Bilimsel araştırmaların temelinde yatan en güçlü dürtü, çoğu zaman sanıldığı gibi doğrudan pratik fayda sağlama arzusu değil, insanın doğuştan gelen bilme ve keşfetme merakıdır. Tarih boyunca insanlığı dönüştüren büyük buluşların pek çoğu, başlangıçta günlük yaşamı kolaylaştırma gayesi gütmeyen, yaln��zca doğanın nasıl çalıştığını anlama merakıyla yola çıkan araştırmacıların eseridir. Örneğin, elektromanyetizma üzerine çalışan ilk bilim insanları, bu çalışmalarının bir gün modern dünyayı aydınlatan elektrik şebekelerine dönüşeceğini öngörmemişlerdi; onlar sadece doğanın bu gizemli gücünü anlamak istiyorlardı. Eğer bilimsel çalışmalar yalnızca önceden belirlenmiş pratik ihtiyaçları çözmekle sınırlandırılsaydı, bugün insanlığın ulaştığı teknolojik ve entelektüel seviyenin çok gerisinde kalırdık. Çünkü pratik çözümler mevcut bilgiyi optimize ederken, katıksız merak yeni bilgi alanlarının kapısını aralar. Dolayısıyla bilim, öncelikle faydacı amaçlara hizmet eden bir araç olmaktan ziyade, insan zihninin evreni anlama yönündeki bitmek bilmeyen merakının ve anlama çabasının somut bir tezahürüdür.
Bu metne göre, bilimi var eden ve geliştiren temel unsurun pratik ihtiyaçları karşılama arzusundan ziyade insanın bilme ve anlama merakı olduğu yargısı doğru mudur?
Answer: Answer