Felsefe terimi, etimolojik olarak 'philein' (sevmek, yönelmek) ve 'sophia' (bilgelik) kavramlarının bir araya gelmesiyle oluşur. Buradaki 'sevgi' (philia) sözcüğü, romantik bir duygu durumundan ziyade bir şeye duyulan yoğun ilgi, onu elde etme arzusu ve bu uğurda sarf edilen sürekli çabayı ifade eder. Dolayısıyla 'philosophia', bilgelik üzerinde tekel kurmak ya da ona sahip olduğunu iddia etmek yerine, bilgeliğe doğru kesintisiz bir yönelişi temsil eder.
Buna göre, felsefe teriminin kökenindeki bu anlamsal yapı dikkate alındığında, aşağıdaki durumlardan hangisi felsefi tavra en uygun örneği oluşturur?
- Bir düşünürün, ulaştığı kuramsal sonuçları nihai birer durak olarak görmeyip bu sonuçları yeni sorularla sürekli bir biçimde sorgulamaya ve aşmaya çalışması.Answer
- BDoğa ve evren hakkında eksiksiz, tutarlı ve kesin bir bilgi birikimine sahip olan bir bilgenin, bu bilgileri topluma aktarmakla yetinmesi.
- CBir filozofun, geçmişten devraldığı felsefi doktrinleri değişmez doğrular olarak görerek sorgulamadan kendi sisteminin temeli yapması.
- DBir araştırmacının, felsefi sorgulamaları yalnızca günlük yaşamdaki pratik ve maddi sorunları çözerek fayda sağlamak amacıyla yürütmesi.
- EKişinin, bilgelik kavramını her şeyi bilme durumu olarak tanımlayıp kendisini her konuda mutlak otorite olan bir bilge olarak konumlandırması.
Answer
Bir düşünürün, ulaştığı kuramsal sonuçları nihai birer durak olarak görmeyip bu sonuçları yeni sorularla sürekli bir biçimde sorgulamaya ve aşmaya çalışması.
Felsefe kelimesinin kökenindeki yönelim kavramı, nihai bir bilgiye sahip olmak yerine bilgiyi kesintisiz bir arayışla talep etmeyi ifade eder. Bu doğrultuda, ulaşılan kuramsal sonuçları son nokta olarak görmeyip onları sürekli sorgulamak, felsefenin özündeki arama ruhuna en uygun davranış örneğidir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Felsefe, bilgeliğe sahip olma iddiası değil, bilgiyi sürekli arama ve ona yönelme sürecidir.