Çeviri, uzun yıllar boyunca bir dildeki sözcüklerin başka bir dile sadakatle aktarılması, yani mekanik bir kod değişimi olarak görülmüştür. Oysa her dil, ait olduğu toplumun tarihsel deneyimlerini, dünya görüşünü ve kültürel kodlarını bünyesinde barındıran canlı bir organizmadır. Dolayısıyla bir metni çevirmek, yalnızca sözcük dağarcığını ve dil bilgisi kurallarını eşleştirmekle sınırlı kalamaz. Başarılı bir çeviri eylemi, kaynak metnin yazıldığı kültürel atmosferi kavrayıp onu hedef dilin dünyasında yeniden üretmeyi gerektirir. Çevirmen, bu süreçte sadece bir aktarıcı değil; iki farklı kültür arasında köprü kuran, metni kendi dilinin estetik ve anlamsal imkânlarıyla yeniden biçimlendiren bir yaratıcıdır. Bu yönüyle çeviri, özgün metnin sınırlarını aşarak ona hedef dilde yeni bir yaşam alanı kazandırır. Metnin kendi dilindeki ruhunu kaybetmeden başka bir coğrafyada nefes alabilmesi, çevirmenin bu kültürel yeniden yaratım sürecindeki başarısına bağlıdır.
Bu parçaya göre, 'Çeviri eylemi, kelimelerin biçimsel aktarımının ötesine geçerek metnin sanatsal ve anlamsal özünü hedef dilin kültürel dünyasında yeniden kuran yaratıcı bir süreçtir.' ifadesi bu parçanın ana düşüncesidir.
Answer: Answer