İslam'da inanç ve eylem bir bütünün iki yarısı gibidir. Kalpteki iman tohumunun filizlenerek dış dünyaya adalet, ahlak ve iyilik olarak yansıması "salih amel" olarak adlandırılır. Kişinin Allah'a karşı hissettiği derin sorumluluk bilinci olan "takva" ise bu eylemlerin arkasındaki itici güç ve samimiyet kaynağıdır.
Buna göre; iman, takva ve salih amel arasındaki ilişki dikkate alındığında, gerçekleştirilen yararlı bir eylemin dinen "salih amel" niteliği kazanabilmesinin temel şartı aşağıdakilerden hangisidir?
- ADış dünyada gerçekleştirilen yararlı eylemlerin, kişinin kalbindeki iman ve Allah'a duyduğu sorumluluk bilincinden (takva) tamamen bağımsız bir ahlaki değer taşıması
- BKişinin inancını sadece dil ile ikrar etmesinin, eylemlerinin niyet ve samimiyet boyutuna bakılmaksızın salih amel sayılması için yeterli görülmesi
- Eylemlerin, kalpteki imanın ve Allah'a karşı duyulan derin sorumluluk bilincinin (takvanın) dışa yansıyan bir sonucu olarak samimiyetle yapılmasıAnswer
- Dİbadetlerde samimiyet ve niyet (ihlas) ilkesi ihmal edilse dahi, yalnızca dış dünyada fayda üreten büyük ölçekli sosyal yardımların en üstün salih amel kabul edilmesi
- ESalih amellerin sadece bireyin kendi iç dünyasını ve takvasını korumaya yönelik ibadetlerle sınırlı olması, toplumsal adalete katkısının bulunmaması
Answer
Eylemlerin, kalpteki imanın ve Allah'a karşı duyulan derin sorumluluk bilincinin (takvanın) dışa yansıyan bir sonucu olarak samimiyetle yapılması
Doğru seçenek olan yargı, salih amelin ancak kalpteki samimi inancın ve Allah'a karşı duyulan sorumluluk bilincinin (takvanın) dışa yansıyan bir sonucu olarak değer kazanacağını ifade eder. İslam inancına göre iman ve takva amelin ruhudur; ruhu olmayan beden gibi, imansız ve takvasız ameller de dinen geçerli sayılmaz.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İman, takva ve salih amel arasındaki bütüncül ilişki ve salih amelin dinen geçerlilik şartları.
Estimated Time:1m 30s