Müzeler, geçmişin gündelik nesnelerini kendi doğal yaşam alanlarından koparıp onları steril cam fanusların ardına yerleştirdiğinde, bu nesnelerin asıl işlevlerini de bir anlamda askıya alır. Bir zamanlar bir evin mutfağında un elenen sıradan bir tahta elek veya toplumsal törenlerde bereket getirmesi amacıyla giyilen geleneksel bir giysi, müze koridorlarında sergilenmeye başlandığı andan itibaren kullanım değerini tamamen yitirerek saf birer estetik nesneye dönüşür. Ziyaretçi bu objelere baktığında, onların geçmişteki işlevsel ve yaşamsal bağlarını doğrudan deneyimleyemez; yalnızca sergi tasarımının ve küratörün sunduğu kısıtlı bir anlatı çerçevesinde onları anlamlandırmaya çalışır. Dolayısıyla nesnelerin tarihselliğini koruma ve onları gelecek nesillere aktarma çabası, aslında onları asıl varoluş nedenlerinden ve canlı yaşamdan koparan paradoksal bir müdahaledir. Nesneyi korumak amacıyla yapılan bu kurumsallaştırma eylemi, onun hayatla olan devingen ilişkisini sonlandırarak onu geçmişin dondurulmuş bir hatırasına indirger.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AMüzelerde sergilenen gündelik araç gereçlerin zaman içinde pratik yararlarını yitirip sanatsal bir nitelik kazanması.
- BTarihsel objelerin kültürel değerini korumanın tek yolunun, onları müze d��şındaki doğal ortamlarında muhafaza etmek olduğu.
- Tarihsel nesneleri koruma ve sergileme girişiminin, onları yaşamla olan canlı bağlarından kopararak durağanlaştıran çelişkili bir nitelik taşıması.Answer
- DMüze ziyaretçilerinin, geçmişe ait nesneleri sergi alanının kurguladığı kısıtlı sınırlar dahilinde anlamlandırabilmesi.
- EGeleneksel nesnelerin gelecek kuşaklara aktarılmasında müzelerin üstlendiği koruyucu rolün yetersiz kalması.