerken kendine karşı tavizsiz ve katı bir tutum takınmış, bugün ise geçmişteki bu mükemmeliyetçi yaklaşımının hayatı ıskalamasına yol açtığını fark ederek i��sel bir hesaplaşma yaşamaktadır.Answer
- DGeçmişte yaptığı mesleki hatalar yüzünden derin bir suçluluk duymakta ve mesleğini erken b��rakmış olmanın verdiği pişmanlıkla tamamen yalnızlığa sürüklenmektedir.
- EŞantiyede geçirdiği uykusuz gecelerin ve fiziksel yorgunluğun kendisinde kalıcı bir bıkkınlık ve karamsarlık yarattığını düşünmektedir.